Fanlarından Çağatay Ulusoy’un yeni dizisi için uzattığı saç şekline tepki.

 13 Temmuz ’13
Kategori
Magazin
Fanlarından Çağatay Ulusoy'un yeni dizisi için uzattığı saç şekline tepki.

Çağatay Ulusoy arkadaşı oyuncu İsmail Filiz’in Azeri kız arkadaşı Nurana Begiava’nın doğum gününe katıldı. Resimlerde uzayan saçları ile dikkati çekti. Gizli aşk yaşadığı iddiaları nedeniyle geceye yalnız katıldı. Bir çok ünlülerin yer aldığı doğum gününde, Burak Sağyaşar, Hatice Şandil, İsmail Filiz, Tolgahan Sayışman, Selen Soyder ve Çağatay Ulusoy geceye katılan ünlülerdi.

Çağatay Ulusoy, Star TV. de Eylül ayında başlayacak yeni dizisi Aşk Hikayasi’deki rolü icabı saçlarını uzattığı görüldü. The O.C. dizisindeki Ryan Atwood rolünü oynayan Ben McKenzie benzetilmek istenmekte anlaşılan. Bence Ryan’ a bire bir benzemesi gerekmez. Çağatay, Ondan daha yakışıklı ve karizmatik.

Fanlarından bazıları resimde görülen, uzayan saç şeklini beğenmemişler. Bu nedenle Twiteer da değişik eleştiriler gelmiştir. Herkese kendini beğendirmek zorunda değil. Berberi Şükrü Dudu Çağatay’ın saçları için, “Kısa da yakışıyor, uzunda ne de olsa yakışıklı çocuk demişti”.

     

Çağatay Ulusoy ve Ben McKenzie’nin (Ryan) Galeri resimlerde değişik saç modelleriyle izleyebilirsiniz.

Aşk Hikayesi’nin Ağustos ayı içinde bölümleri çekilmeye başlayacak. Başrol oyuncularımız, Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’nın ardından dizimizin Oyuncu kadrosu yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Ece Yörenç, Kuzey Güney dizisinden bazı oyuncuların kadroya dahil olacağını söylemişti. İlk gelen Kuzey Güney’in çileli güzel kızı (Simay) Hazar Ergüçlü oldu. Ben final yapan Kuzey Güney dizisinden, en az 3 kişinin daha geleceğini tahmin ediyorum. Bunların haricinde, Burak Sağyaşar ve İsmail Filiz Çağatay’ın rol arkadaşları olabilirler.

Çağatay’ın Fanları twitter da hergün boş durmuyorlar. Parmakları Çağatay ve Serenay için çalışıyor. Fanları ve sevenlerinin rüzgarıyla Eylül ayında, Star TV. de fırtına gibi esecekler.

Son olarak diyorum ki, Çağatay Ulusoy saç modeli uzun kısa hiç önemli değil, önemli olan onun oyunculuğu ve performansı. O da onda var.

Ben de bu işi biliyorsam diyorum ki, yeni sezonun en iddialı dizisi, Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’nın “Aşk Hikayesi” olacak.

Sizlerinin de gönlünüzde taşıdığınız iddiaların gerçekleşmesi dileklerimle…

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

 

Vakıf Üniversitelerimiz, İzmir Ekonomi Üniversitesi.

07 Temmuz ’13

Kategori
Üniversiteler
Vakıf Üniversitelerimiz, İzmir Ekonomi Üniversitesi.

 

Geçtiğimiz hafta İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı olağan toplantısına, Mütevelli Heyet üyesi olmam nedeniyle katıldım.

Çoğunluğun sağlanmasıyla toplantı başladı. Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş 2012 yılı faaliyet raporunda, üniversitemiz hakkında şu bilgileri verdi. Aktarmak istiyorum.

İzmir Ekonomi Üniversitesi, T.C. Anayasası, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmenliği hükümleri doğrultusunda “İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfımız” tarafından kurulan yaratıcı ve girişimci bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir yükseköğretim kurumudur. Üniversitemiz 2001 yılında öğretime başlamış olup, hem İzmir hem de Ege Bölgesi’nin ilk vakıf üniversitesidir.

İzmir Ekonomi Üniversitesi, “ODTÜ-URAP” sonuçlarına göre Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri ile aynı listede yer alarak dünya sıralamasına girme başarısını gösterdi. 2000 yılından sonra kurulan üniversiteler içinde , Türkiye’de 6., Ege ve Akdeniz Bölgesinde birinci sırada yer aldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Mayıs 2013’te açıklanan “Üniversitelerarası Girişimcilik ve Yenilikçilik Endeksi 2012” sıralamasında en girişimci üniversiteler içinde bulunmanın yanı sıra, “Yenilikçilik ve Girişimcilik Kültürü” açısından tüm Türk üniversiteleri arasında 5’inci olmuştur.

Üniversitemiz bünyesinde 8 fakülte, 2 yüksekokul, 2 meslek okulu, 2 enstitü mevcuttur. 10 ön lisans programı, 27 lisans bölümü, 7 Uluslar arası Ortak Lisans programı, 6 doktora programı, 24 yüksek lisans programı ile hizmet vermektedir.

Lisans öğretim programlarından yedisi ABD-(SUNY) New York Eyalet Üniversitesi ile müşterek yürütülen çift diploma programlarıdır.

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yurt dışındaki 104 Üniversite ile ERASMUS programı anlaşması, 27 üniversite ile akademik işbirliği protokolü bulunmaktadır.

“Mutfak Sanatları ve Yönetimi” ve Moda ve Tekstil Tasarımı” bölümlerine ön kayıt ile diğer lisans ve ön lisans programlarına merkezi sistem ile öğrenci kabül edilmektedir.

Kentimizin en büyük projesi kuşkusuz EXPO 2020 adaylığımız. Üniversitemizin tüm imkanları ile EXPO çalışmalarına destek veriyoruz. Bilindiği üzere EXPO 2020’se “Sağlık teması ile aday olduk. Bu temaya uygun olarak kentimizde sağlık alanında verilen eğitimin arttırılması ve özellikle de sektörün her kademesinde yabancı dil bilen ve iyi eğitilmiş elemanlar olması büyük önem taşımaktadır.

Bu düşünceden hareket ile kentimizin EXPO adaylığına destek vermek, İzmir’in giderek artan sağlık sektöründeki eleman sayısına karşılık vermek amacıyla Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek okulu’ nun açılması için gerekli başvurularımızı yaptık. Tıp Fakültesi için Yüksek Öğretim Kurulu’ndan gerekli izinleri aldık. Bakanlar Kurulu Kararı’nı bekliyoruz.

Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık hizmetleri Meslek Yüksekokulu faaliyete geçmiş. Her ikisine de 2013-2014 öğretim yıllında öğrenci alınacaktır.

Ayrıca,Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuz da faaliyete geçti ve bu bölüme de 2013-2014 öğretim yılında ilk kez öğrenci alınacaktır.

Yaşlı Bakım Programı ile Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programına 30’ar öğrenci kabul edilecektir.

Üniversitemiz de yarı zamanlı ve tam zamanlı 700 Akademik Personel, 140 İdari personel ve 6.577 öğrencimiz bulunmaktadır. Burslu öğrenci sayımız 1.669 bunun 36’sı yabancı uyrukludur. İZTO üyeleri % 15 indirim yapılmaktadır. Kardeş indirimi % 10 dur. Üniversitemizde 66 Yabancı uyruklu öğrencimiz bulunmaktadır.

İzmir Ekonomi Üniversitemiz hakkında kısaca bu bilgileri verdi Sayın Ekrem Demirtaş. Sonra diğer konular görüşüldü, oylandı ve ibrası yapıldı.

Ülkemizde Üniversite Eğitimi çok önemli. Gençlerimizin açıkta kalmamsı için, Devlet Üniversitelerimin yanında ,Vakıf  Üniversitelerinin eğitime katkı vermesi gurur verici. Ben kendi adıma bu gururu yaşadım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Göçmen kuşların nesli azalıyor mu?

06 Temmuz ’13

Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Göçmen kuşların nesli azalıyor mu?

4 sevimli yavru kırlangıç gece uykusunda.


Geçtiğimiz 9-10 Mayıs tarihinde dünya göçmen kuşları günü kutlandı. Aaa göçmen kuşlar günü de mi varmış diyenlerinizi duyar gibi oluyorum.

Evet var. 2006 yılından bu yana tüm dünyadaki göçmen kuşların ve yaşam alanlarının korunmasına dikkati çekmek için bu tarihlerde göçmen kuşlara atfedilerek dünyanın farklı yerlerinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Ülkemizde yüzlerce göçmen kuşlar arasında en belirgin olarak, Leylek, kırlangıç, guguk, gökgüvercin, yaban kazları, yaban ördekleri ve kelaynak kuşlarını sayabiliriz.

Ben yaşadığım köyümde, en çok kırlangıç görüyorum. Arada bir Leylek görürdüm amma, bu yıl hiç görmedim. Leylekler bizim köye avlanmak için ovadaki kasabalardan gelirlerdi.

Ben evimin iç kullanılmayan kısmına gelip yuva yapan bir çift kırlangıçtan bahsetmek istiyorum. Yuvalarını 10 gün içinde yaptılar. Taşıdıkları çamuru tükürükleriyle duvara yapıştırıp,  aşağı yukarı 12 cm. genişliğinde  8 cm. derinliğinde itina ile bir yuva yaptılar. Üç haftalık bir kuluçkalık süresinden sonra, 4 yavru çıktı. Anne kuluçkada iken baba, anneyi besledi. Geceleri de yuvanın kenarına tutunan baba, orada uyudu. Küçük yavruları gagalarında taşıdıkları böceklerle beslediler. Tüylendiler, artık yuvadan uçma zamanları gelmişti. Bir sabah yavruların yuvada olmadığını gördüm. Uçma talimine gitmişlerdi. Ama geceleri yavrular yuvaya uyumaya geliyorlar. Anne-baba yuvada yer olmadığı için geceyi dışarıda geçiriyorlar. (Fotoda 4 yavru gece uykusunda).

Kırlangıçlar Nisan ayında gelip, Eylül aylarında kışı geçirecekleri Afrika’ a uçuyorlar. Çok hızlı uçan, iyi bir sinek avcısıdır. Havadaki her türlü sinek ve böceği avlarlar. İnsana yakın, uçarken sanki sevinç çığlıkları atar gibi sesler çıkartırlar. Ötüşleri hoştur. Bizim buralardakiler kır kırlangıcı cinsidir.

Aklıma gelen soru, göçmen kuşlarının nesli azalıyor mu? Bizim buralarda Leylekler azaldı ki yok. Bu nedenle Kelaynaklar koruma altına alınmış. Kışın bile göçlerine izin verilmiyormuş. Az da olsa guguk kuşu ve atmaca görüyorum. Çocukluğumdan hatırladığım, Kartal ve akbaba gibi yırtıcı kuşlar yok artık.

Hayatınız kuşlar gibi özgür ve neşeli geçmesi dileğiyle.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Aydın Dağyeni köyünde bulgur kaynatma,

05 Temmuz ’13

Kategori
Gelenekler
Aydın Dağyeni köyünde bulgur kaynatma

Odun ateşinde kaynatılır.


Sırası geldikçe gelenek ve göreneklerimizi anlatacağımı bahsetmiştim. Bu sabah kalktığımda evin avlusunda bulgur kazanlarının kurulup, bulgur kaynatmaya başladıklarını gördüm. Bizimkiler önümüzdeki kış için yemeklik bulgur yapıyorlardı.

Aydın, Dağyeni Köyünde bu gelenek yıllardır devam etmektedir. Genellikle Temmuz aylarında buğday orakları bitip, harman kaldırıldıktan sonra yapılır. Günümüzde buğday ekim alanları yok denecek kadar azdır. Boş tarlalar ya zeytin ağacı, ya da incir ağacı dikilmiştir. Kendi yetiştirdikleri “Karakılçık” cinsi buğdaydan yapılır bulgur. Kendi yetiştirmeyenler konu komşudan satın alır. Ailenin sayısına göre 2-3 ayar buğdaydan yapar yemeklik bulgurunu. Bir ayar 18 kg. civarındadır.

Bir, bir buçuk, iki ya da üç ayar ihtiyacına göre kazana konur. Yeterice su koyulur. Kazanların altında odun ateşi yakılır. Belli kıvama gelinceye kadar buğdaylar kaynatılır. Sonra çıkartılır, suyu süzülen buğdaylar sofra bezi dediğimiz örtüler üstünde güneşte kurutulur. Genellikle yüksek dam başları seçilir. Toz topraktan uzak olması gerekir.

İyice kuruyan buğdaylar, tek tek elden geçirilerek, taşı ve yabancı maddelerden ayıklanır. Sonra üst üste konmuş yuvarlak silindirik taşlardan oluşan el değirmenlerde öğütülür. Üst taşta ağaç, 20 cm.lik saptan karşılıklı iki kadın çevirerek yapar bu işi. İmece üslüne göre komşu ve akrabalar birbirlerine yardım ederler. Değirmen başında muhabbet vardır. Hatta türküler söyleyerek keyif haline getirilir bu iş. (Buğdayı kaynatırlar, seveni oynatırlar). Türküsü meşhurdur.

Günümüzde el değirmenleri ile bu zor olduğundan teknolojiden istifade eder oldular. Bulgurlar torbalarla kasabaya gönderilir. Makine değirmenlerinde çektirilir.

Kırılan buğdaylar kalburdan geçirilerek üç ayrı sınıfa ayrılır. Pilavlık bulgur, ince köftelik bulgur ve iri sarmalık bulgur.

Artık kışlık yemek çeşitlerinizden biri hazırdır.

Yengeme sordum. “Bu zahmetli işi niye yapıyorsunuz” diye. Kendi yaptıkları bulgurun tadı bir başka olduğunu söyledi. Ben de söylüyorum. Böylece ucuza geliyor.

Afiyet olsun, Allah yemeğe nasip etsin

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Adını Feriha Koydum, Çağatay Ulusoy’un oyunculuğu,

03 Temmuz ’13

Kategori
TV Programları
Adını Feriha Koydum, Çağatay Ulusoy'un oyunculuğu

Yaz dizileri kanallarda boy göstermeye başladı. Bunun yanında eski dizilerin tekrarı bazı kanallarda yayınlanıyor. Show TV de eski süper fenomen dizisi Adını Feriha Koydum’ u iki haftadır ilk bölümünden itibaren 10 bölüm yayınlandı.

Ben burada dizinin Emir’i, Çağatay Ulusoy’un oyunculuğundan bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda magazin basını onun sansasyonel haberlerini çok yaptı. Oldukça da üzerine gittiler. Ben bunlardan bahsetmek istemiyorum. Onun daha çok öne çıkartması gereken oyunculuğundan başarısından söz edeceğim.

Çağatay Ulusoy 2010 Best Model birincisi olmasıyla bu dizideki rolü kaptı. Deneyimli güzel oyuncu Hazal Kaya partneri oldu. Bu onun şansıydı. Dizide Vahide Gördüm, Metin Çekmez gibi tecrübeli oyuncularla oynadı. Onlardan çok şey öğrendi. İlk bölümlerde çekingen, çok mahzun bir yüz, jest ve mimikler zayıf bir Çağatay Ulusoy izledik. İlerleyen bölümlerde gittikçe kendini geliştirdi. İzleyici tarafından “Emir” karakteri çok beğenildi. İnanılmaz olumlu tepkiler aldı. Bu onda doping etkisi yaptı. Hırslandı, bu ilgi ve sevgiye layık olabilmek için çok çalıştı, kendisini ve oyunculuğunu geliştirdi. Seslendirmelerde 13. Bölümden itibaren kendi sesini kullanmaya başladı.

Artık Haziran 2011 dizi 24.bölüm sezon finali yapmış, Çağatay Ulusoy dizide gösterdiği performansı ve düzgün fiziği, yakışıklı bir genç olması ve de tatlı tebessümü genç kızların hayran olduğu bir oyuncu olmuştur.

Temmuz 2011 de “Anadolu Kartalları” filminde rol almış, ilk sinema filmi olmasına rağmen bana göre, Pilot Teğmen Ahmet Onur rolünde oldukça başarılı olmuştur.

Adını Feriha Koydum dizinsin ikinci sezonunda Çağatay Ulusoy deneyimini ve oyunculuğunu geliştirmiş, çok sevilen adeta bir fenomen olmuştur. İzleyici Emir – feriha aşkını, onlarla adeta yaşamıştır. Hem Hazal için, hem de Çağatay için Fan kulüpleri kurulmuştur.

Haziran 2012 de herkes final yapacak derken, dizi sezon finali yapmış, Feriha’ı kurşunlanmış, ölmüş ve diziden ayrılmıştır. Çağatay Ulusoy tek başına, Eylül 2012’de diziyi sırtlanmak zorunda kalmıştır. Adını Feriha Koydum Emir’in yolu adlı dizide rol alarak karşımıza bambaşka bir “Emir” karşımıza çıkıyor. Saçlarını 3 numara kesmiş, karısının yasını tutan bir serseri tip. Ben Çağatay Ulusoy’u oldukça başarılı buldum, performansını çok beğendim.  Hele 71.bölümde evine gelen Koray ile sarılıp ağlaması hem duygusal hem de rol model yönüyle çok çok başarılıydı. Artık oyuncu olarak oturmuş, kendine güveni tam, rolün hakkını veren bir kişi olmuştur.

Hazal ve Çağatay fanları ikiye ayrılmıştır.  Hazal fanları dizinin Hazal’ sız devam etmemesi ve dizinin sona erdirilmesi için Sosyal Medyada anti propagandalar yapması, Çağatay’ı çok üzmüş, hatta dizideki performansını etkilediği gözlenmiştir. Daha çok sigara içer olmuş, set aralarında yalnızlığa tercih etmiştir. Hatta o devrede yüzünde sivilceler oluşmuştur. Yayıncı kurulusun o sıralarda ekonomik sıkıntıları olması nedeniyle bilindiği gibi Emir’in Yolu finalsiz bitirilmiştir.

Çağatay Ulusoy kim ne derse desin aranan bir oyuncu olmuştur.  Medya devamlı takip etse de evine kapanıp, Ay Yapım ile anlaşmaya vardığı, The O.C. “Bir Aşk Hikayesi” dizisi için çalışmıştır. Defalarca O.C dizisinin bölümlerini seyrettiğini tahmin ediyorum. Ben de The O.C. 15. bölümüne kadar seyrettim. Ryan Atwood karakterini oynayan Ben McKenzie ile Çağatay arasında çok benzerlikler gördüm. Hatta iddia ediyorum bu rolü Çağatay daha güzel oynayacağını düşünüyorum. Burada hassas çizgi, bize adapte edilecek olan uyarlaması. Bire bir kopya yapılırsa tutmaz. Amerikan kültürü bize göre örf adetleri çok farklı. Esprileri soğuk, kültür farkı var. Burada asıl iş Ay Yapımın senaristi Ece Yörenç’e çok iş düşüyor. Bizim toplum kültürüne uygun bir şekilde konuyu işleyebilirse çok harika olur. Ece Yörenç’in açıklamalarına göre, dizinin ilk 2 bölümün yazılımı bitmiş, üçüncü bölüm yazıyormuş. Marisa rolünün de Serenay Sarıkaya’ a çok yakışacağını tahmin ediyorum.

Eylül 2013 Star TV. de yeni sezonda süper bir dizi olacak, “ Aşk Hikayesi”.

Çağatay Ulusoy esas oyunculuğunu bu dizide gösterecek.  Ben Çağatay Ulusoy, Serenay Sarıkaya ve rol alacak diğer oyunculara şimdiden başarılar diliyorum.

Gönlünüzce bir dizi olması dileklerim ile.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face: ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Okuma özürlüyüz vesselam!

01 Temmuz ’13

Kategori
Eğitim
Okuma özürlüyüz vesselam!

Okuma alışkanlığı ailede başlar.


İlk Milliyet Blog yazım14 Ocak 2013 tarihinde yayınlanmıştı. Sağ olsun Milliyet Blog sayfamız da okuma oranlarını rapor olarak veriyor. Şöyle bir göz attım. 5,5 ayda, değişik konularda yazdığım 79 blog yazımı, toplam 220 bin kişi okumuş. Analizini aşağıda yapacağım.

Dünya ülkelerindeki okuma oranları ile ilgili internette araştırma yaptım. Çok enteresan resmen okuma özürlüyüz. Kitap, dergi ve gazete okuma gibi bir alışkanlığımız yok. Çok enteresan ülkemizde 100 kişiden sadece 5 kişi okuyor.

Birleşmiş Milletler insani gelişme kitap okuma raporuna göre, Türkiye, Libya, Malezya ve Ermenistan’ın da bulunduğu 173 ülke arsında 86.sırada. Diğer bir anlatımla, kişi başına düşen kitap sayısı, Japonya’da  25, Fransa’da 7, bizim ülkemizde 12 bin kişiye bir kitap düşüyor.

Toplam nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar 100 bin tirajla basılırken, bizde 3 bin adet basılmaktadır.

Ülkemizde, Dergi okuma oranı % 4, Kitap okuma oranı % 5, Gazete okuma oranı % 22, Radyo dinleme oranı % 25, TV izleme oranı % 94.dür. Başka bir deyişle günde 5 saat TV izleme, yılda 6 saat okumaya zaman ayırmaktadır. Başka bir açıdan, Avrupa Ülkelerindeki bir örnek. Almanya’da 70 bin sağlık kurumuna karşılık, 8 bin kilise, Fransa’da 60 bin sağlık kuruluşu, 9 bin kilise. Ülkemizde 7 bin sağlık kuruluşuna karşılık, 77 bin cami mevcuttur. Dinimiz oku diye emreder amma, bu da bir çarpıklık olsa gerek.

Japonya’da toplumun % 14’ü, ABD’de % 12’i, Fransa’da % 21’i düzenli kitap okurken, bizde sadece 10 binde bir kişi kitap okumaktaymış. Türkiye’de okunan kitaplar genellikle siyaset, aşk ve cinsellik konularını işliyor. Anadolu’da son yıllarda 10 bin kitapçı kapatmak zorunda kalmıştır.

Anketlerde neden okumadığı sorulduğunda, zamanım yok, yorgunum, dersim var gibi cevaplar alınmaktaymış.

Gelelim bizim blog yazıları analizine. 5,5 ayda 79 blog yazısı yayınlanmış. Ortalama ayda 40 bin okuma. Daha çok magazin ve TV programları ile ilgili blok yazılarım okunmuş. Demek ki okuyucunun tercihi daha çok eğlence ve magazine.

32 Adet blog TV programları ile ilgili okuma oranı % 35.

15 Adet blog Magazin yazıları  % 59.

32 Adet Diğer (19 dalda) blog yazısı % 6.

Cinsiyete göre okuyucuların % 57 si erkek, % 43 kadın.

Mesleklere göre:% 37 Öğrenci, % 20 Mühendislik, % 15 Basın/Yayın/Medya, % 14 Muhasebe, % 14 Diğer.

Eğitime göre: % 60 Üniversite, %28 Lise, % 12 yüksek okul.

Yaşa Göre: % 39 46+ yaş, % 27 36-45 yaş, % 23 26-35 yaş, %11 19-25 yaş.

Bütün bunlar gösteriyor ki, her konuda tembel milletiz. Her şeyin kolayına kaçıyoruz. Bilimsel ve eğitici yazı yerine, eğlenceye, magazine kaçıyoruz. Oturup okumak yerine TV seyretmeyi yeğliyoruz. Bu istatistiki bilgiler ülkemizdeki okuyucu profilini açıkça gösteriyor. Takdir sizlerin.

Okuma özürlüyüz vesselam.

Bu işin eğitimle olduğunu biliyor ve kabul ediyoruz. Eğitim ve alışkanlıklar ailede başlar ve okullarda devam eder. Velhasıl eğitimle olur.

Burada ayrıca belirtmek istiyorum. Biz blogerlere yazma imkanı verdiği ve bu bilgileri köşemizde aktardığı için tüm Milliyet Blog yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim.

Okuyan bir fert ve de toplum olmamız dilekleriyle hoşça kalın saygı değer okuyucularım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Feriha Sarrafoğlu’ un 1. ölüm yıl dönümü,

29 Haziran ’14

Kategori
TV Programları
Feriha Sarrafoğlu' un 1. ölüm yıl dönümü,

Güzeller güzeli Feriha.


Tam bir yıl oldu. 29 Haziran 2012 Adını Feriha Koydum finali, Feriha biricik aşkı Emir ile ikinci evliliği yaptı. Nikah gününde 2 el kurşunla öldürüldü. Gözyaşları sel oldu, aktı. O ölümsüz aşk, birbirlerinin gözünün içine baka baka sona erdi. Dudaklardan dökülen son sözler.

Emir: “Bize şahit olan yerdeyiz Feriha, her şeyin başladığı yerdeyiz. Seni çok seviyorum”.

Feriha: “Her şeyin başladığı yerdeyiz, seni çok seviyorum”.

Sezen Aksu’nun yürekleri titreten duygulu sesiyle müziği çalar fonda.

DUA

Ne hükümran kalır

Ne zulüm ne de kin

Öz değil dostlar

Öz değil bu biçim

Kulların kullara ettiğini

Etmiyor en zalim harı ateşin

Bugün dua ettim hepimiz için

Yüce Tanrı bizleri affetsin.

Feriha Sarrafoğlu’nun 29 Haziran 2013 birinci ölüm yıldönümü. Feriha – Emir tutkulu aşkları, bir yıldır unutamadı. İkisinin uyumu çok sevildi. Uzun süredir hafızalarda kalan bir çift oldular.

Bu ölümsüz aşk fariha’yı çok ağlattı.

Emir’i yerden yere yıktı.

İzleyicinin yüreklerini yaktı.

Sevenlerinin kalbini sızlattı.

Tanrım bu ne aşktı,

Bir yıl geçti hala unutulmadı.

Final sonrası, sevenleri ve fanları onlarla çok uğraştı, sosyal medyada fırtınalar kopardılar. Dizi devam etsin, tekrar bir araya gelsinler diye. Olmadı, olmadı. Hazal Kaya bir başka projede kendi yoluna gitti. Çağatay Ulusoy da tek başına diziyi devam etmek zorunda kaldı. Başlangıçta Emir karakteri olarak, karısı Feriha’ın matemini çok güzel tuttu. Uğruna güzelim saçlarını feda etti, üç numaraya vurdurdu. Her gün mezarına gitti. Saatlerce mezarı başında oturdu. Ağladı, ağlattı. Biraz abartılı da olsa çok güzel de yasını tuttu. Performansı inanılmazdı. Artık Feriha ölmüştü. Yerini kimse dolduramadı. Gelen bayan rol arkadaşları izleyici tarafından tutulmadı. Dizi Emir’in Yolu olarak ad değiştirip, konu başka yöne gidince, Hazal fanlarının anti propagandası ve yayıncı kuruluşun zor durumda olması nedeniyle dizi finalsiz bitirildi. Ben kendi adıma dilerdim ki, güzel bir final yapılıp, Emir Sarrafoğlu da öldürülüp, Feriha’ın mezarının yanı başına gömülmeliydi. Böylece bu aşk da ebediyete intikal etmiş olurdu.

Şayet, Feriha – Emir evlikten sonra 3.sezon devam etseydi. Neler olmazdı. Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir oğulları olabilirdi. Onların mutlu günlerini izlemek, seyirciyi ziyadesiyle mutlu edebilirdi.

Şimdilerde Hazal Kaya bir süreliğine Amerika’da oyunculuk eğitimi alıyor. Bedenini, ruhunu ve kafasını dinlendiriyor. Biraz da yüzünü unutturmak istiyor. Henüz kesinlik kazanmayan bir habere göre, Hazal Kaya önümüzdeki sezon Tims Productions’ un çekeceği Murat Yıldırım ile “ Feyruz” adlı dizide oynayacakmış.

Çağatay Ulusoy önümüzdeki günlerde yeni dizisi, “ Aşk Hikayesi”nin Serenay Sarıkaya ile çekimlerine başlayacak. Dile kolay 6 aydır dinleniyor. Yüzünü sevenlerine iyice özletti. Eylül başlarında Star TV’ de ekranlarda olacak. Çekeceği dizi yaz dizisi değil. Uzun soluklu sezon dizisi olacak.

Hazal Kaya ve Çağatay Ulusoy’ u önümüzdeki yıllarda, yeni bir projede tekrar bir arada görmek herkesin arzusu. Dileriz olur. Ben buradan her ikisine de yeni çalışmalarında üstün başarılar dilerim. (29 Haziran 2013 Cumartesi akşamı, Hazal ve Çağatay fanları büyük TT yapacaklar. Desteğinizi esirgemeyin.)

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/Cansever

Görseller:

     

    

   

   

  

Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi’de dostum Can iyileşti.

20 Haziran ’13

Kategori
Köpek Bakımı
Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi'de dostum Can iyileşti.

Geçtiğimiz 19 mayıs 2013 de köpeğim dostum can hastalanmış Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Hayvan hastanesine götürmüştüm. Pazar olması nedeniyle hastane kapalıydı. Bu konuyla ilgili bir blok yazısı yazmıştım. (Hayvanlar Pazar günleri hastalanamazlar mı?) Serzenişte bulunmuş, niye acilde nöbetçi bir veteriner hekim yok diye.

Bugün Fakülte sekreteri Murat Durmaz’ dan aldığım bilgiye göre ilgili Bakanlıktan hastanesinin ruhsat alma aşamasında olduğu, takribi  1- 1,5 ay içinde açılacağı haberini verdi. Hayvan Hastanesi 24 saat hizmet verecek acilde bir nöbetçi veteriner bulundurulacağını bildirdi. Hayvan severler ve kendi adıma çok sevindim.

Gelelim dostum Can’ın hastalığına. 20 Mayısta hastaneye tekrar getirdim. Gerekli kan tahlilleri ve muayeneler yapıldı. Serum verildi. Köpeğim Kene ısırmasından oluşabilen (Ehrlichiasis) teşhisi kondu.Kan bağışıklık sistemini yok eden bir hastalıkmış. Köpek yemeden içmeden kesildi, kendini kaybetmiş baygın bir haldeydi. Yaşam ihtimali % 50 denildi. Çok üzüldüm.

Sağ olsunlar, başta Prof.Dr.Hüseyin Voyvoda, Araştırma Görevlileri Ceren Diler, Mehmet Gültekin ve Emek Tuna’ ya, ilgi ve alalarından dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ererim. Uygulama ve araştırma hastanesi olması nedeniyle Hoca Sayın Prof. Voyvoda son sınıf 20 stajyer öğrencisine tahlil sonuçları üzerine açıklamalı ders verdi. Bu sırada masada köpeğim Can baygın yatıyor serum veriliyordu.

Edindiğim bilgiye göre bu kene, kan yapan hücrelerin yapını ve üretimini bozarak anemiye yani kansızlığa sebep oluyor. Bunun dışında etkenin en önemli özelliklerinden biri ise kanın pıhtılaşma mekanizmasında rol oynayan trombositerin içine girer ve yapısını bozarmış. Vücudun savunma mekanizması hücrelerinden olan lökositlerin sayısında azalma olur ve anemiye yani kansızlığa neden olurmuş.

Dört hafta götürdüm kan tahlilleri yapıldı. Antibiyotik ve ilaç tedavisiyle iyiye gittiği saptandı.

Şimdi tam bir ay oldu. Köpeğim can iyi.

Üniversitelerin bu gibi uygulama hastanesi olması çok iyi. Hem yeni Veteriner çıkacak, öğrenciler deneyim sahibi oluyorlar. Diğer taraftan hayvanlar geniş tedavi imkanlarından istifade ediyor. Hayvan sahipleri de mutlu oluyorlar.

Tekrar ilgililere teşekkür eder, (İnsanlar için söylenir ama), Allah ne düşürsün ne de doktorların eksikliğini göstersin.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Çağatay Ulusoy bu yıl da Çeşme’ de.

18 Haziran ’13

Kategori
Magazin

 

Çağatay Ulusoy bu yıl da Çeşme’ de

Dün gene magazin basınında Çağatay Ulusoy’ un boy boy resimleri ve magazin haber yazıları vardı.

“Çağatay ulusoy bikinili kızlarla havuz başı partisi yaptı”,

Çağatay Ulusoy, gecelerde boy göstermeye başladı. Üstelik bol alkol ve bikinili kızlarla…”,

Çeşme’de Aşk tatili”,

“Çağatay Ulusoy Çeşme maceralarını bir yenisini ekledi”.

Yukarıdaki başlıklar muhtelif gazetelerin magazin sayfalarında, haber duyuru başlıkları. Haberlerdeki ortak konu Çeşme’ de havuz başında bir arkadaşının doğum günü partisine katılması, bol alkol alması ve mayosunu almadığı için havuza girememesi. Normaldir, davete kıramamış icabet edilmiştir ve katılmıştır. Aşırı alkol aldığını nereden biliniyor, alkol testine mi tabi tutmuşlar. Mayosunu almamış, havuza isteseydi, oradan mayo alacak parası mı yokmuş. Aralarında Ferhan Şensoy’ un kızı Derya Şensoy da varmış. Yeni aşkıyla baş başa eğlenirken görüntülendi yazıyorlar. Olabilir, Çağatay’la sarılmak illa da sevgili mi olmak demek, anlamış değilim.

Sevgili Çağatay bütün bu haberlere sen meydan veriyorsun. Basından kaçıp arka kapıdan çıkmak niye. Çıkarsın ön kapıdan “Arkadaşımızın doğum gününe katıldık, eğlendik, şimdi de dönüyoruz, iyi geceler” deyip çıkarsın. Kaçak güreşmenin daha önceleri başını ne dertler açtığını sen daha iyi biliyorsun. Daha önceki yazılarımda da hep belirttim. “Meyve veren ağaç taşlanır”. Bir yıl önce burada Çeşme’de kötü bir şezlong olayı yaşadın. Kendin bir röportajında da söyledin “Olaylar hiç de yazılanlar gibi değil” dedin. Bütün bu tür haberler istemiyorsan, kırıp dizini evinde oturacaksın. Ya da çıkacaksın basının karşısına her şeyi ilk ağızdan açıklayacaksın. O öyle değil böyle. Bu kız sevgilim ya da değil diyeceksin.

Çağatay, senin önünde anlaşmasını yaptığının çekeceğin “Aşk Hikayesi” adlı bir dizin var. Bu tür ortamlardan her türlü sansasyonel haberler çıkarılabilir. Sonra başın ağrır. Senden fazla, sevenlerin ve fanlarının üzüntüsü inan senden çok oluyor. Yeni dizinde hele kendini göster, sonrası Allah kerim.

Her şey gözünüzün gördüğü, gönlünüzün istediğince olsun, sevgili okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

 

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

 

 

Aydın yöresinde ilek mevsimi başladı.

12 Haziran ’13

Kategori
Gündelik Yaşam

 

Aydın yöresinde ilek mevsimi başladı

Hepiniz merak etmişsinizdir ilek nedir diye? Haklısınız, sadece Aydın havalesindekiler bilir. Açıklayayım.

İlek, İncir ağacının erkeğidir. Sarı Lop dediğimiz incir ağaçlarının şimdi kurşun büyüklüğünde meyveleri vardır. Biz onlara top deriz. O topların dökülmemesi için, incirin erkeği olan İlek’ den çıkan sinek (arılar) vasıtasıyla polenlerin döllenmesi gereklidir. Yoksa sineğini alamayan, döllenemeyen toplar sararır ve dökülür. Döllenen toplar, 50-60 gün içinde taze incir olur ve tatlanır.

İncir bahçelerinin içinde erkek ilek ağacı nedense azdır. Başka yerlerden  toplanan İlek’ler köy meydanında alınır, satılır. Buna İlek pazarı yada diğer bir deyişle sinek pazarı denir. Fiyatlar arz talebe göre tespit edilir. Birileri toplar getirir. Aracıya satar. Aracı da incir bahçe sahiplerine satar. Fiyatlar alış 0,50-0,60 TL. satış, 0,75 – 0,80 TL. arasında değişir. Kendisinin yeterli ilek ağacı olmayan bu pazardan satın alır.

İlekler eskiden kova otu denen 50 cm. uzunluğundaki, ip gibi olan ota dizilirdi. Şimdilerde delikli 10-15 cm. file torbalara 6-8 adet doldurulur, kısa tel parçasıyla ağacın güneş görmeyen tarafına asılır. Bu işlem sabahın gün doğmadan erken saatlerinde ya da akşamın gün batımına doğru yapılır. Bu ileklerden 3-5 gün içinde çıkan sinekler ağacın bütün top dediğimiz meyvelerini dolaşarak dölleme işlemini yaparlar. Bir incir bahçesinde, 10-15 gün içerisinde  en az 2-3 kere bu işlem tekrarlanır.

Burada gün dönümü önemlidir. 21 Haziran en uzun gün, en kısa gecedir. Gündönümüne kadar ilek atılmalıdır. Gün dönümünden önce, bir sinek 40 top çevirir. Gün dönümünden sonra 1 topu 40 sinek çevirir derler. Sordum,  sinekler (arılar) gün dönümünden sonra tembelleşir, ağırlaşırmış. Bu mantığı ben pek anlayamadım. Bu nedenle gündönümünden sonra ilekler ağacın en yüksek yerine asılır ki, sinekler aşağı doğru daha kolay uçarlar. (Galerilerimde ilğili resimler eklenecektir. Sinekleri görebileceksiniz)

Bizim Aydın civarında, dolayısıyla köyümüz Dağyeni’de şimdi herkes sabah akşam ilek işiyle meşgul.

Allah kolaylık versin diyorum.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar