Düğünlerin vazgeçilmez yemeği Keşkek,

10 Haziran ’13

Kategori
Yöresel Yemekler

 

Düğünlerin vazgeçilmez yemeği Keşkek,

Sırayla kepçeyi alan döver.


AydınDağyeni Köy düğünlerinin vazgeçilmez yemeği keşkektir. Düğünlerde, kız evinde cumartesi sabahı, oğlan evinde pazar sabahı keşkek kazanı kurulur. Her iki düğün evinde, anayemeklerden biridir keşkek. Sabahın erken saatlerinde keşkek dövmek adettendir. Köyün gençleri kazanın başına geçerler. Sıra ile biri sağdan, diğeri soldan büyük kepçelerle keşkek döverler. Yorulan kepçeyi sıradakine verir. Buğdayı dana etiyle merhem kıvamına gelinceye kadar bu işlem devam eder.

Ben sizlere keşkek yapımını anlatmak istiyorum.

Öncelikle 50-60 litrelik bir kazan seçilir. 25 kg. keşkeklik buğday, 25 kg. dana  (kemiksiz) kaba et. Buğdaylar önce suda haşlanır. Ne diri kalacak, nede fazla erimeyecek bir kıvama kadar kaynatılır. Et ayrıca suda haşlanır. Haşlanmış et lif lif tiftiklenir. Varsa küçük kemikler ayıklanır. Kazana ikisi birlikte konur. İki kişi karşılıklı dövme işlemini başlatır. Bu işlem anında, karar tuz, 1-2 kg. tere yağ ilave edilir. Dövme işlemi devam eder. Ta ki merhem kıvamına gelinceye kadar. İşin uzmanı tadına ve kıvamına bakar, okey verirse keşkeğimiz hazırdır. Her sofraya diğer yemeklerin yanında keşkek de verilir. Bazıları arka arkaya 2-3 tabak ister keşkekten. Keşkek tabağının üzerine salçalı et suyu, bazen de tere yağı kırmızı toz biberle yağda kızdırılır, üzerine dökülür.

Yıllardır bu keşkek dövme geleneği vardır köyümüzde. Bu esnada kız evi çalgısı çalar her telden. Düğün evine bir ayrı coşku verir.

Oğlan evinde Pazar sabahı keşkek dövülür demiştik. Keşkek hazır olunca içki içenlerin sofraları ayrıca kurulur. Davul-zurna da gelmiş, çalmaya başlamıştır.

Başta keşkek ve dana kavurma ya da dana et sote düğünlerimizin vazgeçilmez yemeğidir. Bizim buraların keşkek tadı bir başkadır. İlk tabağı bitiren bir daha ister, ister.

Aydın, Dağyeni köyünün yöresel yemeklerinden olan, keşkeğin tadı bir başkadır.

Ağzınızın tadı hiç eksiz olmasın, Değerli okuyucularım.

Saygılar, sevgiler.

Aburrahman Balcılar

 

 

Bir Aşk Hikayesi, “CUK” oturmuş,

09 Haziran ’13

Kategori
TV Programları
Bir Aşk Hikayesi, “CUK” oturmuş

FOX TV.in yeni dizilerinden “Bir Aşk Hikayesi” bir Güney Kore dizisinden uyarlandı. Orijinal adı, “I’m sorry, I love you”. “Özür dilerim, seni seviyorum”.

Sanki uyarlama değil, bizim toplum içinde yaşanmışçasına “CUK” diye oturmuş. Bu başarı senaristlerin. Dört kişilik bir ekip senaryoyu bize uyarlamış. Funda Çetin, Makbule Kosif, Pınar Uysal ve Zehra Güleray’dan oluşuyor yazım ekibi. Kendilerini kutluyorum.

Dizinin başarısındaki ikinci unsur oyuncular.Seçkin Özdemir (Korkut Ali) ve DamlaSönmez (Ceylan) inanılmaz başarılı. Diğer oyuncular, Zühal Olcay (Gönül), Yamaç Telli (Tolga), Elçin Sangu (Eda) , Ayberk Pekcan (Tahsin), Güneş Sayın (Emine) ve Ayşen Sezerel (Aysel). Hepsi de içimizden biri. Ceylan’ın doğallığı, Korkut’un mimikleri, hissettiklerini yüzünde ve gözünde yaşatması ayrı bir anlam katıyor. Bütün oyuncuları ayrı ayrı kutluyorum.

Başarının üçüncü mimarı, MF yapım ve deneyimli yönetmen Barış Yöş.

FOX TV.in resmi internet sitesine göre konu kısaca şöyle özetlenmiş.

Kadere isyanla, aşka yakılan ağıtların arasına sıkışıp kalmış genç bir adam… Geç kalmışların, keşkelerin, aşkı bulduğunda yitirmenin dokunaklı hikâyesi…

Adı Korkut Ali… Almanya’da yurt dışına evlatlık verilen gençlerle yapılan bir televizyon programında kameralara gerçek ailesi hakkında olumlu konuşan tek gençtir o. Ta ki talihsiz bir olay sonucu ülkesine geri dönene dek… Giderilmez anne hasretini yaşarken bir aşk girecektir Korkut Ali’nin hikâyesine…

Güney Kore ve Amerikan dizilerinden uyarlamalar her zaman başarılı olmayabilir. Amerikan dizileri bire bir kopya çekilirse başarı şansı az. Beren Saat’in oynadığı “İntikam” dizisini izlemedim. O nedenle bir yorumda bulunamayacağım. İzleyicinin sevip izleyeceği diziler, toplumun her kesimine hitap eden, içimizden biri diyebileceğimiz özgün hikâyeler olması şart.

Burada aklıma gelen Ay yapımın Amerikan dizi “OC” den uyarlayacağı Türk versiyonu nasıl olacak. Bütün iş Ece Yörenç’in iyi bir senaryo becerisine bağlı. Kuzey Güney’in deneyimli senaristi Ece Hanım üstesinden geleceğini, iyi bir iş çıkaracağını inanıyorum. Adı henüz kesinleşmese de, “Aşk Hikâyesi” olacak. Oyuncuları, Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya rollerine ısınmış, hazırlar. Bu dizideki aynı başarıyı yakalaması temennisiyle. Eylül ayını bekleyip göreceğiz.

Lafın kısası, Güney Kore uyarlaması ”Bir Aşk Hikâyesi”ni ben tuttum.  Keyifle izliyorum ve izlemeye devam edeceğim. İzlerken Seul havası almıyor, İstanbul havasını teneffüs ediyorum. Ceylan-Korkut aşkını içimizden birileri gibi izliyorum.

Her şeyiniz gönlünüzce olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Kuzey güney’de finale yaklaşırken muhtemel senaryolar;

02 Haziran ’13

Kategori
TV Programları

 

Kuzey güney’de finale yaklaşırken muhtemel senaryolar

Kanal D. in süper dizisi Kuzey Güney, 26 Haziranda final.  Yani 4 bölümümüz var seyredeceğimiz. Heyecan dorukta.

Finalde neler alacak, muhtemel senaryo tahminlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu dizi benim favori dizilerimden biri idi. 76 bölümün tamamını severek izledim. Keşke final yapmasaydı. Bir sezon daha seyredilirdi. Ama her dizinin bir sonu var. Yeni sezon için başrol oyuncuları yeni planlarını yaptılar bile.

Kıvanç Tatlıtuğ, Ferah Zeynep Abdullah ile Çarlık Rusya’sından Bolşevik ihtilal ile İstanbul’a sürüklenen bir grup insanın hayatlarını anlatacak bir dizide rol alacakmış. Dizi Ocak 2014 de Star TV’de başlayacak. Yapımcı Ay Yapım. Altı ay dinlensin bakalım Kıvanç Tatlıtuğ. Zira bu tatili fazlasıyla hak etti. Kuzey rolü ile inanılmaz bir performans gösterdi.

Diğer başarılı oyuncu Güney rolündeki, Buğra Gülsoy’ da yeni sezon anlaşmasını yapmış. TRT 1. in yeni dizisi “Mülksüzler” de başrol oyuncusu olacakmış.

Biz gelelim dizimizin muhtemel final senaryolarına.

Barış bütün bu olanları kaldıramayıp intihar edecek tahmin ediyorum. Çünkü ne parası, ne sevdiği kadınlar, ne de itibarı kaldı. Herkesin gözün de tu kaka oldu.

76.ı bölüm sonunda Sümer Tezkan’ı kim susturucu tabanca ile vurdu. 77.bölümde olay çözülecek.

Güney, komiser Şeref’i şifre konusunda atlattı. Ferhat’ın kızı Zeynep’ i bulup, babasının fırınında yaktığı, CD konusunu çözüp, temize çıkacak mı?. Bence çıkacak.

Banu ile bebek onları tekrar bir araya getirecek. Güney de mutlu olacak tahmin ediyorum.

İyi kalpli, temiz insan Komiserimiz Şeref de nişanlısı ile evlenip muradına erecek önümüzdeki bölümlerde.

Gelelim Gülten Hanıma. Ben onun hal ve hareketlerini bayılıyorum. Ömer Beyin evini kiralaması onları evliliğe götürecek. Mutlu bir evlilik yapacak. Bence de hak ediyor. Kızı Cemre evlenince yalnız kalacak bir kadın değil. Mutlu olması gerekiyor. Hıdırellez dilekleri gerçekleşmeli.

Cemre ile Kuzey sürprizlerle dolu muhteşem bir düğün töreniyle evlenip, muratlarına erecekler. Krallara layık bir düğün olacak gibi geliyor bana.

Bunlar benim tahminlerim. Sayın Senarist Ece Yörenç’in kalemi nasıl yazar bilemem.

İzleyicinin isteği her dizide olduğu gibi mutlu sondur. Bu dizide de mutlu sonlar olacak.

Sizlerin de mutluluğunuz daim olsun, Değerli Okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Doğada sabah yürüyüşleri,

01 Haziran ’13

Kategori
Doğal Hayat / Çevre

 

Doğada sabah yürüyüşleri,

Can suyunu içmiş, ayaklarını suya sokmuş.


Her sabah olmasa da, gün aşırı sabah yürüyüşlerimi yaparım. Tabii ki her zaman olduğu gibi dostum Can ile birlikte. Daha önceki yazılarımda dostum Can’dan bahsetmiştim. 7 yıldır benimle beraber olan Golden Retriever köpeğim.

Sabahın saat 6.sı bir başkadır. Havanın serinliği insanın içini ürpertir. Can sabah yürüyüşlerine benden daha isteklidir. Koşarcasına çıkar evden, 100-150 metre ilerledikten sonra, dönüp arkasına bakar ben geliyor muyum diye. Beni görünce başlar tekrar yürüyüşü.

Güzergahımız, köyümüz Dağyeni’den, Dampınar Köyüne giden 6 km.lik bir asfalt yoldur. Gidiş dönüş takribi 5 km yürürürüz.

Artık ilkbahar bitmiş, yaz kendini göstermeye başlamıştır. Yol boyunca yeşillikler arasında yürüyorum. Etraf kah Zeytin ağaçları, kah Kızıl Çam ormanları ile kaplıdır. Kıyıdaki bir tarlada, zeytinlikler arasında arpa orağa gelmiş, sararmıştır. Yeşilin her tonunu görebilirsiniz bu güzelim doğada. Ormanlarda sarı yeşil, çam ağaçlarında kara yeşil, zeytinleri gri yeşil, baktıkça keyif verir insana. Zeytin ağaçları, Ceviz ağaçları, Antep fıstığı ağaçları  ve incir ağaçları iç içedir. Değişik kır çiçekleri açmıştır etrafta. Biz Sağır kulak deriz. Botanikteki adını bilmiyorum. Sapsarı açmış çiçekleri. Rengini tarif edemem, o sarının güzelliğini. Üzerinde polen toplayan vahşi arılar görürsünüz tek tük.

Önümüze gelen çeşmeden önce Can içer sununu. Sonra beni bekler. Ben de bir tas içerim soğuk sudan. İçim tazelenir içince.  Sonra yol kenarındaki amcamın bahçesine uğradık. Bağ evinin önünde tatlı Karadut ağacı vardır. Tatlı mı, tatlı  mor üzümleri. Ben dalından, Can da yere düşenleri yeriz doyasıya…

Etraf bostan ekilmiş, domatesler, patlıcan, biber fidanları dikilmiştir arıklara. Buraların insanı kendi yetiştirir yiyecekleri sebzeyi ve meyveyi. Eker, sular, çapalar ve sonrada meyvesini yer teze taze, doğal ve de hormonsuz.

Bu bir saat süren doğa yürüyüşümüz geri dönüşü, aynı güzergahtan devam eder. Solumuzda Bayrak TepeZirvesinde dalgalanıyor ay-yıldızlı Bayrağımız. Bayrak direğini o tepeye geçen yıl dikmiştik. Baktıkça göğsüm kabarır, duygulanırım 6 m2’lik bayrağımız dalgalandıkça.

Sarp kayalıklarda yetişen Kızıl Çam ağaçlarını bakarım hayranlıkla. Allah’ım nelere kadirsin. Buralarda kayalar arasında doğal olarak çıkmış ve büyümüşler. (Çektiğim Doğa fotoğraflarını ekte, galerilerimde sizlerle paylaşacağım, isteyen izleyebilir.)

Yol kenarında amcaoğlunun bahçe içindeki güzelim kayısılarından birkaç tane yiyerek sonlandırıyoruz bu günkü sabah yürüyüşümüzü.

Kahvaltıdan sonra işyerime gider, güne başlarım huzur içinde.

Allah, arzu edenlere de nasip etsin, doğada yaşamaya sevgili okurlarım.

Hoşça kalın, mutlu olun.

 

Abdurrahman Balcılar

Men arzuyu şiddetlendirir!

31 Mayıs ’13

Kategori
Blog yazarları tartışıyor!

 

Men arzuyu şiddetlendirir!

Bu gün gelen maillerimi bakarken, Milliyet BlogHaftalık bültenini gördüm. Detayda Blogyazarları tartışıyor konu başlığında alkol yasağı hakkında fikirlerimizi paylaşmamız isteniyordu. Ben de bu nedenle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Ben şahsen alkol ve sigara ile arası iyi olmayan bir kişiyim. Yaşım 65. Sigarayı, hayatım boyu bir paket bile içmemişimdir. Arkadaşlarım içki masalarında teklif etmişler, hatır için almış tek tük laf olsun diye yakmışımdır. Tiryakisi de olmadım. Tam bir Yeşilaycıyım. İçenin yanına bulunmam. Yanımda da içirtmem.

Alkole gelince. Arkadaş toplantılarında, özel gecelerde rakı içmişimdir. Ama ayda bu 2 defadan fazla olmamıştır. Yerine, mekana ve ortama göre davranmış, kendimi bilmemecesine içtiğimi hatırlamam. Son üç yıldır köy ortamında doğa ile iç içe yaşadığımdan mı nedir, hiç ihtiyaç duymadım. Etrafa rahatsız  etmediği sürece, içene de karışmam.

Gelelim Hükümetimizin aldığı gece belli saatlerde yasak kararına. Konu başlığımda yazdığım gibi, “Men arzuyu şiddetlendirir”. Yasaklara karşı insanoğlunun devamlı bir merakı vardır. Yasak daha da tüketimi körükler. Bu tür yasakları olan, bir İran, bir Suudi Arabistan kapalı kapılar ardında neler olup bitiğini hep basından okuyoruz. İçen veya içecek insan yasak saatlerinden önce alır, evinde stok yapar. AKP’nin Sayın Milletvekilleri bunu bilmiyor mu? Biliyorlardır ama, Sayın  Başbakanlarına dile getiremiyorlardır. Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet, Laik bir devlettir. Kaldı ki dinimiz bir baskı yasakçı bir din değildir. Dinimiz şunu emrediyor, buna göre bir kanun çıkartalım diyemezsiniz. Böyle bir zihniyetle ben Avrupa Birliği üyesi olacağım da diyemezsiniz.

Osmanlı Padişahlarından 4.Murat da kendi devrinde alkol, tütün ve kahve yasağı koymuştur. Kendisi tebdili mekan gezerek bizzat yasağı uyulup uyulmadığını denetlemiştir. Hadi o zaman kendine göre onun bir sebebi vardı. Büyük İstanbul yangınını bahane etmiş, Yeniçerilerin içtiği sigaradan çıktığını söylenmiş. Bu nedenle bu yasağı çıkartmıştır.

Bütçe gelirlerinde en büyük payı tekel maddelerinden alınan vergilerden geldiğini herkes bilir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

Yasaklarla bu işler olmaz. Eğitimle olur. O da ailede başlar, okulda devam eder.

Allah içeni de, içmeyeni de bilir. Onun terazisi, her şeyin doğrusunu da, eğrisini de tartar.

ALLAH’ ın işine karışılmaz.

Her isteğiniz yasaklardan uzak, gönlünüzce olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Çağatay Ulusoy’un ağzının tadı yerine geldi,

29 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

416838-3-4-af2c0

Çağatay Ulusoy, sağ başta İsmail Filiz ve arkadaşları.


Çağatay Ulusoy geçtiğimiz hafta arkadaşı İsmail filiz’in doğum günündeydi. Emirgan’da La Boom adlı mekanda yapılan kutlamada neşesi yerinde olduğu gözlendi. Arkadaşlarıyla doyasıya eğlenen Çağatay,  devamlı dans etti. Moral depoladı.

images cu-anadolu kartal

İsmail Filiz ile 2011 yılı yazında Anadolu Kartalları filminde beraber oynadılar. Dostlukları oradan geliyor zannediyorum. Bir önceki hafta da bir toplantı da beraberdiler. Bu demek ki “Aşk Hikayesi” dizisinde İsmail Filiz’ i de herhangi bir rolde izleyeceğiz.

Çağatay Ulusoy’ u bu tür mekanlarda, 15 Temmuz dizi çekimleri başlayıncaya kadar göreceğiz herhalde. Bolca moral depolaması lazım. Artık o talihsiz olay üzerinden 5 ay geçti. Zaman her kütü olayın ilacıdır. Artık ağzının tadı yerine geldiğini izliyorum. Resimde Çağatay’ın gözlerinin parladığını, o eski tatlı tebessümün yüzüne kapladığını görüyoruz.

Eylül ayında başlayacak, “Aşk Hikayesi” dizisinin kanalı da Star TV.

Daha önceki yazılarım da bahsettim.  Çağatay Ulusoy’u bütün bu tatsızlıklar bir bıçak gibi bilemiştir, hırslandırmıştır. Ben kendi adıma söyleyeyim, inanılmaz başarılı olacaktır. Artık önün açık, bütün fanların, sevenlerin senin başarın için duacı. Ben de yolun açık olsun diyorum.

Unutma Eylül ayında ekranlarda seni görmeye dört gözle bekliyorlar.

Bütün güzellikler sizlerle olsun sevgili okurlarım.

Saygılar.

Abdurrahman Balcılar

Not: Haber kaynağı ve fotoğraf MegaziMedya.Com.dan alınmıştır.

Aydın Dağyeni’de köy düğünleri,

27 Mayıs ’13

Kategori
Gelenekler

 

Aydın Dağyeni'de köy düğünleri,

Kız evinden gelin alma,


Köyümüzde yaz aylarının gelmesiyle düğün ve sünnet törenleri başlar. Nisan başından başlayarak her hafta cumartesi-pazar düğün vardır. Bir haftada köyde iki düğün olmaz. Ta ki bu Temmuz sonuna kadar devam eder.

Düğün Perşembe akşamı köy düğün salonunda kına gecesi ile başlar. Cuma akşama 2.ci kına gecesi yapılır. Cumartesi akşamı, Gelin-Damat balo gecesi olur. Üç gecede çalgılı olup, gönüllerince eğlenip dans edilir. Gelinin tüm akranları, gelinle beraber kuaförde baş yaptırır. Hepsini de damat öder. Tüm nişanlı ve eski yeni evli çiftler dans ederler. Gece boyunca pist hiç boş kalmaz. Sadece; nikah, pasta kesimi ve takı merasiminde çalgıcı dinlenir. Bu gecenin geç saatlerine kadar devam eder. En son gelin ve damadın tüm yakınları oynar. Gece sonunda kız evinde düğün bitmiştir.

Cumartesi sabah kız evinde keşkek dövülür. Köyün bütün gençleri büyük kazan içinde kepçeyle keşkek döverler. Bu iş Keşkek kıvamına gelinceye kadar devam eder. Keşkek dövme çalgılı ve içkili olur. Bazı kız tarafı içki vermez, mevlit okutur. Tüm köy halkı düğüne davetlidir. Herkes düğün hediyesini getirir. Kimi para verir, kimisi de ev eşyası getirir. Gelen herkes birer sofra oluşturur. Yemek verilir. Çorba, yaprak sarma, dana kuşbaşı kavurma, keşkek, yoğurtlu patlıcan biber kızarma, pilav, turşu ve tatlı olarak meşhur zerde.

Oğlan evinde düğün Pazar sabahı başlar. Germencik’ den Davul-Zurna ekibi gelir. Ekip bir baş zurnacı, 3-4 takviye zurnacı ve 3 davulcudan oluşur. Sabah gelen ekip Köy Cumhuriyet meydanında 15 dakika çalıp, dünü başlatırlar. Oğlan evinde keşkek dövme merasimi sabahın erken saatlerinde başlar. Sonra da tüm köylü kadınlar ayrı, erkekler ayrı düğün hediyelerini getirip kurulan sofralarda düğün yemeği yerler. Kız evinde yemeklerin aynısı yapılır. Et yemeği için 350 kg.lık dana kesilir. Erkekler genelde dünün sahibine 10-20-50 TL. haline göre hediyesini verir. Kurulan erkek sofralarına düğün sahibi bir 70’lik Rakı koyar. Sonra içeceklerini sofradakiler kendileri satın alır. Bu yemek ve içki faslı İkindi ezanına kadar devam eder. İçilen rakının haddi hesabı yoktur. Oyunlar, zeybekler oynanır. Sonra gelin almaya kalkılır. Kız evine kadar davul zurna eşliğinde yürüyerek gidilir. Gelin kız evinden Gelin Arabasına bindirilir. Gelini kız babası ve dedesi merdivenlerden kollarından tutup indirir ve gelin arasında bekleyen damada teslim ederler. Tekrar çala oynaya oğlan evine götürülür. Bu bazen yatsı ezanına kadar sürer.

Gelin genelde oğlan baba evine indirilir. Daha sonra, gece kendi gelin evlerine geçerler.

Artık geçler muratlarına ermiş, düğün bitmiştir. Bu gelenek yıllardır böyle olmuştur.  Ve de olacaktır da.

İşte bizim Aydın, Germencik, Dağyeni‘deki Köy Düğünleri.

Sizlerin de Allah ne muradınız varsa vermesi dileklerimle sevgili okuyucularım.

Saygılar,

Abdurrahman Balcılar

Not: Düğünden çekilen resimler, galerilerimde yayınlanacaktır.

 

 

Çocuklarımıza isim koyarken nelere dikkat etmeliyiz,

24 Mayıs ’13

Kategori
Anne-Babalar
Çocuklarımıza isim koyarken nelere dikkat etmeliyiz,

Çağımızda doğacak çocuğun cinsiyeti 15 haftalıkken biliniyor. Doğum öncesi kız veya erkek adı ne olacak sorusu akla geliyor. Anne-babalar ismini doğmadan koyuyorlar. Günümüzde bilhassa kırsal kesimlerde evdeki büyüklere bırakılıyor isim konusu. Erkek ise dedenin ismi, kız ise babaanne ismi konuyor çocuğa. Dede veya babaanne sağ ise bir evde aynı isimli iki kişi oluyor. Bana göre son derece yanlış. Ölmüşler ise bir sorun yok. Ama gene de, çocuğun isminin ne olacağı anne-babasına bırakılmalıdır.

Çocuğunuza çift isim koymaktan kaçının. Hıristiyan’larda yeni doğan çocuk vaftiz yapılır, vaftiz ismi konur. Anne baba da ayrıca bir isim koyar. Bizde isminin yanında bir de göbek adı konur. Sebebi aile büyükleri anlaşamaz ise kırmamak için göbek adı da bu olsun denir. Nüfusa bazen biri, bazen de her ikisi yazdırılır. Ben çok kişi bilirim, örneğin nüfustaki adı Hasan, ama ailesi Fehmi koymuştur. Ancak okul hayatında ve resmi dairelerde nüfus ismi kullanılır. Bu da bir ömür boyu karışıklığa neden olur. Tavsiyem çift isimden koymaktan vazgeçin.

Koyacağınız ismin telaffuzu zor olmamalı ki kolay hatırlansın, ahenkli olsun. Ben kendimden örnek vereyim. İsmimi rahmetli dedem koymuş. Annem babam saygılarından ses edememişler. Dini bir isim. Abdurrahman, Tanrının kulu demek. Ama gel gör ki ismimin telaffuzu zor. Doğru söyleyeni bu güne kadar çok zor işittim. Addırman, apturman, attıraman gibi. Bu da isminin doğru söylenmediğini duyan kişinin psikolojisini bozar. Bu nedenle yalın,ses uyumlu, net söylenen isimler olmalıdır.

Ayrıca ismin anlamı çok önemli, bu dini bir isim de olabilir, fark etmez. Yeter ki güzel bir anlamı olsun. Bazı isimler vardır, dalga geçilir, eğlenilir. Örnek, ismi “Şaban” olan bir çocuk, İnek Şaban tiplemesi nedeniyle okulda dalga geçilir. Bu tür marjinal isimler konmamalıdır.

İsim bir defa konur. Bir ömür boyu kişi bu ismi ile anılır. Adını sevmeyen kişi hayatı da sevmez.  Peygamberimiz Hz. Muhammed “çocuklarınıza güzel isimler verin” der. Kendileri kötü manalı olan isimleri çok değiştirmiştir. Hz. Peygamberimizin değiştirdiği isimlerde üç ana özellik göze çarpmaktadır. Kötü, sevimsiz, çirkin manalı olanlar; güzel manalı olup daha güzeli ile değiştirilenler; tevhîde aykırı olanlar.

Bazı Akrofonologlar (isim bilimci) Haluk Kemal Cebe, ismin içinde olan harflerin (a, e, k) gibi o kişinin kaderini etkilediğini söylemektedirler. Ben bu tezi kabul etmiyorum. Sadece kişi kendi isminin kendisine verdiği, pozitif enerji ile bir kariyer sahibi, ünlü kişi veya başarılı bir meslek sahibi olmasını kısmen etkiler. Örnek, Mert, sözünün eri, sözünde duran; Melis, bal arısı (arı gibi çalışkan) etkileşim alabilir.

İnsanlar kişinin ismine göre tavır sergileyebilir. Örnek, “Satılmış” ismi baştan kaybeder. Kulağa ve ses uyumuna uygun bir ismim karşısındakine güven verir. Alican; cana yakın, içtenlikli, candan, sıcakkanlı, girişken.  Beyne ne gönderirsen cevap olarak onu alırsın.” Cesur” diye seslenirken kişide başka bir etkileşim oluşur. Karşındaki kişi yüreklenmiş olur. Basit bir örnekle “limon” dediğimizde tükürük bezlerimiz çalışır, bir tuhaf oluruz. “Satılmış” diye hitap ettiğiniz kişi güvenilmez, olumsuz etkileşim alır.

Unutmayın güzel bir isim taşımak, o ismin manası ve titreşimi ile hayatınız boyu mutlu olacaksınız. O mutluluğu doğar doğmaz anne-babalar verir. İsim bir elbise gibi değişmez, ömür boyu o adla anılacak ve yaşayacaksınız.

Sözlerimi Şira Mercan Özgür’ün “İsmin Kaderini nasıl etkiliyor!” adlı kitabından bir alıntıyla son vermek istiyorum.

Çocuğunuzu en kısmetli isimle dünyaya getirin!

İşinizi en bereketli, en saygın, en ünlü isimle açın!

Daha da cesursanız kendi adınızı değiştirin, ikinci bir isim alın;

Kaderiniz değişsin! diyor. Şira Mercan Özgür.

Adınızla mutlu yaşayın, ömür boyu sevgili okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman balcılar

 

Çağatay Ulusoy’dan Basına, “Zamanı gelince konuşuruz”,

21 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

 

Çağatay Ulusoy'dan Basına, "Zamanı gelince konuşuruz",

Geçtiğimiz hafta Yeniköy Yelken Restaurant’ ta, Burak Sağyaşar, Hatice Şendil ve İsmail Filiz ile balık yiyen Çağatay Ulusoy, Magazin basını tarafından görüntülendi. Rol arkadaşlarıyla yeni dizisi, “Aşk Hikayesi” hakkında sohbet ettiler. Öyle görülüyor ki dizimizde bu oyuncular da olacak. Serenay Sarıkaya Çağatay’ın partneri önceden belliydi. Artık yavaş yavaş kadro ve ekip ortaya çıkıyor. Yönetmen Ali Bilgin, Senarist Ece Yörenç ve bir Ay Yapım projesi. Yapımcı malumunuz Kerem Çatay.
Yeni duyumlara göre, dizimiz Aydın’ın tatil cennetlerinden Didim sahillerinde çekilecekmiş. En azından ilk bölümleri burada motor diyecek.
Çağatay Ulusoy artık kendini toparlamış durumda. Yemek çıkışı bütün Restaurant çalışanlarının ellerini sıkıp, neşeli tavırlar sergileyen Ulusoy, son derece keyifli olduğu, moralinin yükseldiği gözlerden kaçmadı. Basın mensuplarının ısrarlı sorularını sadece tebessümle karşılayan Çağatay, iki kelime söylemekle yetindi. “İyi akşamlar arkadaşlar, zamanı gelince konuşuruz” Dedi.
Afferim Çağatay, benim de gözüme girdin. Sen artık dizinin ilk bölümlerinde, azmi performansını sergileyecek, sonra alnı açık olarak basının karşısına geçeceksin. Eski imajını da kısa zamanda yakalayacak, sevenlerini ve fanlarını kendini affettireceksin. Doğru yoldasın. Ben kendi adıma Çağatay Ulusoy için şu güne kadar kötü konuşanı duymadım. Bilakis övgü dolu yazıları çok okudum ve dinledim. Geçtiğimiz günlerde bir TV programına çıkan Armağan Çağlayan dedi ki, “Çağatay dünyadaki ender insanlardandır, çok mütevazidir. Onun için sette kapris yapmayan tek ünlü diyebilirim, sıfır kapris”. Dedi.
Berberi Şükrü Dudu; “ Çağatay çok iyi biri, insanlığını çok seviyorum. İlk günden bugüne hiç bozulmadı, Çağatay gerçekten adam gibi adam”. Demiş bir röportajında.
Çağatay’ın ne kadar mükemmel bir adam olduğunu her ağızdan duymak da ayrı bir keyif sevenleri ve fanların için.
Bir Atasözümüz vardır. “Yörük at, yemini kendi arttırır” diye. Sen de kendi itibarını kendin arttıracak, sanatınla, üstün performansınla eski günlerine tekrar döneceğine inanıyorum.
“Aşk Hikayesi”nde yolun açık olsun Çağatay. Eylül ayını iple çekiyor, fanların, sevenlerin ve izleyicilerin.
Sizlerin de yolu ve gönlü açık olsun değerli okuyucularım.
Saygılar,
Abdurrahman Balcılar

 

Hayvanlar pazar günleri hastalanmazlar mı?

19 Mayıs ’13

Kategori
Ben Bildiriyorum

 

Hayvanlar pazar günleri hastalanmazlar mı?

Bugün başıma gelenleri anlatmak istiyorum. Daha önceki blok yazılarımda, okuyanlar hatırlar. “Golden Retriever” cinsi bir köpeğim var. Ben ona “Dostum Can” diyorum. Bu sabah hastalandı. Verdiğim yemekleri yemedi. Bir gün önce burnundan kan gelmişti. Sebebini bilemiyorum. Halsiz düştü.

Germencik’ deki Veterinerimi aradım. Onun da haftaya düğünü var, evleniyor. Bu hafta telaşlı, ev yerleştiriyor. Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesine götürdüm. Ne göreyim, kapı duvar. Koskoca hastane bugün Pazar diye kapalı. Sordum kapalı dediler. Hayvanlar pazar günü hastalanamaz mı? Bu hastanenin bir acil servisi yok mu? Bir nöbetçi Veteriner hekim konamaz mı? Çok tuhafıma gitti.

Fakültenin yetkililerine buradan sesleniyorum. Bu memlekette Hayvan Hakları diye bir şey var mı, yok mu?

Pazar günleri hayvanlar kaza geçirip bacakları kırılamaz mı? Nereye götüreceğiz tedavi için.

Takdiri siz hayvan severlere bırakıyorum.

Neyse, Germencik’ de bir veteriner buldum. Muayene ettirip, antibiyotik iğnesi vurdurdum. Köpeğim Can şu an iyi, yarın tekrar o hastaneye götüreceğim.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar