Aylık arşivler: Kasım 2013

Çağatay Ulusoy için, ilk sorgulama bitti, hapis yok!

29 Kasım ’13

Kategori
Magazin
Çağatay Ulusoy için, ilk sorgulama bitti, hapis yok!

 

Çağatay Ulusoy’un o başına gelen kötü olaydan, 25 Ocak 2013 tarihinden bu yana tam 10 ay geçti. Hem Çağatay Ulusoy için, hem de sevenleri için kabus dolu günlerdi o günler. Çağatay çok kötü günler geceler geçirdi. Son üç aydır çok tutulan dizisi “Medcezir” yüzünü biraz güldürdü.

Bugün 28 Kasım 2013 Çağatay Ulusoy, Gizem Karaca ve Yusuf Akgün’ün ilk duruşması vardı. Çağlayan Adalet Sarayı 16. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşma yapıldı. Saat 11’ de mahkemeye avukatlarıyla geldi. Sorgulandı, sorgulama takribi 16,25 gibi başladı. Yarım saat sürdü.

Magazimedya.com haberine göre, Çağatay Ulusoy’un ifadesi şöyle:

“Suçlamaları kabul etmiyorum. Kimseye temin etmedim ama uyuşturucu kullanıyorum kimseye vermedim.  Telefonda balık diye bahsettiğim esrardan Asmalımescitte iki kere Hüseyin Orçun Benli ile  kullandık.  Yurt dışından arkadaşımın getirdiği kahverengi uyuşturucu maddeyi kullandık çok kötü bir maddeydi rahatsızlandım. Gizem Karaca’ya uyuşturucu vermedim ama birlikte evde kullandık. Emir’in yolu dizisi başladığında uyuşturucu içmeye başladım bizim piyasada çoğu kişi içiyor. Evimde ele gecen uyuşturucuyu bana Onur Tezer getirdi Sarıyer’deki mahalle eşrafından buldu. ”

Savcılık’taki ifadesini doğrulayan Çağatay Ulusoy iddianamedeki Ergun Taş’tan da kendisi ve Gizem Karaca’nın kullanması için esrar temin ettiği iddiaları üzerineyse Gizem Karaca’yla birlikte onun evinde uyuşturucu kullandıklarını itiraf etti. Ulusoy avukatların  sorusu üzerine eski manejeri Selin Boronkay’ın kendisine uyuşturucu vermediğini ifade etti.

Sorgulama bitiminde Çağatay Ulusoy mahkeme salondan sanki uçarcasına ortalıktan kaybolmuş. Moralinin gayet yerinde olduğu belirtilen Çağatay’ın sabahtan beri beklemekten yorgun düştüğü gözlenmiştir.

Burada bir saplantı yapmak istiyorum. Çağatay Ulusoy’un bu ifadesinde genelleme yapması çok yanlıştı. “Bizim piyasada çoğu kişi içiyor”. Bu açıklama yerinde olmadı. Dizi oyuncularından işleri kötü gidip de, kullanan 10-15 kişiyi genele yayamazsınız.  Yanlış oldu Sayın Çağatay. Çok özür dilerim ama, ben bu yanlış açıklamanızı cahilliğine veriyorum.

Bugünkü duruşmalar sonunda, Savcı mütaalasında Çağatay Ulusoy ve Gizem Karaca’nın da aralarındaki hiçbir ünlü ismin tutuklanması istemedi, tutuksuz yargılamaya devam kararı verilmiş. Henüz yargılama bitmedi. Yeni duruşma, 11 Şubat 2014 günü saat:10.00 ertelendi. Ben inanıyorum Yüce Türk Mahkemelerimiz en uygun kararı vereceklerdir.

Çağatay Ulusoy’a şimdilik geçmiş olsum. Hakkında hayırlısı ne ise o olsun. Bu abdestle çok namaz kılar. Bir Atasözümüzü daha hatırlatmak istiyorum. “Bir musibet, bin nasihate bedeldir”.

Ben Çağatay Ulusoy’un sanat ve insani yönünden bahsetmek istiyorum.

Çağatay Ulusoy, sevenleri tarafından çok sevilen, çok beğenilen bir kişi. Kendisi de bu sevgiye layık, inanılmaz iyi kalpli, mütevazi bir kişiliği var. Nasıl oldu da bu kadar iyi, karakteri düzgün bir çocuk bu hale düştü. Ben bu güne kadar 3 yıldır, onun hakkında gerek yazılı, gerekse görsel basında kütü bir laf eden birini görmedim, okumadım.

Bilakis onlarca övgü dolu sözler duydum, haber okudum. Kısaca birkaçını anımsatmak istiyorum.

Armağan Çağlayan: “Çağatay dünyadaki ender insanlardandır, çok mütevazidir. Onun için sette kapris yapmayan tek ünlü diyebilirim, sıfır kapris”. Dedi.

Berberi Şükrü Dudu: “Çağatay çok iyi biri, insanlığını çok seviyorum. İlk gördüğüm günden bugüne hiç bozulmadı. Çağatay gerçekten adam gibi adam” Demiştir.

Ayla Algan: “Ekranda çok iyi duruyor Çağatay, ama biraz pişmesi lazım”

Bülent Ersoy:“Ben biliyorum kendisini, o kapıcılı filmde oynayan çocuğu kastediyorsunuz galiba ama gördüğüm kadarıyla temiz bir çocuk, çok efendi bir çocuk, kim vurduya gitti gibi geliyor bana, o çocuk o işleri becrecek bir çocuk değil bence. Ortamlar da insanları sürüklemiş olabilir. Yapmaz artık, temiz bir çocuk, yani suratından belli.” Demişti.

Hülya Avşar: Çağatay Ulusoy’u jön ilan etmiş ve şöyle demiş.” Çağatay Ulusoy’un saçlarına bayıldım. Çok yakışmış çok. Ashton Kuthher gibi… İşte jön! Üstelik oyunculuğuna da bayılıyorum. Çok başarılı çok”. demiştir.

Şimdilerde Star TV‘de “Medcezir” ile Çağatay Ulusoy zirvede.

Tekrar geçmiş olsun, yolun açık olsun Çağatay Ulusoy.

Saygılar ve sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Çağatay Ulusoy-Serenay Sarıkaya ile Medcezir 10.Bölüm, on numara,

23 Kasım ’13

Kategori
TV Programları
Çağatay Ulusoy-Serenay Sarıkaya ile Medcezir 10.Bölüm, on numara,

Star Tv.in bağımlılık yaratan dizisi Medcezir, dün akşam Star ekranlarındaydı.10.Bölüm izleyiciden  tam not, 10 tam puan aldı. Zaten reytingler de göstergesiydi. AB’de her hafta olduğu gibi 1.ci, Total’de de çok az farkla 2.olmuştur.

Geçen bölümde Lunaparkta gondolda geçen tatlı anlar ikisini de çok mutlu etmiş, sevgili olduklarını inanmışlardır. Yaman’ın yükseklik korkusu adeta yok olmuş, öpüşürken nefesi kesilmiştir. “Mira sen çok güzel bir şeysin” der, öper, öper. Gondol durmuş inme vakti gelmiştir. Mert paparazzilik görevini yapmakta onların görüntülerini kayda almaktadır. Tuğçe ve Eylül şaşkın, şaşkın onlara bakmaktadır. Artık bundan sonra iki sevgili olduklarını başkalarına da göstermek gerekiyordu. Bundan sonra da onu yapacaklar.

Hep beraber taksi ile eve dönerler. Eylül o gece Mira’da kalıp, Yaman ile ilişkilerini ilk baştan bu yana her şeyi anlattırır.

Ender Hanımın kız kardeşi Sedef hanımın ortaya çıkışı ve köşke aniden gelişi her şeyi değiştirecek gibi gözüküyor. (Defne Kayalar, Ender Serez’ in kız kardeşi ve Asım Şekip Kaya’nın küçük kızı, “Sedef” karakteriyle bu bölümde diziye katıldı.)

Sedef Hanım akşamdan Ender’e Los angeles’den geliyorum diye mesaj atar. Gecenin bir yarısı gelir, kimseye rahatsız etmeden misafirhanede Yaman’ın kaldığını bilmeden odaya girer. Yaman’ın yanına yatar. Sabah Mira’nın telefonu ile uyanan Yaman yanındaki kadını görünce çok şaşır. Mira yürüyüşe çıkmak için aramıştı. Mira bekleyemez oda kapısını açar ve Yaman’ın yatağındaki Sedef’i görünce şok olur. Allahtan kahvaltı sofrasında açıklama yapılır, işin doğrusunu öğrenir. Ama Mira çok tedirgin olmuştur. Adeta Yaman ile Sedef Hanıma suçüstü yapmıştır. Yaman, Miradan özür diler, “Artık dün geceden itibaren sevgili miyiz diye” sorar. Mira “Her şeyi akışına bırakalım” der.

Sedef Hanım çok rahat, tabiri caiz ise feleğin çemberinden geçmiş çok fettan bir kadın. İleride Yaman’a askıntı olacak, rahatsız edecek gibi gözüküyor.

Ender Hanım, geçen gece erkekleri Ocak başına götüren Selim Bey yokluğunda (Dalaman’a iş için gider) bu akşam ben hepinizi güzel bir eğlenceye götüreceğim der.

Sude Hanım, kızı Mira’nın Yaman ile yakınlaşmasından hoşlanmamaktadır. Onların beraber çıktıklarını öğrenince, Orkun’u telefon eder, çabuk pes etiğini söyler, Mira’yı elinden kaçırmak istemiyorsan ilgilen der. Orkun, hırsızlık olayında işbirlikçisi Yaman’ın üvey babası Hasan’ı arar. Ondan yardım ister, Yaman’ın zayıf noktalarını bulmasını ister. Hasan, babasının Yaman’a yazdığı ve yaman’ın eline geçmemiş bir mektup bulur, Orkun’a okutur, karşılığında yüklü para ister ve anlaşırlar.

Okulda buluşurlar. Mira ile Eylül’ü gören Mert “Kelebeğim” diyerek ona koşar. Akşama annesinin götüreceği yemeğe ikisini de davet eder. O ara Mert, Orkun’a çarpar, Orkun Mert’e itince Yaman koşarak Orkun’un yakasına yapışır. Mira’nın araya girmesiyle ayrılırlar. Yaman, Mira’nın elini eline kenetleyerek, “Mira’nın arkadaşlarımın yanından uzak duracaksın” diyerek ikaz eder.

Yaman o sakin duruşu ve cool görünüşü altında, Tozludere’deki çocukluğundan gelen sıkıntıları nedeniyle aniden parlıyor. Bu sinirlilik hali ona çok da yakışıyor.

Ender kardeşi Sedef ile babaları asım Şakip Kaya’ya ziyarete giderler. Baba kız hasret giderir. Monoton hayattan konuşurken, Sedef “sizde o yeni çocuk var, yakışıklı, der. Asım Bey, “Sakın bulaşma Sedef bozuşuruz” der.

Mert geceye itina ile hazırlanır. Yaman giyecek seçmede yardımcı olur. Ender Hanım, şık siyah bir kıyafet giyer.

Ender Hanım, Yaman, Mira, Mert, Eylül ve kardeşi Sedef ile beraber, karaoke’nin de yapıldığı güzel bir entel bara götürür. Ne tesadüf ki orada Mira’nın piyano hocası Tan da gelir. Mira, Tan’a “Yaman, erkek arkadaşım” diye tanıtır. Sedef Hanım Tan’ı çok beğenir ve onunla ilgilenir. Bu ilgi Yaman’ı ve Mira’yı rahatlatır. Çok güzel eğlenirler. Karaoke zamanı gelir, Mira Yaman’a beraber şarkı söylemeye davet eder. Yaman utana sıkıla ben bilmem dese de Tan’ın Mira’ya beraber söyleyelim demesi üzerine Yaman kabul eder. Mira ve Yaman “Kimseyi tanımadım ben, senden daha güzel, senden daha özel” şarkısını birlikte pek de güzel söylerler. Her ikisinin bilhassa, Mira’nın mutluluğu görülmeye değerdi. Dönüşte kapıda, Yaman ile tam öpüşürken annesi Sude kapıyı açar ve onları görür.

O gece Mert ile Eylül iyice yakınlaşmışlar, Eylül Mert’e anlamaya başlamıştır. Tuğçe’nin yardımla Eylül’ün dikkatini çekmeye başarmıştır. Olanları Yaman’a keyifle anlatır. Eylül’ün beğendiği erkek modelini internetten araştır, saçını ve kıyafetini ona göre değiştir. Bu Eylül’ün çok hoşuna gider.

Sabah kahvaltısında bir Tv. haberi yaman’ın dikkatini çeker. Markette seri katil birini öldürdüğü haberi vardır. Sedef Hanım sabah eve döner. Beraber kahvaltı yaparlar.

Cumartesi akşamki davete Mert, Eylül, Yaman, Mira, Sedef Hanın ve Tan da gideceklerdir. Mert şık giyinir. Eylül gelir, davete gelip gelemeyeceğini sorar. Mert Eylül hakkında bildiği her şeyi apacık anlatır. Eylül bu konuşmadan çok etkilenir. Ve o davete Mert’in yeni kıyafetlerine uygun tarzda giyinir. Eylül, Mert’e “Seni seviyorum, şebekliğini de seviyorum” der.  Mira’da en şık kıyafetlerini giyer. Yaman’da tarzını değiştirmiş, takım elbise giymiş, kravat takmıştır.

Tam evden çıkarken, arabaya binecekleri sırada kargo kuryesi Yaman’a bir zarf getir. Yaman açar ve gelen mektubu okur. Okurken göz yaşlarını tutamaz. Babasının bu mektubunu Orkun göndermiştir. İki yıl önce doğum günümde yazılmış. 20 Mayıs 2011 de tarihli bir mektubu Selim Bey de sesli olarak okur. Okunan mektuptan Yaman yıkılmıştır. Mira mektubun kimden olduğunu sorar, “Babamdan” der. Ve “Benim babamı bulmam lazım” der ve bölüm burada biter.

Konu çok güzel gidiyor, eğlenceli ve yer yer duygu dolu, aşk dolu. Anladım ki bu yüzden, bu dizi herkeste bağımlılık yaptı. Çağatay Ulusoy “Yaman” karakteri ile kendini buldu. İnanılmaz başarılı. Mira (Serenay Sarıkaya) ile çok, ama çok uyumlu bir çift oluşturdular. Bu 10. Bölüm her bölüm olduğu gibi benden tam not aldı. 10 numara diyorum.

Dizinin yapımcı Kerem Çatay geçtiğimiz günlerde uyarı için Çağatay ve Serenay  ile konuştuğunda dizideki performansları için kendilerini teşekkür etmiştir. Bu uyum nedeniyle sahne çekimleri tek seferde yapılabiliyormuş.

Çağatay Ulusoy bu dizideki rolü için çok çalışıyormuş. Bu nedenle çok da yorgun düşmüş. Geçen hafta sonu arkadaşları ile bir restaurantta  buluşan yakışıklı oyuncu, burada arkadaşları ile yemek yiyerek uzun uzun sohbet etmiş. Yemeğin ardından Zorlu Center AVM’den ayrılan Çağatay’ın yorgunluğu gözlerinden okunuyormuş.

Önümüzdeki bölümde Yaman babasını bulma arayışlarına girecek. Dilerim gösterilen haberdeki katil babası olmasın.

Yaman’ın Sezer’lerdeki yaşantısı geçmişten gelen, geçmişinin gerçekleriyle harmanlaşıp ortaya dökülmesiyle epeyce tedirgin olacağa benziyor.

Ay Yapımın değerli senaristi Ece Yörenç, Melek Gençoğlu ayrıldılar. Melek Hanım, dinlenmek ve çocuklarıyla vakit geçirmek ister. 8.ci bölümden itibaren senaryoyu Ece Yörenç tek başına yazıyormuş. Kolay gelsin Ece Hanım, Lütfen izleyiciyi üzecek fazla acılı olmasın.

Her şey gönlünüzce olsun.

İyi seyirler.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com
Blog: milliyet.com.tr/cansever

Köyümüzde Muharrem ayı aşure yapımı,

23 Kasım ’13

Kategori
Gelenekler

 

Köyümüzde Muharrem ayı aşure yapımı,

Malumunuz Muharrem ayı aşure ayıdır. Aydın,GermencikDağyeni köyünde de, aşuresi yapımı geleneği sürdürülmektedir.

Köyde her aile mutlaka aşure yapar. Yapmayan yok denecek kadar azdır.

Önce malzemeleri sıralayalım, sonra yapımı anlatayım.

5 kğ. Aşurelik buğday, (Tatlı aşure için 3 kğ.buğday)

5 kğ.      Toz şeker,

0,5 kğ.    İç ceviz,

0,250 kğ. Susam

Yarım çay bardağı gül suyu

Karar dövülmüş karanfil.

15-20 litrelik küçük kazan su konur. Buğdaylar ilave edilir. Bizim buralarda odun ateşinde yapıldığından bir saat kaynatılır. Sonra tahta kepçe ile dövülür. Merhem kıvamına gelince kadar bu işlem devam eder. Yarım çay bardağından az zeytinyağı ve 2-3 çay kaşığı tuz ilave ederler. Ak aşır hazırdır. Tatlı aşure yapılmadan (şeker konmadan) önceki şekline ak aşır denir. Hazırlanan bu ak aşır konu komşu ve çağrılan akrabalarla birkaç sofra halinde yenir. Tabaklarda yapılan servise çiğ zeytinyağı ve tuz konulup, ekmek veya yufka ile sıcak olarak kaşık, kaşık yerler.

Daha sonra kalan ak aşıra, 2 kğ. Yenmiştir. 3 kğ.lık  kısma 5 kğ. toz şeker konur. Sonra, susam, badem, ceviz, dövülmüş karanfil ve gül suyu koyulur. Karıştırılarak biraz daha kaynatılır. Tadına bakılarak, gerekirse toz şeker ilave edilir. Artık tatlı aşuremiz hazırdır. Dağıtılacak tabaklara sıcak olarak dökülür. Tabaklar en az 4-5 kişilik olarak ayarlanır.  Önce etraf komşularından başlayarak, köy içindeki bütün akrabalarını dağıtılır.

Aşurelere bazı yerlerde, kuru kayısı, kuru armut, kuru incir, çekirdeksiz kuru üzüm, haşlanmış kuru fasulye ve nohut ilave edilebilir. Tek kişilik çorba kâselerine konduğunda üzerlerine tatlı nar taneleri konabilir.

Afiyet olsun, Allah kabul etsin.

 

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’ya Kerem Çatay’dan uyarı,

19 Kasım ’13

Kategori
Magazin
Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’ya  Kerem Çatay’dan uyarı,

Medcezir”  dizisinin yapımcısı Kerem Çatay, başrol oyuncuları Serenay Sarıkaya veÇağatay Ulusoy’u özel hayatlarına dikkat etmeleri konusunda uyarmış.

Dizifilm.com’un haberine göre; Oyuncuların son günlerde özel hayatlarıyla gündeme gelmesinden rahatsız olan Ay Yapım patronu Kerem Çatay, Serenay ve Çağatay’ı “Dizi çok iyi gidiyor, ancak istediğimiz reytinge ulaşamadık. “Özel hayatınıza dikkat edin. Hiçbir gazete veya televizyona açıklama yapmayın” diye uyarmış.

Serenay Sarıkaya, evli işadamı Murat Süğlüm’le yaşadığı ilişkiyle, Çağatay Ulusoy’sa gazetecileri tehdit etmesiyle gündeme gelmişti. Yapımcı Kerem Çatay oyuncuların setteki peformansları için Çağatay’ı ve Serenay’ı teşekkür etmiş. İki oyuncunun, iyi performansı sayesinde dizide çoğu sahneleri, tek seferde çekiliyormuş.

Önceki blog yazılarımda hep bu konu üzerinde durmuş, Çağatay Ulusoy’a uyarılarda bulunmuştum. 4 Kasım tarihli “Ah Çağatay Ulusoy, yine mi sansasyonel haberler” başlıklı blog yazımda anlatmıştım ve uyarmıştım. O yazımda 02 Ağustos tarihli, “Çağatay Ulusoy, aşk zamanı değil iş zamanı” başlıklı blog yazımı da eklemiştim. Okuyanlar hatırlayacaktır. O yazımda aynen şunu yazmışım. “Burada belirtmek isterim ki, Ay Yapım’ın sayın yapımcısı Kerem Çatay ve yönetmen Ali Bilgin’e de iş düşüyor. Bu tür olmayan ilişkilerin (Şimdi olan) reklam konusu yapılmasını izin vermemeleri gerekir”  demişim.

Bravo Kerem Çatay, üstüne düşen görevi yaptınız. Bu konuda size teşekkür ederim. Gerekli uyarıları yapmışsınız. Zira onların özel hayatları ile ilgili bu tür haberler, öncelikle oyuncuların kendilerini, sevenlerini ve çalıştıkları firmaya da ve de diziye de zarar vermektedir.

Star Tv.de çok güzel bir reyting yakalayan “Medcezir” bence “Yılın Dizisi” adayı. Bu nedenle bu uyarı tam zamanında ve yerinde olmuştur. Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya şımarmadan, özel hayatlarına daha da dikkat etmeliler. Hep söylüyorum, hakikaten uyumları on numara. Başarılılar, bu başarıda ötürü her ikisini de buradan tekrar tebrik ederim.

Sözlerimi iki anlamlı atasözüyle bitirmek istiyorum. “Yürük at, yemini kendi arttırır” – “Her koyun kendi bacağından asılır”

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

 

Sevmiştim seni,

18 Kasım ’13

Kategori
Şiir
Sevmiştim seni

Önce saçlarını okşardım,

Sonra tenini, koklardım.

Her yerini öpücüğe boğardım.

Özledim seni, hasretine dayanamadım

Sevmiştim seni Nuray’ım.

*

Sen candın, canandın

Benim tutkulu sevdamdın.

Gözlerine bakmaya doyamadım.

Özledim seni, yokluğuna alışamadım

Sevmiştim seni Nuray’ım.

*

Sen aşktın, aşkımdın

Kara sevdamdın

Kaybettim seni ebediyen

Özledim seni, her yerde aradım

Ağladım, gözyaşlarımda boğuldum.

Sevmiştim seni Nuray’ım.

*

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

 

Fatih Harbiye / Kadir Doğulu rüzgarıyla iyi gidiyor!

18 Kasım ’13

Kategori
TV Programları
Fatih Harbiye / Kadir Doğulu rüzgarıyla iyi gidiyor!

FOX TV.in  aşk ve drama dizisi Fatih Harbiye geçtiğimiz akşam 11.bölümüyle geldi ekranlarımıza. Dizi çok tuttu ve sevildi. Bu kadar sevilmesinde şüphesiz Peyami Safa’nın bilhassa Fatih semti aile ve mahalle kültürünü aktarmadaki başarısıdır.

Bunun yanında dizinin başrol oyuncusu Kadir Doğulu çok sevilmesi ve de beğenilmesi, yakışıklı oyuncunun asil duruşu, fit giyimi ile dikkatleri çekiyor. Geçtiğimiz günlerde Twitter’da, “Cumartesi FOX’tayız” hashtag’ı ile çok kısa sürede TT olan röportajda Kadir Doğulu hayranları tam 5.553 soru sorularak rekor kırmışlar. En çok sorulan soru dizide Neriman ile aralarında ne gibi gelişmelerin yaşanacağı olmuş. Kadir Doğulu’ un en nefret ettiği şeyin yalan ve küfür, en sevdiği yemeğin tantuni ve en sevdiği aktörün Sean Penn olduğu gibi cevaplar alınmış.

Bu beğeni reytinglere de yansıyor. AB’de bir önceki hafta olduğu gibi, Yetenek Sizsiniz yarışma programı ve özetinin ardından 3.cü sırada yer aldı. Yani Cumartesi dizilerinde ilk sırada sayılır. Total’de de 5. Olmuş.

Şimdi gelelim 11.ci bölümde geçen olaylara.

Önceki bölümde bir masa etrafında oturan Macit, Şinasi ve Neriman kısa bir sessizlikten sonra, Neriman sorar “Şinasi senin ne işin var burada?”. Macit “İzinsiz masama oturulmasından pek hoşlanmam, ikincisi bunu alışsan iyi olur, Neriman ile beni bir arada görmeyi, üçüncüsü bi daha karşıma çıkarsan bu kadar kibar davranmam.”  Şinasi dayanamaz Macit’in üstüne yürür, itişmeler falan. Neriman git buradan, rezil ettin beni” der.  Macit Şinasi’ye “Bu hikayede sana artık yer yok” der. Şinasi çeker gider.

Macit, şu an ikimiz de gerginiz başka zaman konuşalım. Neriman başka zaman, başka yer ve buluşma yok der, ve bu lafın üstüne Macit gider.

Şirkette Pelin, Onur ile Macit’i kıskandırma işi pek işe yaramamıştır. Onur bu oyunu Pınar istediğini söyler, Macit’ten özür diler. Pelin’in üstüne gitmemesini söyler.  Macit oyun oynayan, o oyunun sonuçlarını katlanır diye cevap verir. Kerim Bey, şirket hisseleri için mutlaka Pelin-Macit evliliğinin olmasını istemektedir.

Aslı’nın annesi Zehra Hanım içini Gülfer Hanıma döker, uzunca dertleşirler. Zehra Hanımın büyük kızı Nezahat’ın yaşadıkları, evde kalmış kızların yaşadığı bunalımlara iyi bir örnektir. Diğer taraftan Aslı kaynana baskısının dik alasını yaşamaktadır.

Neriman Fahriye Macit ile konuşmayı anlatır. O bana aşık olduğunu sanıyor. Fahriye de Sen de ona aşık olmadığını sanıyorsun der.

Mahallenin bıçkın delikanlısı Cihan, Şahika’ya hayrandır. Onun külhanbeyi hareketleri ve konuşmaları izleyici güldürmektedir.  Şinasi’nin ablası Nezahat onun için saç baş yaptırsa da iğlisini çekemez.

Şinasi o günden sonra hayata küser, okuluna gitmez, ortalıktan kaybolur. Cihan onu bulur eve getirir. Şinasi Neriman’a konuşmak için gider. Çıkıp konuşurlar. Şinasi içindekileri, düşündüklerini apaçık Neriman’a anlatır. Neriman sessizce dinler. Tam giderken, “Ben Macit ile birlikte değilim” der.

Macit işlerine yoğunlaşır. Bir akşam Onur, Pelin ve Duygu yemektedirler. Pelin Macit’e Neriman’ı sorar. Macit “Pelin o konu kapandı” der ve çeker gider.

Faiz Bey, Şahika’nın işyeri kartını ister.  Annesi Gülter, kartı Aracaoğlu Tekstilde çalıştığını görünce şok olur. Faiz Beye göstermezler. Neriman Macit’i arar telefonu Macit açmaz. Bu arada Özlem’in babası Nihat Bey, Şinasi’yi aramaya gelir. Şahika Nihat Beyi görünce kaçar. Göreceğiz bu işin içinde neler var. Nihat Bey Şahika’nın eski belalısı her halde.

Nihat Bey, Özlemin eğitim için Viyana’ya gittiğini söyler. Bestesine 15 bin teklif eder. Cihan Menajeriyim der ve 20 bine satar. Üç beste daha geliyor der. Bu işe çok sevinirler.

İnci Hanım Neriman’ın çalışmaları çok beğenir. Ve burs vereceği kişi olarak Neriman’ı seçer. Onu atölyesine çağırır. Neriman, Şahika’nın en şık elbiselerinden birini giyer, süslenir ve evden çıkar. Yolda Şinasi’yi rastlar. Her ikisi güzel haberlerini birbirlerine verirler. Neriman’a atölyeye Şinasi götürmeyi teklif eder ve beraber taksiye binerler.

Macit öğle yemeği için annesi İnci Hanımın atölyesine gelir. İnci Hanım burs vereceği Neriman’ı beklemektedir. Annesi Neriman’ı sorar, Macit Neriman’la görüşmüyoruz cevabını verir.  Neriman atölyeye çıkar. Şinasi kapıda beklemede kalır. Neriman’ın çalışma dosyası Şinasi’de kalır. Arkasından koşar. Neriman “Kimse yok mu” deyince, Macit oradan “Ben varım” diye cevap verir, göz göze gelirler.  Neriman, “Avucundan yüreğime bıraktığın sıcaklığın hatırına çek git” diye mırıldanır. Bölüm burada sona erer.

Bu güzel dizinin çok sevilmesinde, Kadir Doğulu rüzgarın etkisi mutlaka vardır amma, genelinde, diğer oyuncuların, konu anlatımı ve sunumun izleyici beğenisinde etkisi büyük olmuştur diyebilirim.

Yapımcısı Koliba Film, Yönetmen Sadullah Celen ve de tüm ekibin ellerine sağlık diyorum.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Medcezir 9.Bölüm / Yaman & Mira masum ama ateşli öpüşme ile aşk başladı!

16 Kasım ’13

Kategori
TV Programları
Medcezir 9.Bölüm / Yaman & Mira masum ama ateşli öpüşme ile aşk başladı!

Yaman & Mira Lunaparkta. Meccezir Twitter sayfasından alıntı.


Star TV.in bağımlılık yaratan dizisi Medcezir’ in 9.bölümü, Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya ile izleyicisini mest etti. Hele Lunapark’ta dönme dolapta Yaman, yükseklik korkusundan kaskatı olmuştu. Mira’nın ateşli öpücüklerini, Yaman mahcup öpücüklerle cevap verdi. Bu Mira’nın daha önceki bölümlerde rüyasında gördüğü öpüşmelerini saymazsak ilkti. Bu öpüşme sahnesi Sosyal medyayı resmen karıştırdı.

Evet, geçen haftaki yazımda belirtiştim. Medcezir hakikaten herkeste bağımlılık yaratmış durumda. Çevremdeki gençlerden seyretmeyen yok gibi. Bu hafta reytinglere bakıyorum gene AB’de açık ara birinci. Total’de de Karagül’ün ardından az farkla ikinci olmuş. Önceki haftalarda, 8 bölümde AB’de 6 birincilik, 2 ikincilik. Total’de ise 2 birincilik, 6 ikincilik almıştı. Artık Cuma gecelerinin tartışılmaz fenomen dizisi oldu Medcezir.

Orkun geçen haftaki olaydan bir hafta sonra, Sude Hanıma spor salonunda yakalar. Mira’nın kendisinden kaçtığı ve konuşamadığı için şikayet der. Sude Hanım da “Sen zoru başardın, her hatanı daha büyük bir hatayla unutturdun, artık kızımı üzmeni izin vermeyeceğim” der. Orkun mosmor çıkar gider.

Geçen hafta, Orkun’un seks CD rezaletini gören Mira, Orkun defterini kapatır. Artık kuşlar gibi özgürdür ve Yaman’ın üstüne doğru gider onu çözmeye çalışır. O lafı sahil gezmesinde ağzından alır. Yaman, “Ben sevmekten önce terk edilmeyi öğrendim”  der.

Orkun, Faruk Beyin bürosunu gider, Miranın babası Faruk Bey, “Bu ilişki yürümez” nasihat alır, yüzüstü ayrılır.

Giray, sebep olduğu olay yüzünden tamirhaneden ustası tekme tokat işten atar. Yaman’a telefon ederek, mahkemede lehine şahitliğini ister, Yaman kabul etmez. Çok sinirlenir. Sinirli haller yakışıyor Yaman’a.

Av. Selim, Yaman meselesi yüzünden kayınpederi, Asım Şekip Kaya’a karşı kendisine getirilen arazi davasını kabul eder. Bu davanın gazetelere düşmesi karısı Ender Serez ile aralarında gerginlik yaratır. İlk defa evde sesleri yükselir ve kavga ederler. Mert bu duruma ilk defa oluyor diye şaşırır.

Ender Hanım, babası Asım Şekip ile bu arazi işi için Ankara’ya toplantıya gider. Bu toplantıda, Faruk Beyin de olması ve bunu öğrenen Selim Beyi çok kızdırır. O gece ayrı kalırlar. Karısını çok seven Selim ilk defa Faruk’tan çok kıskanır.

Yaman artık evin ikinci oğludur. Telefon konuşmasında “Oğullarım ile bu akşam yemeğe gideceğim” demesi Yaman’ı çok duygulandır, gözleri yaşarır. O akşam Yaman, Mert ve Selim Bey ocak başına yemeğe giderler. Yiyip, içip kafa dağıtırlar. Mert arabesk türküler söyleyip sarhoş olur. Ayıltmak için de, baş aşağı havuza sokmaları çok gülünçtü.

Herkes yattıktan sonra, Mira ile Yaman sahile yürüyüşe çıkarlar. Bir mekandaki düğünde horon tepenleri görün Mira, Yaman’ı zorla düğüne sokar. Horon teperler. İkisinin yüzlerindeki mutluluk görülmeğe değerdi. Çalan “Ankara’nın Bağları” türküsü eşliğinde oynarlar. Her ikisi de çok tatlı ve şekerdi. Arkasından “Ah bu ben” şarkısı eşliğinde sarmaş dolaş dans ederler.

Mert’in (Taner Ölmez) güzel esprileri ve hareketleri herkesi kırıp geçiriyor. Yaman’ın kahvaltıda yumurtalı ekmeğini çok beğenmesi ve Yaman’a “Ayyy annem” diye sarılması harikaydı.

Artık şüphe götürmez, bu bölümde gördüm ki, Çağatay – Serenay uyumu olağanüstü dedim.

Bir internet Sitesinin düzenlediği yarışmaya göre (Oylama henüz bitmedi) Çağatay-Serenay “Yılın Dizi Çifti” oylamasında açık ara öndeler. Medcezir’ de “Yılın Dizisi”, “Yılın Kadın Oyuncusu” da Serenay Sarıkaya, “Yılın Erkek Oyuncu” dalında Çağatay Ulusoy açık ara öndeler. Velhasıl 4 dalda bütün ödülleri silip süpürecekler gibi.

Diziye bu hafta “Tan” karakteriyle Mira’nın piyano hocası olarak (Saim Karakale) dahil oldu. Ama gel gör ki, Mira Orkun’dan kurtuldu. Daha da tehlikeli olabilecek bir psikopat geldi. Evinde Mira’nın yapboz resimlerini yaptığını bakarsak, Mira’nın tutkulu bir aşığı gibi gözüküyor. Ayrıca, Mira ile konuşmak isteyen, rahatsız eden Orkun’a, sustalı bıçak göstermesi de oldukça tehlikeli biri olduğunu gösteriyor.

Eylül de Tan’ı çok beğendi. Arkadaşlık kurmak ister. Tan‘ın sevgilim var demesi (Tahminim, Mira’yı kastediyor) ile bu iş olmadı. Mert, Eylül konusunda Yaman’dan yardım ister. Bu işi bir kız çözer demesiyle, Tuğçe’ den yardım alır. Biraz kıskandırma işi, Eylül’ü ona yaklaştırır.

Hale, hap içer ve intihara kalkışır. Merdivenlerden düşer. Mira’nın Orkun’a söylemesiyle öğren Orkun, bir demet çiçekle gitmek zorunda kalır. Esas sevgilisinin Hale olduğunu anladı nihayet.

Bu bölümde Yaman üniversiteye başladı. Mira, Mert, Eylül ve Yaman ilk gün birlikteydiler. Mert ile sosyal faaliyetlerden birini seçerler.  Yaman kulüplerden Klasik Gitar Kulübünü seçer.  Önümüzdeki bölümlerde Yaman’ın gitar sololarını dinleyeceğiz demektir. Okul sonrası akşam bir şeyler yapmak için kararlaştırırlar. Programı Yaman yapar. Lunaparka giderler. Mira ile Yaman balon patlatma atışı yaparlar. Tan devamlı Mira’ya mesaj atar, rahatsız eder. Mira dönme dolaba binmeyi teklif eder. Yaman yüksekten korkuyorum dese de Mira’yı kıramaz binerler. Dolap bozulur, yukarıda kalırlar. Yaman’ ın yüzü bembeyaz olur. Mira’ya çok güzel sözler söyler. Yaman, “Uzaktan o kadar güzelsin ki, yakından bakınca kör olmaktan korkuyorum” der. Dayanamazlar öpüşmeye başlarlar, Bu öpüşme önce masum, sonra ateşli bir hal alır. Öyle ki, Yaman korkusunu yener, “Devam et abi “ der ve dolap dönmeye onlar öpüşmeye devam ederler. Ve bu güzel bölüm burada sona erer.

Tan Lunaparkın parmaklıkları arkasından onları seyreder. İleriki bölümlerde, başlarına bela olacak gibi duruyor.

Dizi bitiminde dikkatimi çekti. Senarist olarak sadece Ece Yörenç yazdı. Melek Gençoğlu’ un adını göremedim. Acaba Melek Gençoğlu ayrıldı mı? Bunu yakında öğreniriz. Ayrıcı Altın Kelebek yarışmasında Yılın en iyi senaryo yazarı olarak Ece Yörenç ödül aldı.

Lafın kısası, bu dizi daha önce defalarca söylediğim gibi artık herkes de bağımlılık yarattı ve yaratmaya da devam ediyor. Oyuncuları hepside kusursuz. Barış Falay ve Çağatay Ulusoy’ un oyun gücü tartışılmaz. Serenay’ın da öyle.

Artık şüphe götürmez, bu bölümde gördüm ki, Çağatay – Serenay uyumları olağanüstü dedim.

Bu diziyi anlatmakla olmaz, seyretmek lazım diyorum, başkaca bir şey söyleyemiyorum. Tek kelime ile. “Harika”.

İyi seyirler.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/Cansever

Acun Ilıcalı Tv8.i satın almış, şimdi ne olacak?

13 Kasım ’13

Kategori
Güncel
Acun Ilıcalı Tv8.i satın almış, şimdi ne olacak?

Acun Ilıcalı, Twitter’dan duyurduğu habere göre, “Tv8 konusunda Sayın Mehmet Nazif Günal ile anlaştık. Satın alma süreci başladı” diye twit attı. Sahibi Günal Tv8 kanalının tüm borç ve alacaklarını temizleyip, bütün personelin tazminatlarını ödeyerek Acun Ilıcalı’ ya teslim edecekmiş.

Şimdi ne olacak? Tv muhabirliğinden, program yapımcısı ve sunuculuğundan TV kanal patronluğuna geldi. Bravo Acun diyorum. Bu sana yakıştı. Artık Tv8 de diğer büyük ulusal kanallar arasında yerini alacak ve kulvarda ben de varım, iddialıyım diyecek.

Star TV.de program yapan Ilıcalı’ nın Star TV ile anlaşması ne zaman kadar bilmiyoruz amma, kısa zaman sonra kendi programlarını, kendi kanalı TV8 için yapacaktır. Bu Star TV. için pek iyi olmadı. Yarışma programlarının bir numaralı yapımcısı Acun’u kaybedecek. Bu Star TV.in kan kaybetmesi demek olacak. Önümüzdeki aylar TV kanalları arasında kıran kırana bir yarış başlayacak demektir. Bu bilhassa yarışma programları dalında olacak. Star TV.de artık dizileriyle iddiasını sürdürecek.

Bu Görsel Medya Dünyasında Acun Ilıcalı’a hayırlı olsun der, Tv8 de başarılar dilerim.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Bir Aşk Hikayesi’ de son, mutlu mu, acı mı olacak?

13 Kasım ’13

Kategori
TV Programları
Bir Aşk Hikayesi’ de son, mutlu mu, acı mı olacak?

Fox TV.in tutkulu aşk dizisi, Bir Aşk Hikayesi dün gece izleyiciyi resmen işkence çektirdi. Korkut ölüm acısını kendi dolu dolu yaşıyor, ölesiye sevdiği Ceylan’ ı da kendisi ölmeden Ceylan’ı da yaşatıyor. Dizinin reytingleri pek parlak değil. AB’de 17.ci, Total’de 21.ci. olmuş.

Konu her ne kadar dizinin sonuna gelindiğini gösteriyorsa da, sonu dizinin yapımcısı çekecek. Lafın kısası, Med Yapım bilir diyorum. Ama sakız gibi uzatıp da izleyiciyi çileden çıkarmanın anlamı yok.

Korkut ile Ceylan evlendiler, muratlarına erdiler. Ölüm korkusu Korkut’u yiyip bitiriyor. Korkut’un kim olduğunu Gönül Karanlı, Ceylan ve Memduh Bey dışında herkes biliyor. CD ortalıkta dolaşıyor. Küçük Umut bile biliyor. Gönül Hanım, Tolga’yı tedavi için yurt dışına götürüyor. Korkut’un oğlu, Emine’nin gerçek kızı olduğunu öğrenmesi yurt dışı dönüşüne kalacak. Baba Tahsin Bey işin başından beri biliyor amma, çok ketum ser veriyor sır vermiyor.

Yılmaz karısı Aslı’yı Memduh Beyden almak için her yolu deniyor, Korkut’tan yarım ister, en son da Cennet’ i tehdit ederek ondan yardım alıyor. Bu defa Aslı onu istemiyor.

Korkut Ceylan’ı kendisinden soğutmak için her yolu deniyor, sevmediğini söylese de hal ve hareketleriyle Ceylan’a gösterse de, içinde kor gibi yanan aşk ateşi rüyalarında bile onu rahat bırakmıyor. Ceylan’ın kaza geçirmesi, yaralanması ve ölmesi (Allahtan bir rüya imiş), bu kabus gibi rüya onu deliye çevir.

Hakkı Baba ölmeden önce bir zarf içinde Korkut’un verdiği itiraf CD. sini Gönül Hanıma postalar, ama Cennet’in eline geçer. Her şeyi öğrenir, kahrolur. Korkut’a o da delicesine aşıktır.

Ceylan, Korkut’un bütün tersliklerine, evden kovalamasına rağmen gitmez. Evde kalmaya devam eder, tek çare hamilelik yalanı olur. Korkut baba olacağını öğrenince adeta tanrıya isyan eder.

Alır başını deniz kenarına gider. Tanrıya isyanını dile getir. “Çocuğun ne günahı var? Nasıl bırakacağım ben onları geride. Bırak bırak artık uğraşma benimle ya, bir an önce al şu canımı ya da bir mucize göster işte, çocuğumu babalık yapayım. Bir yol göster lütfen, lütfen bir çıkış yolu göster bana…”  Önüne çıkan bir oyuncakçıdan bir oyuncak araba alır, Ceylan’ a koşar. Oyuncağı başucuna koyar, sarılır.  “Af edin beni” diyerek çocuğu ve Ceylan’dan özür diler. Sabahına güzel bir kahvaltı hazırlar karısına. Bu hamilelik haberi Emine ve Umut’a fazlasıyla memnun eder. Bu güzel haberi Kayınbabası Tahsin Bey’le buluşarak paylaşır. Dede olacağını ve ölünce torununa sahip çıkmasını söyler. Memduh Beyin hayatını kurtarmasının bedeli olarak verdiği paraları, Tahsin Beye verir ve Gönül Hanıma kalan borcunu vermesini söyler.

Korkut kendi ailesi ve Ceylan’ın ailesi ile birlikte lüks bir lokantada yemek verir. Sebebi gelecek bebeğin kutlamasıdır. Korkut, “Bu gece hepimiz için başlangıç olsun, bundan sonra Ceylan ve bebeğimizin mutluğu için yaşayacağım demesi ile Ceylan masayı terk eder. Lavaboda pişmanlığını ağlayarak dile getir. Arkasından gelen annesine, “Ben yalan söyledim. Anne ben hamile değilim” der. Ve 29.u bölümün sonu.

Seçkin Özdemir, dizide hayat verdiği Korkut Ali karakteri ile çok sevildi. Yakışıklı oyuncuyu seven binlerce hayranı ve fanı var. Ceylan (Damla Sönmez) ile iyi bir ikili oluşturup, iyi bir performans gösterdiler. Bir izleyici olarak, ben beğenerek izliyorum.

Final (Kesin bilgi) 26 Kasım salı akşamı 31. bölümde yapılacak. Artık her şeyin sonuna gelindi. Benim ve izleyicinin dileği mutlu son olması. Med Yapım önceki yıllarda “Adını Feriha Koydum” dizisinde Feriha’ yı öldürerek izleyicini çok üzmüştü. Dilerim yine üzmez, benden söylemesi.

Sevgili okurlarım, hayatınızda her işinizin mutlu sonla bitmesi dileklerimle.

 

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

Not: İzinsiz yazıdan alıntılar yapılması ya da kaynak belirtilmeden aynen yayınlanması yasaktır.

 

Beni Böyle Sev / Ayşem’in hayvan sevgisi,

12 Kasım ’13

Kategori
TV Programları
Beni Böyle Sev / Ayşem'in hayvan sevgisi,

Ömer ve Ayşem davet kıyafetleri harika.


TRT 1.in Üniversite gençlik dizisi Beni Böyle Sev, 33.bölümü dün akşam ekranlarımızdaydı.  İzleyicisine yer yer bol kahkaha attıran, günün stresini yok ettiren dizi oldukça seviliyor. Reytinglerde pek iddialı değil, AB’de 13.ü, Total’de 24.ü olabilmiş.

Benim dikkatimi çeken Ayşem’in hayvan sevgisi oldu. Evdeki artık yemekleri sokak köpeklerine vermesi doğrusu alkışlanacak cinstendi. Böylece bu dizi izleyicisine, sokaklarda yaşayan onlarca bakıma muhtaç hayvan (kedi-köpek) olduğunu hatırlattı. Güzel de mesaj verdi. Buradan BSK Yapım’ı alkışlıyorum.  Laf sırası gelmişken her dizi mutlaka izleyicisine, bazı konularda satır aralarında eğitici mesajlar vermeli diyorum.

Geçen bölüm, Ayşem’in kayınpederi Reha Beyin gelinine çöpleri karıştırıyor diye oğluna göstermesi sebebi buymuş.  Ömer, bu hareketinden dolayı Ayşem’i takdir eder, babasına güler geçer.

Seda ile Furkan asansörde mahsur kalıp birlikte bir gece geçirmeleri onlara evlilikte adım atmalarını sebep olur. Furkan, Seda’ya evlenme teklif eder. Sorun formalite de olsa, isteyecekleri Seda’nın ailesi yoktur. Bu nedenle en yakını, Ömer’in annesi Nadide ile babası Reha Beyden istemek. Sorun Seda bunu onlara nasıl söyleyecek?

Mert Turak’ ı 3-4 bölüm göremiyorduk. Dizinin komik karakteri Nezih artık diziye dönüyor. Bir sinema filmi için izin alan Mert, bu nedenle sakallarını uzatmıştı. 35.ci bölümde tekrar rol alacakmış. Reyhan onu geri döndürebilmek için, Serhat ile evlenme haberlerini yaymış, hatta davetiyelerini de bastırmışlardı. Nezih nikah haberini duyar, tam Serhat ile Reyhan’ın nikahı kıyılırken “Evlenemezsin” der ve diziye tekrar müthiş bir dönüş yapmış olur. Tabii o orman adamı sakallarını keserek gelecek bizleri güldürmeye devam edecek.

Nezih’in yokluğunda komedi yönünü, Haluk Bey ile oğlu Deniz ile kapatılmaya çalışılmış. Baba oğul kuşak çatışmasından örnekler vererek iyi de götürüyorlar. Okuldan garip öğrenci Şebnem de aralarına giriyor. Deniz (Cihan Şimşek), komedi dizilerinde oynayabileceği sinyallerini pek de güzel verdi. İzleyiciye kendisini sevdirdi.

Eda Hanım, İlyas Bey ve Nail Bey lokanta hazırlıklarını bitirdiler, sıra açılışa geldi. Eda Hanım da kabusu ağabeyi Reha Beye, lokanta açacaklarını nasıl söyleyecek?

Nadide Hanım evde oturan gelinini eşine dostuna tanıtmak, oğlunun evlendiğini bildirmek amaçlı bir davet verme yönünde Seda’nın önerisini olumlu bulur. Gelini Ayşem’i,  insan içine çıkacak diye örf-adet öğrenme ile ilgili derse ikna eder ve başlatır.

Furkan’ın annesi Safiye ile babası İlyas Bey arsında yer yer Seda’yı isteme konusunda sürtüşmeler yaşanır. Furkan bu nedenle sıkıntıdadır. Safiye, Eda hanıma laf sokmaktan geri kalmaz.

Seda aile arasındaki yemekte Furkan ile evleneceklerini ve istemeye geleceklerini söyler. Reha Bey öfkeden deliye döner. Nadide Hanım kabül eder, bu konu da Reha Beye ikna eder. Nadide Hanım, “onlar istediler biz kızı verdik mi” der.

Fahriye komik, bilmiş laflarını devam ediyor. Allah’ım bana da bir koca duası çok iyiydi. İnanın çok güldüm. Bu arada gösterilen klipte çalınan Esmeray’ ın “Unutma beni” parçası harika idi. Reyhan’ın gelinlikle yaptığı mankenlik gösteri de öyle.

Evde davet başlar, Nadide Hanım verdiği kolyeyi takmasını ister. Ayşem kolyeyi bulamaz, neyse ki Reyhan’larda düşürmüştür. Acil getirmelerini ister. Reyhan ile Fahriye evin bahçesine gelirler. Kolyeyi almak için balkondan bahçeye iner. O sıra merak edip odaya gelen Ömer ve annesi Ayşem’i odada göremezler. Ne yapacaklarını bilemezler. Burada bölüm sona erer.

Ayşem (Zeynep Çamcı) – Ömer (Alper Saldıran) iyi bir çift oluşturdular. Pek de yakışıyorlar. Ben Ayşem’ in Ömer’e taktığı “Çimen göz” lakabına bayılıyorum.  Keyifli dizimizde ileriki bölümlerde bol bol kahkaha ve yer yer duygusal anlar yaşayacağız.

İyi seyirler.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever