Etiket arşivi: Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk’ü Sözde Değil; Özde Sevmek

Geçtiğimiz Pazar günü 10 Kasım Atamızın 81.ölüm yıl dönümüydü, bu nedenle bu haftaki köşe yazımı Ulu Önderimiz Atamıza ayırdım. 10 kasım bütün yurtta, dış temsilciliklerimizde ve ülkelerde anıldı. 10 Kasım 1938 yılı Atamızın aramızdan bedenen ayrılışının 81.yılında onu artık ağlayarak ahla-vahla değil, devrimlerini kurduğu Türkiye Cumhuriyetini ilelebet sahip çıkarak, sözde değil özde anacak ve yaşatacağız. Günümüzde Ulu Önder Atamızı kıymetini daha çok anlar olduk. Geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramında ve bu 10 Kasımda halkımız ona koştu, Anıtkabir doldu taştı, ziyaretler geç saatlere kadar devam etti.

Her yıl olduğu gibi 10 Kasım Saat: 9,05 geçe sirenler çaldı, ülkemizin her köşesinde törenlerle anıldı. Üstüne basa basa söylüyorum. Bu anmalar sözde değil, özde olmalıdır. Maalesef Atamızın devrimlerini küçümseyen, anlamak istemeyenler hep olmuştur. Anayasamız değişmez maddeleri çerçevesinde halkımız Atamızın kurduğu Türkiye Cumhuriyetini hep koruyacak ve yaşatacaktır.

Atamız dış devletlerde Dünya dehası olarak kabul edilmiştir. O devrimleri ile bilime, kültüre ve sanata her konuda sahip çıkmıştır. Güney Kore’de sabah haberlerini sunan spiker Atamıza saygısından ayakta haberleri vermiş, saygısını göstermiştir.

Dünya Devletleri onu tanımış, bir dünya dehası olarak kabul etmiştir. Bugün ülkemizin her köşesinde Atamızın, heykeli ve büstleri vardır, baktıkça onu asla unutturmayacağız.

Dünya şehirlerinde Ulu Önderimiz Mustafa kemal Atatürk’ün heykeli, büstü, park ve caddelere adı vardır.

İşte o dünya şehir ve ülkeleri:

Bişkek/Kırgızistan – Mexico City/Meksika –  Washington/ABD – Santiago/Şili – Havana/Küba – Wakayama/Japonya – Yeni Delhi/Hindistan – Budapeşte /Macaristan – Astana/Kazakistan – Albany/Avustralya – Bükreş/Romanya – Amsterdam/Hollanda – Karlsbad/Çekya – Kabil/Afganistan – Sidney/Avustralya –  Aşkabat/Türkmenistan – Wroclaw/Polonya – Vise/Belçika – Lima/Peru – Sant0 Domingo/Dominik Cumhuriyeti – Welligton/Yeni Zelanda – Roma/İtalya – Üsküp/Mekadonya – Yehud/İsrail.

Bu Ülke ve şehirler tespit edebildiklerim. Daha başka ülkelerde de mutlaka vardır, olacaktır da…

Bu heykellerin kaidelerinde yazılar da vardır.  İşte bazıları.

İsrail’de; Yehud’da Arkadaş Derneği’nin bahçesinde 2007 yılında yapılan Atatürk anıtında “Türk Milleti ve Türkiye’yi seven İsrail halkı sana ebediyen minnettar kalacaktır.” sözü yer alıyor.

Amsterdam’da bulunan Atatürk anıtında, hem Hollandaca hem de Türkçe olarak ulu önderin, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözünün yanı sıra birlik ve beraberliği yansıtan ifadeler yer almaktadır.
Ulu Önderimiz Atamızı dünya tanımış ve kendilerine örnek almışlardır. Ölümünün 81 yıl dönümde onu asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.
Sözlerimi Atamızın bir seslenişi ile bitirmek istiyorum:
Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.
Bütün okuyucularıma Saygı ve sevgiler
Abdurrahman Balcılar
Not: Bu hafta Ekspres Aydın mahalli gazetesinde yayınladığım köşe yazım.

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ile ilgili bir gerçeğin Anatomisi…

ataturk_adana1

Bugün WhatsApp sayfama son Trabzon gezisinde birlikte olduğumuz arkadaşlardan (Levent Gökçeer ve Fatma Hanımdan) sarsıcı bir haber yazısı dökümü geldi. Okudum, düşündüm. İnanın gözlerim yaşardı. Bu yazı (haber) TC.nin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilgiliydi.

İnternette araştırdım, bu önemli haberin son 4 yılda hiç bir büyük gazetemizde yer almadığını üzülerek gördüm. Görsel Yayın kuruluşlarında yer aldı mı bilemiyorum. Sadece aşağıda belirttiğim 3 bölgesel yayıncı kuruluşta çıktığını gördüm.

ULUS Adana – ATATÜRK BİR GERÇEĞİN ANATOMİSİ… (30 Nisan 2017 – 23:40 ‘de eklendi)

BİR GERÇEĞİN ANATOMİSİ… – Hüseyin Atılgan (Muğla Haber Gazetesi -18.09.2013 Çar, 11:10)

Hür Gazate (BİR GERÇEĞİN ANATOMİSİ… 17 Ağustos 2013, 14:13

 

ataturk_adanaya_gelisi_

Yazıyı aşağıda aynen aktarıyorum.

Adı; Arnold LUDWIG; ABD’li bir Psikiyatri Profesörü…
Hayatında Türkiye’ye hiç gelmemiş…
Bir kitap yazmış, kitabın adı; “KING of the MOUNTAIN”…
Kitapta bir bölüm var; “In one of the most comprehensive and insightful studies of political leadership ever undertaken.”
İsminden anlaşılacağı üzere dünyada ülke yönetmiş politikacılarla ilgili bir kitap…
20. yy’ da Dünya liderleri ile ilgili bir seri araştırmayı kapsıyor kitap… Dünyadaki liderler arasında 2000 (iki bin) kişiyi belli ama aynı ölçütlere göre değerlendirmiş…
Ülkeleri yönetmiş, Saddam’dan Kaddafi’ye, Mao’dan Roosevelt’e, De Gaulle’den Nehru’ya, Churchill’den Hitler’e, Mussolini’den Mandela’ya, Stalin’den Nasır’a ve Arafat’a hepsini incelemiş…
Kitap çalışması tam 18 yıl sürmüş…
Bu kapsamlı araştırma sonunda öne çıkan belli başlı 377 devlet adamını yukarıda ifade ettiğim gibi belli ölçütlere göre değerlendirmiş… Öne çıkan liderlerin hepsine aynı olmak üzere 200 kadar değişik kıstas uygulamış, bu kıstaslara göre, 1′den 31′e kadar değişken puanlar verip değerlendirmiş ve bir sıralama yapmıştır…
Uyguladığı testin tam adı, “Political Greatness Scale” (PGS) olarak tanımlamış.
Buna göre bir sıralama yapmış.
Örneğin; en çok Roosevelt ve Mao 30’ar puan almışken, Nehru 25, Churchill 22, Golda Meir 12, Fidel Castro 23, Lenin 28, Khomeini 23, Kennedy 15 puan almışlar.
Sadece tek bir lider; 31 puanla ilk sırayı almış…
Bu lider de “Visionary” sıfatıyla, 20. yy’ın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı unvanına layık görülmüş… Kim olabilir diye merak ettiniz haklı olarak; evet işte o lider devlet adamı, Mustafa Kemal ATATÜRK !!!

En ilginç olan husus, yazılı ve görüntülü Türk basını bu haberi duyurmamış olması… Türk halkı, gurur duyduğu Atası hakkındaki bu güzel haberden mahrum bırakılmış…
Bizlerin ilk görevi sizden gizlenen bu gerçek bilgileri size iletmek.
Saygıyla…
Prof. Vural Cengiz, PhD.
Gurbetteki Atatürkçü Bilim Adamları Derneği, A.B.D.

 

indir atatük

Türkiye Cumhuriyetin kurucusu Atamıza sahip çıkalım, onun eserlerine ve devrimlerine yaşatalım. Dünya insanın takdir ettiği Atamızı “Visionary” (düşsel) bir lider olduğunu unutmayalım. Sadece 20.yy’ın değil bundan sonraki yüzyılların adamı olacaktır.

Bu haberi geçen Prof. Vural Cengiz (Florida Turkish American Chamber of Commerce’de Meclis Başkanı) burada huzurlarınızda teşekkür eder, saygılar sunarım.

 

Saygılar ve sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: blog.milliyet.com.tr/cansever

Blog: Abdurrahman Balcılar Blog Sayfası

Not: Ulus Adana – “Atatürk bir gerçeğin anatomisi” yazınından alınmıştır.

Not: Prof. Vural Cengiz; ATAA Başkanı Vural Cengiz 1980 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. (1960 (?) Antakya doğumlu) Lisansüstü eğitim için Amerika’ya gelen Cengiz 30 yıldır Amerika’da yaşıyor. Ekonomi ve İşletme dallarında Georgia Tech ve Georgia State üniversitesilerinden master derecesini alan Cengiz, Prof. ünvanına sahiptir.

Atamızın 76. Ölüm yılında Sırp Kralı ile bir anısı.

ataturk 10 kasım 2014

Bu yıl, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölümünün, bizlerden ayrılışının 76. yılındayız.

10 Kasım 1938 yılından 2014 yılına, 76 yıl geçmesine rağmen Atatürk’ü unutmadık, Atamızı saygı ve minnetle anıyoruz.

Ben burada Atamızın ince ve kıvrak zekâsını öne çıkartan ve çok fazla duyulmamış bir anısını nakletmek istiyorum.

Yugoslav Kralı Alexandre ve Kraliçe Mari, 4 Ekim 1933 yılında Türkiye’ye gelmişler ve Atatürk onları İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda kabul etmiştir.

Kral Dolmabahçe’ye motorla gelecek ve Atatürk de onu rıhtımda karşılayacaklardı. Biz bu karşılama törenini iyice görmek için sarayın üst katındaki rıhtıma bakan odalara yerleşmiştik. Oradan üç beş metre mesafeden motorun yanaşacağı rıhtım iyice görülüyordu.

Az sonra uzaktan göründü. Atatürk de sarayın bahçesine çıkıp rıhtıma yaklaştı. Motor rıhtıma yaklaşıp, rıhtıma  bağlanınca, Kral rıhtıma çıkmak için motordan çıkarken, Atatürk elini uzattı. Kral’ın bir anda  Atatürk’ün yüzünü süzdüğünü, bir küçülme ve eziklik hissettiğini hepimiz fark ettik.

resim.php sırp kralı

Ah bu çok kısa, bir anlık zamanı, fotoğrafla, filmle tespit edip o durumu göstermek mümkün olsa, ne fevkalede bir olay olurdu.

 

DENİZE DÖKÜLEN SIRP ORDUSU OLACAKTI

-Sırp Kral’ı Aleksandr, Atatürk’ün içten tutumundan öylesine etkilenmişti ki, bir gün resmiyetin zorunlu çerçevesini  kıraraktarihin biraz gerisine dönmüş ve ona şunları söylemiştir.

“Eğer Avrupa Ülkeleri’nin sözlerine kansaydık, Anadolu’ya Yunan Ordu’su yerine Sırp Ordu’su çıkacaktı.”

Atatürk’ün karşılığı çok anlamlıdır:

“Kurtulmuşsunuz Ekselans, çünkü o zaman “Kurtulmuşsunuz Ekselans, çünkü o zaman Yunan Ordusu yerine Sırp Ordu’su nu denize dökecektik.”

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: Anı, değerli İlkokul öğretmenim Nazmi Güler’in Mucizenin Adı: MUSTAFA KEMAL, isimli kitabından alınmıştır.

Kaynak: Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Prof.Dr.Yurdakul Yurdakul, Truva Yayınları, 4.Basım Mart 2006, ISBN: 975-6237-37-6. Sayfa:195

Fotoğraf kaynağı: Atatürk Gazi Mustafa Kemal, Foto Cemal Işıksel, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1969. Sayfa:108

 

 

Latife Hanım’ın Mustafa Kemal Atatürk aşkı?

Latife Hanım Balmumu haykeli

Latife Hanım, Atatürk’ün ilk ve son eşidir. Atatürk Uşaki-Zade’lerden Muammer Bey’in kızı Latife Hanım’la 29 Ocak 1923 de İzmir’de evlenmiştir. Atatürk 41, Latife Hanım 24 yaşındaydı. Ne var ki bu evlilik uzun sürmemiştir. Bu konuda çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Derler ki; ayrılırken birbirlerine söz vermişler, bu evlilikle ilgili hiçbir şey konuşmayacaklar. O günden beri onlar birbirleri hakkında tek siz söylemişlerdir. Latife Hanım 12 Temmuz 1975 yılında 76 yaşında ölmüştür.

Yaratıcılığın kaynağı olan Mustafa Kemal’in sofrası bir akademi gibiydi. Çeşitli alanlarda ülkenin yetkili kişilerinin çağrılı olduğu bu sofrada, her çeşit konu, devlet sorunları geç vakitlere kadar tartışılıp sonuca bağlanırdı. Latife Hanım, Mustafa Kemal’e ayak uydurmakta güçlük çekiyordu. Pek çok zaman isyankar davranışlarıyla bunu gösteriyordu. Bu yüzden evlilik uzun sürmemiş, 5 Ağustos 1925’te ayrılmışlardır. Mustafa Kemal’le Latife Hanım bu evliliklerinde iki yıl altı ay kadar birlikte yaşamışlardır. Ne Mustafa Kemal Paşa nede Latife Hanım bir daha hiç evlenmemişlerdir.

10xzo83 latife

Atatürk, bu kısa evliliğini şöyle değerlendirmiştir. “Eşini mutlu edebilecek herkes evlenmelidir. Çoluk-çocuk sahibi olmalıdır. Bana bakmayın bu mesele de örnek İsmet Paşa’dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonradan anladım ki, bu i,ş benim başaracağım bir iş değildir.”

Burada sırası gelmişken bu muhteşem kadın Latife Hanım’ın yaşanmış bir hikayesini aktarmak itiyorum.

Bu sabah fox Tv.de İsmail Küçükkaya ile eski genel kurmay başkanlarımızdan İlker Başbuğ Atatürk ile ilgili anılar, canlı haber programında, İlker Bey bir nebze bahsetti. Ben Latife Hanım ile ilgili anının tamamını buradan aynen aktarıyorum.

Latife Hanım -siirt mebusu mahmut

Latife Hanım Atatürk’le iki buçuk yıl evli kalan muhterem kadın. İstanbul Ayazpaşa’da baba evinde oturmaktadır. Genç bir gazeteci hanım, Latife Hanım’la gazetesi adına röportaj ya da Atatürk’le geçen yaşamını yazı dizisi yapmak düşüncesiyle ziyarete gelir. Genç muhabiri Latife Hanım sevgiyle mutlulukla karşılar. “Beni mutlu ettin. İyi ki geldin” der. Ve “Demek hatıralarımı satın almak istiyorlar.” Genç gazeteci Hanım “Evet efendim. Şartlarınız ne olursa, kabul ediyorlar.” Latife Hanım; “Demek ki ne şartla olursa olsun.”

Gazeteci hanım; “Evet efendim. Patronlarım öyle dediler.” Uzun bir sessizlikten sonra Latife Hanım hüzünlü biraz da küçümser bir tavırla, “İnsanlar hala, her şeyin parayla satın alınabileceğini mi sanıyorlar demek ki.” Diye. Esefle içini çekerek genç gazeteci hanıma; “ Çok gençsiniz, ne diye birisinin ama ben artık genç değilim ve onlar gibi çok patron gördüm. Ben bir gerçeği sana söylemek istiyorum. Senin bilmeni istiyorum. Osmanlı Hanedanı’nın hüküm sürdüğü yıllar boyunca hiçbir hükümdar karısı, ne sebeple olursa olsun… Ölümle veya talakla (boşanma ile) kocasından ayrı düştüğü zaman, hiçbir kimseye evliliği veya evlendiği kimse hakkında hiçbir şey söylemedi. Yazmadı, konuşmadı. Böyle bir şey vaki değildir. Demek ki bu bizim töremiz de var. Şimdi ben, bu halkı ve güzel töreyi bozup bana verecekleri üç beş kuruş için… O’na ait hatıralarımı satacak mıyım? Nasıl bir düşünce bu? Satabilir miyim?”

Genç gazeteci mahcup, üzgün, suçlu gibi konuştu; “Özür dilerim efendim.” Latife Hanım’ın cevabı kısaydı; “Dileme. Senin hiçbir suçun yok. Beni mutlu ettin. Teşekkür ederim. İyi ki geldin.” Diyor. Genç muhabir; “Rica ederim efendim. Asıl ben size teşekkür ederim. Yarın Ankara’ya gidiyorum. Bana bir emriniz olabilir mi Ankara’da efendim?” Diyor.

Bu soru Latife Hanım’ı uzun uzun düşündürüyor. Herhangi bir cevap vermeden genç kızın gözlerine, gözlerinden daha öte sıcak yüreğine bakıyor. Ve; “Ankara’ya öyle mi? Kim bilir ne kadar değişti koca Ankara. O şehri öyle merak ediyorum ki.” Diyor. “Evet demek bana bir istediğin var mı diyorsun. Pekala, işte sana bir sır. Daha doğrusu bir emanet. Yıllardan beri gerçekleştirmek istediğim bir şey vardı, cesaret edip kimseye söyleyemedim.”

Genç gazeteci hanım: “Emredin efendim. Ben size hizmet etmekte hazırım.”

İkisi de çok heyecanlıydı. Latife Hanım gülümsemeye çalışıyordu. “Estafurullah sadece bir rica. Ankara’da… Bir çiçekçiden, bir kırmızı gül al lütfen. Ama bir tek. Onu Anıtkabir’e götür ve Mustafa Kemal’in mübarek kabrinde yer bırak… Ayakucuna. Kimden geldiğini o anlar, ama sen yine de; “Bunu Latife gönderdi” diye söyle!… Bu iyiliği bana yapabilir misin?”
“Nasıl yapamam? Elbette efendim. Emredersiniz.”

“Hayır, gerçekten rica ediyorum. Lütfen!…”

Genç muhabir hanım bu kırmızı gülü bir tek kımızı gülü Anıtkabir’e götürür. Atatürk’ün ayakucuna bırakır. Bir tek kırmızı gülü… Sonra ertesi gün Anıtkabir’e gittiğinde kırmızı gülün, bir tek kırmızı gülün, tüm çeleklerden alınıp bahçeye bırakıldığını gördüğünde Ata’nın ayakucunda tüm canlılığı ile durduğunu gördüğünde,

Genç muhabir:
“Teşekkür ederim Atam, çok teşekkür ederim… Onu kabul ettin demek ki.”

ataturk LATİFE

Latife Hanım ile ilgili bu anıyı okuduğumda o kadar çok duygulandım ki, gözlerim doldu. Sizlerin de duygulandığınızı tahmin ederim.
İşte bu mübarek kadın, Atatürk’ün biricik eşi olmuştur. Atatürk de, Latife Hanım da bu boşanmadan sonra bir daha evlenmediler.
30 Ağustos Zafer Bayramı tüm milletimize kutlu olsun. Ayrıca Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve de sevgili eşi Latife Hanım’ın ruhu şad olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar
Mail : ab.balcilar@hotmail.com
Blog: milliyet.com.tr/cansever
Blog: balcilar-blog.com

Not: Yukarıdaki anılar, son okuduğum kitaplardan “Mucizenin Adı: Mustafa Kemal” kitabından alınmıştır. Yazarı, beni İlkokul 5.sınıfta okutan Sayın öğretmenim Nazmi Güler’dir. Buradan kendilerine saygı ve hürmetlerimi sunarım.

Görseller İnternetten alınmıştır.