Kurtuluş Savaşının Unutulan Kahrmanları; Topkapılı Cambaz Mehmet

Genel

TOPKAPILI CAMBAZ MEHMET’İN HİKAYESİ:

1 Temmuz 1874’te İstanbul’da doğdu Topkapılı Mehmet. Haylazdı. Mahalle mektebi üçüncü sınıftan ayrıldı, erken yaşta hayata atıldı. Kimi zaman tulumbacılık yaptı kimi zaman külhanbeylik. En hassas tarafı vatandı. Çanakkale Harbi’ne ilerlemiş yaşına rağmen er olarak (41 yaşında) katıldı ve Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı. Albay Mustafa Kemal’in ilk anda ilgisini çekti, bizzat Paşa tarafından çavuşluğa yükseltildi. İşte Topkapılı’nın Mustafa Kemal sevdası orada başladı.

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İstanbul 13 Kasım 1918’de fiilen işgal edildi. Bunun üzerine işgale karşı birtakım gizli kuruluşlar ortaya çıktı. Karakol Cemiyeti bunlardan biriydi. Topkapılı Mehmet Bey’in birkaç arkadaşı ile birlikte kurduğu Şehremini Teşkilatı da aslında Karakol Cemiyeti’ne bağlıydı. Bu durum İstanbul’un resmî işgali olan 16 Mart 1920 tarihine kadar devam etti. Fakat Topkapılı, Mustafa Kemal’e gönülden bağlıydı ve onunla Şişli’deki evinde görüşmüştü. Mustafa Kemal Paşa ülkeyi düşmandan kurtarmak için Anadolu’ya geçecekti. İstanbul’da gizli bir örgütlenme istiyordu. Gerekli istihbarat bilgilerini toparlayıp Anadolu’ya iletecek ve resmî olmayan yollardan silah ve mühimmat kaçırarak yine Anadolu’ya ulaştıracak güvenebileceği bir babayiğide ihtiyacı vardı. O isim Topkapılı Cambaz Mehmet’ten başkası değildi. Şişli’deki evinde ona “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” dedi…

 

Gizli Örgütlenmeler ve Mim Mim Grubu

15 Mayıs 1919’da Galata Rıhtımı’nda olağanüstü bir kalabalık vardı. Rıhtım, seyyar satıcılardan ayakkabıcılara, simitçilerden jandarmaya kadar insan kaynıyordu. İşte o insanlar Topkapılı Cambaz Mehmet’in adamlarıydı. Bir rivayete göre, İstanbul’da her an silahlanabilecek elli bin kadar adamı vardı Topkapılı’nın. Mustafa Kemal Paşa Bandırma vapuruyla Samsun’a giderken de Topkapılı Cambaz Mehmet gemide Paşa’sının güvenliğini bıçkın delikanlılarla tam olarak sağlamıştı. Artık Anadolu’ya, Millî Mücadele’ye tam destek zamanıydı.

Karakol Cemiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anıldığı için Millî Mücadele yolunda pek benimsenmemişti. Sivas Kongresi sırasında Karakol Cemiyeti lağvedildi. Yerine Müdafaa-i Milliye Teşkilatı kuruldu. Bu cemiyetin asıl amacı Müslüman ahaliyi işgalci kuvvetlerden korumak ve Anadolu’ya ihtiyaç duyulan zabitleri kaçırmaktı. Halbuki esasen, istihbaratı toplayacak ve Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçıracak bir teşkilata gerek vardı. Mim Mim Grubu bu amaçla kuruldu. Bu gizli örgütün Ankara’daki lideri Hüsamettin (Ertürk) Bey’di. İstanbul’daki lideri ise Topkapılı Cambaz Mehmet’ti. Örgütün asıl adı “Müsellâh Müdâfaa-i Milliye”ydi. Baş harfleri “M. M.”nin Osmanlıca alfabedeki okunuşu olan “Mim Mim” kısaltmasıyla tanındığı için Mim Mim Grubu ismini aldı. Topkapılı Cambaz Mehmet nihayetinde sivildi. Her ne kadar okul okumamış, eğitim görmemiş ise de arkadaşları tarafından bu grubun lideri olarak tanındı.

 

Millî Mücadele yıllarında neler yaptı?

Halk adamı Topkapılı Cambaz Mehmet Millî Mücadele yıllarında ilkin Harbiye Nezareti’nden terhis olunan erlerin adreslerini temin etti, ordudan alınan silahların nerede depolandığını öğrendi ve bu bilgilerin tamamını Millî Mücadele hareketine gönderdi. İstanbul’un neredeyse tüm hırsız ve yan kesicilerini topladı, görevlendirdi. Ardından depolardan silah çalma ve Anadolu’ya kaçırma işini organize etti. Öyle ki, özellikle Taksim, Maçka ve Rami Kışlalarından çalınan silah, mühimmat ve cephane on binlerce tondan oluşuyordu. Hepsini deniz ya da kara yoluyla Anadolu’ya ulaştırdı Topkapılı.

Kendini belli etmeden İngiliz casuslarıyla da çalıştı. Sait Molla’nın evinden çalınan evrak Anadolu’daki ayak oyunlarının önünü kesti. Bu sayede Anadolu’daki İngiliz ajanları deşifre oldu, saf dışı bırakıldı. Hilafet Ordusu’nun harekât planının ele geçirilmesi ve Ankara’ya gönderilmesinde yine onun parmağı vardı. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington’un arabasının çalınıp Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilmesini de bizzat Cambaz Mehmet Bey tertip etti. Hatta ünlü istihbaratçı ve işkenceci İngiliz subayı Yüzbaşı Bennett’in arabasının Maslak yolunda taranması ve ardından Bennett’in yaralanıp İngiltere’ye dönmesi işinin arkasında da Topkapılı’nın olduğu söylendi. (Manastırlı Deli Ömer anılarında Bennett’i nasıl taradıklarını anlatmıştır. Fakat gazeteci Nezih Uzel’in 1972 yılında Bennett’le yaptığı röportajda Bennett bu hadiseyi doğrulamamıştır.) Şu bir gerçek ki, Topkapılı hiç durmadı, hep çalıştı. Millî Mücadele sonlandıktan sonra bile üstün hizmetlerine devam etti. O her şeyden önce iyi bir istihbaratçıydı ve Mustafa Kemal Paşa’nın takdirini kazanmıştı. İstihbarat denince şu hadiseyi anlatmadan geçmeyelim…

Topkapılı Mehmet Bey beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na layık görülmüştü

 

Maaş almayı reddetti

23 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması’nın imzalanması ve 21 Ağustos’ta TBMM tarafından onaylanmasıyla birlikte İstanbul’daki gizli gruplar lağvedildi. Mim Mim Grubu da faaliyetlerine son verdi. Bunun üzerine Topkapılı Cambaz Mehmet Bey görevinden istifa etti. Fakat bu da onu durdurmadı. O bir görev adamıydı. Ondan yardım istendi, zira Topkapılı sivildi ve yıllardır İstanbul’un nabzını tutuyordu. Millî Mücadele’ye destek veren ve vermeyen askerî ya da sivil kesimin hakkaniyetle birbirinden ayrılması gerekiyordu. Bununla ilgili bir kanun çıkartılmıştı. Topkapılı bu konuda en doğru çalışmayı yapan isimlerin başında geliyordu.

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti tarafından 10 Mart 1922 tarihinde Takdirname ile ödüllendirilen Topkapılı Mehmet Bey’e TBMM, aylık 1500 lira maaş bağlanmasını kararlaştırdı. Fakat Mehmet Bey, “Ben bir şey yapmadım. Vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlardır” diyerek bu maaşı Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti’ne bağışladı. TBMM’nin 15 Şubat 1926 tarihli kararıyla beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na layık görülen Topkapılı Mehmet Bey, ölümüne kadar hep siyasetin içinde oldu. Fakat bazı kaynaklar Mustafa Kemal Paşa tarafından teklif edilen İstanbul milletvekilliğini “Bendenizi yakından tanırsınız. Koşum tutmaz bir insanım. Müsaade buyurun serbest kalayım” diyerek kabul etmediğini yazar.

Biri kız biri erkek iki çocuğu vardı, ikisini de henüz çocuk yaşlardayken kaybetti. Uzun yıllar İstanbul’da şehir meclisi üyeliği yaptı. 1932 yılının Mayıs ayı sonunda oturduğu apartmanda çıkan yangında ağır yaralanan Topkapılı, komşuları tarafından hastaneye kaldırılmasına rağmen ancak dört gün dayanabildi. Kahramanımız Topkapılı Cambaz Mehmet Bey, 1 Haziran 1932 tarihinde yaşama veda etti. 4 Haziran 1932 tarihli Milliyet gazetesinde ölüm haberi şöyle duyuruldu:

Müessif Bir Ölüm
Umumî şehir meclisi azasından Hâkim zade Mehmet Bey vefat etti.
…Millî mücadeledeki hizmetlerine mükâfaten İstiklâl madalyasile taltif edilmiş olan merhum vatan aşkını, memlekete hizmet rabıtasile mezcetmiş ve felâket günlerimizde şehrimizin mürşit ve rehberliğini bihakkin ve tam bir muvaffakıyetle başarmış ve ikmal eylemiştir. Mehmet Bey hayrihahlığı, vatanperverliği ve temiz yürekliliği ile kendisini yalnız muhitine değil, herkese sevdirmişti.


Aldığı eğitim hakkında herhangi bir bilgi bulunmamakla beraber nüfus kayıtları incelendiğinde ailesinin aslen Karadenizli olduğu bilinmektedir.

Çanakkale Savaşları sırasında Yarbay Mustafa Kemal Bey‘in birliğinde Er olarak görev yapmıştır ve savaşta gösterdiği cesaret ve başarılardan ötürü bizzat Yarbay Mustafa Kemal Bey tarafından manası “Canıyla oynamaktan korkmayan” anlamına gelen “Canbaz” lakabı verilmiş olup yine bizzat Yarbay Mustafa Kemal Bey tarafından çavuşluğa yükseltilmiştir.

İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgali sürecinde ortaya çıkan gizli gruplar içerisinde yer aldı. Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a geldiğinde Topkapılı Cambaz Mehmet Bey ile Pera Palas‘ta ve Şişli’deki evde görüşmeler yaptı, Mustafa Kemal onunla yaptığı görüşmede, önce Mim Mim Grubu’nun İstanbul’da iyice örgütlenmesini, sonra da depoladığı silah ve cephane ile vatan için savaşacak herkesi Anadolu’ya geçirmesini istemiştir.

İşgalden sonra birkaç arkadaşı ile birlikte Şehremini Teşkilatı’nı kurdu. Şehremini Teşkilatı’nın kurucularından olduğu gibi aynı zamanda Karakol Cemiyeti’nin 1 Numaralı Topkapı Karakol Grubu üyelerindendi. Teşkilatta “Demir” takma adını kullandı. İstanbul’da Mustafa Kemal Paşa’nın talimatları doğrultusunda çalıştı. 1921 yılı başlarında Erkân‐ı Harbiye‐i Umûmiye Reisi Fevzi Paşa, İstanbul grupları içerisinde istihbarat faaliyetleri ile ilgilenerek, yeni bir oluşum meydana getirmesi için eski Teşkilat‐ı Mahsusa Reisi ve Müdafaa‐i Milliye Teşkilatı mensuplarından Hüsamettin Bey’i görevlendirdi. Fevzi Paşa’nın emriyle harekete geçen Hüsamettin Bey, onunla görüşerek bu konuda onun kurduğu Şehremini Teşkilatı kadrosundan yararlanma yoluna gitti. Böylece kurulan yeni grup, daha geniş ve tanınmış olan Müdafaa‐i Milliye Teşkilatı’nın yalnız baş harflerini kullanarak Mim Mim Grubu adını aldı.

Topkapılı Cambaz Mehmet, Atatürk’ün sağında.

Erkân‐ı Harbiye‐i Umumiye Riyaseti tarafından 10 Mart 1922 tarihinde Takdirname ile taltif edildi. TBMM, 24 Haziran 1924 tarihli oturumunda “Hidemat‐ı Vataniye” tertibinden aylık 1500 Lira maaş bağlanmasını kararlaştırdı. Ancak Mehmet Bey; “Ben bir şey yapmadım. Vatanım için Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlardır” diyerek, bu maaşı kabul etmedi ve Kızılay’a bağışladı, TBMM’nin 15 Şubat 1926 tarihli kararıyla beyaz şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edildi. Ölümüne kadar her zaman siyasetin de içinde olmuştur.

    • Söylentilere göre Cambaz Mehmet, istanbul işgal kuvvetleri komutanı General Harrington’ın makam arabasını çalıp, kullanarak akşehir’e kadar götürmüş, orada mareşal fevzi çakmak’a teslim etmiş. bu otomobil, mustafa kemal paşa’ya veriliyor ve paşa’nın makam arabası olarak kullanılıyor.

    • Çanakkale savaşına katılmış eski bir külhan. m m grubunun ( Milli Müdafaa Grubu) başındaki kişidir. kendisi gibi külhanlardan,meyhanecilerden ve fahişelerden oluşan istihbarat ağı varmış, yaptıkları öyle acaip ki gerçekle efsane karışmış durumda.
      silah sevkiyatı, subayları ankaraya geçirme, istihbarata karşı koyma, darülfünun öğrencilerinin işbirlikçi hocaları protestosu hepsi m m grubunun içinde olduğu işler.
      4 yılda yaptıklarını okusanız film senaryosu zannedersiniz, en acısı hakkında doğru dürüst kitap yok.
 
  • Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal kitabında da bahsetttiği kahraman. “Koşum tutmaz bir insanım, müsaade edin serbest kalayım” diyerek milletvekilliğini reddetmiştir.

    Anadolu’dan yönetilen milli mücadelenin en büyük gereksinimlerinden biri de istanbul’daki işgal güçleri ve işbirlikçi istanbul yönetiminden gelebilecek tehlikeleri önceden haber verecek istihbarat ağıydı. topkapılı mehmet bey istanbul’da bu hizmeti yapmıştır. emrinde binlerce adamının olduğu söylenir. mim mim grubunun istanbul lideridir. kendisi topkapılı ve cambazla birlikte hakimzade adıyla da anılır. Mustafa Kemal Kaşa’yla tanışıklıkları çanakkale savaşı’na dayanır. çanakkale’de mustafa kemal paşa’nın emrinde savaşmış ve hatta mustafa kemal paşa tarafından çavuşluğa yükseltilmiştir.

    İstihbarat sağlamak, İstanbul’dan anadolu’ya adam ve cephane kaçırmak gibi müthiş hizmetleri olmuştur. Bu hizmetleri ve işgal güçleri komutanı harrington’ın arabasını kaçırıp mustafa kemal paşa’ya armağan etmesi gibi hizmetleri başlıkta zaten söylenmiş ama şu bilgiyi de verelim: mehmet bey’in torununun söylediğine göre arabayı kaçırırken 8 yaşındaki oğlu ali büyükyılmazel de konsolosluk önünde gözcülük yapmıştır. hizmetleri sadece istanbul’la sınırlı değildir. 16 mart 1920’de istanbul resmen işgal edildiğinde önce trakya’ya, sonra karakol cemiyeti’nden arkadaşı topçu yüzbaşı muhlis efendi ile birlikte Bulgaristan’a geçmiştir. oradan da muhlis efendi ile birlikte İtalya’ya geçerek İtalya cemaat-i islamiye temsilcisi edip servet bey aracılığıyla bu cemaatin yardım fonundan aldığı 1500 italyan frankı ile anadolu’ya dönmüştür.

    Teşkilat-ı mahsusa başkanı ve mim mim grubu liderlerinden Hüsamettin Ertürk bey anılarında topkapılı için şöyle diyor:

    “Topkapı örgütü’nün en gözde kişilerinden biri cambaz’ın damadı hakimzade Topkapılı Mehmet’ti. topkapılı mehmet çok dinamik, zeki ve girişimci bir kişiydi. durmadan dinlenmeden çalışır ve birçok kişiyi çevresine toplardı. onun engin bir cesareti vardı.” (Hüsamettin Ertürk, iki devrin perde arkası, hazırlayan: samih nafiz tansu, nokta yayınları, s. 157)

    Takdirname ve istiklal madalyasıyla ödüllendirilip kendisine maaş bağlanmak istenmiş fakat maaşı Kızılay’a bağışlayarak şöyle demiştir:

    “Ben bir şey yapmadım. vatanım için, Mustafa Kemal paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlardır.”

    Cumhuriyet kurulduktan sonraki dönemde resmi bir görevi olmamasına rağmen istihbarat çalışmalarında bulunmuştur. Uzun yıllar İstanbul şehir meclisi üyeliği yapmıştır. Bu kahraman adamın ölümü maalesef,  çok üzücü olmuştur. 1 Haziran 1932 günü evinde çıkan yangında vefat etmiştir.

    Ruhun şad olsun topkapılı mehmet bey, saygı ve minnetle anıyoruz.

     
  • 24 Haziran 1923 – Topkapılı Mehmet bey’e dair
    Vatana üstün hizmet faslından maaş bağlanması hakkında, TBMM aşağıdaki kararı oy birliği ile almıştı:”TBMM başkanlığından: istanbul’un düşman altında bulunduğu sırada, Osmanlı ordusunun depolanan silah ve teçhizatını her an ölümle karşı karşıya kalarak anadolu’ya kaçıran,
    düşmanın gizli istihbarat teşkilatının içinde yuvalanarak, milli kuvvetlere çok yararlı bilgiler sağlamıştır.

    Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa da, topkapılı cambaz mehmet de artık işgal altındaki istanbul’dadırlar. mustafa kemal paşa, üç kez padişah vahdettin ile, birçok kez de osmanlı hükûmetinin başbakanı damat ferit pasa ve kabine üyeleriyle konuşmuş, vatanı düşman elinden kurtaracak önerilerde bulunmuş ama sonuç alamamıştır. şişli’deki evinde en yakın arkadaşlarıyla sık sık gizli toplantılar yapan mustafa kemâl paşa, anadolu’ya geçip, kurtuluş savaşı’nı orada başlatmanın yollarını aramaktadır.

    şeytana külahını ters giydirecek kadar zeki, tazı gibi koşan, silâh atmada, bıçak sallamada rakibi bulunmayan, zalimlere karşı gaddar, ezilenlere karşı ise merhametli biri olarak tanınan topkapılı cambaz mehmet ise, istanbul’da kurulmuş mm grubun adli gizli örgütün başıdır. adı, milli müdafaa sözcüklerinin baş harflerinden (mm) oluşan bu gizli örgütte yüzbaşılar, binbaşılar, albaylar, doktorlar bulunmakta, ama başkanlığını ise askerlikte aldığı en büyük rütbe çavuş olan topkapılı cambaz mehmet yapmaktadır. nedeni çok şaşırtıcıdır: topkapılı’nın istanbul’da silâhlı adamları vardır. bunlar, vatanın kurtuluşu söz konusu olmadan önce birer it, kopuk, hırsız ve haraççıydılar. ancak, topkapılı mehmet, mustafa kemal’in şişli’deki evinde paşa ile görüştükten sonra, bu adamlar vatan için ölmeye ant içmiş, kelle koltukta savaşçı olmuşlardır. Şişli’deki görüşmede Mustafa Kemâl Paşa, “Mehmet, çanakkale’de nasıl kazandıksa yine öyle kazanacağız. hele sizin gibi kahraman türk çocukları oldukça, ordularımızın yenilmesi imkânsızdır!” demiş ve bu sözler topkapılı’ya yetmişti. mustafa kemâl onu, “göreyim seni cambaz mehmet bey!” sözleri ile uğurlamıştı.

    Mustafa Kemâl Paşa’nın koruma işini bizzat üzerine alan topkapılı silâhlı adamlarıyla şişli çevresinde gerekli önlemleri alır.

    50 İnebolulu Fedai Genç

    15 mayıs 1919 günü, istanbul galata rıhtımı’nda olağanüstü bir kalabalık vardı. Seyyar satıcılardan, ayakkabı boyacılarından, polislerden, jandarmalardan ve hamallardan geçilmiyordu. Bunlar, gizli örgüt mm Grubu‘nun tepeden tırnağa silâhlı adamlarıydı. Görevleri, Mustafa Kemâl Paşa ile 19 kişilik maiyetinin bandırma vapuru’na sağ salim binmesini sağlamaktı. Operasyonu rıhtımda yöneten Topkapılı Cambaz Mehmet, iyi yüzme bilen, iyi silâh kullanan 50 İnebolulu Fedai genci de Bandırma vapuru’nun içine yerleştirmiş, bunlara gerekli talimatı vermiş ve Samsun’a kadar sürecek yolculuğun tüm güvenlik önlemlerini almıştı.

    Tulumbacılık yıllarında, yıllarca yangılara su pomplayan Cambaz Mehmet, kurtuluş savaşı’na bir aort damarı gibi kan pompalayacak mim mim teşkilatının işgal altındaki İstanbul’da başına geçti. istanbul hükümetinde neler oluyor, işgal kuvvetleri neler planlıyor anında haberdar oluyordu. Bilgileri, inanılmaz bir çabuklukla M.Kemal’e iletiyordu.

    Topkapılı Cambaz Mehmet’in başında olduğu mim mim gurubu, 2,5 yıl süren faaliyetinde, anadolu’ya şu sevkıyatları gerçekleştirmiştir:

    56 bin süngü, 320 makineli tüfek, 1500 tüfek, 1 batarya, 3 bin sandık cephane, 10 bin üniforma, 100 bin nal, 15 bin matara. bu malzemeler İstanbul’daki karakol, kışla ve askeri depolardan elde edilmiştir. İçinde işgal kuvvetlerinin depolarından aşırılanlar da vardır.

    HARRİNGTON’un Makam Otomobili

    Belki tarihte bir benzeri görülmemiş bir olayın da kahramanıdır Topkapılı Mehmet. İstanbul’u işgal etmiş olan İngiliz kuvvetlerinin komutanı General Harrington’un makam otomobilini de aşırır. Akşehir’e kadar sürer ve orada Mareşal Fevzi Çakmak’a teslim eder. Bu otomobil, büyük millet meclisi başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya verilir.

    Siz ne sanıyorsunuz ? Samsun’a çıkmak öyle kolay mı oldu?

    Ankara ekspresinde iki yolcu: Topkapılı ve Nurettin bey görevlerini yapmış olmanın huzuru ile Ankara’nın yolunu tutmuşlardı. Topkapılı, Nurettin bey’e “Tarih böyle bir zafer yazmamıştır.” Mustafa Kemal Paşa 1918 yılında Şişli’deki evinde konuşurken büyük zaferin pırıltılarını görmüştüm. O zaman bana Mehmet, Çanakkale’de nasıl kazandıysak yine kazanacağız. Hele sizin gibi kahraman Türk evlatları oldukça ordumuzun yenilmesi imkansızdır.” demişti.
    Bu anıda gördüğünüz gibi Çanakkalede’ki başarı ile alınan güç Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırdı.

    Zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa birgün Topkapılı Mehmet Bey ile görüşür. Mustafa Kemal Paşa kendisine İstanbul mebusluğu teklif eder. Topkapılı, Paşa’nın teklifini kibarca reddetti. Mustafa Kemal de ,”Hiç değişmemişsin Mehmet yine o eski Topkapılı Cambaz Mehmet!” der.
    İstanbul’un kurtuluşu, 6 ekim 1923 günü büyük komutanın muzaffer ordusu İstanbul’a giriyordu. Topkapılı bu sahne karşısında sevinç gözyaşlarını döküyordu.

    24 Haziran 1923 tarihli TBMM kararınca topkapılı cambaz Mehmet’e ayda 1.500 lira maaş bağlanır. bağlanan bu maaşın tamamını kızılay’a devreder ve tek kuruşunu bile almaz.

    Topkapılı Cambaz Mehmet’in böylesine yüksek ve sürekli bir ödülü kazanınca söyledikleri de oldukça öğreticidir.

    “Ben bir şey yapmadım. vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlarımdır. ben buna layık değilim.”

    Zaferden sonra sonra Topkapılı Mehmet Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra da TBMM hükümeti’ne bağlı olarak İstanbul umum amele birliği’nde ve istanbul şehir meclisi’nde çalışmalarını sürdürmüştür. TBMM hükümeti’nin takdirname ve istiklâl madalyası ile ödüllendiririlmiştir.

    “Mim Mim Grubu’ndan Topkapılı Mehmet Cambaz’a Selam
  • Özellikle çocukluğumun ve ergenliğimin süper kahramanıdır kendisi. namını aldığı semtte büyümüş biri olarak hikayeleriyle büyüdük. günümüzde kulaktan kulağa efsaneleşmiş bir kurtuluş savaşı kahramanıdır. Cumhuriyetimizin kuruluşunda büyük pay sahibidir. adam dünyaya dümen tutmak, düşman tokatlamak için gelmiş. Kıvrak zekası ve Mustafa Kemal’e bağlılıyla bilinir. Bire bir aldığı emirlere kesin riayet etmiş, sorgulasa dahi ulan bir bildiği vardır kesin demiş yerine getirmiştir. Görev adamıdır. Zamanında mahallede bulunan ağbiler ulan bu da az değil diyip Topkapılı lakabını iliştirdiğinde mabadım öyle böyle kalkmamıştı afedersin. Çok sevdiğimiz insandır, iyi ki vardır. iyi ki bu toprakların insanıdır.
    Seviliyorsun Cambaz Mehmet ağabeyi.
    biz şu an Cumhuriyetimizn 100.cü yıldayız ve senin cambazlıklarını asla unutmayacağız.
Popüler kültürde de adından söz ettirdi. Fedai geleneğinin örneklerinden biri Mehmet Bey karakteri 2020’de yayımlanan Ya İstiklal Ya Ölüm dizisinde Birkan Sokullu canlandırmıştır.
——
 
2023’te yayımlanan Zaferin Rengi sinema filminde ise Timuçin Esen tarafından canlandırılmıştır.
—————————
 

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ TOPKAPILI CAMBAZ MEHMET

———————————————————————————

Topkapı’daki üç sınıflı mahalle mektebinden haylazlığı yüzünden ayrılan Cambaz Mehmet, Topkapı’nın tulumba takımında gösterdiği başarıları, deli yüreği ve gözü karalığıyla çevrenin sayılı külhanbeyleri arasında hızla sivrilir. Kısa sürede namı bütün İstanbul’a yayılır. İstanbul’un ünlü kabadayıları kendilerine bağlılıklarını bildirir..
***
Topkapılı Cambaz Mehmet Çanakkale Savaşlarında sıradan bir erdir. Gösterdiği kahramanlıklardan dolayı er Topkapılı’ya onbaşı şeridini Albay Mustafa Kemâl verir. “Göreyim seni Topkapılı” diyerek. Topkapılı’nın kahramanlıkları sürer. Çavuş şeritlerini Topkapılı’ya uzatırken de Albay Mustafa Kemâl yine “Göreyim seni Topkapılı” diyerek cesaretlendirir.
***
Çanakkale’de dökülen kanlara rağmen Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması ile silahları bırakıp düşmana teslim olmuştur.

Anafartalar kahramanı Mustafa Kemâl Paşa da, Topkapılı Cambaz Mehmet de artık işgal altındaki İstanbul’dadırlar. Mustafa Kemâl Paşa, üç kez Padişah Vahdettin ile, birçok kez de Osmanlı hükûmetinin Başbakanı Damat Ferit Pasa ve kabine üyeleriyle konuşmuş, vatanı düşman elinden kurtaracak önerilerde bulunmuş ama sonuç alamamıştır. Şişli’deki evinde en yakın arkadaşlarıyla sık sık gizli toplantılar yapan Mustafa Kemâl Paşa, Anadolu’ya geçip, Kurtuluş Savaşı’nı orada başlatmanın yollarını aramaktadır.
Mustafa Kemal bu gözü pek, yiğit insanın yeteneklerini Çanakkale’deyken keşfeder. Kafasında, Anadolu’da bir “Milli Hükümet” oluşturma fikri kesinleşen Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçmeden kısa süre önce Cambaz Mehmet’i çağırır ve emirlerini bildirir. Sonra omuzlarını sıvazlar ve “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey der.

13 Kasım 1918 günü itilaf devletlerinin savaş gemilerinin İstanbul limanına geldiği haberi alınmıştır. Cambaz Mehmet “Arkadaşlar bu millet asla uşak olamaz” diye söze başlar. Mustafa Kemal’in emirlerini arkadaşlarına da anlatır. “Önce İstanbul’da örgütleneceğiz sonra depo ettiğimiz silah ve cephaneleri Anadolu’ya kaçıracağız. Bunun yanında Kurtuluş mücadelesine katılacak cesur Türk gençlerini Anadolu’ya kaçıracağız.”

Şeytana külahını ters giydirecek kadar zeki, tazı gibi koşan, silah atmada, bıçak sallamada rakibi bulunmayan, zalimlere karşı gaddar, ezilenlere karşı ise merhametli biri olarak tanınan Topkapılı Cambaz Mehmet ise, İstanbul’da kurulmuş MM Grubu adlı gizli örgütün başıdır.
Adı, Milli Müdafaa sözcüklerinin baş harflerinden (MM=Mim Mim) oluşan bu gizli örgütte yüzbaşılar, binbaşılar, albaylar, doktorlar bulunmakta, ama başkanlığını ise askerlikte aldığı en büyük rütbe çavuş olan Topkapılı Cambaz Mehmet yapmaktadır!.. Nedeni çok şaşırtıcıdır: Topkapılı’nın İstanbul’da binlerce silahlı adamı vardır. Bunlar, vatanın kurtuluşu söz konusu olmadan önce birer it, kopuk, hırsız ve haraççıydılar.
Ancak, Topkapılı Mehmet’e, Şişli’deki evinde Mustafa Kemâl Paşa ile görüştükten sonra, bu binlerce adam, vatan için ölmeye ant içmiş birer kelle koltukta savaşçı olmuşlardır. Şişli’deki görüşmede Mustafa Kemâl Paşa, “Mehmet, Çanakkale’de nasıl kazandıksa yine öyle kazanacağız. Hele sizin gibi kahraman Türk çocukları oldukça, ordularımızın yenilmesi imkânsızdır!” demiş ve bu sözler Topkapılı’ya yetmişti.
Mustafa Kemâl onu, “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey!” sözleri ile uğurlamıştı.

Mustafa Kemâl Paşa’nın koruma işini bizzat üzerine alan Topkapılı 5.000 silahlı adamıyla Şişli çevresinde gerekli önlemleri alır.
***
15 Mayıs 1919 günü, İstanbul Galata Rıhtımı’nda olağanüstü bir kalabalık vardı. Seyyar satıcılardan, ayakkabı boyacılarından, polislerden, jandarmalardan ve hamallardan geçilmiyordu.
Bunlar, gizli örgüt MM Grubu’nun tepeden tırnağa silahlı adamlarıydı. Görevleri, Mustafa Kemâl Paşa ile 19 kişilik maiyetinin Bandırma Vapuru’na sağ salim binmesini sağlamaktı.
Operasyonu rıhtımda yöneten Topkapılı Cambaz Mehmet, iyi yüzme bilen, iyi silah kullanan 50 İnebolulu fedai genci de Bandırma Vapuru’nun içine yerleştirmiş, bunlara gerekli talimatı vermiş ve Samsun’a kadar sürecek yolculuğun tüm güvenlik önlemlerini almıştı.

Daha Mustafa Kemâl’in Samsun’a vardığı 19 Mayıs günü, İngiliz Karadeniz Orduları Kumandanı General Milne, Türk Harbiye Nezareti’ne gönderdiği notada Mustafa Kemâl ve yanındakilerin Samsun’a gönderilmesinin nedenini sorar. Yani, Mustafa Kemâl Paşa’nın Samsun’a çıktığı gün İngilizler bu işten kuşkulanmaya başlamışlardır

Mustafa Kemâl Pasa, Samsun’a çıktıktan sonra Ulusal Güçleri örgütleme çalışmalarına başlarken, Topkapılı Cambaz Mehmet de İstanbul’da tarihe geçecek kahramanlıklar yaratır. İngiliz Gizli Servisi’nin en tehlikeli ajanı Papaz Fru’nun güvenini sağlayarak bu teşkilâtın içine sızar ve çok yararlı istihbarat bilgilerini elde ederek Mustafa Kemâl Paşa’ya ulaştırır. Osmanlı ordusu dağıldıktan sonra el konulan ve cephanenin büyük çoğunluğunun depolandığı Maçka Kışlası’nı soyar ve tüm silah ve cephaneleri Anadolu’ya, Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırır.

M.M.Grubu’nun toplantısında; İngiliz işgal kuvvetlerine gözdağı vermek ve dünya kamuoyuna Anadolu Hükümeti’nin gücünü göstermek için bir eylem yapma karara alınmıştı.

En uygunu da; İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’nun makam arabasını kaçırıp, Mustafa Kemal Paşa’ya hediye etmekti. Böylece, İngilizler tüm dünyaya alay konusu olacaklardı!

Bu görevi Topkapılı kabadayı Cambaz Mehmet üstlendi. Bu iş kalabalık bir baskınla olmazdı.Otomobili kullanmak için Kadıköylü Murat hazırdı ama dikkat çekmeyecek bir keşif elemanı gerekliydi. Sürekli “Bende Mustafa Kemal’in askeri olmak istiyorum” diye görev isteyen 7 yaşındaki oğlu Ali bu iş için uygundu.

(Topkapılı Cambaz Mehmet ve oğlu Ali bey. Torun Cemal Balkantaş arşivi)

Tepebaşı’na vardıklarında, küçük Ali’nin yüreği göğsünden fırlayacak gibiydi. Babasının uzaktan gösterdiği binanın önüne gidip, bir süre oyalanıp döndüğünde iki kişiden ibaret olan baskıncılara üç silahlı nöbetçi olduğunu bildirdi. Cambaz Mehmet Ali’nin orada bekleyip bir terslik olduğunda uzaklaşmasını söyleyerek Kadıköylü Murat ile İşgal Kuvvetleri Komutanlığı binasına ilerledi.

Bu sırada içeride; General Harrington, Yüzbaşı Bennet ve Pandikyan Efendi ertesi gün “İstanbul serserilerine karşı yapılacak yıldırım baskınları” görüşüyorlardı.

Küçük Ali sindiği köşeden; karanlıkta babasının ve arkadaşının göz açıp kapayıncaya kadar İngiliz nöbetçileri öldürmesini izledi. Kadıköylü Murat arabanın direksiyonuna geçmiş, bir iki zorlamadan sonra çalıştırmayı başarmıştı. Babasının koş Ali atla çağrısıyla otomobile binen Ali ile birlikte Beyoğlu’nun arka sokaklarında kayboldular.

Ve böylece İstanbul’u işgal etmiş olan İngiliz Kuvvetlerinin Komutanı General Harrington’un makam otomobilini de çalar. General Harrington arabası çalındığı için deliye döner.

Akşehir’e kadar sürer ve on beş gün sonra Akşehir’de Batı Cephesi Karargah binasında Mareşal Fevzi Çakmak’a teslim eder. Bu otomobil, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya verilir. . Bir kaç gün sonra Mustafa Kemal o otomobilde görüntülenir. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington; çalınan otomobilinin kaçırılıp, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya götürüldüğünü öğrenince küplere biner. Bir hafta süreyle İstanbul’da terör estirir.

Miralay İsmet Bey’in Harbiye nezareti müsteşarlığına getirilmesi haberi M.M. grubu üyelerini çok memnun etmişti. Çünkü bu sayede,terhis olan erlerin adreslerini ve ordudan alınan silahların nerede depolandığını öğrenmiş olacaklardı.
Anadolu’ya Silah Kaçırmanın Yolları: Birinci yol olarak Karadeniz kanalı. Küçük deniz araçlarıyla silahlar önce Mürsel’e oradan da İç Anadolu’ya gönderilecek. Ağır silahlar ise İtalyan tüccarlar tarafından taşınacak.
İstanbul’un tüm hırsız ve yan kesicileri göreve çağırıldı, Topkapılı:“depolardan silah çalma işini üzerime alıyorum.İstanbul’un bütün tanınmış hırsızları,yankesicileri benim emrimdeler. Bu insanlar hırsızdırlar, yankesicidirler ama aynı zamanda sizin kadar, benim kadar vatan severdirler.” Topkapılı’ nın evindeki toplantılar devam ediyor ve M.M.grubuna katılımlar her geçen gün artıyordu.
Tulumbacılık yıllarında, yıllarca yangınlara su pompalayan Cambaz Mehmet, Kurtuluş Savaşı’nın aort damarlarına kan pompalayacak olan M.M. Grubunu kurar. Daha sonra bu gruba M.M. Grubu’yla Ankara arasındaki bağlantıyı sağlayacak olan İstanbul Telgrafhane Müdürü İhsan Bey’de katılır.
***
Silah, silah, silah; Anadolu’da Türk Ordusu Büyük Taaruza hazırlanıyordu.Bunun için silaha ihtiyaç vardı.Bu ihtiyacı karşılayacak yer Maçka kışlasıydı. Burası bir İngiliz taburu tarafından korunuyordu. Kışlanın cephaneliğini boşaltacak emin bir yol aranıyordu. Nihayet Topkapılı düşüncesini açıkladı: Cephanelik tünel kazılarak boşaltılacaktı.
Plan başarıyla uygulandı. İngiliz askerlerinin çok iyi koruduğu cephanelik içten içe boşaltıldı. Boşaltılan sandıkların içine toprak yerleştiriliyordu.
Bütün Depolar İnceleniyor: Topkapılı’nın İstanbul’da beş bin usta hırsızı görev başındaydı. Anadolu’ya tez elden top gönderilmesi gerekiyordu.
Gelen raporlara göre Rami kışlası bu konuda gerçekten yararlıydı. Bir gece yarısı Fransızlar’ın gözü önünde Fransız askeri üniforması giymiş Türkler tarafından boşaltıldı.
***
General Harrington istihbarat başkanlığına Yüzbaşı Bennet’i getirmişti. Bennet İngiliz hükümeti adına önemli işler yapıyor, bu da Topkapılı Cambaz Mehmet’in hoşuna gitmiyordu.
Bunun üzerine Yüzbaşı Bennet’e bir suikast düzenlendi.
Bennet ölmedi ama bacağından aldığı darbe ile tedavisine İngiltere’de devam edildiğinden etkisiz hale getirilmiş oldu.
Bu olay üzerine Topkapılı ve arkadaşları idama mahkum edildi.
Fakat Topkapılı’nın üye olduğu İngiliz Muhipleri Cemiyeti başkanı Papaz Fru bu kararı engellemiştir.
***

Artık büyük zafer kazanılmış, Atatürk Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’dadır.

Ankara Ekspresinde iki yolcu: Mehmet Bey ve Nurettin Bey görevlerini yapmış olmanın huzuru ile Ankara’nın yolunu tutmuşlardı. Topkapılı, Nurettin Bey’e “Tarih böyle bir zafer yazmamıştır. Mustafa Kemal Paşa 1918 yılında Şişli’deki evinde konuşurken büyük zaferin pırıltılarını görmüştüm. O zaman bana Mehmet, Çanakkale’de nasıl kazandıysak yine kazanacağız. Hele sizin gibi kahraman Türk evlatları oldukça ordumuzun yenilmesi imkansızdır.” demişti.
Mehmet Beyi Mustafa Kemal Paşa karşıladı; hoş geldin, nasılsın bakalım diyerek elini uzatıyordu. Oturdular sohbet ettiler, Mustafa Kemal Paşa kendisine İstanbul mebusluğu teklif etti. Topkapılı, Paşa’nın teklifini kibarca reddetti. Mustafa Kemal de ,”Hiç değişmemişsin Mehmet yine o eski Topkapılı Cambaz Mehmet!”
İstanbul’un Kurtuluşu: 6 Ekim 1923 günü büyük komutanın muzaffer ordusu İstanbul’a giriyordu. Topkapılı bu sahne karşısında sevinç gözyaşlarını döküyordu.
***
24 Haziran 1923’te TBMM aşağıdaki kararı oy birliği ile almıştır:

“TBMM Başkanlığından:

İstanbul’un düşman altında bulunduğu sırada, Osmanlı ordusunun depolanan silâh ve teçhizatını her an ölümle karşı karşıya kalarak Anadolu’ya kaçıran, düşmanın gizli istihbarat teşkilâtının içinde yuvalanarak, millî kuvvetlere çok yararlı bilgiler sağlayan M.M.Grubu Başkanı Topkapılı Mehmet Bey’e, Vatana Üstün Hizmet faslından ayda 1.500 lira maaş bağlanması Büyük Meclis’in 24 Haziran 1923 tarihli toplantısında oy birliği ile kararlaştırıldı.”

Cambaz Mehmet, BMM’nin 24 Haziran 1923 tarihli oturumunda oy birliğiyle kendisine bağlanan 1500 liralık maaşı kabul etmez.
Bir tavuğun 12.5 kuruşa satın alındığı bir dönemde kendisine bağlanan 1500 liralık maaşı getiren yaveri Nurettin Bey’e hayret dolu gözlerle bakarak şöyle der:
“Ben bir şey yapmadım. Vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlarımdır.
Ben buna layık değilim. Hayır, bana bunu yapamazlar.”
Ve Nurettin Bey’e son emrini verir: “Hemen gidin ve aylık iradı [maaşı] Hilal-i Ahmer’e [Kızılay] devir muamelesini yapın.”
Topkapılı Cambaz Mehmet, maaşını Kızılay’a devreder. Tek kuruşunu bile almaz.

Topkapılı 1932 yılı Haziran ayında öldü. Milli mücadeledeki hizmetlerine mükafaten İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Kurtuluş savaşının adsız kahramanlarından biri daha böylece tarih oluyordu…

Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in cenazesi Topkapı Gazi Ahmet Paşa Camii’nde kılınan namazdan sonra Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildi. Millî Mücadele tarihimizin adı sanı pek duyulmayan en önemli kahramanlarından biri olan Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in hayatındaki en ilgi çeken özellik, belki de, sıradan insanların milletlerin kaderinde oynayabilecekleri üstün rolü göstermesidir. Ruhu şad olsun…

Rahmet ve minnetle anıyoruz!

Toprağın bol olsun Topkapılı Cambaz Mehmet.

Bu Cennet vatanımızın böyle isimsiz kahamanlara hep ihtiyacı vardır.

Saygı ve Sevgilerimle…

Abdurrahman Balcılar

 

Not: Yukarıdaki derleme ve alıntı yazılar ve resimler hakkında; Cengiz Özkarabekir CNN Türk belgesel yapımcısı. Türkiye Liseliler Birliği, İst İST Dergi, Facebook, YouTube, Instagram Tüm kurum, kuruluş ve şahıslara teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca değişik kurum ve kişilerce anı bilgiler tekrar tekrar verilmiş olabilir. Affınıza sığınırım. 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir