Aylık arşivler: Haziran 2013

Feriha Sarrafoğlu’ un 1. ölüm yıl dönümü,

29 Haziran ’14

Kategori
TV Programları
Feriha Sarrafoğlu' un 1. ölüm yıl dönümü,

Güzeller güzeli Feriha.


Tam bir yıl oldu. 29 Haziran 2012 Adını Feriha Koydum finali, Feriha biricik aşkı Emir ile ikinci evliliği yaptı. Nikah gününde 2 el kurşunla öldürüldü. Gözyaşları sel oldu, aktı. O ölümsüz aşk, birbirlerinin gözünün içine baka baka sona erdi. Dudaklardan dökülen son sözler.

Emir: “Bize şahit olan yerdeyiz Feriha, her şeyin başladığı yerdeyiz. Seni çok seviyorum”.

Feriha: “Her şeyin başladığı yerdeyiz, seni çok seviyorum”.

Sezen Aksu’nun yürekleri titreten duygulu sesiyle müziği çalar fonda.

DUA

Ne hükümran kalır

Ne zulüm ne de kin

Öz değil dostlar

Öz değil bu biçim

Kulların kullara ettiğini

Etmiyor en zalim harı ateşin

Bugün dua ettim hepimiz için

Yüce Tanrı bizleri affetsin.

Feriha Sarrafoğlu’nun 29 Haziran 2013 birinci ölüm yıldönümü. Feriha – Emir tutkulu aşkları, bir yıldır unutamadı. İkisinin uyumu çok sevildi. Uzun süredir hafızalarda kalan bir çift oldular.

Bu ölümsüz aşk fariha’yı çok ağlattı.

Emir’i yerden yere yıktı.

İzleyicinin yüreklerini yaktı.

Sevenlerinin kalbini sızlattı.

Tanrım bu ne aşktı,

Bir yıl geçti hala unutulmadı.

Final sonrası, sevenleri ve fanları onlarla çok uğraştı, sosyal medyada fırtınalar kopardılar. Dizi devam etsin, tekrar bir araya gelsinler diye. Olmadı, olmadı. Hazal Kaya bir başka projede kendi yoluna gitti. Çağatay Ulusoy da tek başına diziyi devam etmek zorunda kaldı. Başlangıçta Emir karakteri olarak, karısı Feriha’ın matemini çok güzel tuttu. Uğruna güzelim saçlarını feda etti, üç numaraya vurdurdu. Her gün mezarına gitti. Saatlerce mezarı başında oturdu. Ağladı, ağlattı. Biraz abartılı da olsa çok güzel de yasını tuttu. Performansı inanılmazdı. Artık Feriha ölmüştü. Yerini kimse dolduramadı. Gelen bayan rol arkadaşları izleyici tarafından tutulmadı. Dizi Emir’in Yolu olarak ad değiştirip, konu başka yöne gidince, Hazal fanlarının anti propagandası ve yayıncı kuruluşun zor durumda olması nedeniyle dizi finalsiz bitirildi. Ben kendi adıma dilerdim ki, güzel bir final yapılıp, Emir Sarrafoğlu da öldürülüp, Feriha’ın mezarının yanı başına gömülmeliydi. Böylece bu aşk da ebediyete intikal etmiş olurdu.

Şayet, Feriha – Emir evlikten sonra 3.sezon devam etseydi. Neler olmazdı. Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir oğulları olabilirdi. Onların mutlu günlerini izlemek, seyirciyi ziyadesiyle mutlu edebilirdi.

Şimdilerde Hazal Kaya bir süreliğine Amerika’da oyunculuk eğitimi alıyor. Bedenini, ruhunu ve kafasını dinlendiriyor. Biraz da yüzünü unutturmak istiyor. Henüz kesinlik kazanmayan bir habere göre, Hazal Kaya önümüzdeki sezon Tims Productions’ un çekeceği Murat Yıldırım ile “ Feyruz” adlı dizide oynayacakmış.

Çağatay Ulusoy önümüzdeki günlerde yeni dizisi, “ Aşk Hikayesi”nin Serenay Sarıkaya ile çekimlerine başlayacak. Dile kolay 6 aydır dinleniyor. Yüzünü sevenlerine iyice özletti. Eylül başlarında Star TV’ de ekranlarda olacak. Çekeceği dizi yaz dizisi değil. Uzun soluklu sezon dizisi olacak.

Hazal Kaya ve Çağatay Ulusoy’ u önümüzdeki yıllarda, yeni bir projede tekrar bir arada görmek herkesin arzusu. Dileriz olur. Ben buradan her ikisine de yeni çalışmalarında üstün başarılar dilerim. (29 Haziran 2013 Cumartesi akşamı, Hazal ve Çağatay fanları büyük TT yapacaklar. Desteğinizi esirgemeyin.)

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/Cansever

Görseller:

     

    

   

   

  

Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi’de dostum Can iyileşti.

20 Haziran ’13

Kategori
Köpek Bakımı
Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi'de dostum Can iyileşti.

Geçtiğimiz 19 mayıs 2013 de köpeğim dostum can hastalanmış Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Hayvan hastanesine götürmüştüm. Pazar olması nedeniyle hastane kapalıydı. Bu konuyla ilgili bir blok yazısı yazmıştım. (Hayvanlar Pazar günleri hastalanamazlar mı?) Serzenişte bulunmuş, niye acilde nöbetçi bir veteriner hekim yok diye.

Bugün Fakülte sekreteri Murat Durmaz’ dan aldığım bilgiye göre ilgili Bakanlıktan hastanesinin ruhsat alma aşamasında olduğu, takribi  1- 1,5 ay içinde açılacağı haberini verdi. Hayvan Hastanesi 24 saat hizmet verecek acilde bir nöbetçi veteriner bulundurulacağını bildirdi. Hayvan severler ve kendi adıma çok sevindim.

Gelelim dostum Can’ın hastalığına. 20 Mayısta hastaneye tekrar getirdim. Gerekli kan tahlilleri ve muayeneler yapıldı. Serum verildi. Köpeğim Kene ısırmasından oluşabilen (Ehrlichiasis) teşhisi kondu.Kan bağışıklık sistemini yok eden bir hastalıkmış. Köpek yemeden içmeden kesildi, kendini kaybetmiş baygın bir haldeydi. Yaşam ihtimali % 50 denildi. Çok üzüldüm.

Sağ olsunlar, başta Prof.Dr.Hüseyin Voyvoda, Araştırma Görevlileri Ceren Diler, Mehmet Gültekin ve Emek Tuna’ ya, ilgi ve alalarından dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ererim. Uygulama ve araştırma hastanesi olması nedeniyle Hoca Sayın Prof. Voyvoda son sınıf 20 stajyer öğrencisine tahlil sonuçları üzerine açıklamalı ders verdi. Bu sırada masada köpeğim Can baygın yatıyor serum veriliyordu.

Edindiğim bilgiye göre bu kene, kan yapan hücrelerin yapını ve üretimini bozarak anemiye yani kansızlığa sebep oluyor. Bunun dışında etkenin en önemli özelliklerinden biri ise kanın pıhtılaşma mekanizmasında rol oynayan trombositerin içine girer ve yapısını bozarmış. Vücudun savunma mekanizması hücrelerinden olan lökositlerin sayısında azalma olur ve anemiye yani kansızlığa neden olurmuş.

Dört hafta götürdüm kan tahlilleri yapıldı. Antibiyotik ve ilaç tedavisiyle iyiye gittiği saptandı.

Şimdi tam bir ay oldu. Köpeğim can iyi.

Üniversitelerin bu gibi uygulama hastanesi olması çok iyi. Hem yeni Veteriner çıkacak, öğrenciler deneyim sahibi oluyorlar. Diğer taraftan hayvanlar geniş tedavi imkanlarından istifade ediyor. Hayvan sahipleri de mutlu oluyorlar.

Tekrar ilgililere teşekkür eder, (İnsanlar için söylenir ama), Allah ne düşürsün ne de doktorların eksikliğini göstersin.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

Çağatay Ulusoy bu yıl da Çeşme’ de.

18 Haziran ’13

Kategori
Magazin

 

Çağatay Ulusoy bu yıl da Çeşme’ de

Dün gene magazin basınında Çağatay Ulusoy’ un boy boy resimleri ve magazin haber yazıları vardı.

“Çağatay ulusoy bikinili kızlarla havuz başı partisi yaptı”,

Çağatay Ulusoy, gecelerde boy göstermeye başladı. Üstelik bol alkol ve bikinili kızlarla…”,

Çeşme’de Aşk tatili”,

“Çağatay Ulusoy Çeşme maceralarını bir yenisini ekledi”.

Yukarıdaki başlıklar muhtelif gazetelerin magazin sayfalarında, haber duyuru başlıkları. Haberlerdeki ortak konu Çeşme’ de havuz başında bir arkadaşının doğum günü partisine katılması, bol alkol alması ve mayosunu almadığı için havuza girememesi. Normaldir, davete kıramamış icabet edilmiştir ve katılmıştır. Aşırı alkol aldığını nereden biliniyor, alkol testine mi tabi tutmuşlar. Mayosunu almamış, havuza isteseydi, oradan mayo alacak parası mı yokmuş. Aralarında Ferhan Şensoy’ un kızı Derya Şensoy da varmış. Yeni aşkıyla baş başa eğlenirken görüntülendi yazıyorlar. Olabilir, Çağatay’la sarılmak illa da sevgili mi olmak demek, anlamış değilim.

Sevgili Çağatay bütün bu haberlere sen meydan veriyorsun. Basından kaçıp arka kapıdan çıkmak niye. Çıkarsın ön kapıdan “Arkadaşımızın doğum gününe katıldık, eğlendik, şimdi de dönüyoruz, iyi geceler” deyip çıkarsın. Kaçak güreşmenin daha önceleri başını ne dertler açtığını sen daha iyi biliyorsun. Daha önceki yazılarımda da hep belirttim. “Meyve veren ağaç taşlanır”. Bir yıl önce burada Çeşme’de kötü bir şezlong olayı yaşadın. Kendin bir röportajında da söyledin “Olaylar hiç de yazılanlar gibi değil” dedin. Bütün bu tür haberler istemiyorsan, kırıp dizini evinde oturacaksın. Ya da çıkacaksın basının karşısına her şeyi ilk ağızdan açıklayacaksın. O öyle değil böyle. Bu kız sevgilim ya da değil diyeceksin.

Çağatay, senin önünde anlaşmasını yaptığının çekeceğin “Aşk Hikayesi” adlı bir dizin var. Bu tür ortamlardan her türlü sansasyonel haberler çıkarılabilir. Sonra başın ağrır. Senden fazla, sevenlerin ve fanlarının üzüntüsü inan senden çok oluyor. Yeni dizinde hele kendini göster, sonrası Allah kerim.

Her şey gözünüzün gördüğü, gönlünüzün istediğince olsun, sevgili okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

 

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever

 

 

Aydın yöresinde ilek mevsimi başladı.

12 Haziran ’13

Kategori
Gündelik Yaşam

 

Aydın yöresinde ilek mevsimi başladı

Hepiniz merak etmişsinizdir ilek nedir diye? Haklısınız, sadece Aydın havalesindekiler bilir. Açıklayayım.

İlek, İncir ağacının erkeğidir. Sarı Lop dediğimiz incir ağaçlarının şimdi kurşun büyüklüğünde meyveleri vardır. Biz onlara top deriz. O topların dökülmemesi için, incirin erkeği olan İlek’ den çıkan sinek (arılar) vasıtasıyla polenlerin döllenmesi gereklidir. Yoksa sineğini alamayan, döllenemeyen toplar sararır ve dökülür. Döllenen toplar, 50-60 gün içinde taze incir olur ve tatlanır.

İncir bahçelerinin içinde erkek ilek ağacı nedense azdır. Başka yerlerden  toplanan İlek’ler köy meydanında alınır, satılır. Buna İlek pazarı yada diğer bir deyişle sinek pazarı denir. Fiyatlar arz talebe göre tespit edilir. Birileri toplar getirir. Aracıya satar. Aracı da incir bahçe sahiplerine satar. Fiyatlar alış 0,50-0,60 TL. satış, 0,75 – 0,80 TL. arasında değişir. Kendisinin yeterli ilek ağacı olmayan bu pazardan satın alır.

İlekler eskiden kova otu denen 50 cm. uzunluğundaki, ip gibi olan ota dizilirdi. Şimdilerde delikli 10-15 cm. file torbalara 6-8 adet doldurulur, kısa tel parçasıyla ağacın güneş görmeyen tarafına asılır. Bu işlem sabahın gün doğmadan erken saatlerinde ya da akşamın gün batımına doğru yapılır. Bu ileklerden 3-5 gün içinde çıkan sinekler ağacın bütün top dediğimiz meyvelerini dolaşarak dölleme işlemini yaparlar. Bir incir bahçesinde, 10-15 gün içerisinde  en az 2-3 kere bu işlem tekrarlanır.

Burada gün dönümü önemlidir. 21 Haziran en uzun gün, en kısa gecedir. Gündönümüne kadar ilek atılmalıdır. Gün dönümünden önce, bir sinek 40 top çevirir. Gün dönümünden sonra 1 topu 40 sinek çevirir derler. Sordum,  sinekler (arılar) gün dönümünden sonra tembelleşir, ağırlaşırmış. Bu mantığı ben pek anlayamadım. Bu nedenle gündönümünden sonra ilekler ağacın en yüksek yerine asılır ki, sinekler aşağı doğru daha kolay uçarlar. (Galerilerimde ilğili resimler eklenecektir. Sinekleri görebileceksiniz)

Bizim Aydın civarında, dolayısıyla köyümüz Dağyeni’de şimdi herkes sabah akşam ilek işiyle meşgul.

Allah kolaylık versin diyorum.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Düğünlerin vazgeçilmez yemeği Keşkek,

10 Haziran ’13

Kategori
Yöresel Yemekler

 

Düğünlerin vazgeçilmez yemeği Keşkek,

Sırayla kepçeyi alan döver.


AydınDağyeni Köy düğünlerinin vazgeçilmez yemeği keşkektir. Düğünlerde, kız evinde cumartesi sabahı, oğlan evinde pazar sabahı keşkek kazanı kurulur. Her iki düğün evinde, anayemeklerden biridir keşkek. Sabahın erken saatlerinde keşkek dövmek adettendir. Köyün gençleri kazanın başına geçerler. Sıra ile biri sağdan, diğeri soldan büyük kepçelerle keşkek döverler. Yorulan kepçeyi sıradakine verir. Buğdayı dana etiyle merhem kıvamına gelinceye kadar bu işlem devam eder.

Ben sizlere keşkek yapımını anlatmak istiyorum.

Öncelikle 50-60 litrelik bir kazan seçilir. 25 kg. keşkeklik buğday, 25 kg. dana  (kemiksiz) kaba et. Buğdaylar önce suda haşlanır. Ne diri kalacak, nede fazla erimeyecek bir kıvama kadar kaynatılır. Et ayrıca suda haşlanır. Haşlanmış et lif lif tiftiklenir. Varsa küçük kemikler ayıklanır. Kazana ikisi birlikte konur. İki kişi karşılıklı dövme işlemini başlatır. Bu işlem anında, karar tuz, 1-2 kg. tere yağ ilave edilir. Dövme işlemi devam eder. Ta ki merhem kıvamına gelinceye kadar. İşin uzmanı tadına ve kıvamına bakar, okey verirse keşkeğimiz hazırdır. Her sofraya diğer yemeklerin yanında keşkek de verilir. Bazıları arka arkaya 2-3 tabak ister keşkekten. Keşkek tabağının üzerine salçalı et suyu, bazen de tere yağı kırmızı toz biberle yağda kızdırılır, üzerine dökülür.

Yıllardır bu keşkek dövme geleneği vardır köyümüzde. Bu esnada kız evi çalgısı çalar her telden. Düğün evine bir ayrı coşku verir.

Oğlan evinde Pazar sabahı keşkek dövülür demiştik. Keşkek hazır olunca içki içenlerin sofraları ayrıca kurulur. Davul-zurna da gelmiş, çalmaya başlamıştır.

Başta keşkek ve dana kavurma ya da dana et sote düğünlerimizin vazgeçilmez yemeğidir. Bizim buraların keşkek tadı bir başkadır. İlk tabağı bitiren bir daha ister, ister.

Aydın, Dağyeni köyünün yöresel yemeklerinden olan, keşkeğin tadı bir başkadır.

Ağzınızın tadı hiç eksiz olmasın, Değerli okuyucularım.

Saygılar, sevgiler.

Aburrahman Balcılar

 

 

Bir Aşk Hikayesi, “CUK” oturmuş,

09 Haziran ’13

Kategori
TV Programları
Bir Aşk Hikayesi, “CUK” oturmuş

FOX TV.in yeni dizilerinden “Bir Aşk Hikayesi” bir Güney Kore dizisinden uyarlandı. Orijinal adı, “I’m sorry, I love you”. “Özür dilerim, seni seviyorum”.

Sanki uyarlama değil, bizim toplum içinde yaşanmışçasına “CUK” diye oturmuş. Bu başarı senaristlerin. Dört kişilik bir ekip senaryoyu bize uyarlamış. Funda Çetin, Makbule Kosif, Pınar Uysal ve Zehra Güleray’dan oluşuyor yazım ekibi. Kendilerini kutluyorum.

Dizinin başarısındaki ikinci unsur oyuncular.Seçkin Özdemir (Korkut Ali) ve DamlaSönmez (Ceylan) inanılmaz başarılı. Diğer oyuncular, Zühal Olcay (Gönül), Yamaç Telli (Tolga), Elçin Sangu (Eda) , Ayberk Pekcan (Tahsin), Güneş Sayın (Emine) ve Ayşen Sezerel (Aysel). Hepsi de içimizden biri. Ceylan’ın doğallığı, Korkut’un mimikleri, hissettiklerini yüzünde ve gözünde yaşatması ayrı bir anlam katıyor. Bütün oyuncuları ayrı ayrı kutluyorum.

Başarının üçüncü mimarı, MF yapım ve deneyimli yönetmen Barış Yöş.

FOX TV.in resmi internet sitesine göre konu kısaca şöyle özetlenmiş.

Kadere isyanla, aşka yakılan ağıtların arasına sıkışıp kalmış genç bir adam… Geç kalmışların, keşkelerin, aşkı bulduğunda yitirmenin dokunaklı hikâyesi…

Adı Korkut Ali… Almanya’da yurt dışına evlatlık verilen gençlerle yapılan bir televizyon programında kameralara gerçek ailesi hakkında olumlu konuşan tek gençtir o. Ta ki talihsiz bir olay sonucu ülkesine geri dönene dek… Giderilmez anne hasretini yaşarken bir aşk girecektir Korkut Ali’nin hikâyesine…

Güney Kore ve Amerikan dizilerinden uyarlamalar her zaman başarılı olmayabilir. Amerikan dizileri bire bir kopya çekilirse başarı şansı az. Beren Saat’in oynadığı “İntikam” dizisini izlemedim. O nedenle bir yorumda bulunamayacağım. İzleyicinin sevip izleyeceği diziler, toplumun her kesimine hitap eden, içimizden biri diyebileceğimiz özgün hikâyeler olması şart.

Burada aklıma gelen Ay yapımın Amerikan dizi “OC” den uyarlayacağı Türk versiyonu nasıl olacak. Bütün iş Ece Yörenç’in iyi bir senaryo becerisine bağlı. Kuzey Güney’in deneyimli senaristi Ece Hanım üstesinden geleceğini, iyi bir iş çıkaracağını inanıyorum. Adı henüz kesinleşmese de, “Aşk Hikâyesi” olacak. Oyuncuları, Çağatay Ulusoy ve Serenay Sarıkaya rollerine ısınmış, hazırlar. Bu dizideki aynı başarıyı yakalaması temennisiyle. Eylül ayını bekleyip göreceğiz.

Lafın kısası, Güney Kore uyarlaması ”Bir Aşk Hikâyesi”ni ben tuttum.  Keyifle izliyorum ve izlemeye devam edeceğim. İzlerken Seul havası almıyor, İstanbul havasını teneffüs ediyorum. Ceylan-Korkut aşkını içimizden birileri gibi izliyorum.

Her şeyiniz gönlünüzce olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Kuzey güney’de finale yaklaşırken muhtemel senaryolar;

02 Haziran ’13

Kategori
TV Programları

 

Kuzey güney’de finale yaklaşırken muhtemel senaryolar

Kanal D. in süper dizisi Kuzey Güney, 26 Haziranda final.  Yani 4 bölümümüz var seyredeceğimiz. Heyecan dorukta.

Finalde neler alacak, muhtemel senaryo tahminlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu dizi benim favori dizilerimden biri idi. 76 bölümün tamamını severek izledim. Keşke final yapmasaydı. Bir sezon daha seyredilirdi. Ama her dizinin bir sonu var. Yeni sezon için başrol oyuncuları yeni planlarını yaptılar bile.

Kıvanç Tatlıtuğ, Ferah Zeynep Abdullah ile Çarlık Rusya’sından Bolşevik ihtilal ile İstanbul’a sürüklenen bir grup insanın hayatlarını anlatacak bir dizide rol alacakmış. Dizi Ocak 2014 de Star TV’de başlayacak. Yapımcı Ay Yapım. Altı ay dinlensin bakalım Kıvanç Tatlıtuğ. Zira bu tatili fazlasıyla hak etti. Kuzey rolü ile inanılmaz bir performans gösterdi.

Diğer başarılı oyuncu Güney rolündeki, Buğra Gülsoy’ da yeni sezon anlaşmasını yapmış. TRT 1. in yeni dizisi “Mülksüzler” de başrol oyuncusu olacakmış.

Biz gelelim dizimizin muhtemel final senaryolarına.

Barış bütün bu olanları kaldıramayıp intihar edecek tahmin ediyorum. Çünkü ne parası, ne sevdiği kadınlar, ne de itibarı kaldı. Herkesin gözün de tu kaka oldu.

76.ı bölüm sonunda Sümer Tezkan’ı kim susturucu tabanca ile vurdu. 77.bölümde olay çözülecek.

Güney, komiser Şeref’i şifre konusunda atlattı. Ferhat’ın kızı Zeynep’ i bulup, babasının fırınında yaktığı, CD konusunu çözüp, temize çıkacak mı?. Bence çıkacak.

Banu ile bebek onları tekrar bir araya getirecek. Güney de mutlu olacak tahmin ediyorum.

İyi kalpli, temiz insan Komiserimiz Şeref de nişanlısı ile evlenip muradına erecek önümüzdeki bölümlerde.

Gelelim Gülten Hanıma. Ben onun hal ve hareketlerini bayılıyorum. Ömer Beyin evini kiralaması onları evliliğe götürecek. Mutlu bir evlilik yapacak. Bence de hak ediyor. Kızı Cemre evlenince yalnız kalacak bir kadın değil. Mutlu olması gerekiyor. Hıdırellez dilekleri gerçekleşmeli.

Cemre ile Kuzey sürprizlerle dolu muhteşem bir düğün töreniyle evlenip, muratlarına erecekler. Krallara layık bir düğün olacak gibi geliyor bana.

Bunlar benim tahminlerim. Sayın Senarist Ece Yörenç’in kalemi nasıl yazar bilemem.

İzleyicinin isteği her dizide olduğu gibi mutlu sondur. Bu dizide de mutlu sonlar olacak.

Sizlerin de mutluluğunuz daim olsun, Değerli Okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Doğada sabah yürüyüşleri,

01 Haziran ’13

Kategori
Doğal Hayat / Çevre

 

Doğada sabah yürüyüşleri,

Can suyunu içmiş, ayaklarını suya sokmuş.


Her sabah olmasa da, gün aşırı sabah yürüyüşlerimi yaparım. Tabii ki her zaman olduğu gibi dostum Can ile birlikte. Daha önceki yazılarımda dostum Can’dan bahsetmiştim. 7 yıldır benimle beraber olan Golden Retriever köpeğim.

Sabahın saat 6.sı bir başkadır. Havanın serinliği insanın içini ürpertir. Can sabah yürüyüşlerine benden daha isteklidir. Koşarcasına çıkar evden, 100-150 metre ilerledikten sonra, dönüp arkasına bakar ben geliyor muyum diye. Beni görünce başlar tekrar yürüyüşü.

Güzergahımız, köyümüz Dağyeni’den, Dampınar Köyüne giden 6 km.lik bir asfalt yoldur. Gidiş dönüş takribi 5 km yürürürüz.

Artık ilkbahar bitmiş, yaz kendini göstermeye başlamıştır. Yol boyunca yeşillikler arasında yürüyorum. Etraf kah Zeytin ağaçları, kah Kızıl Çam ormanları ile kaplıdır. Kıyıdaki bir tarlada, zeytinlikler arasında arpa orağa gelmiş, sararmıştır. Yeşilin her tonunu görebilirsiniz bu güzelim doğada. Ormanlarda sarı yeşil, çam ağaçlarında kara yeşil, zeytinleri gri yeşil, baktıkça keyif verir insana. Zeytin ağaçları, Ceviz ağaçları, Antep fıstığı ağaçları  ve incir ağaçları iç içedir. Değişik kır çiçekleri açmıştır etrafta. Biz Sağır kulak deriz. Botanikteki adını bilmiyorum. Sapsarı açmış çiçekleri. Rengini tarif edemem, o sarının güzelliğini. Üzerinde polen toplayan vahşi arılar görürsünüz tek tük.

Önümüze gelen çeşmeden önce Can içer sununu. Sonra beni bekler. Ben de bir tas içerim soğuk sudan. İçim tazelenir içince.  Sonra yol kenarındaki amcamın bahçesine uğradık. Bağ evinin önünde tatlı Karadut ağacı vardır. Tatlı mı, tatlı  mor üzümleri. Ben dalından, Can da yere düşenleri yeriz doyasıya…

Etraf bostan ekilmiş, domatesler, patlıcan, biber fidanları dikilmiştir arıklara. Buraların insanı kendi yetiştirir yiyecekleri sebzeyi ve meyveyi. Eker, sular, çapalar ve sonrada meyvesini yer teze taze, doğal ve de hormonsuz.

Bu bir saat süren doğa yürüyüşümüz geri dönüşü, aynı güzergahtan devam eder. Solumuzda Bayrak TepeZirvesinde dalgalanıyor ay-yıldızlı Bayrağımız. Bayrak direğini o tepeye geçen yıl dikmiştik. Baktıkça göğsüm kabarır, duygulanırım 6 m2’lik bayrağımız dalgalandıkça.

Sarp kayalıklarda yetişen Kızıl Çam ağaçlarını bakarım hayranlıkla. Allah’ım nelere kadirsin. Buralarda kayalar arasında doğal olarak çıkmış ve büyümüşler. (Çektiğim Doğa fotoğraflarını ekte, galerilerimde sizlerle paylaşacağım, isteyen izleyebilir.)

Yol kenarında amcaoğlunun bahçe içindeki güzelim kayısılarından birkaç tane yiyerek sonlandırıyoruz bu günkü sabah yürüyüşümüzü.

Kahvaltıdan sonra işyerime gider, güne başlarım huzur içinde.

Allah, arzu edenlere de nasip etsin, doğada yaşamaya sevgili okurlarım.

Hoşça kalın, mutlu olun.

 

Abdurrahman Balcılar