Etiket arşivi: Celal Bayar

Celal Bayar Dağyeni’ye Minnet Borcu Ödüyor

 

Geçen haftaki köşe yazımda, 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın Haziran 1919 tarihinde 15 gün köyümüzde kalış öyküsünü kendi ağzından anlatmıştım. Bayar o zamanki takma adı ile Galip Hoca köyden ayrılırken köyün mezarlık dua yerinde köylüler hocaları ile vedalaşmışlar; “Biz senin ne maksatla buralarda dolaştığını anladık. Bizi unutma, Allah muvaffak etsin.Yolun açık olsun.” Demişlerdi.

Rahmetli Bayar, cumhurbaşkanlığı yaptığı yıllarda Dağyeni köyü ve köylüyü unutmamış, Aydın Valiliği aracılığı ile o günkü köy muhtarı Hüseyin Efe’ye haber gönderir köy için isteklerini sordurur. 1957 başlarında köyün yol sorunu başta olmak üzere bir çok ihtiyaçları vardır. Ama en önemlisi su sorunudur. Köy meydanına bir içme suyunun getirilmesini isterler. Kartal gediğinin alt tarafından Uzun Pınar’dan kaynak suyu 1,5 inç demir boru ile köy meydanına getirilir. Takribi mesafe 5 km.civarındadır.

1957 yılı başlarında köy meydanı hemen caminin yanı, o zamanki köy odasının önüne mermer anıt çeşme yaptırılır. Görkemli mermer çeşme, üç mermer oluklu ve mermer aharlı olarak yapılır.

Tahminen Mayıs aylarında anıt çeşmenin açısı açılışı yapılır. Adı da Paşa Çeşmesi olarak geçer. O yıllarda ben 8 yaşındaydım. Celal Bayar işleri dolayısı ile  gelememişti, o zamanki Aydın Valisi, birkaç milletvekili ve bürokrat katılmıştır. Askeri bando gelmiş, gösteri yapmış marşlar eşliğinde açılış merasimi düzenlenmiştir. O güne kadar köyden dışarı hiç çıkmamış 8 yaşında bir çocuk olan benim o günler hala gözümün önünde canlanır, bandonun çaldığı marşlar kulaklarımda çınlar. O zaman ilk okul ikinci sınıf öğrencisiydim, hala unutamam.

 

Köy halkı  62 yıllardır bu ‘Paşa Çeşmesi‘nin suyunu içmektedir. Bayar’a, çeşmenin kitabesinde yazdığı gibi köylü ruhuna fatiha okumakta, gönüllerinde yaşatmaktadır.

BU KÖYÜN ÇEŞMESİNİ ARMAĞAN ETTİ BİZE,

MÜBAREK SU GİBİ AKTI BAYAR GÖNLÜMÜZE.

Bu çeşme bugün ilk yapıldığı gibi Germencik, Dağyeni Köyünde, aynı yerinde bulunmaktadır. Aydın Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aydın Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınmıştır.

Bu Anıt Mermer Çeşme yıllarca Dağyeni’de tarihin bir simgesi olarak kalacaktır.

Saygı ve sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Celal Bayar’ın Dağyeni Köyünde Kalış Öyküsü!

Celal Bayar’ın Dağyeni Köyünde Kalış Öyküsü!

Geçen haftaki köşe yazımda 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın kısaca hayatını anlatmış ve köyümüzde Haziran 1919 yılında 15 gün misafir olduğu evden bahsetmiştim. Bu kültür mirası evin restorasyon yapılması için yetkililerden yardım istemiştim.

Bu haftaki yazımda Rahmetli Celal Bayar’ın ağzından köyümüzde kalış öyküsünü nakletmek istiyorum.

15 Mayıs 1919 İzmir’in Yunan işgalinden önce Bayar, Aydın ve çevredeki efeleri Yunan işgaline karşı örgütlemek için Nazilli’ye oradan da Ankara’ya geçmek ister. 19 Mart’ta İzmir’i terk etmiş, işgalde Tire’de bulunuyordu. Celal Bayar Yunan askeri Tire’ye gelmeden terk etmek, dağ yolundan  Germencik’e geçmek ister.

Bayar o zamanki lakabı ile Galip Hoca, o günlerde yaşadıklarını şöyle anlatıyor.

Tire’de bulunmamız tehlikeli. Tire bitpazarından arkadaşımız Raif efendi cübbe bulup getirdi. Kir ve kokularını gidermek için bir şişe kolonya kullandım. Gece beş silahlı arkadaş atlarla, Aydın’a doğru yol aldık. Germencik Habipler köyünden geçtik. Neşediye köyüne ulaştık. Kadınlar etrafımızı çevirdiler. Fatma Dudu adındaki kadın birkaç yüz metre ileride Yunan askerlerini gösterdi. Bunlar tren köprüsünün nöbetçileri, dedi. Bizlere bol bol incir ve ekmek hediye ettiler. Gideceğimiz Aydın’ın da işgal edildiğini öğrendik. Bu kez tekrar dağ yoluna koyulduk. Akşam karanlığı basmadan Dağyeni köyüne vardık. Kara İsmail Ağa beni Ramazan hocası gelmediği için hocalık yapmam için köyde kalmamı teklif etti. Namaz hocalığı yaptım. Namaz sonrası Dağyeni köy odasında toplandık. Beni imtihan etmek istediler. Edip ve arkadaşlarım bırakıp gittiler. Yunan kuvvetlerinin ortasında kalmıştım. Nazilli’ye gitmeyi düşündüm, zorlukları vardı. Bir müddet daha kalırsam baskınla yakalanabilirdim. Germencik üzerinden Menderes nehrinden karşıya ulaşmak ve oradan Nazilli’ye gitmeyi planladım. Germencik bucak müdürü Emin Beyi (Ulucan) tanıyordum.Gizli teşkilata girip çalışmış, sağlam bir ittihatçı idi. Sakınmadan evine girebilirdim. Fakat Germencik işgal edilmişti. Germencik bucak müdürünün görevde olup olmadığını öğrenmek için mektup yazdım. Mektubu götüren köylü akşama köye geldi, benimle konuşmaktan çekiniyordu.

   -Mektup ne oldu?

   -Müdüre verdim.

   -Ne söyledi?

   -O adamı bana getir, dedi.

   -Başka?

   -Başka bir şey yok.

    -O halde yarın sabah karanlığında seninle Germencik’e gidelim olur mu?

   -Olur.

Konuştuğum köylü, evinde misafir olduğum Kara İsmail Ağa ile konuştular. Bir müddet sonra benim yattığım yatak, camiye yakın imam yanına taşındı. Misafirlikten kovulmuştum. İmamı köylünün evine yolladım.(*) Gelmesini istedim. Rahatsızmış. Bugün evden çıkmazmış. Haydi, Hocam, İsmail Ağanın evine gideceğiz. Gittiğimde, ağa yumuşak bir sesle, sizi dağ yolundan Nazilli’ye gönderecektim. Yolda soyarlar diye çekindim. Gece karanlığında Germencik’te ne işin var. Gitmek istemiştim.

Durumu anlattım. İbrahim Kocabey (Çolak İbrahim) adındaki köylünün cılız beygiri ile beni beklediğini gördüm. Köylüler ile vedalaşmak istedim, bırakmak istemediler. Köyün mezarlık dua yeri var oraya kadar gelerek beni dua ile uğurladılar. “Biz senin ne maksatla buralarda dolaştığını anladık. Bizi de unutma, Allah muvaffak etsin. Yolun açık olsun”

İbrahim Kocabey beygirin yularından tutmuş çekiyor ben beygirin üzerindeyim. Öyle vakti Germencik istasyona geldik. Her taraf Yunan askeri ile dolu idi. Beygir yorulmuş olsa ki birden yere yığıldı. Ben düştüm. Köylülerin kaldığı bir hana gittik. Burası Dağyeni köy odasından daha berbattı. Kirli hasırlar üzerine oturuyorlardı. O gün Cuma, ertesi günü Ramazan başlayacaktı. Ben handa oyalanırken beni köyden getiren İbrahim’i bucak müdürüne gönderdim. Sonra Menderes nehrinin güneyine geçip oradan da Denizli üzerinden Ankara’ya ulaştım.”

İşte böyle sevgili okurlarım. Celal Bayar’ın Dağyeni’de kalış öyküsü kısaca böyle. 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar, köyümüzde 15 gün ağırlanmasının altında kalmamış köye olan minnet borcunu ödemek istiyor. Bunu da sonraki bir köşe yazımda anlatacağım.

(*) Evden atılma olayının asıl sebebi şöyle; Galip Hoca kaldığı gün boyu canı sıkılır. Odanın penceresinden avluyu seyreder, evin kadınları evin avlusundaki kara fırında ekmek yapıyorlar. Kara İsmail Ağaya, Hoca bizi pencereden seyrediyor deyince, kadınları kıskanmış ve evden göndermiştir. Galip Hoca olayı tam anlamadığından çok üzülmüş, düşündükçe gözlerinin yaşardığı söylenir.

Saygılar, Sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Not: Aydın mahalli Gazete “Ekspres Aydın” köşe yazım.

 

Dağyeni’de Celal Bayar İzleri

Bu haftaki köşe yazımda, 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’dan bahsetmek istiyorum. 1919 Milli Mücadele yıllarında rahmetli Bayar köyümüzde tahmini olarak 15 gün kalmıştır.

Aydın-Germencik-Dağyeni Köyünde Celal Bayar‘ın bundan 100 yıl önce, Haziran 1919 Milli Mücadele Yıllarında kaldığı ev mevcuttur. Kıymet bilir bina sahibi köylü bu evi yıkmamış, avlusunda kendine yeni bir ev yapmıştır. Şu an ev virane durumda. Taş duvar yapı olması nedeniyle ev sapasağlam ayakta. Ev 2 katlı. Alt ana girişten sonra tahta merdiven üst kat sofaya çıkılıyor. Sağda ve solda iki oda, Rahmetli Celal Bayar, o zamanki takma adı ile “Galip Hoca” bu odaların batı taraftaki odada 15 güne yakın kalmıştır. O zaman düşman işgali nedeniyle burada, Yunan askerinden saklanmış. Bu nedenle köye namaz hocası olarak geldi demişlerdir.

Bu ev hala sapa sağlam ayakta. Geçen yıllar onu eskitmemiş. O günden bu güne tam 100 yıl geçmiş. Bina yapılış olarak belki de 120 yıllık olduğun tahmin ediliyor. (Bu bina şu anda Kültür ve Turizm Bakanlığı Aydın Kültür Varlıkları Bölge tarafından koruma altındadır.)

Bu kültür mirasımızı kurumak adına, Kültür Bakanlığı yetkililerinden – Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Özlem Çerçioğlu) – Germencik İlçe Belediye başkanı  (Fuat Öndeş) ilgi bekliyorum. Bu bina birazcık tadilatla, o günkü gibi aslına uygun bir restorasyon ile Kültür Mirasımız olarak yıllarca saklanabilir ve Turizme kazandırılabilir.

Ben buradan ilgili yetkililere sesleniyorum. Biraz ilgi ve alaka lütfen. Rahmetli Celal Bayar’ı geri getiremeyiz ama, onun anılarıyla dolu olan bu evi Türk Turizmine kazandırabiliriz. Kendi anılarında anlattığına göre, o zaman bu Vatan nasıl kurtulur, ben Ankara’ya nasıl giderim hesaplarını bu binada yapmıştır. (Sonraki yazılarımda köyümüzdeki kalış öyküsünü ve Bayar’ın Köye olan minnet borcunu ödemek için 1957 yılında Köy Meydanına mermer Anıt çeşme yaptırmasını sonraki yazımda anlatacağım.)

Kısaca Celal Bayar’ın Hayatı :

1883 yılında Bursa’nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğdu. İlk ve orta öğretiminden sonra memuriyet yaşamına atıldı. Adalet, reji ve bankacılık alanlarında memuriyet görevlerinde bulundu. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra ittihat ve Terakki çalışmalarına katıldı. Bu cemiyetin İzmir Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı.

12 Ocak 1920’de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan Sancağı Milletvekili olarak katıldı. Milli Mücadele sırasında Batı Anadolu’da etkinlik gösterdi. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinden sonra Tire üzerinden Aydın, Germencik’e geçti. Bu sırada Dağyeni köyünde 15 gün saklandı. Sonra Aydın üzerinden Denizli ve Ankara’ya ulaştı.  Daha sonra Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Bursa Milletvekili olarak görev aldı. 1921’de İktisat Bakanı oldu. Lozan Barış Konferası’na danışman göreviyle katıldı. 1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

1924 yılında iş Bankası’nın kurulmasında önemli rol oynadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki savaşım çabalarında politikacı ve iktisatçı kimliği ile parladı. 1937-1939 yılları arasında Başbakanlık yaptı. Daha sonra siyasi yaşamını İzmir Milletvekili olarak sürdürdü.

Çok Partili siyasi yaşama geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Partiyi kurdu ve başbakanlığa getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Türkiye’nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. (22 Mayıs 1950) 10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevinden 27 Mayıs ihtilali ile 1960 yılında uzaklaştırıldı. Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961) Cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada’dan Kayseri Bölge Cezaevi’ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964’de rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı.

1903 yılında Reşide Hanımla evlenen ve üç çocuğu olmuş, (98 yaşındaki kızı Nilüfer Gürsoy hala hayattadır.) Celal Bayar, 22 Ağustos 1986’da 103 yaşında İstanbul’da vefat etmiştir.

Bu büyük Devlet adamına saygıyla anarken, Kültür Miraslarımızı sahip çıkmak adına, ilgililerden ilgi ve alaka bekliyoruz.

Saygılar, Sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Kültür Mirasımızı korumalıyız / Dağyeni Köyü’nde Celal Bayar evi,

21 Ekim ’13

Kategori
Kültür Turizmi
Kültür Mirasımızı korumalıyız / Dağyeni Köyü'nde Celal Bayar evi,

Haziran 1919’da Galip Hoca’ın Dağyeni Köyünde kaldığı ev.


AydınGermencikDağyeni Köyünde 3.cü Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın bundan 94 yıl önce, 1919 Milli Mücadele yıllarında kaldığı ev mevcut. (Daha önceki Blog yazılarımın birinde tanıtmıştım.) Kıymet bilir köylü bu evi yıkmamış, avlusuna kendine yeni bir ev yapmış. Şu an ev virane durumda. Taş duvar yapı olması nedeniyle ev sapasağlam ayakta. Ev 2 katlı. Alt ana girişten sonra tahta merdiven üst kat sofaya çıkılıyor. Sağda ve solda iki oda, Rahmetli Celal Bayar, o zamanki takma adı ile “Galip Hoca” bu odaların birinde 15 güne yakın kalmıştır. O zaman düşman işgali nedeniyle burada, Yunan askerinden saklanmış. Bu nedenle köye namaz hocası olarak geldi demişler ve Galip Hoca lakabını takmışlar.

Bu ev hala sapa sağlam ayakta. Geçen yıllar onu eskitmemiş. O günden bu güne tam 94 yıl geçmiş. Bina yapı olarak belki de 120 yıllık.

Bu kültür mirasımızı kurumak adına, Kültür Bakanlık yetkililerinden ilgi bekliyor. Duyumlarıma göre, sahibi tadilat yapamaz, yıkamaz diye, Köy Muhtarlığına bir yazı gönderilmiş. Daha sonra bir haber çıkmamış. Bu bina birazcık tadilatla, o günkü gibi aslına uygun bir Restorasyon ile Kültür Mirasımız olarak yıllarca saklanabilir ve Turizme kazandırılabilir.

Ben buradan ilgili Bakanlık yetkililerine sesleniyorum. Biraz ilgi ve alaka lütfen. Rahmetli Celal Bayar’ı geri getiremezsiniz amma, onun anılarıyla dolu olan bu evi Türk Turizmine kazandırabilirsiniz. Kendi anılarında anlatımına göre, o zaman bu Vatan nasıl kurtulur, ben Ankara’ya nasıl giderim hesaplarını yapmıştır bu büyük insan.

Kısaca Celal Bayar:

1883 yılında Bursa’nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğdu. İlk ve orta öğretiminden sonra memuriyet yaşamına atıldı. Adalet, reji ve bankacılık alanlarında memuriyet görevlerinde bulundu. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra ittihat ve Terakki çalışmalarına katıldı. Bu cemiyetin İzmir Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı.

12 Ocak 1920’de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan Sancağı Milletvekili olarak katıldı. Milli Mücadele sırasında Batı Anadolu’da etkinlik gösterdi. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinden sonra Tire üzerinden Aydın, Germencik’e geçti. Bu sırada Dağyeni köyünde 15 gün saklandı. Sonra Aydın üzerinden Denizli ve Ankara’ya ulaştı.  Daha sonra Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Bursa Milletvekili olarak görev aldı.  1921’de İktisat Bakanı oldu. Lozan Barış Konferası’na danışman göreviyle katıldı. 1923seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

1924 yılında iş Bankası’nın kurulmasında önemli rol oynadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki savaşım çabalarında politikacı ve iktisatçı kimliği ile parladı. 1937-1939 yılları arasında Başbakanlık yaptı. Daha sonra siyasi yaşamını İzmir Milletvekili olarak sürdürdü.

Çok Partili siyasi yaşama geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu ve başbakanlığa getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Türkiye’nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. (22 Mayıs 1950) 10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevinden 27 Mayıs harekâtı ile 1960 yılında uzaklaştırıldı. Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961) Cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada’dan Kayseri Bölge Cezaevi’ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964’de rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı.

1903 yılında Reşide Hanımla evlenen ve üç çocuğu olan Celal Bayar, 22 Ağustos 1986 gününde İstanbul’da vefat etti.

Bu büyük Devlet adamına saygıyla anarken, Kültür Miraslarımızı sahip çıkmak adına, ilgili bakanlığın ilgi ve alakasını bekliyoruz.

Saygılar, Sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Celal Bayar’ın kaleminden Haziran 1919’da Dağyeni Köyünde kalış öyküsü,

20 Nisan ’13

Kategori
Kültür – Sanat
Celal Bayar'ın kaleminden Haziran 1919'da Dağyeni Köyünde kalış öyküsü,

Celal Bayar Nam-ı diğer Galip Hoca,


3. Cumhurbaşkanımız rahmetli Celal Bayar 15 Mayıs 1919 da Yunanlıların İzmir’i işgalinden önce, 19 Mart’ta İzmir’i terk etmiş, Torbalı işgal edildiğinde Tire’de bulunuyordu. Yunan askeri Tire’ ye gelmeden terk etmek gerekiyordu. Kendi kaleminden şöyle anlatıyor.

Tire’de bulunmamız tehlikeli idi. Tire bitpazarından arkadaşımız Raif efendi cübbe bulup getirmişti. Kir ve kokularını gidermek için bir şişe kolonya kullandım. Gece 5 silahlı atlarla, Aydın’a doğru yol aldık. Germencik Habibler köyünden geçtik. Neşetiye köyüne ulaştık. Kadınlar etrafımızı çevirdiler. Fatma Dudu adındaki kadın birkaç yüz metre ileride Yunan askerlerini gösterdi. Bunlar tren köprüsünün bekçileri, dedi.
Bizler silahlı beş kişi idik. Bizlere bol bol incir ve ekmek hediye ettiler. Gideceğimiz Aydın’ın da işgal edildiğini öğrendik. Bu kez tekrar dağ yoluna koyulduk. Akşam karanlığı basmadan Dağyeni köyüne vardık. Kara İsmail Ağa beni Ramazan hocası gelmediği için hocalık yapmam için köyde kalmamı teklif etti. Kabul ettim. Namaz hocalığı yaptım. Namaz sonrası Dağyeni köy odasında toplandık. Beni imtihan etmek istediler. Edip ve arkadaşlarım bırakıp gittiler. Yunan kuvvetlerinin ortasında kalmıştım. Nazilli’ye gitmeyi düşündüm, zorlukları vardı. Bir müddet daha kalırsam baskınla yakalanabilirdim. Germencik üzerinden Menderes nehrinden karşıya ulaşmak ve oradan da Nazilli’ye gitmeyi planladım. Germencik bucak müdürü Emin Beyi (Ulucan) tanıyordum. Gizli teşkilatına girip çalışmış, sağlam bir ittihatçı idi. Sakılnmadan evine girebilirdim. Fakat Germencik işgal edilmişti. Germencik bucak müdürünün görevde olup olmadığını öğrenmek için mektup yazdım. Mektubu götüren köylü akşama köye geldi, benimle konuşmaktan çekiniyordu.
– mektup ne oldu?
 – Müdüre verdim.
 – Ne söyledi?
 – O adamı bana getir, dedi.
 – Başka ?
– Başka bir şey yok.
– O halde yarın sabah karanlığında seninle Germencik’e gidelim olur mu?
– Olur.
Konuştuğum köylü, evinde misafir olduğum Kara İsmail Ağa ile konuştular. Bir müddet sonra benim yattığım yatak, camiye yakın imamın yanına taşındı. Misafirlikten kovulmuştum. İmamı köylünün evine yolladım. Gelmesini istedim. Haber getirdi. Rahatsızmış. Bugün evden çıkamazmış. Haydi, hocam, İsmail Ağanın evine gideceğiz. Gittiğimizde, ağa yumuşak bir sesle, sizi dağ yolundan Nazilli’ye gönderecektim. Yolda soyarlar diye çekindim. Gece karanlığında Germencik’te ne işin var. Gitmek istemişsin.
Durumu anlattım. İbrahim Koca bey (Çolak İbrahim) adındaki bir köylünün cılız beygiri ile beni beklediğini gördüm. Köylüler ile vedalaşmak istedim, bırakmak istemediler. Köyün dua yeri var oraya kadar gelerek uğurladılar.
Biz senin ne maksatla buralarda dolaştığını anladık. Bizi de unutma. Allah muvaffak etsin. Yolun açık olsun, diyerek dua ile uğurladılar.
İbrahim Koca Bey beygirin yularından tutmuş çekiyor ben beygirin üzerindeyim. Öyle vakti germencik istasyonuna geldik. Her taraf Yunan askerleri ile dolu idi. Beygir yorulmuş olsa ki birden yere yığıldı. Ben düştüm. Köylülerin kaldığı bir hana gittik. Burası Dağyeni köy odasından daha berbattı. Kirli hasırlar üzerine oturuluyordu. O gün Cuma, ertesi günü ramazan başlayacaktı. Ben handa oyalanırken beni köyden getiren İbrahim’i bucak müdürüne gönderdim.
Buradan sonra Menderes nehrinin güneyine geçer, sonra Denizli’den Ankara’ ya ulaşır.
Burada Galip Hocanın açıkça anlatmadığı, Kara İsmail Ağanın evinden, cami imam odasına atılışının gerçek nedenini yaşlı köylülerden öğrendim. Aktarayım. Galip Hoca her gün kaldığı oda içinde sıkılır. Pencereden evin avlusuna seyreder. Evin kadınları avluda fırında ekmek yapıyorlarmış. Hocanın bakışlarından rahatsız olurlar. Kara İsmail ağaya şikayet ederler. Ağa da yatağını imam odasına gönderir. Hocamızın kötü bir niyeti yoktur. Merakından öylesine seyreder. Kara İsmail ağanın bu davranışı, Galip Hocanın ağırına gittiği ve ağladığını söylediler.
22 Ocak 2013 Tarihinde yazdığım, Celal Bayar’ın Dağyeni köyündeki Paşa Çeşmesi blog yazımda bu konuyu anlatmıştım. Bir defa da onun ağzından anlatmak istedim. Köye minnet borcunu ödemek için köye 1957 yılında PAŞA çeşmesini yaptırmıştır.
Saygılar, sevgiler değerli okuyucularım.
Abdurrahman Balcılar
Not: Celal Bayar’ın anlattıkları, Yazar Sadettin Demirayak’ ın  “Kuva-yı Milliye’nin Aydın’da Doğuşu” adlı kitabından alınmıştır.

 

Celal Bayar’ın Dağyeni Köyündeki Paşa Çeşmesi.

22 Ocak ’13

Kategori
Kültürler
Celal Bayar'ın Dağyeni Köyündeki Paşa Çeşmesi;

3.cü Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın Aydın Dağyeni’deki Paşa Çeşmesi.


Aydın’da bir köy Dağyeni, blog yazımda belirttiğim, köyümüzdeki Rahmetli 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar‘ın PAŞA Çeşmesi öyküsünü anlatmak istiyorum.

Celal Bayar, Milli mücadele harekatında, Ege’de birtakım çalışmalar yapmıştır. Sonrası  Aydın’dan Ankara’ya geçmiş, Cumhuriyet hükümetinde görev almıştır.

Tüm Aydın Yunan işgali altındadır. Büyük Menderes nehrinin kuzeyi Yunan, güneyi İtalyanların sorumluluğundadır. Köyümüz Dağyeni, İzmir-Aydın il sınırında, Aydın Dağlarının güney yamacındadır. Bu dağları aşan Celal Bayar, o zamanki lakabıyla Galip Hoca köyümüze gelir. Köyün ileri gelen eşrafından Kara İsmail’in Köy meydanın kenarındaki bahçe duvarlı, korunaklı evinin ikinci katında misafir edilir. 10-15 gün kimselere gözükmeden, saklanır. Köy dağlarındaki eşkiya ve köye arada bir gelen yunan müfrezeleri köylünün gözünü korkutur. Bayar’ın kasabaya, Germencik’e, oradan Aydın, Denizli Ankaraya gitmesi gereklidir.

Kara İsmail’in aklına gözü pek, askerliğini 5 yıl Çanakkale ve Yemen’de yapmış olan Çolak İbrahim gelir. Bir kolunun yarısını savaşta kaybetmiştir. Çağırır, görüşürler. Çolak İbrahim Galip hacayı,  Evin avlusunda bir hasıra sararak kucağında köyden çıkarır. Köy camiinden aldıkları hoca cüppesini, sarığını giydirir. Bir katıra bindirir, kendi de başını çekerek dere boyunca kasabanın yolunu tutarlar. Eski Kızılcapınar köyü mevkiinde bir grup Yunan zaptiyesi tarafından durdururlar. Nereye gitiklerini soran zaptiyeye, kasaba müftülüğüne hocayı götürdüğünü söyler Çolak ibrahim. Tek eli tabancasında paltusun altındadır. Hocamızın da eli tabancasının kabzesinde cüppesinin  altındadır. Durdurmayı, sorunsuz atlatırlar. Galip hocayı kasabaya bırakan Çolak İbrahim emaneti teslim etmenin hazzıyla köye döner.

Celal Bayar 1957 de Cumhurbaşkanıdır. Köye ve köylüye minnet borcunu ödemek ister. Köy muhtarlığına sordurur. İhtiyacınız nedir ?, muhtarlık su ve çeşme ister. Köy meydanına mermer anıt çeşme yapılır. O zaman kendileri açılışa gelemedi. Aydın valisi ve birkaç milletvekili görkemli açılışı yaptı. Ben o zaman 8 yaşında çocuktum. Hayatımda ilk defa görmüştüm askeri bando takımını. O yılları hiç unutamam.

Görkemli  PAŞA ÇEŞMESİ’nin,  köy halkı yıllardır suyunu  içmekte, Bayar’a rahmet okumaktadır.

Fotoğrafta okuyamadığınız Levhası şöyle yazmaktadır:

BU KÖYÜN ÇEŞMESİNİ ARMAĞAN ETTİ BİZE

MUBAREK SU GİBİ AKTI BAYAR GÖNLÜMÜZE

1957

Sayğılarımla,

Abdurrahman Balcılar