Kategori arşivi: Güncel

Türk Siyasetine damga vuran siyasetçilerden Süleyman Demirel’i kaybettik, bir anım!

süleyman-demirel-şapka

Süleyman Demirel’in 91 yıllık hayatı sona erdi, Türk siyasetine damga vuran siyasetçilerdendi. 1964 yılında siyasi hayata atılmış, 7 defa hükmet kurmuş, 12 yıla yakın başbakanlık yapmış, 41 yaşında başbakan olmuştur. Özal’ın ani ölümünden sonra, Mayıs 1993 yılında 9.Cumhurbaşkanı olarak göreve gelmiştir.

Üniversite yıllarımda popüler siyasetçilerden biriydi. Babam rahmetli koyu bir Demirelci, Kır Atçıydı. Süleyman Demirel, fötr şapkası ile nam salmış, şapkası ile özdeşleşmiştir. Hafızalarda yer edinmiş klasik görüntü, hep fötr şapkası olmuştur. Seçim mitinglerinde “Şapkam” diyerek aramış, Bir miting sonunda; “Ne diyeceklerdir, benim şapkaya laf atacaklardır.” Şapkayı göstererek, “Buna” demiştir. 20 Ekim 1991 yılında miting meydanında bir vatandaş elinden şapkasını kapmış, korumalar fötr şapkayı alarak Demirel’e vermişlerdir. Rahmetli şapkasının tozunu silkeleyerek, “Binaenaleyh şapgayı gaptırmam!” Demiştir. Bu lafı siyasi literatürde espri konusu olmuştur.

Üniversite yıllarında etkilenmiş olmalıyım ki, bir gece rüyamda görmüş, Ankara’da kendisi ile konuşmuş elini sıkmıştım. Sonra bu rüyam gerçek oldu. Cumhurbaşkanlığı döneminde İzmir’e gelmişti. Ben de İzmir Ticaret Odasında Meclis üyesiydim. O gelişinde katıldığımız toplantıda, gerçekten elini sıkma şerefine nail olmuştum.

Bugün ilk defa bu rüyamı ve gerçekleşen anımı yazıyorum. Allah rahmet eylesin, Allah taksiratını af etsin, gerçekten Türk siyasi hayatına damga vurmuş bir devlet adamlarımızdan biridir Süleyman Demirel.

9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e Allah’tan rahmet diliyorum.Mekanı cennet olsun.

 

Saygılar

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: blog.milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilarblog.com

Bu günkü Güneş tutulması ve şok kehanetler!

güneş-tutulmasi-nereden-görülecek (1)

Bugün 20 Mart 2015 Güneş tutulması vardı. Bu tutulma 9,40 da başladı, 13,50 kadar sürdü. Ülkemizde havanın parçalı bulutlu olması nedeniyle bir çok yerde izlenemedi. İstanbul’da da havanın bulutlu olması nedeniyle izlenememiş. Bundan önceki güneş tutulması 11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşmişti. Ay’ın yörünge hareketi sırasında dünya ile güneş arasına girmesiyle gerçekleşen güneş tutulması ülkemizde kısmen izlenmiştir.

Tam Güneş Tutulması Antalya’dan Ordu’ya kadar uzanan ve 160 kilometre genişliğe ulaşan bir koridorda yaklaşık 4 dakika boyunca gözlendi.

Bugün 20 Mart, ne tesadüf ki benim doğum günü. Bu nedenle ilgimi çeken bu doğa olayını internette araştırdım. Bulduklarımı ve okuduklarımı sizlerle paylaşıyorum.

20 Mart 2015 bugün güneş tutulması gerçekleşti.

20 Mart 2015 bu gece ay takvimine göre yeni ayın ilk günü. Diğer bir değişle ayı hilal olarak göreceğiz.

21 Mart gece-gündüzün eşit olduğu bir tarih. 21 Mart –  23 Eylül tarihlerine ekinoks adı da verilir. 21 Mart’ta Kuzey yarım kürede ilkbahar, Güney yarı kürede ise sonbahar başlar.

Bir arkadaşımdan duyduğum bir dedikoduyu da burada aktarmak istiyorum. Bu gün istemediğiniz her şeyi, bütün kötülükleri bir kağıda yazar, o kağıdı yakarsanız onlardan kurtulur muşsunuz. Bir de olmasını istediğiniz dileklerinizi bir kağıda yazar, o kağıdı bir akarsuya atarsanız, o dilekleriniz gerçekleşirmiş. Bunlar birer safsata olsa da, insan neyi inanırsa o gerçekleşir. Bu da bir düşünce gücü olsa gerek.

Biz gelelim gene bugünkü doğa olayına:

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türker Özkan ve akademik kadro, İstanbul’da saat 10.52’de parçalı olarak başlayan  güneş tutulmasını gözlem evindeki teleskoptan takip etmişler.

gunes-tutulmasi-boyle-gerceklesti-5432433

fft16_mf5432401

 

Ancak havanın kararması ve bulutlar nedeniyle güneş tutulması  izlenemedi. Gözlemevindeki teleskoptan tutulmanın ilk anlarından kısa bir görüntü  alabilen akademik kadro, bulutların araya girmesi nedeniyle saat 13.00’e kadar  devam eden tutulmayı takip edemedi. Prof. Dr. Türker Özkan, İstanbul’da havanın bulutlu  olması nedeniyle güneş tutulmasını göremediklerini söyledi.

Bunun, yılın ilk tutulması olduğunu, ikincisinin de eylülde gerçekleşeceğini ifade eden Özkan, tutulmanın Kuzey Atlantik Okyanusu’nda, havanın kararması şeklinde tam olarak gerçekleştiğini kaydetti. Özkan, “Güneş tutulması ülkemizden yüzde 43’lük bir oranla gözlenmekte ancak havanın bulutlu olması nedeniyle tam olarak göremedik” dedi.

DEPREMLE BİR İLGİSİ YOKBilimsel çalışmalar açısından tutulmayı izlemenin önemli olduğunu vurgulayan Özkan, “Tutulmaların zamanını hesaplayan bilimsel altyapıya sahibiz. Zaman zaman deprem, tsunami ve kıyamet senaryoları gibi birtakım dedikodular duyuyoruz. Tutulmanın bunlarla alakası yok. Aralarında bir ilişki olsaydı şimdiye kadar ortaya çıkardı” diye konuştu. Özkan, tutulmanın manyetik etkilere yol açamayacağını, bunun Ay’ın yörüngesindeki hareketinden kaynaklanan bir olay olduğunu, ışığın dünyaya biraz daha az geldiğini, insan gözünün de bunu fark edemediğini kaydetti. Manyetik etkilerle kutup ışıklarının meydana geldiğini ancak insanlara etki yapabilecek bir durum olmadığını vurgulayan Özkan, tutulmaya özel filtrelerle ve gözlüklerle bakılması gerektiğini kaydetti.TUTULMA SELFİESİ TEHLİKELİÖzkan, güneş tutulurken “selfie” çekilmesine de değinerek, bunun yanlış olduğunu, telefonların bir daha kullanılamaz hale gelebildiğini vurguladı.

“Süper ay” olayına da değinen Özkan, şöyle devam etti: “Bu olay, ayın dünyaya yakın olmasıyla alakalı. Ay dünyanın etrafından elips şeklinde dolaşıyor. Bazen uzak, bazen yakın oluyor. Yakın konumda olduğu için daha büyük görünüyor ay. Bugün yeniay. Dolunay olsaydı ayı biraz daha büyük ve parlak görecektik. Yeniay nedeniyle küçük göreceğiz. Aynı zamanda bugün ekinoks. Gece ve gündüz eşit. Bu 3 olay tesadüf olarak bir araya geldi. Kötü olarak algılanmaması gereken bir durum.” Özkan, tam tutulmanın 2060’ta yaşanacağını ifade ederek, parçalı tutulmaların da birkaç yıl içinde olabileceğini anlattı.

ASTROLOG NURAY SAYARI GÜNEŞ TUTULMASI YORUMU
Ünlü astrolog Nuray Sayarı internethaber.com’a verdiği röportajda 20 Mart güneş tutulması için önemli uyarılarda bulundu. Nuray Sayarı’ya göre 20 Mart güneş tutulması depremleri tetikleyebilir. Nuray Sayarı’nın güneş tutulması hakkındaki görüşleri şöyle;-“2015 yılının Güneş tutulması 20 Mart’ta Balık-Başak burçları aksında gerçekleşecek. Bu tutulma depremin habercisi. Neptün de Balık burcunda olduğu için puslu duygular veriyor.

MART, NİSAN, MAYIS AYLARINA DİKKAT

Türkiye’nin yıldız haritasını yorumladığımda mart, nisan ve mayıs ayında terör içeren olaylar ve deniz kazaları yaşanabilir. Hava, toprak ve suda tehlikeler söz konusu. Ayın 20’sinde Balık burcunda tam bir Güneş tutulması olacak. 4 Nisan yılın ilk ay tutulması terazi burçları aksında gerçekleşiyor, yine bu tutulmalarda ölümler artabilir. Uçak kazaları ve kaçırmalar, saldırı ve terörle ilgili olaylar patlamalar, devlet adamlarına suikast yaşanabilir, inşallah olmaz ve ben yanılırım.

ASTROLOG NİLDA EFEÇINAR GÜNEŞ TUTULMASI İÇİN NE DİYOR?
Öncelikle belirtmeliyim ki söz konusu bu astrolojik etkiler 2012 yılı itibariyle başlamış olup önümüzdeki 20 Mart Balık Burcu’nda gerçekleşecek güneş tutulmasıyla bir sonuca doğru ilerleyecektir. Eylem- Sonuç ilişkisine her birey, her toplum ve her ülke kendi seçimlerinin sonuçları olan meyvelerini toplamaya başlayacaktır.

GÜNEŞ TUTULMASININ TÜRKİYE’YE ETKİLERİ NE OLACAK?
Ülkemiz açısından baktığımızda geçtiğimiz sınavlarda başarılı olamadığımızı görüyorum. Bu nedenle önümüzdeki süreçte ülkemizin kıtlıkla ve sağlıkla sınavatabi olacağını gözlemliyorum. Bu sınavın sebebinin de insanların kötülüğe olan kabul ve eğilimleri olduğunu görerek ve üzülerek bu durumu paylaşıyorum. Bu dönemde sıvı ve gazlarla ilgili kaza ve afetlerin olma ihtimali de yüksek bu nedenle elimizden geldiğince kontrollü davranmalıyız. Bu gezegensel konumların etkileri hemen oluşum gösterdikleri gün gerçekleşmez öncesinden de kendisini hissettirmeye başlar ve etkileri 6 aya kadar hatta 1 yıla kadar yayılır. Özellikle güneş tutulmalarında bu böyledir. Bununla beraber kare açılar etkilerini daha kısa sürede gösterebilirler.

GÜNEŞ TUTULMASI BURÇLARI NASIL ETKİLEYECEK?
(ASTROLOG NURAY SAYARI YORUMU)

KOÇ: Eskiyi geride bırakıp yeniye hazırlanmaya gayret edin.geçmişe asla ÖZLEM duymayacaksınız.Gerçekte ne istediğinizi ve kim ile nasıl yolunuza devam etmek istediğinizi anlamak hislerinize Önem vermelisiniz.

BOĞA: Geleceğe ilişkin plan ve hayallerinize daha gerçekçi bakmaya çalışın, sil baştan başlamanıza neden olabilecek gelişmeler yaşayabilirsiniz.

İKİZLER: Tutulmayla birlikte kariyerinizde ve iş yaşamınızda büyük değişimler söz konusu olurken Hayatınızda yepyeni bir sayfa açılabilirsiniz.

YENGEÇ: Tutulmayla birlikte sosyal yaşama olan bakış açınızı, ve değerlerinizi inanç felsefe ve öğrenim ,bilgi alanlarında gelişip değişmeler yaşayabilirsiniz.

ASLAN: Tutulma ile birlikte çevrenizde olup biten herşeyle alakalı olan olaylardan etkilenmeniz söz konusu iş ve maddi korkular veya kriz içeren Herşeyi kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz.

BAŞAK: Tutulma ile birlikte evli olanlar eşiniz, yakın ilişkilerinizde bitiş ve başlangıçları bir arada yaşayabilirsiniz. İş ve maddi konularda değişimler olması olası.

TERAZİ: Tutulma ile birlikte gündelik yaşamınızı düzeninizi, Önemli olurken görsel ve duygusal yükselmeye Önem verebilirsiniz. Geçmişin yüklerini bırakmanız Şart olacak.
AKREP: Tutulmayla birlikte her konuda ve hayatın gerçekçi kabullenici yaklaşmanız gerekebilir. Bu dönem size yoğunluk veren şeylerin problemlere neden olduğunu fark edebilirinsiniz alışkanlıklarınızı değiştirebilirsiniz.

YAY: Tutulmayla birlikte Hayatınızın temelini oluşturan önemli ileri ve sorumluluklar adına (iş yaşamı,evlilik,yerleşim,aile yaşamı) gibi temel alanlarda Köklü değişimlerin olması ön planda.

OĞLAK: Tutulmayla birlikte yakın ve sosyal çevre iletişimlerde bitiş ve başlangıçları bir arada yaşayabilirsiniz.

KOVA: Tutulmayla birlikte para kazanma ve harcama konularında değişimler olurken bütçenizi gelirinizi veya kaynaklarınızı ilgilendiren konular önem kazanıyor.

BALIK: Tutulmayla sizin burcunuzda gerçekleşiyor eskiyi yıkacak hemen her konuda yeniye konsantre olmaya hazırlanıyorsunuz.

Bu tür doğa olayları dünya kurulduğundan beri hep olagelmiş ve olacaktır da. Siz felaket tellallığı yapanların söylediklerini şok kehanetleri dinleyerek huzurunuzu bozmayın derim.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

 

Not: Göreseller ve haberler internetten derlenmiştir.

 

Çağatay Ulusoy, Özgecan olayına sessiz kalmadı!

10968420_89532

Son yılların en iyi çıkış yapan, dizilerin en popüler oyuncusu Çağatay Ulusoy, Ülkemiz gündemini oldukça meşgul eden minibüste hunharca öldürülen Özgecan Aslan olayına sessiz kalmadı, sosyal medya hesabından bir gönderi paylaştı.

Çağatay Ulusoy, “Vicdanın kalmadığı, insanlığın bittiği yerdeyiz… ‪#‎ÖzgeCanAslan‬ a Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.” diyerek paylaşmıştır. Bu tür olaylarda hiç bir zaman sessiz kalmayarak, ‘Özgecan’ olayında da duyarlılığını göstermiştir.

sira-arkadasi-ozgecan

Ben Çağatay’ın bu insani yönünü ve toplumu yaralan sosyal olaylardaki duyarlılığından ötürü kendisini çok takdir ediyorum. Bundan önce gerek gezi park olaylarında, gerekse ülkemizi derin acıya gark eden Soma maden faciası olayında da sessiz kalmamıştır.

Bravo Çağatay…  İyi yoldasın, başarılarının devamını diliyorum.

Bende şahsım adına, ‘Özgecan’ ı hunharca katleden canilere gereken cezanın verilmesini, Özgecan’a Tanrıdan rahmet, acılı ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

 

Not: Haber Çağatay Ulusoy facebook sayfasından ve Görseller internetten alınmıştır.

 

 

Medcezir’in yıldızları Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya’dan örnek davranış!

cats çu-ss.

Star Tv’nin süper dizisi Medcezir’in başarılı başrol oyuncuları Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya, 13 yaşında Osteosarkom, akciğer kanseri ve kemik kanseri hastası olan Mine Nur Tatar’a Sosyal Medyadaki takipçileri sürpriz yaparak Medcezir dizisinin setine götürmüşler.

0WwLqUUi_400x400

Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya, sete gelen 13 yaşındaki kanser hastası Mine Nur Tatar’la çekimleri bırakıp yakından ilgilendiler.  Ulusoy ve Sarıkaya ile çok sayıda fotoğraf çektiren Mine, sette yaşadıklarını Türk sanat müziğinin ünlü sanatçısı Onur Akay’a anlattı. Akay’a, Demet Akalın’ın büyük hayranı olduğunu ve tek hayalinin Akalın’ı görmek olduğunu söyleyen Mine, ‘İnstagram’da hesap açtım, fotoğraf attım ve takipçiler arttı, arttıkça beni çok sevdiler ve bana sürpriz yaptılar. Tanıştığım Mustafa Abim ve Günay Abim beni Medcezir setine götürdüler. O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Serenay abla ve Çağatay abi benimle çok ilgilendi. Fotoğraf çektirdim ve bana ‘Mine çok güzelsin asla pes etme’ dediler. Ve onlarla uzun uzun sohbet ettik. Bütün ekip benimle çok ilgilendi.’ dedi. Ayrıca Twitter’da Demet Akalın’a ulaşmak için çok sayıda tweet attığını ama sesini duyuramadığını söyleyen Mine, ‘Ben Demet Akalın’ın çok büyük hayranıyım. Onu gerçekten çok seviyorum. Onun çok iyi bir insan olduğunu düşünüyorum ve onu çok görmek istiyorum. İnşallah mümkün olur.’ dedi. Onur Akay ise Mine’nin bu isteğini kırmayarak Demet Akalın’a tweet attı.  Akay, ‘Bu sabah 13 yaşında Osteosarkom, akciğer kanseri ve kemik kanseri hastası olan Mine Nur Tatar’ın bana yazdıklarını okuyarak güne başladım. Mine, Medcezir dizisinin setine gitmiş. Çağatay abisi ve Serenay ablası onu çok mutlu etmiş. Onlarla fotoğraf çektirmiş ve bana göndermiş. ‘Onur abicim tek hayalim Demet Akalın’ı görmek’ yazan Mine’nin bu isteğini, Demet’in geri çevireceğini sanmıyorum.’ yazdı.

Aşağıdaki resimde, küçük Mine’nin mutluluğu gözlerinden okunuyor, Çağatay abisinin de gözlerinde de aynı mutluluğu görebiliyoruz. O da bu örnek davranışından dolayı çok huzurlu.

B9BxG9jIYAEtNuA

Bu güzel hareketlerinden dolayı Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’ya teşekkür eder, dizlerinde başarılar dileriz.

 

İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyelerine erken yılbaşı!

100_4731

27 Aralık 2014 Cumartesi akşamı, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli heyet üyelerine geleneksel yılbaşı yemeği verildi. Oldukça keyifli geçen erken yılbaşı kutlamasını İTO Vakfı yönetim kurulu ve İzmir Ticaret Odası başkanı Ekrem Demirtaş bir konuşma ile açtı. Üniversite hakkında bilgi veren Demirtaş, üniversitemizin Dünya üniversiteleri arasında ilk 500 arasına girdiğini söyledi. Önümüzdeki öğretim yılında Tıp Fakültesinin de eğitime açılacağını söyledi ve Vakfın insan sağlığına verdiği önemi vurguladı. 2015 yılına girerken tüm mütevelli heyet üyelerine mutlu ve sağlıklı yıllar diledi.

Kalabalık orkestranın çalıp söylediği müziklerle coşan misafirler, çalan oyun havaları ile pisti doldurdular. Geçenin ilerleyen saatlerinde yani yıl pastası kesildi  ve ikram edildi.

Gecenin en eğlenen gruplardan birisi de bizim masaydı. Masada İzmir’in tanınmış iş adamlarından İlhan Açan ve eşi, Öcal Bengisi ve eşi, İsmail Akdemir eşi ve kızı, yeğenim Çetin Balcılar ve ben Abdurrahman Balcılar vardı.

100_4732

İzmir Ekonomi Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğrencilerinin yaptığı Latin dansları ve bale gösterileri izleyenlerden oldukça alkış topladı.

 

100_4716

Bir öğrencinin bale gösterisi:

100_4718

Oldukça eğlenceli geçen yemek sonundan tüm mütevelli heyet üyeleri salonu mutlu olarak terk ettiler.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

Not: Görseller tarafımdan çekilmiştir.

 

Bayarak Tepe, Bayrak değişimi!

100_4660

 

 

 

 

 

 

 

Bundan takriben 2,5 yıl önce (6 Ağustos 2012) köyümüzün doğu cephesindeki hakim tepe zirvesine Bayrak dikmiştik. O tepenin adını da o zaman Bayrak Tepe olarak değiştirmiştik. Amacım köy gençlerine ve halkımıza Bayrak sevgisini aşılamaktı. Bunu 6 Şubat 2013 Tarihli Blog yazımda belirtmiştim. ( http://blog.milliyet.com.tr/koy-genclerine-bayrak-sevgisi/Blog/?BlogNo=402738 )

Tepe çok rüzgarlı olduğundan, ya bayrak yırtılmakta ya da yaz sıcakları ve kışın yağmurlardan rengi solmaktadır. Bu nedenle her yıl yenisi ile değiştirmek gerekiyor.

Bu sabah o işi yaptım. Yağenime İzmir’den geçen hafta yeni bayrak getirtmiştim. Tepe çok rüzgârlı olduğundan çok sakin bir hava olması gerekiyordu. Bu sabah hiç rüzgar yoktu, tepede dal bile kımıldamıyordu. Rüzgarlı bir havada göndere bayrak çekmek çok zordur. Gördüğünüz gibi bu tepe çok sarptır. Sadece arka tarafından dar ve dik bir patikadan ulaşabiliyorsunuz.

Bu tepeye dotum Can (köpeğim) ile zor da olsa çıktık. Eskiyen bayrağı indirdim, yenisini göndere çektim. Mutluk duydum, mavi göklerde dalgalanan al bayrağımızı baktıkça gururlandım.

100_4226

Bu değiştirdiğim üçüncü bayrak oldu. Hiç unutmam, ilk bayrağı o tepeye dikerken Germencik Kaymakamlığına ve Jandarma Komutanlığına, izin için sormuştum. Köyden sorumlu Jandarma Karakol komutanı, izne gerek yok ama demişti. Söylediği tekşey, sorumluluğunu alacaksın. Eskiyen, yırtılan bayrağı değiştireceksin, yani velisi ve vasisi olacaksın. Ben de Bayrak Tepe’de dalgalan bayrağımızın sorumlusuyum.

Görseldeki fotoğrafı işyerimin penceresinden çektim.

Baktıkça duygulanıyor, bazen boğazım düğümlenir, duygulanıyorum.

Bu da benim Bayrak ve Vatan sevgim.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

Not: Görsel tarafımdan çekilmiştir.

 

 

Latife Hanım’ın Mustafa Kemal Atatürk aşkı?

Latife Hanım Balmumu haykeli

Latife Hanım, Atatürk’ün ilk ve son eşidir. Atatürk Uşaki-Zade’lerden Muammer Bey’in kızı Latife Hanım’la 29 Ocak 1923 de İzmir’de evlenmiştir. Atatürk 41, Latife Hanım 24 yaşındaydı. Ne var ki bu evlilik uzun sürmemiştir. Bu konuda çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Derler ki; ayrılırken birbirlerine söz vermişler, bu evlilikle ilgili hiçbir şey konuşmayacaklar. O günden beri onlar birbirleri hakkında tek siz söylemişlerdir. Latife Hanım 12 Temmuz 1975 yılında 76 yaşında ölmüştür.

Yaratıcılığın kaynağı olan Mustafa Kemal’in sofrası bir akademi gibiydi. Çeşitli alanlarda ülkenin yetkili kişilerinin çağrılı olduğu bu sofrada, her çeşit konu, devlet sorunları geç vakitlere kadar tartışılıp sonuca bağlanırdı. Latife Hanım, Mustafa Kemal’e ayak uydurmakta güçlük çekiyordu. Pek çok zaman isyankar davranışlarıyla bunu gösteriyordu. Bu yüzden evlilik uzun sürmemiş, 5 Ağustos 1925’te ayrılmışlardır. Mustafa Kemal’le Latife Hanım bu evliliklerinde iki yıl altı ay kadar birlikte yaşamışlardır. Ne Mustafa Kemal Paşa nede Latife Hanım bir daha hiç evlenmemişlerdir.

10xzo83 latife

Atatürk, bu kısa evliliğini şöyle değerlendirmiştir. “Eşini mutlu edebilecek herkes evlenmelidir. Çoluk-çocuk sahibi olmalıdır. Bana bakmayın bu mesele de örnek İsmet Paşa’dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonradan anladım ki, bu i,ş benim başaracağım bir iş değildir.”

Burada sırası gelmişken bu muhteşem kadın Latife Hanım’ın yaşanmış bir hikayesini aktarmak itiyorum.

Bu sabah fox Tv.de İsmail Küçükkaya ile eski genel kurmay başkanlarımızdan İlker Başbuğ Atatürk ile ilgili anılar, canlı haber programında, İlker Bey bir nebze bahsetti. Ben Latife Hanım ile ilgili anının tamamını buradan aynen aktarıyorum.

Latife Hanım -siirt mebusu mahmut

Latife Hanım Atatürk’le iki buçuk yıl evli kalan muhterem kadın. İstanbul Ayazpaşa’da baba evinde oturmaktadır. Genç bir gazeteci hanım, Latife Hanım’la gazetesi adına röportaj ya da Atatürk’le geçen yaşamını yazı dizisi yapmak düşüncesiyle ziyarete gelir. Genç muhabiri Latife Hanım sevgiyle mutlulukla karşılar. “Beni mutlu ettin. İyi ki geldin” der. Ve “Demek hatıralarımı satın almak istiyorlar.” Genç gazeteci Hanım “Evet efendim. Şartlarınız ne olursa, kabul ediyorlar.” Latife Hanım; “Demek ki ne şartla olursa olsun.”

Gazeteci hanım; “Evet efendim. Patronlarım öyle dediler.” Uzun bir sessizlikten sonra Latife Hanım hüzünlü biraz da küçümser bir tavırla, “İnsanlar hala, her şeyin parayla satın alınabileceğini mi sanıyorlar demek ki.” Diye. Esefle içini çekerek genç gazeteci hanıma; “ Çok gençsiniz, ne diye birisinin ama ben artık genç değilim ve onlar gibi çok patron gördüm. Ben bir gerçeği sana söylemek istiyorum. Senin bilmeni istiyorum. Osmanlı Hanedanı’nın hüküm sürdüğü yıllar boyunca hiçbir hükümdar karısı, ne sebeple olursa olsun… Ölümle veya talakla (boşanma ile) kocasından ayrı düştüğü zaman, hiçbir kimseye evliliği veya evlendiği kimse hakkında hiçbir şey söylemedi. Yazmadı, konuşmadı. Böyle bir şey vaki değildir. Demek ki bu bizim töremiz de var. Şimdi ben, bu halkı ve güzel töreyi bozup bana verecekleri üç beş kuruş için… O’na ait hatıralarımı satacak mıyım? Nasıl bir düşünce bu? Satabilir miyim?”

Genç gazeteci mahcup, üzgün, suçlu gibi konuştu; “Özür dilerim efendim.” Latife Hanım’ın cevabı kısaydı; “Dileme. Senin hiçbir suçun yok. Beni mutlu ettin. Teşekkür ederim. İyi ki geldin.” Diyor. Genç muhabir; “Rica ederim efendim. Asıl ben size teşekkür ederim. Yarın Ankara’ya gidiyorum. Bana bir emriniz olabilir mi Ankara’da efendim?” Diyor.

Bu soru Latife Hanım’ı uzun uzun düşündürüyor. Herhangi bir cevap vermeden genç kızın gözlerine, gözlerinden daha öte sıcak yüreğine bakıyor. Ve; “Ankara’ya öyle mi? Kim bilir ne kadar değişti koca Ankara. O şehri öyle merak ediyorum ki.” Diyor. “Evet demek bana bir istediğin var mı diyorsun. Pekala, işte sana bir sır. Daha doğrusu bir emanet. Yıllardan beri gerçekleştirmek istediğim bir şey vardı, cesaret edip kimseye söyleyemedim.”

Genç gazeteci hanım: “Emredin efendim. Ben size hizmet etmekte hazırım.”

İkisi de çok heyecanlıydı. Latife Hanım gülümsemeye çalışıyordu. “Estafurullah sadece bir rica. Ankara’da… Bir çiçekçiden, bir kırmızı gül al lütfen. Ama bir tek. Onu Anıtkabir’e götür ve Mustafa Kemal’in mübarek kabrinde yer bırak… Ayakucuna. Kimden geldiğini o anlar, ama sen yine de; “Bunu Latife gönderdi” diye söyle!… Bu iyiliği bana yapabilir misin?”
“Nasıl yapamam? Elbette efendim. Emredersiniz.”

“Hayır, gerçekten rica ediyorum. Lütfen!…”

Genç muhabir hanım bu kırmızı gülü bir tek kımızı gülü Anıtkabir’e götürür. Atatürk’ün ayakucuna bırakır. Bir tek kırmızı gülü… Sonra ertesi gün Anıtkabir’e gittiğinde kırmızı gülün, bir tek kırmızı gülün, tüm çeleklerden alınıp bahçeye bırakıldığını gördüğünde Ata’nın ayakucunda tüm canlılığı ile durduğunu gördüğünde,

Genç muhabir:
“Teşekkür ederim Atam, çok teşekkür ederim… Onu kabul ettin demek ki.”

ataturk LATİFE

Latife Hanım ile ilgili bu anıyı okuduğumda o kadar çok duygulandım ki, gözlerim doldu. Sizlerin de duygulandığınızı tahmin ederim.
İşte bu mübarek kadın, Atatürk’ün biricik eşi olmuştur. Atatürk de, Latife Hanım da bu boşanmadan sonra bir daha evlenmediler.
30 Ağustos Zafer Bayramı tüm milletimize kutlu olsun. Ayrıca Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve de sevgili eşi Latife Hanım’ın ruhu şad olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar
Mail : ab.balcilar@hotmail.com
Blog: milliyet.com.tr/cansever
Blog: balcilar-blog.com

Not: Yukarıdaki anılar, son okuduğum kitaplardan “Mucizenin Adı: Mustafa Kemal” kitabından alınmıştır. Yazarı, beni İlkokul 5.sınıfta okutan Sayın öğretmenim Nazmi Güler’dir. Buradan kendilerine saygı ve hürmetlerimi sunarım.

Görseller İnternetten alınmıştır.

 

Çağatay Ulusoy Annesinin elini öpüyor!

Kategori
Güncel

Bugün anneler günü. Her evlat annesinin, öpülesi elini öpüyor, Anneler gününü kutluyor. Geçtiğimiz günlerde bir okuyucum, Çağatay Ulusoy’un annesine, “ Bize böyle bir evlat verdiğin için, bir anne olarak ellerinden öpüyorum.” Diye tweet atmış, o tweeti okumuştum.

Çağatay Ulusoy’da herhalde bugün Avcılar’daki anne evini ziyaret edecek, annesinin ellerinden öperek “Anneler Günü’nü” kutlayacaktır. Bu bana bundan 15 ay önce yazdığım “Çağatay Ulusoy Anne evinde Ptt” yazısını anımsattı.

07 Şubat 2013 tarihinde, Çağatay Ulusoy Bebek’teki evinden, Avcılar’a anne evine taşınmış, annesinin elini öpmüştü. O zaman çok beğenilen Blog yazısını tekrar aşağıda aktarıyorum.

Çağatay Ulusoy anne-baba evinde akşamları PTT yapıyor. Hepiniz bilirsiniz PTT ne demek. Pijama, terlik, televizyon. Eskiden yılbaşı akşamları televizyonun başına geçilirdi. Esprisiydi PTT.

Çağatay Ulusoy, Bebek’teki bekâr evini kapatmış, Avcılar’daki annesinin yanına taşınmıştı. Geçtiğimiz pazartesi akşamı da oturmuştu annesinin sofrasına. Bir hafta geçmiş çabuk alışmıştı. Her akşam sevdiği yemeklerden yapıyordu oğluna. O akşam da en sevdiği karnıyarık yapmıştı.  Bütün aile eski günlerde olduğu gibi oturdular akşam yemeği sofrasına. Yüzler gülüyordu. Refiye Hanım oğluna uzun, uzun, baktı; oğlum bundan sonra ne istersen ben yaparım, yeter ki, sen ye… Çağatay; “ anne ellerine sağlık, özlemişim yemeklerini, yeter ki sen sağ ol. Daha çok yiyeceğim yemeklerini.”  Dedi. Sofradan kalktılar.

Çağatay, rahat eşofmanlarını giymişti. Televizyonun karşısındaki  koltuğa rahatça oturdu. “Karadayı” dizisi başlıyordu. Ve seyretmeğe başladı. Bu arada annesi çayları demlemişti. İkram etti oğluna. Sıcak çayını yudumluyor, tatlı, tatlı, gülümsüyordu. Bir hafta önce yaşadıklarını, o anları unutmuştu. Keyifliydi, huzurluydu. Cep telefonu çalıyordu ara, ara. Cevap vermek istemiyordu. Karadayı dizinden kopmak da istemiyordu. Annesini arayanlara, sevenlerini, çok iyi olduğunu, bundan sonra onların, sevgilerine daha da layık olacağı iletmesini söyledi. Rafiye hanım tamam oğlum sen bak keyfine diye gülerek cevap verdi.

Karadayı, reklam arasına girmişti. Annesi cep telefonunu çağatay’a uzattı. Arayan Ay Yapım‘ın patronu, Kerem Çatay Beydi.  “Alo, Çağatay, nasılsın oğlum. Keyfin nasıl? Var mı benden istediğin bi şey. Önümüzdeki günlerde çok güzel işler yapacağız seninle,”  Çağatay: Sağ ol abi, daha ne itsiye birim ki. Arkamda olman yeter benim için. Çok teşekkür  ederim abi. İyi akşamlar diliyorum. Görüşmek üzere”  Dedi ve telefonu kapattı. İçine huzur dolmuştu.” Feriha” dizisi setlerindeki güzel günler geldi aklına. Gözleri parladı. Biraz da duygulandı.

Dizi bitmiş, gece yarısı olmuştu. Annesi Refiye Hanım oğlunun yanına oturdu. Sıkıca sarıldı oğluna. ‘Canım, ciğerim,  Çağatay’ım, bilsen neler yaşadım, 4 gün, 3 gece boyunca.’ Dedi. Yanaklarından öptü, öptü. Öylece kaç dakika kaldılar bilemiyorum. Çağatay ‘anne ben yatayım’ dedi. Yatak odasına geçti.

Başına yastığa koydu, ama hemen uyuyamadı. Sağa döndü, sola döndü. Nezarette geçirdiği kötü geceler geldi aklına. Ben ne yaptım, dedi. Yaptığı, yapmadığı şeyler geçti aklından film şeridi gibi. Annesiyle yaptığı konuşmaları düşündü. Annesine verdiği sözleri bir defa daha tekrarladı fısıldayarak. “Başıma gelen bu son olaylar, aklımı başıma almam gerektirdiği konusunda bana ders oldu. Bundan sonra hayatıma dikkat edeceğim. Hatta arkadaşlarımı da yeniden gözden geçireceğim.”  Kendisi çok seven izleyicilerini, fanlarını düşündü. Onlara gelecekteki  başarıları ile af ettireceğini günleri düşündü. Öylece uyuya kaldı.

Annesi Refiye Hanım sessizce kapıya açtı oğlunun uyuyup uyumadığı bakmıştı. Uyuduğunu gördü, parmaklarının ucuna basarak yaklaştı. Saçlarını okşadı. Bir daha yanaklarından öptü. Şükür Allah’ıma diye mırıldandı. Sessizce odadan çıktı.

Not: Yukarıda okuduğunuz Blog yazım, tamamen bir kurgu olup, Çağatay, fanları ve sevenlerinin hoşgörüsüne sığınarak, sürçü lisan ettiysem af ola.

 

Bu vesile ile tekrar, tüm annelerin anneler günü kutlu olsun. Her anneye ALLAH,  hayırlı evlat nasip etsin.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

Not: Görseller internetten kopyalanmıştır.

 

Çağatay Ulusoy sevenlerine iyi haber.

 BaKFN12CcAI6iFr[1]

Çağatay Ulusoy, bugünkü uyuşturucu davasının 2.ci duruşmasına katılmıştır.  İlk duruşması 28 Kasım 2013 de görülmüştü.

Bugünkü ikinci duruşmaya siyah takım elbise, beyaz gömlek ve kravatlı olarak gelmiştir.

Duruşma anında mahkeme heyetine bakmayıp, yere bakarak dinlemiş.

Çağlayan’daki Adalet Sarayı’ndaki mahkemede görülen davada tutuklu sanıkların yanında, tutuksuz yargılanan Çağatay Ulusoy, Gizem karaca, Yusuf Akgün ve Cenk Eren katılmıştır.

Deniz Uğur ifade vermiş. Ben Çağatay Ulusoy’dan uyuşturucu istemedim demiştir. Diğer Tanık Nancy İpekoğlu da, “Çağatay Ulusoy’u tanıyorum, Çağatay’ın uyuşturucu kullandığını bilmiyorum. Ben Çağatay’ın kimseye uyuşturucu verdiğini görmedim. Ben de kimseye uyuşturucu temin etmedim” diye ifade vermiştir.

Mahkeme, bundan sonraki celseyi 15 Nisana ertelemiştir.

Avukat Şeyda Çağatay Ulusoy’un duruşmalardan muaf tutulmasını istemiş, mahkeme bundan sonraki duruşmalara Çağatay Ulusoy, Gizem Karaca ve Yusuf Akgün katılmamalarını kabul edilmiş, ayrıca yurtdışına çıkış yasaklarını da kaldırılmıştır.

Bu olumlu haberler Çağatay Ulusoy ve sevenleri için çok güzel gelişmelerdir.  Artık bundan sonra mahkeme salonu stresi yaşamayacaktır. Sadece rol gereği mahkeme solanlarına gelmesi dileğimizdir.

Twitter’ da okuduğum Özkan Tamirak’ın Çağatay Ulusoy ve Gizem Karaca gibi genç neslin en sevdiği oyuculardan toplum yararına olan organizasyonlarda mutlaka destek istenmeli fikrini destekliyorum.

Çağatay Ulusoy için artık bundan sonra tek bir hedefi var, oyunculuk. Sanatını dizi sektörü ve sinema dünyasında kendisini kabul ettirmek bu kara lekeyi unutturmak olmalıdır.

Bu olay Çağatay Ulusoy için çok kötü bir tecrübe olmuştur. Dersini almış, tabiri yerindeyse “Bir musibet bin nasihatten iyidir” Atasözünü hiç unutmamalı. Bundan sonra kendisini, kendinden daha da çok seven milyonlarca sevenlerinin sevgisine layık olmaya çalışmalıdır.

Medcezir gibi inadına çok sevilen bir dizinin vazgeçilmez oyuncusudur.

Kendisini sevenlerinin vereceği hazzı, hiçbir madde veremez.

Bu bilinçle, bundan sonra yolunun açık, başarılı olması onu sevenlerin en büyük temennisidir. Unutma iyi günde, kötü günde milyonlarca sevenin hep yanında.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Acun Ilıcalı Tv8.i satın almış, şimdi ne olacak?

13 Kasım ’13

Kategori
Güncel
Acun Ilıcalı Tv8.i satın almış, şimdi ne olacak?

Acun Ilıcalı, Twitter’dan duyurduğu habere göre, “Tv8 konusunda Sayın Mehmet Nazif Günal ile anlaştık. Satın alma süreci başladı” diye twit attı. Sahibi Günal Tv8 kanalının tüm borç ve alacaklarını temizleyip, bütün personelin tazminatlarını ödeyerek Acun Ilıcalı’ ya teslim edecekmiş.

Şimdi ne olacak? Tv muhabirliğinden, program yapımcısı ve sunuculuğundan TV kanal patronluğuna geldi. Bravo Acun diyorum. Bu sana yakıştı. Artık Tv8 de diğer büyük ulusal kanallar arasında yerini alacak ve kulvarda ben de varım, iddialıyım diyecek.

Star TV.de program yapan Ilıcalı’ nın Star TV ile anlaşması ne zaman kadar bilmiyoruz amma, kısa zaman sonra kendi programlarını, kendi kanalı TV8 için yapacaktır. Bu Star TV. için pek iyi olmadı. Yarışma programlarının bir numaralı yapımcısı Acun’u kaybedecek. Bu Star TV.in kan kaybetmesi demek olacak. Önümüzdeki aylar TV kanalları arasında kıran kırana bir yarış başlayacak demektir. Bu bilhassa yarışma programları dalında olacak. Star TV.de artık dizileriyle iddiasını sürdürecek.

Bu Görsel Medya Dünyasında Acun Ilıcalı’a hayırlı olsun der, Tv8 de başarılar dilerim.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever