Aylık arşivler: Ocak 2014

Adını Kalbime Yazdım / Töre emri, bir namus cinayeti daha!

Fidan Hanım ağa, oğlu Halil ile görüşürler. Nasır’ın Kadir’e bulaşmasından endişe etmektedirler. Kadir’in karısı Zilan daha önceleri, Nasır’ın sevgilisiymiş. Nasır’ın köydeki evinde oğlu Ensar ile karısı onu akşam yemeğine beklemektedirler. Nasır, oğluna hiç sevgi göstermez, onunla yemek bile yemez. Karısına, oğlanın ve kendi eşyalarını topla, Pehlivan Konağına gideceğiz, der. O konak dedemin, Halil kadar benim de hakkım var.
Kadir, Celil’e talimat verir, Diyar’ın mutlaka bulunmasını ister, “Kendi elimle keseceğim cezasını”. Der.
Nasır, oğlu ve karısı Sultan ile Halil ağanın konağına gelir. Halil anamın elini öpmeye mi geldiniz sorusuna, temelli geldik, burada kalacağız, der. Fidan, hoş geldiniz diyerek buyur eder. Halil ile Nasır tartışırlar.
Diyar, Emin Ali uyurken belinden anahtarı alır, evden kaçar. Tam kapıdan çıkarken tıkırtıya uyanan, Emin Ali Diyar’ın peşine düşer. Diyar, yengesi Dicle’ye mesaj atar, yerini bildirir, yardım ister. Dicle, Emin Ali Diyar ile evlenirse konağa gelirse, ömür boyu başıma bela olacak. Diyar’ da öldürürlerse, ben de kahrımdan öleceğim.


Emin Ali, yolda Diyarı yakalar, başını tabancaya dayar, konuşmasını istemez. O sırada yoldan geçen at arabalı köylüler, gideceğiniz yere götürelim derler. Arabadaki kadınlardan biri, Diyar’ı tanır. Köye dönüşte soruşturur, Kadir’e telefon eder.
Leyla, konağa Fidan Hanıma gider, Dicle için konuşur. Onu Kadir ile zorla evlendiremeyeceklerini söyler. Fidan Hanım, sen bizim işlere karışma, sana ne ve bizden uzak dur der ve gönderir.
Emin Ali, Dicle’yi arar, ona dokunma derse de o artık benim karım der. İçer şarabı, Diyar’ı zorla beraber olur.


Dicle, “Bir günah işlemek zorundayım” diye not yazar, odasına bırakır. Eline bir ip alır, sana yaşamak haram Dicle, öl de kurtul diyerek kendini asacağı bir yer arar. Emine Kalfa, Dicle kendini asmış diyerek yaygara kopartır, hemen hastaneye götürürler.
Mecbure, kızı Zilan için Kureşa’dan izin alır, babasına ziyarete gideceğiz diyerek Konaktan çıkarlar. Zilan, Nasır ile konuşmaya gider. Zilan, Nasır ile konuşur, ben senin yanındayım, yazılı bir mektup verir, amcaoğlunu kimin öldürdüğü sırrı yazıyordur. Halil’den de, Bozbeyler’den de İntikamını al der.
Ceylan, Kadir ile vedalaşır. Annesine gidecektir. Kadir, gitme dese de söz dinlemez. Kat görevlisi telefon aramasını Kadir’e getirir. Kardeşi Diyar’ın sıkıntıda olabileceğini ve yerini bildirir. Kadir, gitmem lazım diyerek hemen çıkar.


Halil, Sağlık Ocağına Leyla’nın yanına nasılsın diye uğrar. Konuşurken tam o sırada Dicle baygın halde içeri getirilir.
Kadir, Diyar ile Emin Ali’nin köyde kaldığı eve gelir. Çeker tabancasını, bir tekme ile kapıyı açar. Bir kafa darbesiyle, Emin Ali’yi yere indirir. Diyar, abi yapma der, suratına tükürür ve tabancayı alnına dayar. Bir töre cinayeti işlenmek üzere… Tabanca parladı mı? Diyar, töre cinayetine kurban mı gidecek. Önümüzdeki bölümde göreceğiz.


Seyhan Yavaş’ın ayrılmasından sonra dizinin yükü, Kadir Ağa, (Erkam Aydar) ve Halil Ağa’nın (Tolga Güleç) üstüne bindi. İlerleyen bölümlerde bu ikilinin performanslarında ne gibi bir artış olacak hep beraber göreceğiz.
İyi seyirler.
Saygılar, sevgiler.
Abdurrahman Balcılar
Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar
Face : ab.balcilar@hotmail.com
Blog: balcilar-blog.com
Not: Görseller internetten ve Dizifilm.com’ dan alınmıştır.

Medcezir, ödül toplamaya başladı!

BfImNtWCIAApe4K[1]

Star Tv. yayınlanan “Medcezir” ilk ödülünü aldı. Bilkent Televizyon ödülleri dalında verilen, bu yıl 2.si düzenlenen 14 kategoride dağıtılan ödüllerden, “En iyi Drama dizisi” dalında birinci olmuş, ödüle layık görülmüştür.


Bu yıl ikicisi düzenlenen, Bilkent Üniversitesinin öğrencileri tarafından seçilmiştir. Medcezir, 2013 yılının son dört ayında dizinin her yönüyle performansı övgüye değerdi. Her Cuma akşamı AB kategorisinde birinciliği hiçbir diziye bırakmamıştır.
Geçtiğimiz günlerde Bilkent Televizyon ödülleri tertip komitesi, Medcezir setine ziyaret etmiş ve ödül Plaketini vermiştir. Bu başarıda, başta Çağatay Ulusoy, Serenay Sarıkaya, Barış Falay, Mine Tugay, Taner Ölmez, Hazar Ergüçlü, Şebnem Dönmez, Murat Aygen ve Can Gürzap’ın payı çok büyüktür. Ayrıca alt kadrolarda oynayan, diğer oyuncuların da katkısını küçümsememek lazım.


Ay Yapım’ın bu sevilen dizisi “medcezir” 2014 yılında ödüle doymayacağı tahmin ediyorum. Ayrıca, 2014 yılında Çağatay Ulusoy (En iyi erkek oyuncu), Serenay Sarıkaya (En iyi kadın oyuncu), Barış Falay, Taner Ölmez (En iyi yardımcı erkek oyuncu)ve Hazar Ergüçlü (En iyi kadın yardımcı oyuncu) dallarında ayrı, ayrı, ödül almalarını bekliyorum.
Saygılar, sevgiler.
Abdurrahman Balcılar
Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar
Mail : ab.balcilar@hotmail.com
Blog: milliyet.com.tr/cansever
Not: Görseller internetten alınmıştır.

Fatih Harbiye / 20.Bölüm, Aşktan uzağı yalnızlık…

Show Tv.in aşk ve drama dizisi Fatih Harbiye 20.bölümüyle ekranlarımıza geldi geçtiğimiz akşam. Neriman, Macit aşkı bir küskün bir barışık devam ediyor. Sevilen dizinin reytingleri de şimdilik iyi gidiyor. AB’de geçen haftaya göre bir basamak yükselerek 6.sırada, Total’de 2 basamak yükselerek 9.sırada yer aldı.

Geçen bölüm Neriman’la “Defne” krizi yaşanmış, Macit çok sinirlenmiş, benden şüphe edeni yanımda istemiyorum demiş, Neriman’ı terk etmişti. Fahriye telefon eder, ne yaptın Neriman. Her şeyi berbat ettim, cevabı alır. Neriman, Macit’e telefon eder, cevap alamaz.

Neriman, Macit’in işyerine gider. Odasına girer, konuşurlar. Bir kere tuttuğum eli gerçekten bırakmamak, sen bıraktın der ve Neriman bir netice alamadan gider.

Neriman, evde halası, babası ile problemler yaşar, Şahika ve Fahriye ile Macit’e olan aşkını tartışırlar. Neriman artık Macit’in araması beklemektedir.

Macit eve gelir annesine hesap sorar, ne öğrenmek istiyorsun? Neriman’a ne söyledin. Sen ne söylediğimi öğrenmişsin zaten. Neriman’a ilk aşkın olduğunu söylemişsin. Anne, bu defa çok ileriye gittin. Aramızı açmaya çalışmak, başka bir şey. İnci Hanım; Her şeyi senin iyiliğin için yapıyorum. Macit; Yapma o zaman anne, bize dokunma lütfen. Hayatta bir defa bile gerçekten aşık olmamışsın. Bunlar bir anneye söylenebilecek en ağır laflar. Sonra da çıkar, gider.

Özgür’ü arar, bir lokantada buluşurlar. Konu gene aşktır. Daha sonra iş konuşurlar, Hindistan’dan kumaş örnekleri getirir. Macit, pelin’e fabrika için kumaşlar bulundu müjdesini verir. Hep beraber kutlama yemeğine çıkarlar.

Şinasi cephesinde durum farklı değildir. Bir tarafta Rüya, diğer tarafta annesi Zehra Hanım. Olanlardan dolayı, annesinin yüzüne bakamamaktadır. Daha sonra annesine, o diploma gelecek diye söz verir.

Neriman, İnci Hanımın atölyesine gider, İnci hanım pek iyi karşılamaz. Soyut bir kavram çalışmasını ister, çabuk bitir erken çıkacağım der. Acele resmi yapar, sırtını dönmüş bir erkek, bir kadın resmi. İnci hanım, bu çalışmayı bir isim verseydin. Neriman, “Aşktan uzağı yalnızlık” ismini verir. Neriman, çıkıştan sonra Şahika’yı arar, Macit’i sorar. Macit’in yemeğe gittiği yeri öğrenir.

Pelin, Duygu, Özgür, Onur ve Macit’in iş yemeğinde olduğu lokantaya Neriman da gider. Neriman’ın gelişini Pelin çok bozulur. Neriman, Macit hemen benimle geliyorsun der ve elini uzatır. Macit, hayır Neriman hemen olmaz der ve kalkar elini tutar. Özgür’den imzayı almış, işi bağlamıştır. Dışarı çıkarlar, hoşça kal der, arabasına biner. Neriman da arsızlıkla seni aşkımı inandıracağım, der ve arabaya yanına oturur.

Çıkışta Onur, Pelin’e ben seni seviyorum der ve bu halde araba kullanmamasını ister. Pelin, Onur’u tersler, haddini bil.

Macit arabayı boğaz manzaralı kıyıya çeker, arabadan inerler. Neriman, ne eksiz ne fazla, içimden tüm geçenleri sana anlatacağım der ve her şeyi anlatır. Sevgililerin birbirlerine söyleyeceği, en uzun cümleyi birbirlerine söylerler “Seni seviyorum”. Tekrar barışırlar, sıkıca birbirlerine sarılırlar.

Cihan, Şahika saplantısından kurtulamamaktadır. Az konuşalım der ve dükkana girerler. Cihan, senin benimle derdin ne diye sorar? Ben senin için kan akıttım der. Şahika, bıçağı alır, avucunda sıkar, eli kesilir, kan akıtır. Cihan, ne diyeceğini bilemez. Sadece, Şahika, Şahika… Der.

Emre, annesine karımı, Aslı’yı istiyorum diye baskı yapar, evi terk eder. Kader Hanım, kocası ile konuşur. Akşam, Zehra Hanımın evine Aslı’yı almaya giderler.

Macit, Neriman’ı müzikli bir yere yemeğe getirir. Neriman, Şahika’yı arar, idare etmesini akşam geç kalacağını söyler. Macit ile Neriman kadehleri tokuştururlar, sonra da Macit Neriman’ı dansa kaldırır. Neriman mutluluktan uçuyordur. İnanamaz. Ya… Rüyaysa der.

Şahika, pastasını alır Fahriye’ye gider. Fahriye, Şahika’ya Cihan’ın bıçaklanması olayının hesabını sorar. Olayı çözer, kaçtığın eski sevgilin miydi diye sorar. Şahika çok sinirlenir.

Şinasi, patronu, Rüya ve Cihan o akşam hep beraber yemeğe çıkarlar. Yemek sonunda, Rüya, Şinasi ile Cihan’ı mahalleye ben bırakayım, der ve arabaya binerler.

Macit, güzel geçen gece sonunda Neriman’ı evine götürür. Ne tesadüf ki mahallede aynı köşede bir tarafta Macit ve Neriman, diğer tarafta Şinasi, Cihan ve Rüya da arabadan inerler yolları kesişir. Karşılıklı sessiz bakışmalarla bu bölüm de burada biter.

Neriman’ın alttan alması ve aşkını gururunun üstende tutması nedeniyle, Macit’le tekrar aralarını düzetmiş oldu. Aşkın her şeyden üstün olduğunu bir daha gösterdi. Yoksa resimde yaptığı gibi aşktan uzaklaşmanın yalnızlık olduğunu gayet iyi biliyordu.

Sizlerin de kaybedilmeyen, yaşanacak aşklarınız olması dileklerimle.

 

Keyifli seyirler.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilar-blog.com

Not: Görseller internetten ve dizifilm.com’dan alınmıştır.

 

Hazal Kaya, Çağatay Ulusoy ile sinema filminde oynayabilirmiş!

27 Ocak ’14

Kategori
Magazin
Hazal Kaya, Çağatay Ulusoy ile sinema filminde oynayabilirmiş!

Hazal KayaStar Tv‘de Kenan Erçetingöz ile yaptığı “Yüz Yüze” programında dobra, dobra, konuştu. Hakkındaki çıkartılan Şehir Efsaneleri haline gelen dedikoduları, bütün içtenliği ile cevaplandırdı.

Güzelliği, neşeli halleriyle göz dolduran Hazal kaya, Kenan Erçetingöz karşısında çok rahattı. Her sorulan soruya kaçamaksız net cevaplar verdi. Büyük çoğunluğun beklediği Çağatay Ulusoy ile aşk dedikoduları sorusuna bakın nasıl cevap verdi. “Twitter’ den bir hayranın yazdığı twit bilgisine göre, bir akşam Çağatay’ın yanına şapkalı bir kız geldi, Çağatay’la sarmaş-dolaşlardı. Sonra şapkasını çıkartınca bu Hazal’dı”, yazmış. “Ama fotoğraflarını çekemedim” demiş. Kenan Beyin sorusu, Çağatay’la bir şey yaşadın mı? Yaşamdın mı? Hazal’ın net cevabı “Hiç öyle bi şey olmadı”. Lafın kısası müşterek fanları olan Femir’cilerin dizi aşkının gerçekte de çok olmasını istediklerinden dolayı, çıkardıkları dedikodudan ibarettir. Ben de daha önce yazmış olduğum blog yazımda belirtmiştim. Dizi bittikten sonra hiç bir arada olmadıklarını yazmıştım. Ancak sevenleri onları fotoshopla bir araya getirip aynı çerçeveye koyuyorlardı.

Kenan Erçetingöz’ün Çağatay’la beraber yeni bir projede oynamak ister misin? Sorusuna şu cevabı verdi. “Yani bu, zamana, duruma, senaryoya göre değişir, tabi ki, niye olmasın. Yani hayatta oynamam Çağatay’la bir daha durumu yok”. Demiştir. Cevabı açarsak, birlikte bir filmde oynayabilirlermiş.

Adını Feriha Koydum dizisinden niçin ayrıldığını, Son Yaz Balkanlar 1912 ve Aşk dizilerinin erken final yapmaları nedeniyle ne hissettiği konularını, açıklıkla dile getirdi.

Can Bonomo ile sadece arkadaş olduklarını söyledi. Gerçek aşkın var mı şu anda? Sorusuna “Yok” cevabını verdi. Ayrıca, okul yıllarında sıkı bir Ricky Martin hayranıymış.

Kilo alma hastalığı konusunda suratındaki tuhaf şişliğin şeker hastalığı ile ilgiliymiş. Çağatay’la oynadığı zamanki kilo tamamen fazla yemekle alakalıymış. O zamanlarda hem Hazal, hem de Çağatay kilo almışlardı. Sonra beraber, bir daha kilo almak yasak diye birbirlerine söz vermişler. Yolları ayrı olmalarına rağmen kadere bak ki, geçtiğimiz Temmuz ayında her ikisi de yeni dizileri için 11’er kilo verdiler.

Hazal Kaya, zaman zaman ağır baskılar, asılsız haberler nedeniyle oyunculuğu bile bırakmayı düşünmüş. Ama her zaman bir B planı varmış.

Şu sıralar dinlendiğini, dizi projesi olmadığını, iyi bir senaryo ve güvenebileceği bir yönetmen ile Sinema filmi çekebileceğini belirtti. Ben daha önceki yazılarımda da hep belirttim. Fanlarının ve sevenlerinin ortak isteği bu sinema filmini önümüzdeki yaz Çağatay Ulusoy ile oynamasıdır. Ay Yapım olur veya başka bir yapımcı dilerim bu ortak Sinema film projesini hayatiyete geçirirler.

Hazal kaya’nın anneannesinin bir sözü varmış, “Utanan, iyi gülen insandan korkma” dermiş. Çağatay’da utangaç, sıkılgan ve de iyi gülen biri olduğuna göre, bir gün birlikte aynı projede olacaklardır.

Çağatay’ın Star Tv.deki “Medcezir” dizisini seyredemediğini, Fragmanları izlediğini çok mutlu olduğunu, Çağatay’ın Serenay’ın ve Taner ölmez’in başarılı olduğunu belirtmiştir.

Beren Saat, Vahide Gördüm ve Nebahat Çehre ile ilgili çok olumlu şeyler söyledi. Daha bir çok konuda bilinmeyen yönlerini açıkladı. Hiç kimse ile kavga etmediğini açıkça anlattı.

Hazal Kaya ile her konuyu konuşan, konuşturan Kenan Erçetingöz’e bu başarılı “Yüz Yüze” programı için buradan tebrik eder, ayrıca çok teşekkür ederim.

Hazal kaya, güzel gözlerin, gülen yüzün hiç hüzünlenmesin, başarılar seninle olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: Görseller internetten alınmıştır.

 

Beyne zarar veren yanlışlar.

26 Ocak ’14

Kategori
Pratik Bilgiler
Beyne zarar veren yanlışlar.

Sabah ilk işim tarafıma gelen maillerimi okumaktır. Faydalı bulduklarımı okur, önemsizleri silerim. Yararlı gördüklerimi, ders çıkartılacakları da arkadaşlarıma paslarım. Hem biz yetişkinlerin ve çocuklarımız için faydalı bilgileri içermesi nedeniyle okurlarımızla da paylaşmak istedim.

Beyine zarar veren yanlışlar:

1.Kahvaltı etmek. Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.

2.Aşırı ısınma. Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.

3.Sigara içmek. Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.

4.Yüksek şeker tüketimi. Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesizbeslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.

5.Hava kirlenmesi. Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.

6.Uyku yetersizliği. Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.

7.Uyurken fazla örtmek. Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.

8.Hastalık sırasında beyin çalıştırmak. Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.

9.Uyarıcı düşüncelerde eksiklik. Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.

10. Az konuşmak. Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.

Altında bu yazıyı tüm sevdiklerinize ve dostlarınıza mutlaka gönderiniz notu vardı.

Ben daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla, Blog yazımda paylaşmak istedim.

Yukarıdaki tavsiyelere uyun. Beyniniz bir ömür boyu size hep lazım. Unutmayın bilgisayarların hard diski ne ise sizin de hard diskiniz beyninizdir.

Yazımı Rene Descartes’in ünlü sözüyle son vermek istiyorum.

“Düşünüyorum, öyleyse varım.”

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Çağatay Ulusoy’un Serenay Sarıkaya ile çekilen aşk resimleri kopyalama!

24 Ocak ’14

Kategori
Magazin

 

Çağatay Ulusoy’un Serenay Sarıkaya ile çekilen aşk resimleri kopyalama!

 

Dünkü, “Çağatay Ulusoy’un hastalık haberi sosyal medya’yı karıştırdı!” adlı Blog yazımında Çağatay fanlarının çektikleri resimler sosyal medyada yayınlanmış, Çağatay Ulusoy –Serenay Sarıkaya aşkının dizi dışında var olduğunun ispatı oldu, demiştim. Bu Fanlar tarafından servis edilen ve internette birçok Magazin sitesi tarafından yayınlanan fotoğrafların gerçekle ilgisi olmadığı düşüncesindeyim.

Şöyle ki, bir araştırma yaptım, inceledim. Bu fotoğraflar 3-4 gün önce ortaya çıktı ve servis edildi. Yukarıdaki görmüş olduğunuz fotoğraf ise “Medcezir” dizisinin 15.Bölümünden “Print Screen” yöntemiyle alınmış bir resim. Seyredenler bilir, 15.bölümde Yaman ile Mira sabah kahvaltısı için resimde görülen kafeye gitmişlerdi. Yaman’ın üstünde gri siyah kapşonlu mont, başında aynı bere. Mira’nın da başında siyah bere ve aynı mont var.

Söz konusu resim ve diğer resimler tamamen “Print Scren” yöntemiyle diziden alınmış resimlerdir. 15.bölüm çekimleri 21-25 Aralık’ta yapılmış, bu bölüm 27 Aralık’ta gösterilmiştir. İmkânı olanlar, 15.bölümün 16. Dakikasından itibaren seyredip görebilirler. Yani bu resimler dizi aşkı fotoğrafıdır. Dikkatli bakarsanız arkadan aynı kareyi yakalarsınız.

Ben Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya arasında aşk yok demiyorum. Çünkü aralarında dizi dışı aşkın olduğunu yazanlardanım. Bu onların özeli.

View this content on milliyet.com.tr's website

Lafın kısası bu servis edilen fotoğraflar tamamen diziden alınmıştır. Gerçek aşklarının fotoğrafları değildir. Çekim esnasında seyreden herkes cep telefonu ile resim çekebilir. Çekim aralarında da bu tür resimler alabilirler. Aşağıdaki resim de set arasında çekilmiş normal bir resim. Serenay elini Çağatay’ın omzuna koymuş, rol arkadaşı, anormal bir tarafı yok.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Yiğidi öldür, hakkını yeme. Çağatay Ulusoy aptal değil ulu orta aşklarını sergileyecek kadar. Zaten “Medcezir” de Yaman – Mira aşkını dolu, dolu, yaşıyorlar, izliyoruz. Dizi dışı onların tamamen özel hayatlarıdır, kimseyi de ilgilendirmez.

Ay Yapım’ın bu süper dizisi “Medcezir” de sezon boyunca, Yaman ile Mira’nın çok yaşanacak aşkları var. Hep birlikte Star Tv.de izleyeceğiz.

Ama dizi, ama gerçek sizlerin de yaşanacak aşklarınız olması dileklerimle…

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not. Görseller internetten alınmıştır.

 

Medcezir, Taner Ölmez (Mert) & Hazar Ergüçlü (Eylül) ikilisini yarattı!

23 Ocak ’14

Kategori
TV Programları
Medcezir, Taner Ölmez (Mert) & Hazar Ergüçlü (Eylül) ikilisini yarattı!

 

Star Tv.in süper dizisi “Medcezir” başrol oyuncuları Çağatay UlusoySerenay Sarıkayaikilisinden sonra, yardımcı rollerde Taner Ölmezve Hazar Ergüçlü ikilisini yarattı. Her ikisi de zaten tek başlarına da olsa süper performansları ile göz dolduruyorlardı. Mert zaten çocukluğundan beri Eylül’e aşık. Son bölümlerde Eylül’ün ben Mert’e aşık oldum demesiyle iki sevgili olmaya başladılar. Eylül bu durumu etrafındakilere açıklamaktan utansa da bu bir gün olacak.

Önceleri, Mert’in şaklaban hareketlerinden ötürü Eylül, “Şebek” lakabını takmıştı. Mert çocuksu davranışları, komik laflarından dolayı çok sevildi. Eylül de çıtı pıtı genç bir kız, güzelliği, lafazanlığı ile arkadaşları arasında sevilen bir tip. Mira’nın da can dostu.

Eylül, dizinin 1.ci bölümünde Asım Şekip Kaya Vakfı’nın açık arttırma gecesinde bakın Mert’e sakar hareketlerini gülerek, Mira’ya Mert için neler söylemişti. “Bak şu çocuğu enine boyuna çekiştirip şöyle bir düzelteceksin, saçlarını köpek tarağı ile iyice fırçaladın mı, biraz da baklava, kollara kas, belki o zaman bir şeye benzer… Ama şapşallığı için yapıcak hiç bir şey yok”. Demişti. Ben Eylül’ün bu lafına çok gülmüştüm.

Diğer bölümlerde de bu ikili arasında bir dolu komik sahnelere şahit olduk.

İlk öpücük Eylül’den gelmiştir Mert’e. Eylül adını verdiği teknesinin yanına gelmiş, onu dolaştırmıştı. Eylül’de Mert’e teşekkür etmiş, ilk öpücüğü dudaklarına kondurmuştu.

Fotoğraf: Mert'te fikir çok!
http://bit.ly/1dg7vWW

Mert, Eylül’ü o kadar çok sever ki, bir gece önce yattığı yataktaki yeri bantla işaretler ve ertesi günü yanına yarar, çok da keyif alır.

18.Bölümden Mert’in odasında Mert ile Eylül arasında geçen konuşmaları bir hatırlayalım isterseniz. Eylül, Orkun’un doğum gününde çıkan olay sonrası Mert’in evine gelir. Konuşalım diye odaya çıkarlar.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Eylül: -Çok saçma bir geceydi. Hatta saçma ötesiydi.

Mert: -Öyleymiş.

Eylül: -Mert, ben sana oraya gideceğimi söylemedim, çünkü…

Mert:  -Çünkü, evde ders çalışacaktın. Hatta konsantrasyonun  dağılmasın diye benimle birlikte çalışmayı istemedin.

Eylül: -Yaa, inan ki söyleyecektim ama,

Mert: -Kazara geleceğimden mi korktun? Orkun’un doğum günü olsa bile, sırf seninle birlikte olmak için geleceğimden korktun.

Eylül: -Asılında şöyle, biz Mira ile gitmeyi hiç istemiyorduk, hatta gitmeyecektik. Ama sonra gitmezsek başka türlü laf edeceklerdi. Biz de bari gidelim, uğrayıp çıkarız dedik.

Mert: -Yaman tesadüfen orda olmasaydı bana yine söylemeyecektin. O söylemedi bile… Ben sordum. Sanki içime doğmuş gibi. Sen benden utanıyorsun di mi Eylül? Yani benimle birlikte olduğunu söylemekten utanıyorsun.

Fotoğraf:

Eylül: -Mert, özür dilerim, seni kırmak istemedim ama, benden de hemen değişmemi bekleme, hayatımdaki Mert etkisi yavaş, yavaş, kendini gösteriyor. Dün daha ben bile yalan söylüyordum.

Mert: -Yani bizi saklıyorsun.

Eylül: – Olamaz mı?

Mert: – Olmaz, olamaz, yaa Eylül ben senin için her şeyi yaparım. Bu tuhaf. Yaa bu çok tuhaf. Çok üzücü.

Eylül: – Hayır, öyle düşünme. Hem sonsuza kadar böyle sürsün istemiyorum ki. Benim birazcık zamana ihtiyacım var. Ya mert, sonra insanlara ilan ederiz.

Mert: -Zamanla ne değişecek. Benden utanmayacaksın, başka bir adam mı yaratacaksın.

Eylül: – Senden utanmıyorum.

Mert: – Baş başayken.

Eylül: – Ya.. hayır ya.. ah..

Mert:  – Beni kandırmana gerek yok, Kelebek.

Eylül: – Off… Mert lütfen saçmalama. Ya… nasıl anlatacağıma bilmiyorum, sen benim için düne kadar şebektin. Ama artık aşık olduğum adamsın. Uzaktan bakınca ben bile inanamıyorum. Yani kamera şakası gibi. Biz gerçek olduğunu biliyoruz ama, insanlar bilmiyor.

Mert: – Ya… başka sının ne dediği bu kadar önemli.

Eylül: -Çünkü, önemli. Çünkü ben senin gibi biri değilim. Böyle biriyim. İnsanların benimle dalga geçmesini izin veremem. Seni ağızlarına dolamlarına kabul edemem. Lütfen izin ver, önce ben kendimi bir hazırlayayım, sonra meydana çıkarız, yoksa hırpalanırım. Etkilenirim yani… Senden çok büyük bir şey istediğimin farkındayım. Eğer olmaz dersen…

Mert: -hayır Canım, ben bunu istemiyorum tabi ama…

Eylül: – Söz veriyorum o zamanı geldiğinde herkese ben ilan edicem.

Mert: – Peki sen öyle diyorsan. Peki…

Eylül: – Teşekkür ederim.

Mert’in elini tutar, elini öper. Göz göze bakışırlar. İşte böyle Mert- Eylül aşkı pekişmeye başladı.

İleriki bölümlerde bu ikiliyi daha da çok seveceksiniz.

Fotoğraf: Yeni bölüm tv'den hemen sonra burada:
http://bit.ly/1822aBd

“Mert” karakteriyle Taner Ölmez ve “Eylül” karakteriyle Hazar Ergüçlü bence 2013 yılının Televizyon dizileri “En iyi yardımcı erkek ve Kadın oyuncu” dallarında ödüle layıklar. Alacaklarını da inanıyorum. Şimdiden bazı kuruluşların oylamalarında aday gösterilmişler ve de en çok oy alarak, yarışa devam ettiklerini görüyoruz.

Taner Ölmez – Hazar Ergüçlü, sizler Medcezir’ in yarattığı star ikilisisiniz.

Başarılar, Her şey gönlünüzce olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: Görseller internetten alınmıştır.

 

Çağatay Ulusoy kiminle beraber, Hazal mı? Serenay ile mi?

16 Ocak ’14

Kategori
Magazin
Çağatay Ulusoy kiminle beraber, Hazal mı? Serenay ile mi?

 

Çağatay Ulusoy dizi sektöründe Sosyal Medyada en çok ismi geçen, en çok konuşulan bir isim. Gün yok ki, onu görsel medyada, Twitter’da adı geçmesin. Tabii ki bu, iyi yönde.Star Tv.de oynayan yeni dizisi “Medcezir”  şöhretine şöhret kattı. Bu onun kişisel başarısı, azmi, hırsı ve oyunculuk yönünde kendisini geliştirmesiyle oldu.

Zaman, zaman, magazin basınımızda sansasyonel haberleri çıktı. Gençtir, onun da bir özel hayatı vardır, saygı duyuyorum. Tek olumsuz olay, geçtiğimiz yıl Ocak 2013’de başına gelen o uyuşturucu davası var. Konu yargıda, ikinci mahkemesi 11 Şubat’ta sonuçlanabileceğini tahmin ediyorum.

Asıl konu son günlerde hemen her gün, görsel ve yazılı magazin basınımızda yazılan, çizilen Serenay Sarıkaya ile olan birlikteliği. Çağatay Ulusoy, “Medcezir” dizisinde birlikte oynadığı “Mira” karakterini canlandıran rol arkadaşı Serenay Sarıkaya ile malumunuz dizide çok güzel bir ivme yakaladılar. İnanılmaz bir uyumları var. Yaman ile Mira birbirlerini seven iki sevgili. Aralarındaki o güzel uyumu ve aşkı özel hayatlarına da taşıdılar. Kendileri de set arkadaşlarına, “Biz birbirimize iyi geliyoruz ve çok mutluyuz” demişlerdi.

Yeni dedikodulara göre, (ateş olmayan yerden duman çıkmaz) sete yakın olan Tuzla’da Çağatay Ulusoy bir villa tutmuş, birlikte kaldıkları da söyleniyor. Hatta, villanın aylık kirası olan 4 bin lirayı Çağatay Ulusoy ödüyormuş. Olabilir, gençtirler, hayat onların özel hayatıdır, lafım yok.

Esas benim üzerinde durmak istediğim, Çağatay Ulusoy’un kendisine çok yakıştırılan Hazal Kaya ile duygusal bir birliktelik yaşadığına dair ortaya atılan iddialar. Medyada olayı ilk yazan Habertürk’ ün magazin yazarı Esin Övet oldu. Esin Övet, her ne kadar Çağatay Ulusoy’un adının Serenay Sarıkaya ile anılsa da çevresinden hep Hazal Kaya ile beraber olduğunu köşesinde dile getirmiş.

Bu iddia, iki oyuncunun da fanları sosyal medyadaki fan sayfasında bu birlikteliğin gerçek olduğuna dair haberler yer almış.

Ben aksini iddia ediyorum. Çağatay ile Hazal 2012 Haziran sonunda final yapan “Adını Feriha Koydum” dizisinden sonra hiçbir zaman bir araya gelmemişlerdir. Tek bir karede resimleri hiç yoktur. Ancak sevenleri ve fanları onları dizide birbirlerine çok yakıştırdıkları için, hala her gün yan yana Foto Shop resimlerini koyup sosyal medyada yayınlamaktadırlar. Cep telefonu ile 2012 Eylül’de, Hazal’ın “Son Yaz Balkanlar” dizisine başladığında konuşmuşlar, birbirlerine başarılar dilemişler. Hatta Ocak 2013 de Çağatay’ın başına gelen o olayda, Hazal Kaya Çağatay’ın annesi Refiye Hanım ile görüştüğünü söylemiştir.

Çağatay Ulusoy, ilk dizilerinde Emir ile Feriha inanılmaz bir imkânsız aşkı yaşadılar. Bu aşkları dizideydi, hiçbir zaman gerçek hayatlarına taşımadılar. Çağatay’ın 28 Temmuz 2012 tarihinde Show Tv’de yayınlananVahe’nin bir röportajını hatırlayalım. Vahe’nin “Hazal’ı beğeniyor musun?” sorusuna bakın nasıl cevap vermişti. “Hazal’ı karakter olarak çok beğeniyorum, zaten çok güzel bir kız, çok düzgün, karakter olarak da, dış görünüşü çok güzel bir kız, çok da iyi bir insan.” Vahe aşk konusu deyince; Çağatay, “Garip bir soru oldu bu, iş yaptığım arkadaşla öyle bir şey asla olmaz, olursa ben çıkarırım işte budur derim” demişti. Yani Hazal ile dizi haricinde bir yakınlıkları olmadığını kesin bir dille ifade etmiştir.

Ben iddia ediyorum, Çağatay Ulusoy ile Hazal Kaya arasında günümüzde herhangi bir aşk olamaz. Onları, dizinin Final yaptığı o günden bu güne kadar hep fanları ve sevenleri, dizideki unutamadıkları Emir-Feriha aşkını hep gündeme getirdiler. O tertemiz aşkı hala yaşatıyorlar. Onları birlikte görmek istiyorlar. Gerçekte böyle bir aşk yok.

Çağatay Ulusoy şu günlerde Serenay Sarıkaya ile birlikte. Zaten kendileri de saklamıyorlar. Bu dizide başlayan aşk, Kasım ayı başlarında özel hayatlarına taşınmış, bir gece yarısı Emirgan’daki La Boom isimli mekânda birlikte gözükmeleriyle su yüzüne çıkmıştı. O ilişki şimdilik devam ediyor. Özel hayatlarındaki bu ilişkinin, olağanüstü güzel giden “Medcezir” dizisini etkilememesi tek temennim.

Burada dizinin yönetmeni Kerem Çatay’a çok iş düşüyor. Daha önce kendilerini ikaz etmişti. Kerem Bey, idarecilini ve ağabeyliğini gerektiği şekilde yapacaktır umarım.

Hoş bu ilişkinin dozunu gene Çağatay’ın kendisi ayarlayacaktır. Bu konularda geçmiş yıllardaki röportajlarında çok kesin konuşmaları var. Haziran 2012 sonlarında Posta Gazetesine verdiği röportajda neler söylediğini hatırlatalım. “Bu çevreden biriyle ilişki yaşamam. Büyük konuşuyorum ama 5 sene sonra da 20 sene sonra da bu düşüncede olacağım. Çünkü rahatsız oluyorum, manken ya da oyuncu, hayatta olmaz. Benim bambaşka bir Dünyam var. İşim bu dünya, özelim başka bir dünya. Birlikte olduğum kişiye çok zaman ayırmak isterim. Alıp her yere dolaştırmak isterim. Bu piyasadan birisiyle mümkün olmadığı için, çok sorun çıkar. İlişki bazında bu camiada temiz kalmak zor.” Demiştir Çağatay o zamanlarda.

Gene, 27 Temmuz 2012 tarihinde Show Tv. Muhabiri Hasan Kocabıyık’ın Çağatay ile yaptığı bir röportajda şunları söylemiştir. “Benimle şu ara çok uğraşanlar var, ve sinekten yağ çıkartıyorlar. Gerçekten çok saçma şeyler yazıyorlar. Benim de canımı yakıyorlar, benim canımı yaktıkları yetmiyormuş gibi çevremdeki insanlara da çok zarar veriyorlar”. Hasan Kocabıyık daha önceki iddialı açıklamasını hatırlatıyor Çağatay’a.  “Bir ilişki halinde beni kimse göremeyecek show dünyasından biriyle”. Açıklamasını yapmıştır.

İlahi Çağatay, kendin söylemişsin büyük konuşuyorum demişsin amma, benden sana tavsiye “Büyük lokma ye, büyük konuşma.”

Çağatay Ulusoy’un sevenlerinden çok özür dilerim, çok da özellerine girdim. Benim vurgulamak istediğim, onların özel hayatları değil, milyonları ilgilendiren iş hayatları, önlerinde Star Tv.de oynayan “Medcezir” gibi süper bir dizileri var. 17 Bölüm oynayan bu süper dizi çok da sevildi. Bu ilişkiden bu dizinin gidişatı etkilenmesin.

Onların özellerine karışmak kimin haddine…

Her şey gönlünüzce olsun Çağatay Ulusoy ve de Serenay Sarıkaya.

Unutmayın milyonlarca seveninizin gözleri hep sizin üzerinizde.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: Görseller internetten alınmıştır. Ayrıca, yazılarımdan kaynak gösterilmeden izinsiz alıntılar yapılamaz.

 

 

Bir Aşk Hikayesi / Final acı sonla oldu!

15 Ocak ’14

Kategori
TV Programları
Bir Aşk Hikayesi / Final acı sonla oldu.

Fox Tv.in aşk ve drama dizisi Bir Aşk Hikayesi final yaptı ve bitti. Tüm izleyici için Çok sürpriz bir şekilde son buldu.  Acı sonla… Reytinglerde AB’de 15.ci, Total’de 19.cu olmuş.

Geçen bölüm Selim kurşunu yemişti, ama kurtulmuş. Tolga sen bu evde büyüdün nasıl yaptın diye çocuğun yakasına yapıştı ve hesap sordu.

Cennet, Yılmaz’ı Korkut’u öldürmeye azmettirir, Yılmaz kendisine yapılan bu baskıyı isyan eder. Cennet eve gelir, Tolga tamam mı? Yılmaz Korkut’u öldürecek mi diye sorar. Köşkün kapısı çalar, Tolga açar, gelen kadın ben senin annenim, der. Tolga yüzüne kapıyı çarpar.

Korkut, ameliyat öncesi hayata ve Ceylan’a veda eder gibidir. Ceylan’ı alır götür, arabanın teybini açar “Ver bana düşlerini” parçası eşliğinde dans ederler. Korkut, gökyüzüne bakar kar yağmasını ister ve kar yağmaya başlar. Ceylan çok şaşırır. Kar altında dansa devam ederler.

Yılmaz, Cennet’i arar, Korkut’un yerini sorar. Cennet’in korkusu Korkut’un gerçekleri söylemesi ve eski fakir hayatına dönme korkusudur. Korkut, Tolga’yı arar çağırır, konuşmak ister, iki kardeş gibi. Tolga’ya gerçek annesinin adres kağıdı verir. “Keşke sen benim ağabeyim olsaydın” lafını Tolga’ya hatırlatır. Korkut, “Biz Emine ile ikimiz Gönül Karanlı’ nın Yetimhaneye terk ettiği çocuklarıyız” diyerek sırrı ifşa eder. Tolga ben bunu biliyordum, der. Korkut’a gel kaderimizi paylaşalım, bir yerden atlayalım, beraber ölelim. Her iki kardeş anneleriyle sanal telefon konuşmaları yaparlar, duygusal anlar yaşarlar. Korkut’un içindeki yanan anne özlemi gözyaşlarını sel gibi akıtır. “Konuşamıyorum ben senle anne, yapamıyorum” Der. Gerçekten çok duygusal anlar.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Ceylan ile annesi hastanede Korkut’u bekliyorlardı. Korkut geç de olsa gelir. Tolga, Cennet’i arar, Korkut’u öldürmekten vazgeçtiklerini, Yılmaz’ı aramasını söyler. Cennet, çok sinirlenir, vazoları duvardaki Tolga’nın resimleri üstünü atar.

Gönül Hanım, Tolga’nın annesini yolda görür. Alır evine götürür. Sen ne yapmak istiyorsun, sen Memduh’u elimden aldın. Tolga’dan da uzak duracaksın o benim oğlum der.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Korkut ameliyata girer, kurşun çıkartılır. Yoğun bakıma alınır, tek risk hafıza kaybı olabilirmiş. Bu arada, Ceylan hamile olduğundan şüphelenmektedir. Test yaptırır, netice pozitif çıkar. Hamiledir. Korkut’un yanına gider, korkut yapacağını yapar, hatırlamazlıktan gelir. Ceylan çok tedirgin olur.

Yılmaz, iş başındadır. Bir doktorun beyaz önlüğünü giyer, Korkut’un odasına girer, solunun hava borusunu çeker. Yastığı alır, boğmak için bastırır.

Gönül Hanım kız kardeşinin evinden çıkar, kapıda Tolga’yı görür. Tolga, anne sen Korkut’u kurtar, o senin gerçek oğlun der. Gönül Hanım şoktadır. Derhal Ceylan’ı arar, yardım et, Korkut’un hayatı tehlikede. Ceylan yıldırım gibi Korkut’un odasına koşar.

Emine bir tiyatrocu Ahmet ile evlenir, Gönün Hanım bu evliliğe karşıdır. Ahmet ile Emine yurtdışına balayına çıkarlardır. Havaalanına giderken yolda araba bozulur. Emine ile Ahmet kavga ederler. Emine arabayı terk eder.

Ceylan hamileliği ilerlemiştir. Ceylan’ın sancısı tutar. Hastaneye giderler, Korkut, Emine’ye telefon eder, Korkut hala oluyorsun der. Ceylan, yanında Korkut olmadan doğurmayacağım diye tutturur. Bir erkek bebekleri olur. Hemşire ne koyacaksınız bu delikanlının adını diye sorar.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Yıllar geçmiştir, Ceylan’ın oğlu takriben 5 yaşlarındadır. Annesi ile mezarlığa giderler. Ali’nin ellerinde iki demet çiçek vardır. Yan yana iki mezar, Tolga Sayın – Korkut Ali Sayın. Demek her iki kardeş ölmüş. Ali yeğeninim ben, annem kocaman adam oldun diyor. Arkadan 5 metreden Korkut bakıyor. Capcanlı ama hayaliyi duruyor. Ali, baba sen burada yalnız değilsin yanında amcam var. Ama annem çok yalnız, hiç konuşmuyor, bir tek senin ismini söylüyor, Korkut Ali diyor.

Yılmaz, bir sokak köşesinde perişan haldedir. Memduh Bey gelir, Yılmaz sonunda buldun beni, bende kendimi öldürecek kadar bile umut kalmadı. Sen yap da bitsin bu ızdırap. Yılmaz, af et beni kardeşim, yanına geliyorum, kaldığımız yerden devam ederiz. Memduh Bey çeker tabancasını tek kurşunla vurur. Sonra da gider deniz kenarına, tabancayı denize atar.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gönül Hanım köşkün bahçesin tek başına oturuyor. Emine, ben geldim, kızın Emine. Gönül Hanım Korkut Ali nerde diye sorar. Emine kardeşim öldü anne. Sarılır öper. Gönül Hanım tam karşısında Korkut’u hayalini görür, cap canlı, ona bakıyordur. Kalkar ona koşar, iki eliyle yüzünü okşar, sıkıca sarılır, Korkut da ona sarılır. Sağlığında sarılamadığı oğlunu böylece sarılır kalır. Gözleri kurumuştur. Bir tek damla bile göz yaşı akmaz. Dizi bitti. Final…

Final maalesef saçma sapan bitti. Bu bölümün anlatımı da, çok iyi değildi. Gerçek mi? Hayal mi? Her şey karıştı. Emine ne zaman doktor oldu? O Tiyatrocu ile nasıl evlendi? Korkut, bir beyin ameliyatı geçirmiş kişinin, köfte yemeğe hastane dışına çıkması saçmaydı! Korkut ve Tolga ne zaman nasıl öldü? Ya da Korkut’u Yılmaz mı öldürdü? Ceylan’ın oğlu ile mezarlık ziyaretinde mezar taşlarını gördük, Korkut ve Tolga ölmüş. Yan yana iki kardeşin mezarı. Cennet ne oldu? Birçok soru işaretleriyle bitti.

Bu aşk hikayesi böyle bitmemeli idi. Ceylan gözü yaşlı bir dul olarak bırakılmamalıydı. Senaristler izleyiciyi üzmekten zevk mi alıyorlar, bilmiyorum. Daha önce yazılarımda belirtmiştim. Sonu AFK gibi olmasın diye yazmıştım. Ne olacak bir MF Yapım (Barış Yöş) klasiği gene acı son…

Hiçbirinizin böyle (gerçek hayatta) acı sonlar yaşamaması dileklerimle.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: Görseller internetten alınmıştır.

 

Unutulmayan “Adını Feriha Koydum” dizisinin 3. yıl dönümü.

14 Ocak ’14

Kategori
TV Programları
Unutulmayan "Adını Feriha Koydum" dizisinin 3. yıl dönümü

Bugün sabah maillerimi baktığımda Kaya & Ulusoy fanlarının bana attıkları maili gördüm. 14 Ocak 2011 tarihi, hala daha unutulmayan efsane aşkın anlatımı olan “Adını Feriha Koydum” dizisinin 3.cü yıldönümüymüş.

Bana aşağıdaki maili ve 14 Ocak-AFK başlangıcı anısına ilk videoyu göndermişler. İzledim, Emir ve Feriha’nın aşlarını pekiştiren sahneler kokulu öpücükler parçası eşliğinde yayınlamışlar. Parçayı kim söylüyor, bilmiyor ama çok güzel. Görüntüler ise harika…

KAYA & ULUSOY@jhuc_gul

14 Ocak-AFK başlangıcı anısına ilk video.By Fan Yapim @afkzadeleryoutu.be/pvuqJTzfXw8 Emir’den Kokulu Öpücükler @abbalcilar

13 Oca 2014 22:15
  play  

Emir – Feriha aşkı unutulmadı. Bu gün Twitter da fanları ve sevenleri yüzlerce mail atıyorlar. Onları unutmadıklarını, unutamayacaklarını ifade ediyorlar. Onların o dizi aşkı hala gönüllerde yaşıyor. Dizi bitiminden bu tarafa yan yana resimleri olmasa da foto shoplarla bir araya getiriyorlar.

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

“Adını Feriha Koydum” dizisinden Emir-Feriha ilk tanışma sahnesi.

 

Bu dizinin son sahnesi.

Yukarıda tıklayıp izleyebileceğiniz videoyu hazırlayan, emeği geçenlerin ellerine sağlık.

İleride bir gün inşallah bu yaz bir sinema filminde bir araya gelmeleri sevenlerinin en büyük arzusu.

Ben de onların adına yapımcılarımızdan rica ediyorum, Çağatay Ulusoy ve Hazal Kaya’yı bir araya getirip, hemen bu yaz Temmuz ayında şu AFK’ nın sonunu mutlu bir sinema filmi ile bağlasınlar.

O da olacak İNŞALLAH.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

 

Not: Görseller internetten alınmıştır.