Aylık arşivler: Temmuz 2013

Dalya dedim, 100. Blog yazım.

30 Temmuz ’13

Kategori
Blog
Dalya dedim, 100. Blog yazım.

İlk blog yazımın yayınlandığı 14 Ocak 2013 tarihinden bu yana 6 buçuk ay geçti. Dalya dedim ve 100. Blog yazımı bu konuya ayırdım. Biraz önce yazar arkadaşlarımızdan Rıza Üsküdar’ ın “Her blog’da bir adım, iyi yolculuklar…” adlı blog yazısını okudum. Diyor ki, blog yazarlığında “Yürümeye devam ta ki koşacağımız ana kadar.” Ben de henüz daha yürüyorum.  Koşabilir miyim bilemem. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yazmaktan büyük keyif alıyorum.

Başta Tv. programları ve magazin olmak üzere 25 kategoride blog yazısı yazdım. Yazacağım konuyu önceden tasarlamam. Aynı gün, o an karşıma çıkan, aklıma gelen konuda yazmaya başlarım. Yazacağım konun araştırmasını yapmadan, çalakalem yazmam. Doğruluğundan emin olamadığım konularda, çekincemi belirtirim.

Allah sağlık verdiği mühletçe yazacağım. Genelde TV. Programları ve magazin konularında yazmamı eleştirenleriniz olabilir. Okuyucu isteği doğrultusunda hareket ediyorum. Okuma oranlarında genellikle ilk 12 arasında olmam beni şımartmıyor, söylediğim gibi keyif veriyor. Hepimiz amatör bir ruhla yazıyoruz, amacımız para kazanmak değil.

Tek rahatsız olduğum bir konu var. Milliyet Blog’ da yazdığım yazıları bakıyorum kaynak gösterilmeden muhtelif magazin sitelerinde birebir aynen alıntı yaparak, yayınlıyorlar. Keşke kaynak gösterseler canım kurban. Resmen bilgi hırsızlığı yapılıyor. Çünkü yazmak bir emek ister ve o emeği bizle veriyoruz. Ne yapalım Hz. Mevlana’ ın dediği gibi, ben de Hoşgörülü olmayı yeğliyorum.

Biz Blog yazarlarının sesini dünyaya duyurmaya vesile olduğu için, Milliyet blog’a teşekkürü bir borç biliyorum. Ayrıca Milliyet Blog yayın ekibine Allah kolaylık versin diyerek, ayrıca yoğun çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Nice 100.Blog yazıları yazmak dileğimle…

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Levent Yüksel Medcezir şarkısı – Çağatay Ulusoy’a Medcezir dizisi oldu, Levent Yüksel Medcezir şarkısı – Çağatay Ulusoy’a Medcezir dizisi oldu,

30 Temmuz ’13

Kategori
TV Programları
Levent Yüksel Medcezir şarkısı - Çağatay Ulusoy’a Medcezir dizisi oldu,

Dün gece Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya’ ın yeni dizisinin adı “Medcezir” olarak açıklandıktan sonra internette şöyle bir araştırma yaptım. Ünlü şarkıcılarımızdan Levent Yüksel’ in “Medcezir” şarkısını buldum. Daha önceleri dinlemiştim ama sözlerini pek özümsememiştim. Şarkıyı en az üç kere dinledim. Sözleri bana inanılmaz duygulu geldi. Ne güzel anlatıyor sevgiliye duyulan aşkı ve özlemi. Sözler çok dokunaklı geldi. Sevdikçe sevesim geliyor. Ölene kadar peşindeyim bırakmam.

Aşağıda şarkı sözlerini aktarıyorum. Üstüne basa basa okumanızı rica ediyorum.

MEDCEZİR,

Dökülür yedi verenler
Teninden Rengarenk
Açarsın mevsimli mevsimsiz bir tanem
Değişir kokun, ısınır kanın beni yakarsın
Vazgeçilir gibi değil bu med cezirler…

Fırtınam felaketim hasretim
Yetmiyor sevişmeler yetmiyor
Şiddetin ne hoş ne güzel şefkatin
Sevdikçe sevesim geliyor
Ölene kadar peşindeyim bırakmam

Tutuşur geceler yanar geceler söner
Bedenim altüst sarhoş başım döner…
Karışır tenime karışır teninin tuzu bir tanem
Vazgeçilir gibi değil bu med cezirler…

Fırtınam felaketim hasretim
Yetmiyor sevişmeler yetmiyor
Şiddetin ne hoş ne güzel şefkatin
Sevdikçe sevesim geliyor
Ölene kadar peşindeyim bırakmam.

Bu şarkı sözlerindeki gibi bir aşk yaşanır mı dersiniz yeni dizimiz Medcezir’ de.

Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya böyle bir aşkı, yaşar ve yaşatırlarsa süper iş çıkar diyorum. Bu aşamada Ay Yapım’ ın kıymetli senaristleri Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’ un  kaleminden dökülecek hikayeyi çok önemsiyorum. Yazmak onlardan oynamak Çağatay ve Serenay’ dan. Dile kolay yedi aydır bekliyorlar, performanslarını sergilemek için.

Barış Falay ve Hazar Ergüçlü’ den sonra dizimize iki oyuncu daha katıldı. Deneyimli oyuncu Can Gürzap ve genç oyuncu Taner Ölmez de kadroya dahi oldu.(Henüz doğruluğundan emin değilim). 15 Ağustosa kadar tüm kadro yavaş yavaş açıklanacaktır. Bu süper dizinin, Eylül ayında Star TV. de seyirciyi ekrana kilitleyeceğini inanıyorum.

Ay Yapım’ a, başta Yapımcı Kerem Çatay,a oyuncularımız Çağatay Ulusoy, Serenay Sarıkaya ve diğer tüm oyuncu kadrosu ve yapım ekibine, şimdiden “Medcezir” de başarılar diliyorum.

Ben kendi adıma, Levent Yüksel’ in Medcezir şarkısının coşkusu ve tadında bir dizi bekliyorum.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Not: Görsel resim internetten alınmıştır.

Çağatay Ulusoy – Serenay Sarıkaya yeni dizi adı “Medcezir” oldu!

29 Temmuz ’13

Kategori
TV Programları
424000-3-4-047e6

Çağatay Ulusoy, Serenay Sarıkaya’ ın aylardır beklenen dizisinin adı sonunda Ay Yapım’ın değerli senaristi Ece Yörenç tarafından Twitter’ da “MEDCEZİR” olarak açıklandı.

Ocak ayında ilk olarak,  Ay Yapım bu projesiyle ilgili teklifi Çağatay Ulusoy’ a götürüp, prensip anlaşması yaptıklarında dizinin adı açıklanmıştı. Aşk Hikayesi olacaktı.  Ocak ayından bu tarafa Çağatay Fanlarını,  bir heyecan sarmıştı. Aşk Hikayesi adına Fan Kulüpleri oluşturulmuş, dilden dile, kalpten kalbe tatlı bir sevinç içinde yaşıyordu fanları ve sevenleri.

Daha sonra Mart içinde Fox TV.de başlayan Güney Kore uyarlaması olan “Özür diliyorum, seni seviyorum”  dizi başladı. Her nasılsa dizinin yönetmeni Barış Yöş, dizinin adını aniden, “Bir Aşk Hikayesi” olarak değiştirildi. Burada ben biraz kıskançlık kokusu aldım. Eski oyuncusu Çağatay’ ı elinden kaçıran Barış Yöş, bir adım önlerine geçmek istedi ve Ay Yapımın açıkladığı ismi koydu.

Aylardır dizimizin adı “Aşk Hikayesi” olarak anıldı. Ben 6 Mart tarihinde yazmış olduğum,  “Çağatay Ulusoy’un yeni dizinsin adı”  başlıklı blok yazımda, Ece Yörenç’ in dizimizin ismini değiştirmek zorunda kalacağını belirtmiştim. O yazımda 3 isim önermiştim. Takdir Ece Hanımın demiştim. Ben aslında dizinin adının “Aşk Hikayesi” olarak kalması taraftarıydım. Ece Hanıma birkaç kez twit attım. Amma takdir onundu. Adını böyle koydu. “ Medcezir”.

Doğrusunu söylemek gerekirse “MEDCEZİR” ismini okur okumaz hoşuma gitti.  Hemencecik de ısındım. Medcezir biliyorsunuz ayın denizlerdeki suyun çekimiyle ilgili bir doğa olayı. Gelgit bir coğrafya terimidir. Müzik grubu Ceza’nın medcezir adlı parçasını da anımsıyoruz burada.

Dizinin konusu malum, fakir gencin, zengin kızıyla aralarındaki aşk hikayesi. Hemen aklıma gelen Serenay, Çağatay’ı görür görmez aşık olacak ve çekim alanına girecek. Gençlerin aşkları da “Medcezir” gibi gelgitler olacaktır.  Coğrafyada, Güneş veya Ay’ın yer çekimi etkisiyle okyanuslarda görülen suların alçalması ve yükselmesi olayına gelgit yada med cezir denilmektedir. Nede güzel düşünüp bulmuş Sayın Ece Yörenç, sizi buradan kutluyorum. Dilerim ismi kadar konu da su gibi aksın. Hem gözümüze, hem de gölümüze…

Daha önce duyurulduğu gibi önümüzdeki Cuma 2 Ağustos’ ta tanıtım çekimleri başlayacak. Daha sonrada tüm kadronun açıklanmasıyla dizinin ilk bölümden başlayarak çekimleri başlayacak. Star TV. de Eylül içinde ilk bölümünü göreceğiz “Medcezir” in.

Şu sıralar Çağatay valizini alıp tek başına Bozcaada’ a gitmiş, tatil yapmış. Ne de iyi etmiş gözden ırak başını dinlemiş, moral depolamıştır, yeni diziyle ilgili yoğun çalışma öncesi.

Serenay Sarıkaya da Marmaris taraflarında su sporları yaparak kendini hazırladı. Enerji ve moral depoladı.

Ay Yapımın bu dizisi bence çok iddialı olacak. Şimdiden hangi güne konacağını bilmiyorum ama, o gecenin reyting birincisi olacağını söyleyebilirim.

Amerikan dizisi O.C. yerli versiyonu dizimiz “MEDCEZİR”  hayırlı olsun diyorum.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

İnsan Hayatında Sevgi’nin yeri,

27 Temmuz ’13

Kategori
Kişisel Gelişim
İnsan Hayatında Sevgi'nin yeri,

İnsan hayatında sevgi, dünya var oldukça hep olacaktır. Yaşam, sevgi ve paylaşım demektir.

Bebek dünyaya gözlerini açtığında, ilk olarak anne sevgisiyle tanışır. Onun sesiyle hayatı tanır, anne sesindeki sıcaklığı, sevgiyi hisseder. Annenin tükenmez sevgiyle büyür. Anne yemez yedirir, giymez giydirir.

Çocuk ilkokula başladığında arkadaş sevgisini görür ve hisseder. Çocukluk heyecanıyla dostluğu ve sevgiyi yaşar ve yaşatır. Bu sevgi arkadaşlık, beraber oynama, paylaşım ve yaşam sevgisidir.

Buluğ çağına giren, 16-17 yaşlarına gelen gençlerde karşı cins sevgisi başlar.  Bu sıcak duygu kızlara karşı duyulan aşk ateşi ve sevgidir. Aynı şekilde genç kızlar erkek arkadaşlarına karşı duydukları bir sevgidir. Her iki cinsin birbirine karşı bir etkileşimdir aşk. Bu yaşlarda bu duygu bambaşkadır. Eli eline değdiğinde bir elektriklenme oluşur. İşte bu sevgiliye duyulan sevgi ve aşktır.

Orta yaşlarda zamanla eşiyle olan aşk ve sevgi dostluğa dönüşür. Erkekler ya da kadınlar arsında çocukluk yıllarından gelen sevgi zamanla dostluğa dönüşür. Paylaşımlar artar, ileri yaşlarda dostluk sevgisi kendini gösterir. Bu tür dostlukları bireyler sanal olarak da yaşayabilir. Örnek, TV. de sevdiği ses sanatçısı ve ya sinema filmi, dizi oyuncusuna karşı duyulan sevgiler vardır. Bu tür sevgiyi aşırı yaşayanlar, o kişinin fanı olurlar. Günümüzde örnekleri çoktur. “Adını Feriha Koydum” dizisi başrol oyuncularına karşı duyulan yoğun sevgi, Hazal Kaya Fanları, Çağatay Ulusoy Fanlarını oluşturmuştur. Bu örnek aldığı kişiye karşı  duyulan bir özlem ve sevgidir.

Sevgi insanları birbirlerine bağlar. Sevgiyi tatmayan, yaşamayan insan hayatta başarılı olamaz.  Her başarılı iş adamını arkasında bir sevdiği kadın vardır. Eşinden aldığı sevgi ve aşkla başarılı olur.

Mevlana’ya göre sevgi öylesine farklı, öylesine gizemli bir şey ki anlatılamaz, sevgi hissedilir, insanın içindedir, sevgi yaşanır ve paylaşılır. Sevgi insanları birbirine bağla, insanlar arasındaki güçlü bağdır sevgi.

Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü felsefesi konusundaki sözleri insanın özünü anlatmaktadır. Onun hepimizin bildiği aşağıda çağrı sözleri hatırlarsınız.

“Gel, yine de gel, kim olursan ol, ister putperest, ister Mecusi ol, bin kere tövbeni bozmuş olsan da gel, burası hak dergâhıdır, burada herkese yer var.” Onun sevgi dolu bu sözleri insanı yürekten etkilemektedir.

Sevgi konusunda ilk akla gelen, insana duyulan aşktır. İnsanın insana olan sevgisinden sonra cansız varlıklara duyulan sevgi gelir. Çiçeklere, mevsimlere, doğaya, tatile ve paraya olan sevgiyi sıralayabiliriz. Para bazen insan sevgisini yok eder. İnsanı cimri, egoist yapar, yalnızlığa götürür. Çok paran olacağına çok dostun olması daha iyidir. Parayla saadet olmaz. Ama dostlarla geçen her an insanı mutlu kılar.

Hayatı dolu dolu, sevgiyle, severek yaşayalım, sevgili okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Not: Son okuduğum Can Hikmet Değirmenci’ in “Kişisel Gelişim ve Pozitif Enerji” adlı kitabından bir takım alıntılar yapılmıştır.

Dağyeni Köyü’nde geleneksel Kuskus yapımı,

27 Temmuz ’13

Kategori
Gelenekler
Dağyeni Köyü'nde geleneksel Kuskus yapımı,

Fatma yenge 68 yıllık hayatında 50 yıldır yapıyor kuskusu.


Aydın, Germencik, Dağyeni Köyünde geleneksel kışlık yiyeceklerden Kuskus yapımını anlatmak istiyorum. Önceki yazılarımda, Pilavlık Bulgur, Tarhana, Peksimet yapımını anlatmıştım. Kuskus bildiğiniz gibi bir makarna çeşididir. Oldukça besleyici ve lezzetli yemeklerdendir. Köyümüzde yıllardır her aile mutlaka kendi kuskusunu kendileri yapmaktadırlar.

Bu sabah akrabalarımdan Fatma yenge yıllardır yapmakta olduğu kuskus makarnasını yapıyordu. 68 Yıllık hayatında 50 senedir her yıl bir defa bu lezzetli kuskusu yapmaktadır. Anlatmasını istedim, bir taraftan onu seyrederek, tarifini not ettim. Malzemeleri sıralayarak, anlatayım. Aşağı yukarı 5 kg. Kuskus elde ediyormuş.

İnce kısırlık bulgur    1 kg.

Buğday unu               4 kg.

Yumurta                     8 ad.

İnek sütü                    1 kg.

Karanfil                       2 çay kaşığı

Karabiber                   2 çay kaşığı

Gül suyu                     1 su bardağı

Kararınca tuz

Yumurta, süt, karanfil, karabiber, gül suyu ve tuz bir kap içinde su ilavesiyle karıştırılır. İyice bulamaç haline gelinceye kadar bu işlem devam eder.

Alüminyum bir leğen içersine azar azar bulgur koyulur. Bakır kalaylı leğenler kullanılmaz. Çünkü sürtünmeyle kalayı çıkarmış. Üzerine hazırlanan karışımdan yemek kaşığı ile ıslatılır. Daha sonra un serpilerek el ayası ile ovalanır. Bulgurlar, Burçak tanesi büyüklüğünde oluncaya kadar bu işlem devam eder. Ayrı bir kaba konan kuskus taneleri kalburdan geçirilerek, tanelerin aynı boyda olması sağlanır. İriler tekrar ovalanarak küçültülür. Bu işlem defalarca yapılır. Aşağı yukarı 3 saat sürer, anlayacağınız emekli bir iştir kuskus yapımı.

Kalburdan geçirilen kuskuslar, sofra bezleri üstünde önce gölgede kurumaya bırakılır. Sonra da akşam güneşine serilerek kurutulur. Toplanıp kavanozlara ya da bez torbalara koyularak kış için saklanır.

Artık kuskusumuz hazırdır.

Afiyetle olsun.  Allah sağlıkla yemeğe nasip etsin.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

ece er bu blog’u önerdi.

Çağatay Ulusoy, dünü, bugünü ve yarını,

23 Temmuz ’13

Kategori
Magazin
Çağatay Ulusoy, dünü, bugünü ve yarını

Geçtiğimiz günlerde Hazal Kaya dünü, bugünü ve yarını ile ilgili blog yazmıştım. Aynı tür yazıyı Çağatay Ulusoy fanlarından gelen istek üzerine kaleme almak zorunda kaldım.

Çağatay Ulusoy 23 Eylül 1990 yılında İstanbul Bakırköy’de doğmuştur. Bulgaristan göçmeni (torna-tesviye’ den emekli), annesi Boşnak (muhasebeden emekli) orta halli bir ailenin 2 oğlundan ilkidir. Kardeşi Atalay şimdilerde 15 yaşındadır.

Ailesi Avcılar’ da oturan Çağatay, Avcılar Lisesinden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Sulama Tasarım Sistemleri bölümünü kazanmıştır. Aynı zamanlarda Ayla Algan’ dan oyunculuk dersleri almıştır. Ayrıca, haftada 2 kez Vahide Gördüm ve oyuncu Altan gördüm’ ün sanat okulu Akademi 35 Buçuk’ da oyunculuk eğitimi görmüştür. Selin Boronkay Mankenlik Ajansına bağlı olarak 2 yıl mankenlik yapmıştır.

15 Ekim 2010 yılında Best Model of Türkey yarışmasında en iyi manken dalında birinci olmuştur. Bu birincilik ona “Adını Feriha Koydum” dizisinde  “Emir Sarrafoğlu” karakteriyle başrol oynamaya hak kazandırmıştır. Aşk-ı Memnu dizisinden deneyimli oyuncu Hazal Kaya’ nın Partneri olmuştur. 2011 Ocak ayında yayınlanan,  dizinin ilk bölümlerinde jest ve mimiklerini pek kullanamayan Çağatay, Hazal’ın desteğini görmüş, Vahide Gördüm ve Metin Çekmez gibi tecrübeli oyunculardan faydalanmıştır. Zengin çocuğu Emir Sarrafoğlu’ u  canlandıran Çağatay bu rolün havalı, karizmatik görüntüsü kendine güveni sağlamış, 13 bölümden itibaren kendi sesini kullanmaya başlamıştır.

2011 yılı Haziran ayında sezon finali yapan dizide Çağatay Ulusoy iyice tanınmış, sevenleri çığ gibi büyümüş, adına Fan kulüpleri oluşturulmuştur. Oldukça yakışıklı, tatlı tebessümü, gülen gözleri ile beğenilmiştir. 1,88 boyunda, 82 kg. ağırlığındaki Çağatay, genç kızlarımız Barbie Bebeği (erkek versiyonu) olarak, gönüllerinde taht kurmuştur.

Temmuz 2011 yılında “Anadolu Kartalları” filminde Genç üsteğmen Ahmet Onur’ u canlandırmıştır. İlk sinema filmi olmasına rağmen oldukça üstün performans göstermiştir.

Eylül 2011 – Haziran 2012 AFK’ ın 2. i sezonumda Çağatay adeta bir Fenomen olmuş, sevenleri çığ gibi büyümüştür. Sezon finalinde Hazal Kaya’nın öldürülüp diziden ayrılmasından sonra, dizi Eylül ayında “Adını Feriha Koydum Emir’in Yolu” olarak, Çağatay tek başına diziyi götürmek zorunda kalmıştır.

Bu bölümlerde Zeynep Çamcı Bayan Partneri olmuştur. Dört bölüm devam eden dizide Çağatay, çok sevdiği saçlarını sanatı uğruna kestirmiştir. Hazal Kaya fanları dizinin izlenmemesi için sosyal medyada inanılmaz anti-propaganda yapmışlar, düşen reytingler nedeniyle daha sonra dizi “Emir’in Yolu” olarak Gizem Karaca’nın katılmasıyla devam etmiştir. Sekiz bölüm devam eden Emir’in Yolu, Hazal fanlarının artan baskıları ve yayıncı kuruluşun ekonomik sıkıntıları nedeniyle dizi 24 Aralık 2012 de yayandan kaldırılmıştır. Bu olay Çağatay’ ı ziyadesiyle üzmüştür. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, set aralarında Çağatay sigara içimlerini arttırmış, adeta yalnızlığa çekilmiştir. O sıralar yüzünde stres sivilceleri çıkmıştır. Arkasından o herkesi şaşırtan 25 Ocak 2013’deki nahoş olay başına gelmiştir. Daha sonra aylarca sessizliğini korumuş, basından kaçar, sevenlerine kendini göstermez olmuştur.

Best Model yarışmasına daha girmeden önce, Çağatay’ın oyunculuk merakı vardı. Bakırköy’de bir ajansa kayıt olmuş, ajans da oyuncuyu en son “Adanalı” dizisine figüran olarak gönderdiği söyleniyor. Eskiden günlüğü 30 liradan çalışan Ulusoy, daha sonra Adını Feriha Koydum dizisinden bölüm başına 30 bin lira almıştır. 2009 -2010 Tarihlerinde Arka Sokaklar dizisi ve Recep İvedik 3 filminde önemsiz figüran rollerine çıkmıştır. 2011 yılında “Anadolu Kartalları“ adlı sinema filmi ve 2012 de “Eve düşen Yıldırım” dizisinde konuk oyuncu olarak gözükmüştür.

Çağatay Ulusoy’ un Aşk trafiği de karışıktır. İlk önceleri kendisinden 15 yaş büyük, Menajeri Selin Boronkay ile birlikte yaşadığı ortaya atıldı. 2012 yazında Çeşme’de Berrak Tüzünataç’ la öpüşme sahnesi nedeniyle, aşk hayatında hatalarının kurbanı oldu. Gizem Karaca rol arkadaşı olması nedeniyle ile de asılsız dedikodular çıkartıldı. Daha önce de Pelin Rüya Isırgan ile dedikodular çıkartıldı. Şimdilerde Ferhan Şensoy’ un kızı Derya Şensoy ile adı anılmakta. Şayet Çağatay sözünde durursa, bir röportajında aynen şöyle diyor;  “Allah belamı versin, bu çevreden biriyle ilişki yaşamam. Büyük konuşuyorum ama 5 sene sonra da 20 sene sonra da bu düşüncede olacağım. Çünkü rahatsız oluyorum.” Dilerim Çağatay öyle olur. Bundan sonra sevenlerin seni, aşk dedi- kodularınla değil, sanatınla, dizilerindeki performansın ve üstün başarınla anmak istiyor.

Çağatay Ulusoy’ un gelelim bugünlerine. Oyuncular sitesi.com’ un açtığı bir yarışmada, hayranlarının büyük desteğiyle En İyi Erkek Oyuncu dalında 100.781 oyla birinci sıraya yerleşmiştir. The O.C. Amerikan dizisinden Türkçeleştirilip, bize uyarlanacak “Aşk Hikayesi” dizisi için, prensip anlaşmasını 23 Ocak 2013’de yaptı. Partneri de Serenay Sarıkaya oldu. The O.C. dizisi 2007 yılında ATV’de “Duvar” adı altında 10 bölüm yayınlanmış, sonra da iptal edilmiştir. Dizinin yazılımını Ece Yörenç, Melek Gençoğlu ile yapıyor. Açıklamaya göre dizinin çekimleri 2 Ağustos’ta başlayacakmış. Dizinin müziklerini Toygar Işıklı yapıyor. En son oyuncu kadrosuna Hazar Ergüçlü katıldı. Önümüzdeki hafta çekimlerden önce tüm oyuncu kadrosu belli olacaktır. İyi bir iş çıkaracaklarını ümit ediyorum. Star TV. de Eylül ayında çıkacak dizi, ilk gösteriminde büyük ses getirmesini bekliyorum. Dizinin adı,  hala ısrar ediyorum, “AŞK HİKÂYESİ” olarak kalmalı, ilk öce Ay yapım bu ismi belirledi. Fox TV. de yayınlanan Güney Kore uyarlaması dizinin adını, inadına “Bir Aşk Hikayesi” koydu.

Gelelim Çağatay Ulusoy’ un yarınına. Ali Rıza Binboğa’ ın  “Yarınlar Bizim” şarkısı vardı. Çağatay “Yarınlar senin” diyorum. Ağlamak yok, gülmek var. Düşmanlık yok, dostluk var.  Yarınlar bizim. Çağatay o kadar mütevazi, boş gururu yok, kibri olmayan biri ki. Onunla çalışan yapımcı, yönetmen hayır lafı duymamışlar ağzından. Armağan Çağlayan bir programında Çağatay Ulusoy için, “Sıfır Kapris” ifadesini kullanmıştır. Mağazinmedya.com’un bir röportajında, Ayla Algan, hocalığının 50. Yılını kutluyormuş bu sıralar. Çağatay için, “Ekranda çok iyi duruyor Çağatay, ama biraz daha pişmesi lazım” ifadesini kullanmıştır. Bence pişti, Aşk Hikayesi’ de başarısını alkışlayacaktır izleyici.

Çağatay Ulusoy 2014 yazında bir sinema filminde mutlaka oynayacaktır. Oya Aydoğan ile Haber Türk gazetesi için bir röportajında; “ Oynamayı hedeflediğin rol?” Sorusuna verdiği cevapta; Çağatay, “Üniforma takıntım var. Pilotu oynamak çok keyifliydi. Denizciyi oynamak isterim” cevabını vermiştir.

Önerim, 2014 yazında Çağatay savaş gemisi ile sefere çıkan çakı gibi denizci teğmeni, Hazal Kaya da Sahil kasabasında onu bekleyen sevdiği kızı oynasın. Aralarında çocukluktan süregelen bir aşk var. Niye olmasın? Hazal – Çağatay fanları twitter’ da 2014 Yazına kadar parmaklarınız çalışsın.  Söz sizde. Mutlaka ama mutlaka bu ikiliyi bu konuda bir araya getirecek yapımcı çıkacaktır. Çağatay’ın evet diyeceğine adım gibi eminim. Hazal’ı ikna etmek zor olmasa gerek. Ne diyelim hayırlısı olsun.

Çağatay Ulusoy, oyunculuğunu ve modelliğini geliştirmek için önümüzdeki senelerde her iki konuda da yurt dışında çalışmak istiyormuş. Ama önce şu Deniz Teğmen Çağatay’ ı ve sevgilisi Hazal’ı görelim.

Çağatay, senin başarıların Fanlarını ve sevenlerini mutlu kılacaktır.

Yolun ve bahtın açık olsun.  Haydi… Yelkenler Fora…

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Kara fırında peksimet yapımı,

21 Temmuz ’13

Kategori
Gelenekler
Kara fırında peksimet yapımı

Kara fırında peksimetler kurumada,


Köyümüzde kara fırında peksimet yapımı yılların geleneğidir.  AydınGermencikDağyeni köyünün 363 yıllık tarihinde süregelen bir gelenektir. Yıllardır köy halkı kendi ihtiyaçlarını kendileri yetiştirdikleri gibi, bazı kışlık yiyeceklerini de kendileri yapmaktadırlar. Kendi ekip-biçtikleri buğdaydan un elde etmektedirler. Buğday ve undan bir kısım kışlık yiyeceklerini kendi usulleriyle yapmaktadırlar. (Buğday ekim alanlarının daralması nedeniyle, günümüzde çoğunluk hazır un almaktadır.)

Buğdaydan kışlık pilavlık bulgur (önceki yazılarımda anlatmıştım) yaparlar. Değirmende öğüttürdükleri undan, Tarhana (yazmıştım), Kuskus, Makarna ve peksimet yapılmaktadır.

Ben kısaca kara fırında peksimet yapımnı anlatmak istiyorum. Akşamdan kendilerinin kurduğu, hamurdanmaya elde ederler. Buna tatlı maya denir. Nohut, buğday,kuru defne paprağı ve un gibi karışımlar ılık suda karıştırılır, maya elde edilir. Hazır hamur mayası kullananlar da vardır.

Sabahleyin büyükçe bir leğen içine buğday unu koyulur. İçerisine elde edilen hamur mayası, dövülmüş karanfil, gül suyu, yeterince tuz ve çok sıcak olmayan su ilavesiyle hamur iyice karıştırılır. Belli kıvama gelen hamur 2-3 saat mayalanması için bekletilir. Daha sonra çarşı ekmeği büyüklüğünde fırın tepsilerine dizilir. Çalılarla kızdırılan Kara fırın içerisine tepsiler bırakılır. Fırının ağzı kapatılır. 1-2 saat piştikten sonra çıkartılır. İri parçalara bölünür, tekrar tepsilere yerleştirilir. Fırına bırakılır. Fırının ağzı teneke ile sıkıca kapatılır. 3 gün fırında kurumaya bırakılır.

İyice kuruyan peksimetler, fırından çıkartılıp saklanır. Evde ekmek olmadığı zamanlarda yedek ekmeğinizdir peksimet.  Suya batırılıp çıkartılır, bir beze sarılır. Yumuşacık mis kokulu ekmeğiniz hazırdır.

Afiyet olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Hazal Kaya, dünü, bugünü ve yarını,

20 Temmuz ’13

Kategori
Magazin
Hazal Kaya, dünü, bugünü ve yarını

Güzeller güzeli Hazal.


Gaziantep’te 1 Ekim 1990’da doğan Leyla Hazal Kaya, ilkokulu Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulunda, Liseyi İstanbul İtalyan Lisesinde okumuştur.

Acemi Cadı dizisinde 46. bölümde konuk oyuncu olarak, 2006 yılında yer almıştır. 2007 yılında ilk kez Genco adlı bir televizyon dizisinde başrol oynamıştır.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi, Performans bölümüne 2009 yılında girmiştir.

Halit Ziya Uşaklıgil’ in aynı adlı romanından uyarlanan Aşk-ı Memnu dizisinde köşkün sahibi Adnan beyin kızı Nihal’ i canlandırmıştır. Bu dizide Kıvanç Tatlıtuğ ve Beren Saat ile oynamıştır. Başarılı bir performans sergileyen Hazal Kaya, bu dizi ile esas kendini göstermiştir.

Show TV. de 14 Ocak 2011 de başlayan “Adını Feriha Koydum” dizisinde, 2010 Best Model 1.si Çağatay Ulusoy ile baş rol oynamıştır.  Dizide kapıcı kızı Feriha’ ı canlandıran Hazal Kaya, güzel gözleri, bebek gibi yüzü, üstün performansı ile ünlenmiştir. Feriha, Emir ile yaşadığı duygusal aşkı oyunculuktan da öte, sanki gerçekten yaşamış, izleyiciyi de yaşatarak kitleleri kendisine bağlamıştır. Dizin ikinci sezonunda  (Eylül 2011 – Haziran 2012) Çağatay ile adeta birer fenomen olmuşlardır. Adlarına Fan Kulüpleri oluşturulmuş, Fanatikleri on binleri geçmiştir. Çağatay Ulusoy ile iyi bir Partner olmuş, dizi Cuma gecelerinin reyting rekorlarını kırmıştır. Hazal, oyunculuğu ve prensipleriyle Çağatay’ a iyi bir örnek olmuştur.

Seyirci 3. Sezonu beklerken Hazal Kaya 29 Haziran 2012’de dizin sezon finalinde öldürülmüş, diziden ayrılmıştır. Burada yapımcı Barış Yöş’ ün ikircikli davranışı Hazal’ı dizide tutamamıştır.

2012-2013 sezonu için Adam Filmle anlaşan Hazal, “Son Yaz Balkanlar 1912”  adlı dizide “Emine” rolünde oynamaya başlamıştır. Tardu Flordun, Tuğçe Kazaz ve Furkan Palalı ile 4 bölüm oynamıştır. Bu dizi çekimleri için Makedonya’ ya gitmiş, iyi performans çıkarmasına rağmen, gerekli reytingleri alamamış, dizi yayından kaldırılmıştır.

Hazal Kaya üç lisan bilmektedir. Güzel Türkçesinin yanı sıra, İtalyanca, İngilizce, sonra da Almanca’ yı öğrenmeye başlamıştır.

Sinema filmlerinde de boy gösteren Hazal, 2011 de Çalgı Çengi’de yardımcı oyuncu, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm konuk oyuncu, Ay Büyürken Uyuyamam,  “Hülya” rolüyle başrol, 2012’de Bu Son Olsun, “Lale” rolüyle başrol, Otostop “Aslı İlhan” rolüyle yardımcı oyuncu, 2013’de Mavi Dalga “Arzu” rolüyle konuk oyuncu olarak oynamıştır.

Reklam filmlerinde de ekranlarda görmekteyiz. Cola Turka, Ritmix, Nescafe, Tofita ve deterjan reklamlarında oynamıştır. Bu reklam filmlerinden iyi de para kazanmıştır.

Hazal Kaya’nın kazandığı ödüller;  2011’de Ayaklıgazete.com Ödülleri (En Güzel Kadın ve Erkek Oyuncuları). Dizifilm.com Oscarları (En iyi Drama Kadın Oyuncusu), 2012’ de Sosyalmedya.cc.ödülleri (En iyi kadın oyuncu-AFK), Eniyisec.com Ödülleri (En iyi kadın oyuncu-AFK),  Bakmoda.com ödülleri (En iyi kadın oyuncu-AFK),  2013’de Sayidaty Arap Dergisi (En iyi Türk kadın yıldızı), Sizcene.com Ödülleri (Türkiye’nin En Güzel Bayan Dizi Oyuncusu), Magazincity.com Ödülleri (En iyi Dizi oyuncusu).

Boyu 1,58 cm olan Hazal Kaya, dalga geçenlere gülerek cevap vermektedir. “Ben kısa boyluyum, bu halimden de çok memnunum. Kısa boyumun müthiş faydasını da gördüm.Okul kantininde hep aralardan öne geçerdim mesela…” Gülerek anlatmıştır.  “Zararını da gördüm, okul sıralarında hep en önde oturmak zorunda kaldım”.

Güzel kızımız Hazal Kayanın aşk trafiği de bir hayli hareketlidir. 2010 yılında Mehmet Aslan ile aşk dedikoduları yapılmıştır. O zaman Hazal Kaya19, Mehmet Aslan 27 yaşındaydı. Daha sonraları, Fotoğrafçı Cahit Baha Pars (37 yaş) ile 2 yıllık bir arkadaşlığı olmuştur. Sonrada bu ilişki bitmiştir. En son Tolga Şevik’ in kuzeni Sarp Bozkurt ile bir yıla yakın arkadaşlıkları olmuş, sonrada Hazal’ın Amerika’ya gidişiyle bu ilişki sona ermiştir.

Son Yaz Balkanlar dizisinden sonra uzun zaman dinlenen Hazal Kaya Ocak ayı dil eğitimi için New York’a gitmiştir. Nisan ayı içinde Tims Productions “Feyruz” adlı bir dizi için Murat Yıldırım ile Hazal kaya teklif götürmüş, ancak gerçekleşmemiştir.

Mayıs 2013 sonlarında Amerika’ a oyunculuk eğitim almak için giden Hazal Kaya için, kimileri fazla kiloları için zayıflama kampına gittiği iddia edilmektedir. Her ne sebep olursa olsun gayet doğal, biri oyunculuk eğitimi, yani istikbali, diğeri de sağlığı için gitmiş. Burada yadırganacak bir şey yok. Gayet doğal.

Hazal Kaya yeni sezonda, Eylül ayında Kanal D’ de yayınlanacak, yapıncı Faruk Turgut’ un, “Son Aşk” dizisinde oynayacakmış. Yeni sezonun iddialı dizilerinden biri olacağı şimdiden söyleniyor.  Hazal Kaya (Azra), Hakan Kurtaş (Kerem), Aslıhan Gürbüz (Şebnem) ve Nebahat Çehre başrol oyuncuları şimdiden belli. Hazal imza atmadı henüz, sonradan değişir mi bilemem. Senaryosunu Serdar Soydan ve Nuran Evren Şit’ in yazacağı ve yönetmenliğini Ömür Atay’ ın yapacağı “Son Aşk”  dizisi farklı ve iddialı hikâyesiyle ses getirecektir umarım. Bu dizide “Azra” karakterini oynayacak olan Hazal Kaya bir Tenis Hocasını canlandıracakmış. Bu durumda öğrencisi Kerem olacak. Bu ikili arasındaki ihtiraslı bir aşk yaşanır. Aralarına girecek üçüncü kişi Şebnem olur. Güzel bir iş çıkacak eminim. Eylülde hep birlikte seyredip göreceğiz. Şimdiden Fanları (A.F.K)’ da ki aşkı anımsatan, (A.Ş.K) koydular adını. Hazal Kaya Amerika’dan döndü, form tutarak, moral depolayarak. Önümüzdeki hafta daha detaylı bilgileri kendisinden, ilk ağızdan duyacağız.

Hazal Kaya’nın yarını ne olacak diyorsanız, hakkında çok laf etmeğe gerek yok. Güzellikse onda var, (Ben ona Barby bebek diyorum) oyunculuksa onda, o kabiliyet de var ki, Adını Feriha Koydum dizisinde fazlasıyla gösterdi. İstikbali açık, geleceğin aranan bayan yıldızlarından biri olacaktır.

Hazal Kaya ile Çağatay Ulusoy önümüzdeki sezon dizilerinin bitiminden sonra mutlaka aynı projede yer alacaklarını iddia ediyorum. Zira her ikisinin sevenleri ve fanları bu birlikteliği mutlaka, ama mutlaka istiyor. Bu sıcak güneşe, kar dayanmaz. Ben bunu görmezlikten gelecek Yapımcı da tanımıyorum. Hazal Kaya’nın Adını Feriha Koydum dizsinin üçüncü sezonunda oynamadığı için “Keşke oynasaydım, ayrılmasaydım” dediğini duyar gibi oluyorum. Gani Müjde’nin bir lafı var: “Tekne sizi bırakmadan siz onu bırakmayın”.

Hazal, unutma senin sevenlerin ve Fanların Çağatay Ulusoy ile bir projede daha görmek istiyor. Dizi ya da sinema filmi de olabilir.

Yolun Açık olsun Hazal Kaya, o güzel gözlerinin içi hep gülsün.  Tüm güzellikler başarılar daima seninle olsun.

Buradan ayrıca belirtmek isterim. Hazal ve Çağatay Fanlarının tarafıma attıkları Mail ve twitter ile beni yönlendirdikleri ve de tarafıma gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Not: İzinsiz yazıdan alıntılar yapılması yada kaynak belirtilmeden aynen yayınlanması yasaktır.

 

Köy Tarhanası yapımı,

19 Temmuz ’13

Kategori
Gelenekler
Köy Tarhanası yapımı,

Küçük parçalar güneşte kurutuluyor.


Siz okuyucularıma, AydınGermencikDağyeni Köyünde Köy Tarhanasının yapımı anlatmak istiyorum. Bu sabah kalktığımda mutfakta tarhana leğenini gördüm. Yengemden aldığım tarifi aktarmak istiyorum.

Malzemeler;

6 kg. Süzme kese yoğurdu

3 kg. İrmik,

3 kg. Un,

1 bağ Kurutulmuş (Tarhana otu) dereotu.

1 kg. Kuru soğan,

1 kg. Domates,

2 kg. Kırmızı etli Biber,

2 kg. Kaynatılmış, sağuk inek sütü.

Akşamdan, doğranmış soğan, domates, Kırmızı Biber bir tencere içine yeterli su ile konur. Tarhana Otu ilavesiyle normal ateşte kaynatılır. Kaynama sonunda tarhana otu alınıp atılır. Bu sulu karışım içerisine yavaş yavaş irmik ve un ilavesiyle karıştırılır. Yeterince tuz ilave edilir. İyice hamur kıvamına gelinceye kadar yoğurma yapılır. Sonra da dinlenmeye bırakılır.

Sabah bu karışıma, süzme yoğurt ilavesiyle karıştırılır. Süt de ilave edilir. Bu yoğurma işlemi, el yumruğu ile saatlerce yapılır. Bu arada tadarak uzunu kontrol edebilirsiniz. Yengem iki saat yoğurma yaptığını söyledi. Sonra, tekrar dinlenmeye bırakılır.

Hamur tarhana, küçük hamur parçaları halinde geniş sini içerisine yayılır. Güneşe bırakılır. Akşama doğru kuruyan parçalar ince makarna süzgüsünden sürtülerek geçirilir. İnce bulgur haline gelen tarhanalar sineler içinde veya temiz sofra bezleri üstüne serilerek kurumaya bırakılır.

Süzgüden geçirmek zor iştir. Küçük parçalar (ceviz büyüklüğünde) kasabaya değirmene gönderip, un gibi öğüttürenler de vardır.

Artık kışlık tarhananız hazır. Saklama işini bizimkiler, eski toprak su testisi içine koyduklarını söylediler. Ağzı sıkıca kapatılır. Ya da cam kavanozlar içine koyulur.  Kilerde ya da mutfak dolaplarında gün ışığı almayan, nemsiz ortamda saklanır.

Sabahları yeterince çıkartıp, sıcacık çorbanızı içebilirsiniz. Bizimkiler çorba yaparken kuru börülce haşlayıp içine koyarlar. En son isteğe göre taze zeytinyağı üstüne az miktarda dökülür.

Afiyet olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Kız kaçırma; Nedenleri ve Hukuki sonuçları?

13 Temmuz ’13

Kategori
Aşk – Evlilik
Kız kaçırma; Nedenleri ve Hukuki sonuçları?

Köyümüzde (AydınGermencikDağyeni Köyü) yılda bir iki de olsa bu nahoş olay yaşanmaktadır. Dün bir kız kaçırma olayı oldu. Bu nedenle konu aklıma geldi. Nedenlerini açıklamak istiyorum. Bu olay genellikle 16-20 yaş arasında yaşanmaktadır. Gençlerinin kanının bulandığı (genç erkeklere delikanlı bu yüzden denir) cesaret ve heyecanlarının doruk noktasına çıktığı yaşlardır.

Genellikle nişanlı olmayanlarda görülür. Oğlan kızı seviyordur. Kız babasından istetir, vermezler. İki üç kez ıslarla istetir. Kız babası Nuh der, Peygamber demez. Bu durumda kaçmaktan başka yol bulamazlar. Önceden anlaşan kız oğlan, genellikle gece geç saatleri seçerler. Kız bohçasını hazırlar ve el ele kaçarlar. Ya komşu köylere bir akrabalarının yanına ya da köy içinde bağ evlerine giderler. Kasabaya pek gidilmez. Para gereklidir otelde motel de kalmak için. Şayet kasabada oğlanın akrabaları varsa onlara sığınılır. Kız tarafı 3-5 günden önce bulamaz. Bazen haftalarca sürebilir. Kız tarafı Jandarmaya şikâyette bulunur. Yakalandıklarında kız isteyerek gittiyse zorlama yoksa sorun yoktur. Eğer kız 18 yaşını doldurmamışsa sorun teşkil eder. Kız alınıp ailesine teslim edilir. Sonra da şikâyet ve mahkeme gelir. Bazı durumlarda yaşı tutmasa dahi kız babası anlayış gösterirse nikâhlanmalarına izin verilir.

Nişanlı çiftlerde az da olsa bu olay yaşanır. Nişanlılıkları 3-5 sene süren gençlerde olur. Oğlan kız tarafının isteklerini yapmakta maddi imkânları elvermez. Başta oturacakları oğlan tarafının, ailesinin evinden ayrı, ev yapmak zorundadır. Yapamaz. Mahsulün para etmemesi, gelirleri yoktur. Takı altınlarını yapamaz. Köyümüzde daha öce bahsettiğim, 5-10 beşibiryerde, 10-15 bilezik ve 2 metre köstek altın zincir. Bunları yapamaz. Sevgileri çoksa, düğün yapmadan kaçmakta çözüm ararlar. Bu durumda evsiz-altınsız gider kız. Sonra her iki tarafın aileleri anlaşır. Köy düğün salonunda bir balo yapıp, işi tatlıya bağlarlar. Artık kız tarafının uhdesinde kalmıştır anlı şanlı düğün yapmak. Tabii bu kız için de geçerli.

Kız tarafı şikâyette bulunmaz ise hukuki bir sorun çıkmaz. Kız 18 yaş altında olduğunda kanunen sorun çıkar. Şayet çiftler reşit ise, zorlama yoksa Kanun karşısında suç işlemiş olmazlar. Kızın reşit olmaması durumunda, genellikle köy ileri gelenleri,  başta Köy Muhtarı olmak üzere araya girer ve işi tatlıya bağlarlar.

Ne diyelim iki gönül bir olunca samanlık seyran olur.

Kız – oğlan kaçmış olsa da, bir yuva kuruyorlar. “Allah mutlu etsin” diyelim.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever