Aylık arşivler: Mayıs 2013

Men arzuyu şiddetlendirir!

31 Mayıs ’13

Kategori
Blog yazarları tartışıyor!

 

Men arzuyu şiddetlendirir!

Bu gün gelen maillerimi bakarken, Milliyet BlogHaftalık bültenini gördüm. Detayda Blogyazarları tartışıyor konu başlığında alkol yasağı hakkında fikirlerimizi paylaşmamız isteniyordu. Ben de bu nedenle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Ben şahsen alkol ve sigara ile arası iyi olmayan bir kişiyim. Yaşım 65. Sigarayı, hayatım boyu bir paket bile içmemişimdir. Arkadaşlarım içki masalarında teklif etmişler, hatır için almış tek tük laf olsun diye yakmışımdır. Tiryakisi de olmadım. Tam bir Yeşilaycıyım. İçenin yanına bulunmam. Yanımda da içirtmem.

Alkole gelince. Arkadaş toplantılarında, özel gecelerde rakı içmişimdir. Ama ayda bu 2 defadan fazla olmamıştır. Yerine, mekana ve ortama göre davranmış, kendimi bilmemecesine içtiğimi hatırlamam. Son üç yıldır köy ortamında doğa ile iç içe yaşadığımdan mı nedir, hiç ihtiyaç duymadım. Etrafa rahatsız  etmediği sürece, içene de karışmam.

Gelelim Hükümetimizin aldığı gece belli saatlerde yasak kararına. Konu başlığımda yazdığım gibi, “Men arzuyu şiddetlendirir”. Yasaklara karşı insanoğlunun devamlı bir merakı vardır. Yasak daha da tüketimi körükler. Bu tür yasakları olan, bir İran, bir Suudi Arabistan kapalı kapılar ardında neler olup bitiğini hep basından okuyoruz. İçen veya içecek insan yasak saatlerinden önce alır, evinde stok yapar. AKP’nin Sayın Milletvekilleri bunu bilmiyor mu? Biliyorlardır ama, Sayın  Başbakanlarına dile getiremiyorlardır. Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet, Laik bir devlettir. Kaldı ki dinimiz bir baskı yasakçı bir din değildir. Dinimiz şunu emrediyor, buna göre bir kanun çıkartalım diyemezsiniz. Böyle bir zihniyetle ben Avrupa Birliği üyesi olacağım da diyemezsiniz.

Osmanlı Padişahlarından 4.Murat da kendi devrinde alkol, tütün ve kahve yasağı koymuştur. Kendisi tebdili mekan gezerek bizzat yasağı uyulup uyulmadığını denetlemiştir. Hadi o zaman kendine göre onun bir sebebi vardı. Büyük İstanbul yangınını bahane etmiş, Yeniçerilerin içtiği sigaradan çıktığını söylenmiş. Bu nedenle bu yasağı çıkartmıştır.

Bütçe gelirlerinde en büyük payı tekel maddelerinden alınan vergilerden geldiğini herkes bilir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

Yasaklarla bu işler olmaz. Eğitimle olur. O da ailede başlar, okulda devam eder.

Allah içeni de, içmeyeni de bilir. Onun terazisi, her şeyin doğrusunu da, eğrisini de tartar.

ALLAH’ ın işine karışılmaz.

Her isteğiniz yasaklardan uzak, gönlünüzce olsun.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Çağatay Ulusoy’un ağzının tadı yerine geldi,

29 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

416838-3-4-af2c0

Çağatay Ulusoy, sağ başta İsmail Filiz ve arkadaşları.


Çağatay Ulusoy geçtiğimiz hafta arkadaşı İsmail filiz’in doğum günündeydi. Emirgan’da La Boom adlı mekanda yapılan kutlamada neşesi yerinde olduğu gözlendi. Arkadaşlarıyla doyasıya eğlenen Çağatay,  devamlı dans etti. Moral depoladı.

images cu-anadolu kartal

İsmail Filiz ile 2011 yılı yazında Anadolu Kartalları filminde beraber oynadılar. Dostlukları oradan geliyor zannediyorum. Bir önceki hafta da bir toplantı da beraberdiler. Bu demek ki “Aşk Hikayesi” dizisinde İsmail Filiz’ i de herhangi bir rolde izleyeceğiz.

Çağatay Ulusoy’ u bu tür mekanlarda, 15 Temmuz dizi çekimleri başlayıncaya kadar göreceğiz herhalde. Bolca moral depolaması lazım. Artık o talihsiz olay üzerinden 5 ay geçti. Zaman her kütü olayın ilacıdır. Artık ağzının tadı yerine geldiğini izliyorum. Resimde Çağatay’ın gözlerinin parladığını, o eski tatlı tebessümün yüzüne kapladığını görüyoruz.

Eylül ayında başlayacak, “Aşk Hikayesi” dizisinin kanalı da Star TV.

Daha önceki yazılarım da bahsettim.  Çağatay Ulusoy’u bütün bu tatsızlıklar bir bıçak gibi bilemiştir, hırslandırmıştır. Ben kendi adıma söyleyeyim, inanılmaz başarılı olacaktır. Artık önün açık, bütün fanların, sevenlerin senin başarın için duacı. Ben de yolun açık olsun diyorum.

Unutma Eylül ayında ekranlarda seni görmeye dört gözle bekliyorlar.

Bütün güzellikler sizlerle olsun sevgili okurlarım.

Saygılar.

Abdurrahman Balcılar

Not: Haber kaynağı ve fotoğraf MegaziMedya.Com.dan alınmıştır.

Aydın Dağyeni’de köy düğünleri,

27 Mayıs ’13

Kategori
Gelenekler

 

Aydın Dağyeni'de köy düğünleri,

Kız evinden gelin alma,


Köyümüzde yaz aylarının gelmesiyle düğün ve sünnet törenleri başlar. Nisan başından başlayarak her hafta cumartesi-pazar düğün vardır. Bir haftada köyde iki düğün olmaz. Ta ki bu Temmuz sonuna kadar devam eder.

Düğün Perşembe akşamı köy düğün salonunda kına gecesi ile başlar. Cuma akşama 2.ci kına gecesi yapılır. Cumartesi akşamı, Gelin-Damat balo gecesi olur. Üç gecede çalgılı olup, gönüllerince eğlenip dans edilir. Gelinin tüm akranları, gelinle beraber kuaförde baş yaptırır. Hepsini de damat öder. Tüm nişanlı ve eski yeni evli çiftler dans ederler. Gece boyunca pist hiç boş kalmaz. Sadece; nikah, pasta kesimi ve takı merasiminde çalgıcı dinlenir. Bu gecenin geç saatlerine kadar devam eder. En son gelin ve damadın tüm yakınları oynar. Gece sonunda kız evinde düğün bitmiştir.

Cumartesi sabah kız evinde keşkek dövülür. Köyün bütün gençleri büyük kazan içinde kepçeyle keşkek döverler. Bu iş Keşkek kıvamına gelinceye kadar devam eder. Keşkek dövme çalgılı ve içkili olur. Bazı kız tarafı içki vermez, mevlit okutur. Tüm köy halkı düğüne davetlidir. Herkes düğün hediyesini getirir. Kimi para verir, kimisi de ev eşyası getirir. Gelen herkes birer sofra oluşturur. Yemek verilir. Çorba, yaprak sarma, dana kuşbaşı kavurma, keşkek, yoğurtlu patlıcan biber kızarma, pilav, turşu ve tatlı olarak meşhur zerde.

Oğlan evinde düğün Pazar sabahı başlar. Germencik’ den Davul-Zurna ekibi gelir. Ekip bir baş zurnacı, 3-4 takviye zurnacı ve 3 davulcudan oluşur. Sabah gelen ekip Köy Cumhuriyet meydanında 15 dakika çalıp, dünü başlatırlar. Oğlan evinde keşkek dövme merasimi sabahın erken saatlerinde başlar. Sonra da tüm köylü kadınlar ayrı, erkekler ayrı düğün hediyelerini getirip kurulan sofralarda düğün yemeği yerler. Kız evinde yemeklerin aynısı yapılır. Et yemeği için 350 kg.lık dana kesilir. Erkekler genelde dünün sahibine 10-20-50 TL. haline göre hediyesini verir. Kurulan erkek sofralarına düğün sahibi bir 70’lik Rakı koyar. Sonra içeceklerini sofradakiler kendileri satın alır. Bu yemek ve içki faslı İkindi ezanına kadar devam eder. İçilen rakının haddi hesabı yoktur. Oyunlar, zeybekler oynanır. Sonra gelin almaya kalkılır. Kız evine kadar davul zurna eşliğinde yürüyerek gidilir. Gelin kız evinden Gelin Arabasına bindirilir. Gelini kız babası ve dedesi merdivenlerden kollarından tutup indirir ve gelin arasında bekleyen damada teslim ederler. Tekrar çala oynaya oğlan evine götürülür. Bu bazen yatsı ezanına kadar sürer.

Gelin genelde oğlan baba evine indirilir. Daha sonra, gece kendi gelin evlerine geçerler.

Artık geçler muratlarına ermiş, düğün bitmiştir. Bu gelenek yıllardır böyle olmuştur.  Ve de olacaktır da.

İşte bizim Aydın, Germencik, Dağyeni‘deki Köy Düğünleri.

Sizlerin de Allah ne muradınız varsa vermesi dileklerimle sevgili okuyucularım.

Saygılar,

Abdurrahman Balcılar

Not: Düğünden çekilen resimler, galerilerimde yayınlanacaktır.

 

 

Çocuklarımıza isim koyarken nelere dikkat etmeliyiz,

24 Mayıs ’13

Kategori
Anne-Babalar
Çocuklarımıza isim koyarken nelere dikkat etmeliyiz,

Çağımızda doğacak çocuğun cinsiyeti 15 haftalıkken biliniyor. Doğum öncesi kız veya erkek adı ne olacak sorusu akla geliyor. Anne-babalar ismini doğmadan koyuyorlar. Günümüzde bilhassa kırsal kesimlerde evdeki büyüklere bırakılıyor isim konusu. Erkek ise dedenin ismi, kız ise babaanne ismi konuyor çocuğa. Dede veya babaanne sağ ise bir evde aynı isimli iki kişi oluyor. Bana göre son derece yanlış. Ölmüşler ise bir sorun yok. Ama gene de, çocuğun isminin ne olacağı anne-babasına bırakılmalıdır.

Çocuğunuza çift isim koymaktan kaçının. Hıristiyan’larda yeni doğan çocuk vaftiz yapılır, vaftiz ismi konur. Anne baba da ayrıca bir isim koyar. Bizde isminin yanında bir de göbek adı konur. Sebebi aile büyükleri anlaşamaz ise kırmamak için göbek adı da bu olsun denir. Nüfusa bazen biri, bazen de her ikisi yazdırılır. Ben çok kişi bilirim, örneğin nüfustaki adı Hasan, ama ailesi Fehmi koymuştur. Ancak okul hayatında ve resmi dairelerde nüfus ismi kullanılır. Bu da bir ömür boyu karışıklığa neden olur. Tavsiyem çift isimden koymaktan vazgeçin.

Koyacağınız ismin telaffuzu zor olmamalı ki kolay hatırlansın, ahenkli olsun. Ben kendimden örnek vereyim. İsmimi rahmetli dedem koymuş. Annem babam saygılarından ses edememişler. Dini bir isim. Abdurrahman, Tanrının kulu demek. Ama gel gör ki ismimin telaffuzu zor. Doğru söyleyeni bu güne kadar çok zor işittim. Addırman, apturman, attıraman gibi. Bu da isminin doğru söylenmediğini duyan kişinin psikolojisini bozar. Bu nedenle yalın,ses uyumlu, net söylenen isimler olmalıdır.

Ayrıca ismin anlamı çok önemli, bu dini bir isim de olabilir, fark etmez. Yeter ki güzel bir anlamı olsun. Bazı isimler vardır, dalga geçilir, eğlenilir. Örnek, ismi “Şaban” olan bir çocuk, İnek Şaban tiplemesi nedeniyle okulda dalga geçilir. Bu tür marjinal isimler konmamalıdır.

İsim bir defa konur. Bir ömür boyu kişi bu ismi ile anılır. Adını sevmeyen kişi hayatı da sevmez.  Peygamberimiz Hz. Muhammed “çocuklarınıza güzel isimler verin” der. Kendileri kötü manalı olan isimleri çok değiştirmiştir. Hz. Peygamberimizin değiştirdiği isimlerde üç ana özellik göze çarpmaktadır. Kötü, sevimsiz, çirkin manalı olanlar; güzel manalı olup daha güzeli ile değiştirilenler; tevhîde aykırı olanlar.

Bazı Akrofonologlar (isim bilimci) Haluk Kemal Cebe, ismin içinde olan harflerin (a, e, k) gibi o kişinin kaderini etkilediğini söylemektedirler. Ben bu tezi kabul etmiyorum. Sadece kişi kendi isminin kendisine verdiği, pozitif enerji ile bir kariyer sahibi, ünlü kişi veya başarılı bir meslek sahibi olmasını kısmen etkiler. Örnek, Mert, sözünün eri, sözünde duran; Melis, bal arısı (arı gibi çalışkan) etkileşim alabilir.

İnsanlar kişinin ismine göre tavır sergileyebilir. Örnek, “Satılmış” ismi baştan kaybeder. Kulağa ve ses uyumuna uygun bir ismim karşısındakine güven verir. Alican; cana yakın, içtenlikli, candan, sıcakkanlı, girişken.  Beyne ne gönderirsen cevap olarak onu alırsın.” Cesur” diye seslenirken kişide başka bir etkileşim oluşur. Karşındaki kişi yüreklenmiş olur. Basit bir örnekle “limon” dediğimizde tükürük bezlerimiz çalışır, bir tuhaf oluruz. “Satılmış” diye hitap ettiğiniz kişi güvenilmez, olumsuz etkileşim alır.

Unutmayın güzel bir isim taşımak, o ismin manası ve titreşimi ile hayatınız boyu mutlu olacaksınız. O mutluluğu doğar doğmaz anne-babalar verir. İsim bir elbise gibi değişmez, ömür boyu o adla anılacak ve yaşayacaksınız.

Sözlerimi Şira Mercan Özgür’ün “İsmin Kaderini nasıl etkiliyor!” adlı kitabından bir alıntıyla son vermek istiyorum.

Çocuğunuzu en kısmetli isimle dünyaya getirin!

İşinizi en bereketli, en saygın, en ünlü isimle açın!

Daha da cesursanız kendi adınızı değiştirin, ikinci bir isim alın;

Kaderiniz değişsin! diyor. Şira Mercan Özgür.

Adınızla mutlu yaşayın, ömür boyu sevgili okurlarım.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman balcılar

 

Çağatay Ulusoy’dan Basına, “Zamanı gelince konuşuruz”,

21 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

 

Çağatay Ulusoy'dan Basına, "Zamanı gelince konuşuruz",

Geçtiğimiz hafta Yeniköy Yelken Restaurant’ ta, Burak Sağyaşar, Hatice Şendil ve İsmail Filiz ile balık yiyen Çağatay Ulusoy, Magazin basını tarafından görüntülendi. Rol arkadaşlarıyla yeni dizisi, “Aşk Hikayesi” hakkında sohbet ettiler. Öyle görülüyor ki dizimizde bu oyuncular da olacak. Serenay Sarıkaya Çağatay’ın partneri önceden belliydi. Artık yavaş yavaş kadro ve ekip ortaya çıkıyor. Yönetmen Ali Bilgin, Senarist Ece Yörenç ve bir Ay Yapım projesi. Yapımcı malumunuz Kerem Çatay.
Yeni duyumlara göre, dizimiz Aydın’ın tatil cennetlerinden Didim sahillerinde çekilecekmiş. En azından ilk bölümleri burada motor diyecek.
Çağatay Ulusoy artık kendini toparlamış durumda. Yemek çıkışı bütün Restaurant çalışanlarının ellerini sıkıp, neşeli tavırlar sergileyen Ulusoy, son derece keyifli olduğu, moralinin yükseldiği gözlerden kaçmadı. Basın mensuplarının ısrarlı sorularını sadece tebessümle karşılayan Çağatay, iki kelime söylemekle yetindi. “İyi akşamlar arkadaşlar, zamanı gelince konuşuruz” Dedi.
Afferim Çağatay, benim de gözüme girdin. Sen artık dizinin ilk bölümlerinde, azmi performansını sergileyecek, sonra alnı açık olarak basının karşısına geçeceksin. Eski imajını da kısa zamanda yakalayacak, sevenlerini ve fanlarını kendini affettireceksin. Doğru yoldasın. Ben kendi adıma Çağatay Ulusoy için şu güne kadar kötü konuşanı duymadım. Bilakis övgü dolu yazıları çok okudum ve dinledim. Geçtiğimiz günlerde bir TV programına çıkan Armağan Çağlayan dedi ki, “Çağatay dünyadaki ender insanlardandır, çok mütevazidir. Onun için sette kapris yapmayan tek ünlü diyebilirim, sıfır kapris”. Dedi.
Berberi Şükrü Dudu; “ Çağatay çok iyi biri, insanlığını çok seviyorum. İlk günden bugüne hiç bozulmadı, Çağatay gerçekten adam gibi adam”. Demiş bir röportajında.
Çağatay’ın ne kadar mükemmel bir adam olduğunu her ağızdan duymak da ayrı bir keyif sevenleri ve fanların için.
Bir Atasözümüz vardır. “Yörük at, yemini kendi arttırır” diye. Sen de kendi itibarını kendin arttıracak, sanatınla, üstün performansınla eski günlerine tekrar döneceğine inanıyorum.
“Aşk Hikayesi”nde yolun açık olsun Çağatay. Eylül ayını iple çekiyor, fanların, sevenlerin ve izleyicilerin.
Sizlerin de yolu ve gönlü açık olsun değerli okuyucularım.
Saygılar,
Abdurrahman Balcılar

 

Hayvanlar pazar günleri hastalanmazlar mı?

19 Mayıs ’13

Kategori
Ben Bildiriyorum

 

Hayvanlar pazar günleri hastalanmazlar mı?

Bugün başıma gelenleri anlatmak istiyorum. Daha önceki blok yazılarımda, okuyanlar hatırlar. “Golden Retriever” cinsi bir köpeğim var. Ben ona “Dostum Can” diyorum. Bu sabah hastalandı. Verdiğim yemekleri yemedi. Bir gün önce burnundan kan gelmişti. Sebebini bilemiyorum. Halsiz düştü.

Germencik’ deki Veterinerimi aradım. Onun da haftaya düğünü var, evleniyor. Bu hafta telaşlı, ev yerleştiriyor. Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesine götürdüm. Ne göreyim, kapı duvar. Koskoca hastane bugün Pazar diye kapalı. Sordum kapalı dediler. Hayvanlar pazar günü hastalanamaz mı? Bu hastanenin bir acil servisi yok mu? Bir nöbetçi Veteriner hekim konamaz mı? Çok tuhafıma gitti.

Fakültenin yetkililerine buradan sesleniyorum. Bu memlekette Hayvan Hakları diye bir şey var mı, yok mu?

Pazar günleri hayvanlar kaza geçirip bacakları kırılamaz mı? Nereye götüreceğiz tedavi için.

Takdiri siz hayvan severlere bırakıyorum.

Neyse, Germencik’ de bir veteriner buldum. Muayene ettirip, antibiyotik iğnesi vurdurdum. Köpeğim Can şu an iyi, yarın tekrar o hastaneye götüreceğim.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

 

Serenay Sarıkaya’nın yeni dizisiyle ilgili hırsı;

13 Mayıs ’13

Kategori
Magazin
Serenay Sarıkaya'nın yeni dizisiyle ilgili hırsı;

Her iki partner bir arada,


Serenay SarıkayaÇağatay ulusoy ile yeni çekecekleri “Aşk Hikâyesi” dizisiyle ilgili oldukça iddialı. Tam bir bıçak gibi bilenmiş durumda.  Sarıkaya, geçtiğimiz akşam bir mekanda, arkadaşlarıyla yaklaşık üç saat kalıp sohbet etmiş. Çıkışta gazetecilerlerin sorularına cevap veren Serenay Sarıkaya, çok heyecanlı olduğunu, sezona iddialı başlangıç yapmak istediğini belitmiş. “Aslında beklemekten yoruldum ama güzel bir iş için beklemek de güzel, sabrettiğime değecek” demiş.  MedyanınDibi haberine göre, Eylül ayında yayına girecek dizi için yaz aylarını çalışarak geçirecekmiş.

Ay Yapım’dan başarılı yönetmen, Ali Bilgindizinin yönetmenliğini yapacak.  20 Dakika dizisi final yapmasıyla çekim hazırlıklarına başlayacak. O.C. Amerikan versiyonundan Türkçeleştirilecek dizide, Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy,  iki aşığı canlandıracaklar.  Dizinin senaristi Ece Yörenç, o da oldukça iddialı. Ağustos ayında motor diyecek çekimler,  Eylül başından itibaren Fox TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.

Serenay Sarıkaya, son olarak oynadığı Lale Devri dizisinden intihar ederek ayrılan, güzel oyuncu epey zamandır dinlenmede. Sesinin de güzel olduğu söylenen Sarıkaya, yeni dizisinde bize aşk nameleri içeren şarklılar da söyler umarım. Henüz 22 yaşında, yaşına göre biraz olgun kadın görüntüsü taşısa da, güzelliği ve seksi görüntüsü ona avantaj sağlayacaktır. Kendisi seksi olmak istemediğini, yaptığı işle öne çıkmak istediğini belirtse de, güzel kız diyorum. Bazıları tarafından Merilyn Monreo’a benzetilen Seranay, Merilyn kadar etkiliyebilecek mi izleyiciyi, izleyip göreceğiz.

Çağatay Ulusoy’da Emir’in Yolu dizisinden finalsiz ayrılması, Ocak ayından bu tarafa beklemede olması, onu da hırslandırmış durumda. Ben kendi adıma, İki hırslı oyuncudan süper bir iş çıkacağı kanısındayım.

Adı şimdilik farklı bir açıklama gelmediğine göre “Aşk Hikâyesi” olacak.

Serenay Sarıkaya ve Çağatay Ulusoy’ un bu dizisi, önümüzdeki sezon “Number One” olmaya aday bir yapım bence. Reytinglerde başa güreşecektir.

Her ikisine de başarılar diliyorum “Aşk Hikâyesi” de.

Sizlerin de güzel bir hikâyeniz olması dileklerimle.

Saygılar, sevgiler, Değerli okuyucularım.

Abdurrahman Balcılar

Not: Görseller internetten alınmıştır.

 

Yeni T.C. Anayasası ne zaman çıkacak?

09 Mayıs ’13

Kategori
Güncel
Yeni T.C. Anayasası ne zaman çıkacak?

Her sabah olduğu gibi, bu gün de TV haber bültenlerini izledim.

Yeni anayasamız bir türlü yazılamadı ve üzerinde mutabakat sağlanamadı. Komisyon,TBMM başkanı Cemil Çiçek başkanlığında toplanmış. Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını haziran sonuna kadar devam etme kararı almış.

Başka bir haber, dört partinin grup başkanlarının teklifiyle, milletvekillerinin Trafikte geçiş üstünlüğü sağlanması ve milletvekili aracına trafik cezası kesilmemesi hakkında kanun. Bu kanun tam mutabakatla meclisten geçiyor. 550 milletvekilin menfaatine uygun.

Ya 75 milyon vatandaşımızı ilgilendiren Anayasa ne olacak. Bu T.C. Anayasası ne zaman mutabakat sağlanıp da kanunlaşacak. Sayın milletvekillerimiz kendileri için mutabakat sağlıyorsa, vatan, millet için de mutabakat sağlamak zorunda.

Anayasa, bir devletin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasalar bütününe denir. Anayasal bir yönetim yasama, yürütme ve yargı organlarından oluşur. Türkiye ve öteki ülkelerin çoğunun bir anayasası vardır.  Ülkemizde ilk anayasa 1876’da Osmanlı döneminde yürürlüğe girdi. Bu anayasaya Teşkilat-ı Esasiye Kanunu denmişti. Kurtuluş Savaşı sırsında Ocak 1921’de egemenliğin milletin olduğunu belirten yeni bir anayasa kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Nisan 1924’te daha kapsamlı bir anayasa yürürlüğe kondu. Bunu 1961 ve 1982 anayasaları izledi. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yürütme, yasma ve yargı organlarının güçleri ve ilişkileri anayasada belirlenmiştir.

Hal böyle olunca meclisteki partiler kendi menfaatlerini ilgilendiren kanunda uzlaşabiliyorlarsa, niye 75 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bir kanun yazılımında uzlaşamıyorlar. 2 x 2 = 4 ediyor ise bir tek doğru vardır. Anayasa da Kanunların dayanağı olduğundan bir parti, bir kesimin kanunu olamaz.

Ben kendi adıma, 3/2 çoğunluğun çıkardı bir kanunu değil, 550 milletvekilin kabul oyu ile çıkartılması gerektiğini inanıyorum. Çünkü Anayasa’mız bir partinin, bir etnik grubun, belli bir kesimin değil, 75 milyonun Sosyal hak ve özgürlüklerini belirleyen bir kanun olması taraftarıyım.

Bu topraklarda yaşayan herkes T.C. vatandaşıdır. İnsanca yaşama hakkına sahiptir.

Saygılar,  sevgiler.

 

Twitter’da “Çağatay” çılgınlığı devam ediyor

5 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

 

Twitter'da "Çağatay" çılgınlığı devam ediyor

Dün akşam Twitter’da tam bir Çağatay Ulusoyçılgınlığı vardı. Fanları 45 dakika Dünya gündeminde  (WTT) kaldılar. Türkiye gündeminde bir saatten fazla kalarak TT (Trending Topic) yaptılar. Konu, Çağatay Ulusoy’un bir reklam filminde yer alması istekleriydi. (çağatayBirReklamFilmi) başlıklı twitler binlerce seveni ve fanları tarafından atıldı.

Amaçları dört aydır ekranlarda görünmeyen Çağatay Ulusoy’u bir reklam filminde oynatmak.  Yeni dizisi ancak Eylül başında ekrana gelecek. Bu nedenle, bir reklam filmiyle yaz aylarında ekranda görmek istiyorlar.

Bu reklam filmi, bir giyim, şampuan, traş losyonu, parfüm reklamı olabilir. “Çağatay Ulusoy” ismi zaten bir marka Türkiye gündeminde. Bu reklamı verecek ürün firması bu imtiyazı da almış olacak. Dolayısıyla satışlarında patlama yapacak. Burada Çağatay’ın cebi de dolacak. Fanları ve sevenleri için hangi kanal olduğu önemli değil. Her kanalda bu reklamla, her gün, her saat, Çağatay’ı izleyecek. Ve de özlemlerini giderecekler.

Artık reklamlarda zaping yapılmaz. Çağatay Ulusoy uğruna seyredilir olur. Bakalım hangi ürün firması elini çabuk tutup Çağatay Ulusoy ile anlaşacak.

Hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Saygılar, sevgiler herkese.

Abdurrahman Balcılar

 

 

Çağatay Ulusoy nereye koşuyor? – 2

03 Mayıs ’13

Kategori
Magazin

413758-3-4-f18e9

“Birinci Çağatay Ulusoy nereye koşuyor” Blog yazımı 14 temmuz 2012 de yazdım. Milliyet Blog’ da 14 Ocak 2013 de yayınlandı.  Çağatay’ın başarı öyküsünü anlatmıştım o yazımda. O günden bu yana neredeyse bir yıl oluyor. Çağatay Ulusoy “Emir’in Yolu” da oynadı. Dizi başarılı olsa da, Hazal fanlarının olumsuz baskısı ve Show Tv. in ekonomik sıkıntıları nedeniyle, dizi yarıda kaldı, finalsiz bitti.

Ocak ayında, Çağatay’ın başına gelen o nahoş olaydan bu yana 3 ay geçti. Ünlü oyuncu sessiz kaldı. Fanları ve sevenleri bu üç ay içinde twitter de yaptıkları TT lerle Çağatay Ulusoy’u hep gündemde tuttular. Magazin basınında hemen her gün bahsedilir oldu.

Önümüzdeki sezon için Ay Yapım ile, yeni bir dizide oynamak için prensipte anlaştı. Şimdilik adı “Aşk Hikayesi” olacak dizide, Serenay Sarıkaya ile 2013 Eylül’de sevenleriyle buluşacak.

Yaz aylarında çekeceği sinema filmiyle ilgili onlarca teklif geldi.  Henüz hiç biri kesinlik kazanmış değil.  Bir Med Yapım projesi olan İsmet İnönü hayatı ile ilgili filmden bir ses çıkmadı veya vazgeçildi.

Yönetmenliğini Orçun Benli’nin senaristliğini de Orçun Benli’yle birlikte Şükrü Üçpınar ve Alptekin Öztürk’ ün yapacağı “Gülyabani” adlı korku filmiyle ilgili sessizlik sürüyor. Orçun Benli’nin bir yıldır planladığı bu filmde Çağatay Ulusoy’u oynatmak istiyormuş. Ama henüz Çağatay Ulusoy’ la anlaşma sağlanamamış. Filmde Deniz Uğur da oynayacakmış. Çağatay fanlarının devamlı Orçun Benli’ i cep telefonundan aramaları nedeniyle, Sayın Benli cep telefonunu değiştirmek zorunda kalmış. Birlikte göreceğiz sonu tatlıya bağlanacak mı?.

Çağatay Ulusoy fanları ve sevenleri merak ettikleri konu; Çağatay hala niye suskun. Şoku hala atlatamadı mı? Bir hafta önce sabah yürüyüşünde resmini çeken basın mensuplarına “Tadım kaçtı” diyen,  barda korumaları aracılıyla basına, resim alınmaması için, ikaz eden Çağatay nereye koşuyor? Niye bir mini basın toplantısı yapmıyor. Niye sevenleri için resim vermiyor. Ben anlamış değilim. Kendisini çok iyi tanıyorum. Nasıl bir kişiliği olduğunu, mütevaziliğini, en azından kasıntı olmadığını biliyorum. Sevenlerinden, Ülkenin her yerinden, hatta Azerbaycan’dan, Yunanistan’dan mailler alıyorum. Bana soruyorlar ne oldu diye? Ben de bilemiyorum. İnternetten takip ediyorum sizler gibi. Kendisini görmüş, konuşmuş değilim.

Sevgili Çağatay, senin koştuğun yol belli. O yol başarı yolu olmalı. Milyonlarca sevenin ve Fanların için, sen en doğrusunu yapmalısın. Daha önceki yazımda söylediğimi tekrarlıyorum. “Başarı senin göbek adın olacak”.

Koş Çağatay koş, önce sevenlerin için, sonra kendin için koş. Yolun açık olsun.

Saygılar, sevgiler, değerli okuyucularım.

Abdurrahman Balcılar