Aylık arşivler: Ocak 2013

Çağatay Ulusoy’un yaşadıkları kabus muydu?

29 Ocak ’13

Kategori
TV Programları

 

Çağatay Ulusoy'un yaşadıkları kabus muydu?

Çağatay ulusoy, 4 gün, 3 gece,  kendisini ve sevenlerini bu kâbusu yaşattı.  Sıradan birisi için gayet normaldir. Ama sen öyle biri değilsin.  Çok kısa zamanda çok sevilmiş, binlerce sevenin seni zirveye taşımış. Fanların oluşmuş. Bugün gazete haberlerinde okudum, 3 gece sen uyumadığın gibi, fanların da uyumamış. 4 gün boyunca, Twitter hiç durmadı. Sayfalarca yazıldı, çizildi. Suçsuz olması için dua edildi.

Çağatay Ulusoy’un Adını Feriha Koydum ve Emir’in Yolu  dizilerindeki başarıları nedeniyle, ne kadar çok sevildiğini gördük. Ayrıca hakkında yazdığım iki blog yazımda gördüm bu sevğiyi. 15 gün gibi kısa zamanda 10 bin kişinin üzerinde kişi okudu.

Şükür serbest bırakıldın.  Sen bu  rolü Adını Feriha Koydum dizisinde oynadın, yaşadın.  AFK’nın 63 bölümünü hatırlamayanlara ya da seyretmeyenlere hatırlatayım.

Emir karısı Feriha’yı almış, tatile çıkıyordu. İşletmesine uyuştucu koydular. Narkotik ekipler Emirin arabasını çevirdiler. Hakkınızda narkotik şube tarafından ihbar var deyip, İçeri alındı, sorgulandı.

Polis uyuşturucu saklamakla, satmakla suçladı.Sıkı bir soğrulama geçirdi.

Gerçek ortaya çıktı Feriha ile eve geldiler.

Feriha : Ne düşünüyorsun ?

Emir  : Bir şeyleri çözmeye çalışıyorum işte, her şey o kadar berbattı ki, adamlar beni öyle bir sorguladılar, resmen uyuşturucu satıcısı ilan ettiler. Nasıl böyle çözüldü diye düşünüyorum. Dedi. Bunları dizide yaşandı.

Gerçeğini  4 gün boyunca nezarette ve savcının 15 dakikalık sorgulamasında yaşadı.

Nihayet özgürlük. İçici olduğunu söylemiş. Ben kendi adıma inanmadım. Belki bir defa çevresinin ısrarıyla denemiştir. Yanlış  arkadaş kurbanı oldu belli. Ama kanun karşısında suç  işledi. Sevenleri onu hiç yalnız bırakmadı.

Ben yazılarımda Çağatay’ın önü açık olduğunu, zirveye  koştuğunu, yazdım, dilimin döndüğü kadar.

Artık biti. Geçmiş olsun. Bu olay Çağatay’ı hırslandıracak daha da başarılı olacaktır. Unutma Fanların, bütün sevenlerin seninle. Onlar seni 3 yıllığına taşımadı zirveye. Başaracaksın, başarılı olacaksın.

Unutma, Bir müsibet , bin nasihata bedeldir.

Sayğılar

Abdurrahman Balcılar

Çağatay Ulusoy’un koşusu, Emir’in yolunda durdu mu?

24 Ocak ’13

Kategori
TV Programları

 

Çağatay Ulusoy'un koşusu, Emir'in yolunda durdu mu?

Bir hafta önceki blog yazılarımdan birinde, (Çağatay Ulusoy nereye koşuyor ? ) Bir haftada en fazla okunan yazılarımdan biri oldu. 5 bine yaklaştı. Ben bu yazıyı geçen yıl temmuz ayında yazmıştım. Çok sevilen bir dizi oyuncusu olması nedeniyle güncellemek ihtiyacı hissettim.

Eylül ayında, Adını Feriha Koydum  bitmiş, dizi Hazal kaya’sız Çağatay Ulusoy’un sırtına binmişti. Kendisinden yapımcı firmanın ve izleyicinin beklentisi çok fazlaydı. Lakin Hazal fanları, dizinin devam etmemesi için ellerinden gelen engelemeyi sosyal medyada sürdürmeye başladı. Diziden Hazal’ın yanında bir çok oyuncu ayrılmış, yeniler diziye girmişti. Emir rolünü sürdüren Çağatay, sanat uğruna, saç takıntısı olmasına rağmen saçlarını kestirdi. Set dışında bere giymek zorunda kaldı. Bütün bu fedakarlıklara rağman dizi beklenen reytingi sağlıyamadı. Dizi Emir’in üzerine kurgulanmıştı. Bir röportajında “dizi kötü olursa ben yıkılırım” demişti. Fanların yanında, medyada Çağatay’ın çok üstüne gitti. Set aralarında yalnızlığa çekildi, sigara içimini arttırdı. Stresli günler geçiriyordu. Yaz tatilinde  tatsız olaylar yaşadı. Med yapım ne yaptıysa olmadı. İsim sadece Emir’in Yolu oldu. Eski Hande tekrar diziye döndü. Gizem Karaca diziye katıldı. Bu defa senaristlerin Güneş karakterini emirle sevğili yapmaları, her iki tarafın fanlarını çok kızdırdı. Eski AFK izleyicisi, Emir-Hazal aşkını başkasıyla yaşanmasını istemiyordu. Face de ve twiter da yapımcı aleyhine tezehürat gittikçe arttı. Emir’in Yolu 8.ölümde yayından kalktı. Burada reytingler yanında yayıncı kuruluşun mali durumunun bozulması da rol oynadı.

Çağatay Feriha’nın mateminde çok başarılıydı. Eşini kaybetmenin acısını yaşadı ve yaşattı.  Bütün bu olumsuz şartlara rağmen beklenenden çok başarılıydı. Tek başına diziyi sırtlayıp götürebileceğini ispatladı. Şayet emir’in yolu Afk’nın devamı üzerine kurgulanmasaydı, bambaşka isimle yeni bir dizi olarak çekilseydi, sezon sonuna kadar giderdi.

gallery_image_dizi_VzhWhD4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bence Çağatay Ulusoy koşusuna devam edecek. Şimdilerde yönünü Amerikaya çevirdi. Amerikada en çok izlenen The O.C  isimli gençlik dizisinin yerli versiyonunu Serenay Sarıkaya ile çekeceklermiş. AFK’da Emir zengin oğlandı, şimdi fakir genci çanlandıracakmış. Sevğilisi zengin kız. Tutar mı ?. Bilinmez. Kendi kültürümüzde yaşanan bir yapımda rol alsaydı, çok daha tutulurdu. Kendisinin üniforma aşkını,   Anadolu Kartalları filminden biliyoruz. İdealinin genç denizci teğmeni oynamak istediği de belirtmişti. Artık Ay Yapım ne derse o.

Çağatay’ın sevenleri çok, onun koşusunu izlenmeye devam edecekler. Tabi birebir oyunculuk eğitimlerine devam etmesi lazım. İzleyicilerini  utandırma…  Koş Çağatay, koş…

Saygılar

Abdurrahman Balcılar

 

Celal Bayar’ın Dağyeni Köyündeki Paşa Çeşmesi.

22 Ocak ’13

Kategori
Kültürler
Celal Bayar'ın Dağyeni Köyündeki Paşa Çeşmesi;

3.cü Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın Aydın Dağyeni’deki Paşa Çeşmesi.


Aydın’da bir köy Dağyeni, blog yazımda belirttiğim, köyümüzdeki Rahmetli 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar‘ın PAŞA Çeşmesi öyküsünü anlatmak istiyorum.

Celal Bayar, Milli mücadele harekatında, Ege’de birtakım çalışmalar yapmıştır. Sonrası  Aydın’dan Ankara’ya geçmiş, Cumhuriyet hükümetinde görev almıştır.

Tüm Aydın Yunan işgali altındadır. Büyük Menderes nehrinin kuzeyi Yunan, güneyi İtalyanların sorumluluğundadır. Köyümüz Dağyeni, İzmir-Aydın il sınırında, Aydın Dağlarının güney yamacındadır. Bu dağları aşan Celal Bayar, o zamanki lakabıyla Galip Hoca köyümüze gelir. Köyün ileri gelen eşrafından Kara İsmail’in Köy meydanın kenarındaki bahçe duvarlı, korunaklı evinin ikinci katında misafir edilir. 10-15 gün kimselere gözükmeden, saklanır. Köy dağlarındaki eşkiya ve köye arada bir gelen yunan müfrezeleri köylünün gözünü korkutur. Bayar’ın kasabaya, Germencik’e, oradan Aydın, Denizli Ankaraya gitmesi gereklidir.

Kara İsmail’in aklına gözü pek, askerliğini 5 yıl Çanakkale ve Yemen’de yapmış olan Çolak İbrahim gelir. Bir kolunun yarısını savaşta kaybetmiştir. Çağırır, görüşürler. Çolak İbrahim Galip hacayı,  Evin avlusunda bir hasıra sararak kucağında köyden çıkarır. Köy camiinden aldıkları hoca cüppesini, sarığını giydirir. Bir katıra bindirir, kendi de başını çekerek dere boyunca kasabanın yolunu tutarlar. Eski Kızılcapınar köyü mevkiinde bir grup Yunan zaptiyesi tarafından durdururlar. Nereye gitiklerini soran zaptiyeye, kasaba müftülüğüne hocayı götürdüğünü söyler Çolak ibrahim. Tek eli tabancasında paltusun altındadır. Hocamızın da eli tabancasının kabzesinde cüppesinin  altındadır. Durdurmayı, sorunsuz atlatırlar. Galip hocayı kasabaya bırakan Çolak İbrahim emaneti teslim etmenin hazzıyla köye döner.

Celal Bayar 1957 de Cumhurbaşkanıdır. Köye ve köylüye minnet borcunu ödemek ister. Köy muhtarlığına sordurur. İhtiyacınız nedir ?, muhtarlık su ve çeşme ister. Köy meydanına mermer anıt çeşme yapılır. O zaman kendileri açılışa gelemedi. Aydın valisi ve birkaç milletvekili görkemli açılışı yaptı. Ben o zaman 8 yaşında çocuktum. Hayatımda ilk defa görmüştüm askeri bando takımını. O yılları hiç unutamam.

Görkemli  PAŞA ÇEŞMESİ’nin,  köy halkı yıllardır suyunu  içmekte, Bayar’a rahmet okumaktadır.

Fotoğrafta okuyamadığınız Levhası şöyle yazmaktadır:

BU KÖYÜN ÇEŞMESİNİ ARMAĞAN ETTİ BİZE

MUBAREK SU GİBİ AKTI BAYAR GÖNLÜMÜZE

1957

Sayğılarımla,

Abdurrahman Balcılar

 

 

Aydın’da bir Köy Dağyeni.

15 Ocak ’13

Kategori
Kültürler

 

Aydın'da bir Köy Dağyeni

Eski adıyla Dağcedid, İşte benim köyüm. Doğduğum, büyüdüğüm, çocukluk yıllarımın geçtiği yer. Sizlere köyümü anlatmak istiyorum. Tarihinden, gelenek ve göreneklerinden bahsedeceğim.

Germencik ilçesinin 28 köyünden biri. Nüfüsu 1000 civarında. 1960’lı yıllarda, köy nüfusu 1250 cıvarındaydı. Köyden kente hiç göç yok. Sadece şehir hayatına özenen aileler kızlarını dışarı verirler. Hayat şartlarından mı nedir bilinmez, iki çocuktan fazla olan yok denecek kadar az. Bu demek ki nufüs planlaması var.

Köyümüz 350 hane civarında. Eski tek katlı taş duvarlı nostaljik evler yerine, günümüzde asgari 2 katlı, üç odalı betonarme evler yapılıyor. Yeni yapılan evler, modern ve konforlu. Yeni ev yapmayan hiç bir gençe kız vermezler. Altın takı yapmayan da kız alamaz. En az 5-10 beşibiryerde, 10-15 altın bilezik ve 2 mt.altın köstek şarttır.

Köyümüz 1640 ylllarında gelen 3-4 yörük aileden türemiştir. Günümüzde birbirine akraba olmayan kişi yok gibidir. Akraba evlilikleri çoğunluktadır. Köken akrabadır aslen. Yıllardır gelenek ve göreneklerini yaşatan nadir Ege köylerinden biridir. (Düğün örf ve adetlerini başka bir yazımda anlatacağım)

Köyümüz, Aydın – İzmir sınırları belirliyen Aydın sıradağları yamacında kurulmuştur. Köyün 3-4 km.kuzeyindeki Kartal dağının zirvesine çıkarsanız, Selçuk’tan Tire’ye doğru uzanan Küçük Menderes ovası ayaklarınız altındadır. Doyumsuz manzaraya bakarak, buz gibi soğuk havayı ciğerlerinize çekersiniz.

Köylü günümüzde sadece iki tarım ürününden geçimini sağlamaktadır. Zeytin ve kuru incir. Zeytin sofralıktan ziyade, zeytin yağı çıkartılarak satılır. Kuru incir iç pazar ve ihracata gönderilir. Süt hayvancılığı yapan 10 aileyi geçmez.

Köyümüz 1920 ‘li yıllarda Yunan işgalinden en az zarar gören yerlerdendir. Germencik’ten 20 km mesafade, şimdiki ulaşım yolları olmaması nediyle Yunan askere köye pek gelmemiştir. İstiklal savaşı yıllarında 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar köyümüzde bir müddet kalmıştır. Minnet borcu olarak köy meydanına 1957 yılnda, paşa çeşmesi olarak bilinen mermer anıt çeşmeyi yaptırmıştır. (Bu konu ile ilgili, sonra bir blog yazısı yazacağım.)

Köy arazilerinin tamamı zeytinlik ve incir ağacı bahçeleriyle kaplıdır. İncir bal, zeytin yağdır.Yunan komutan 1919 yılında, Aydın’ı işğal ettiğinde Yunan Kralı Venizelos’a bir telgraf çeker; “Kralım öyle bir yer işgal ettim ki, dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor”  demiş.

İşte benim köyüm Dağyeni, yağın ve balın üreticisi. Şimdi 373 yıllk tarihi geçmişi olan köy toprağımda yaşıyorum. Temiz hava, bol gıda.

saygılarımla,

Abdurrahman Balcılar

 

 

Dostum can

14 Ocak ’13

Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Dostum can

Can’ın en büyük keyfi suda serinlemek,


Can adlı golden retrıever bir köpeğim var. 6 yıldır benimle beraber. Bana inanılmaz bağlı. Bakışlarımdan anlar ne demek istediğimi. Sevinçli isem benimle sevinir. Tuttuğum takım gol attığında “gol” diye bağırdığımda benimle zıplar. 2-3 kere havlar. Sevimcimi paylaşır.
Hüzünlü isem benimle hüzünlenir. Hele ağladığımı görürse üzerime sıçrar, beni neşelendirmeğe çalışır. Üzülmememi iser. İşte böyle bağlar vardır aramızda. Kızdığımı, gözlerime bakarak anlar. Eğer bir kabahatı var ise, başını yana doğru çevirir. Adeta özür diler benden, bi daha olmaz der gibi.
Dün sabah doğa yürüyüşünü çıkmıştık gene beraber. Yol kenarında  bulunan karadut ağacına çıktım. Dut üzüm yemek için. Poposunun üzerine oturup aşağıdan izledi. Başladı havlamağa. Sebebini ben çok iyi biliyordum. Dikkat et düşersin diye,  ikaz havlamasıydı bunlar. Gözlerine bakdım, emniyetteğim der gibi. Sonra havlayı kesti beni izlemeğe başladı.
Altı ay önce çatıdan düşmüş, hayatımı kurtarmıştı.
Yağmurlu bir havaydı. Beş metrelik ahşap merdiveni duvara  dayayıp çatıya çıkmıştım, uydu antenini düzeltmek için. Can alt terasta beni bekliyordu. Gene havlıyordu dikkat et diye. İşim bitti, inerken merdiven ayağımın altından kaydı. 3 metreden aşağı düşmüşüm. Sonradan yegenim anlattı. Köpeğim can’ın havlama sesleriyle beni bulmuşlar. Önce yanıma yaklaşamamışlar. Çılğın gibi etrafımda dönüyor,  acı acı havlıyor. Yüzümden akan kanları yalıyor, yardım etmeğe çalışıyormuş. Bütün bu olanları bana anlattıklarında, çok duyğulandım.
Hastanede yattığım, 13 gün süresince adeta hayata küsmüş, yemekten kesilmiş. Hastane dönüşü beni karşısında görünce sevincini kelimelerle ifade edemem. Saatlerce başını ayaklarım üzerine koydu, anlamlı anlamlı ,iyi ki geldin, sağsın der gibiydi.
İşte benim can’la dostluğum böyle.
Abdurrahman Balcılar

Çağatay Ulusoy nereye koşuyor ?

14 Ocak ’13

Kategori
Magazin

Çağatay Ulusoy nereye koşuyor ?Çağatay Ulusoy Anadolu Kartalların,da.


Adını Feriha Koydum  dizisindeki Emir karakteriyle, Türk seyirciyle tanışan Çağatay Ulusoy  inanılmaz bir başarıya imza attı. Bu başarıda öncelikle, tatlı tebessümü, güzel bebek yüzü ve yakışıklığının önemi büyüktür. 20 yaş altı  genç kızlarımız onda aradıkları erkek modelini gördü. Sevdi, beğendi, diziyi  reytinglerin en üst sıralarına taşıdı. Anne ve babalar onu kendi oğulları gibi bağırlarına bastı. Dizide ki emir karakteri ile kendi Çağatay karakteri  bir noktada örtüştü. Medya ya verdiği röportajlarda mütevaziliğı ile dikkatleri çekti. Kendi de ifade ettiği gibi, diğer bazı ünlü oyuncular gibi olamadığını, üsten bakamadığını söylüyor. Bunu da kendi mahalle kültürüne bağlıyor. Havalı Emir rolünün verdiği güven ile başarılı oldu. Hayran kitlesi günden güne arttı. Milyonları geçti.

Best  model yarışmasından birinci olması, Adını Feriha Koydum dizisindeki emir rolünü getirdi. Oyuncu eğitimi olmamasına rağmen kendini çabuk geliştirdi. Burada azminin ve hırsının önemi büyük olsa gerek. Bir de bayan partneri Feriha rolündeki Hazal Kaya’nın bu işin kariyerini yapmış olması, Çağatay için büyük şanstı. Hazal’dan destek görmesi, uyumlu bir çift olmalarını sağladı. Kendine güven geldi. Dizinin 13.ü bölümünde kendi sesini kullanmaya başladı.

Haziran 2011 de dizi sezon finalini yapmış, Çağatay ünlü, beğenilen bir oyuncu olmuştu. Menajeri Selin Boronkay gibi tecrübeli biri olması Çağatay’ın önünü açtı. 2011 Temmuz’unda “Anadolu Kartalları” filminde başrol kaptı. Havacı genç Ahmet Onur üsteğmen rolüyle başarı kazandı. Film sinema dalında küçümsenmeyecek gişe rekorları kırdı.

Adını Feriha Koydum  dizisinin 2012 2.senesinde, Emir karakterindeki başarısıyla, Çağatay Ulusoy fenomen oldu. Çekimlerdeki setlere girip çıkmada genç kızların yoğun ilgisi nedeniyle zorluk çekiyordu. Zaman zaman özel koruma tutmak zorunda kaldılar.

Kış aylarında Haziran’da dizinin final yapacağı oyuncular arasında konuşulmaya başladı. Yapımcı firma da sessiz kaldı. Haziran başı Yapımcı reytinglere bakarak dizinin sezon finali yapmayacağını, Eylül 2012 de 3.sezon devam edeceği açıklamasını yaptı. Hazal Kaya’da başka bir dizi için el sıkıştığından 3.sezon olmayacak. Bu konuda  partnersiz kalan Çağatay Ulusoy’dan hiç ses çıkmadı. Şüphesiz Çağatay’ın başarısında Hazal’ın payı çok büyük. Önümüzdeki sezon dizi devamı nasıl olacağı yapımcıların elinde…

Çağatay Ulusoy uzun maraton koşusunu 3.sezonda davam ettirecektir. Ancak arkasındaki izleyici desteği çok mühim.

Bu da olacak gibi gözüküyor… Yolun açık olsun Çağatay.

Saygılar, sevgiler

Abdurrahman Balcılar

 

 

Can ile doğa yürüyüşü.

14 Ocak ’13

Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Can ile doğa yürüyüşü.

Doğayı hepimiz severiz. Doğa bizi kucağına alan, barındıran, dertlerini unutturan, ana kucağı gibidir. Güneşin ilk işıkları doğmadan yola çıkarsanız, insanın içini ürperten serinliğini bedeninizde hissedersiniz. Kekik kokan  çiğli havayı, derin derin ciğerlerinize çeker, kuş sesleri arasında yolunuza devam edersiniz. Kartal dağına doğru giden patika yolun her iki yanı asırlık çam ağaçlarıyla kaplıdır. Hafif esen rüzgarın etkisiyle hışıltılı ses çıkaran çam iğne yaprakları yeşilin en karasıdır. Yol kenarında sabah karnını doyurmaya çıkan kablumbağa, ayak seslerinizi duyunca başını kabuğuna sokar, öylece geçmenizi bekler.

Tabiatla başbaşasınızdır. Doğanın sesinden başka ses yoktur. Şehir trafiği, araba sesi, korna gürültüsünden uzak. Beden sağlığınız yerindeyse, ruh sağlığınız da buna göre şekillenir. İçinize huzur dolar. Yol kenarındaki ulu çınar ağacının altındaki çeşmeden bir bardak su içerseniz keyfinize diyecek yoktur.

İşte böyle birgün de yapıyorum sabah doğa yörüyüşümü… Evladım kadar sevdiğim can dostum köpeğim yanımda yürüyor. Benden daha huzurlu, daha keyifli. Adı can. 6 yıldır benimle. Cinsi Golden Retriever. Tam bir insan dostu. İnanılmaz akıllı. Hisli, gözümün içene bakar, hüzünlüysen benimle hüznü, keyifliysen, o da neşeyi yaşar.

Kah önümden 10 mt. ileride, bazan arkamda kalır. Biraz gün doğuma kalırsan, solunumu artar. Uzun tüylü olması nedeniyle, içi  yanar. Önümüze gelen çeşmenin aharına ön ayaklarını, sokar. Başlar lak lak su içmeye. Eğer serinlemediyse, çeşmenin aharına 4 ayağıyla girer. 5 dakika serinlemeği bekler. Sonra hızla sıçrar çıkar sudan. Dört ayanının üstüne sağlam basarak, hızla silkinir, sularını atar..

Ben onu seyrederken keyfime diyecek yoktur. Islanmamış başını iki elimin arasına alır, mıncıklar mıncıklarım.

İşte yaşamak, işte hayat budur.

 

Adını Feriha Koydum rotası nereye..

14 Ocak ’13

Kategori
TV Programları
Adını Feriha Koydum rotası nereye..

 

Adını Feriha koydum  dizisinin rotasını nereye çevirdiğini anlamış değilim. Saçmasapan bir  sezon finaliyle 67.bölümde sezonu kapattılar. Gerçekten Feriha öldümü onu da tam anlamış değiliz. Hazal döner umuduyla açık kapı bırakmışlar. Şayet Hazal Kaya’yı birileri ikna ederek döndürürse ne ala.

Feriha’yı hastaneye kaldırılar iyileşir, oradan devam eder. Büyük çoğunluk izleyicinin arzusu da budur.

Geleceği işlemek, yeni karekterler katmak daha kolaydır. Emir ve Feriha mutlu hayatlarını o tertemiz aşklarını izlemek izleyiciyi ziyadesiyle mutlu edecek, reytinglerine reyting katacaktır.

Ya tersi geçmişi, o geçen 3 yıla Emir ve Ece ile sergilemek, dizinin sonu olacaktır. İzleyicilerin büyük çoğunluğu, Feriha’yı Ece’nin vurduğunu tahmin ediyor. Dolayısıyla Ece’den nefret ederek diziden kopacaklardır. Yeni yıldızı parlayan Çağatay Ulusoy’un da sonu olacaktır. Geçmiş bölümlerde o tertmiz aşklarına, birbirlerine verilen sözlerle perçinlediler. Lafın kısacası geçmiş 3 yılı seyirciye sunmak yanlış olur diyorum.

Yapımcıya önerim. Şayet Hazal dönmez ise, yeni bir Feriha bulup onunla devam etsinler. İzleyici onları görüntüleri kadar, karekterleri, duyğularıyla tanıyor. Seyirci 2-3 bölümde yeni yüzüyle Feriha’yı benimser. 25 bölümde, Emir’ın babasını oynayan oyuncu değişti. Çabuk alıştık yenisini. Bu diziyi götüren Çağatay Ulusoy olduğunu herkes biliyor. Bunu ister tipi deyin, ister güzel yüzü, gülüşü deyin bu bir gerçek. Ama sadece Çağatay’la gitmez, partneri Feriha karekteri mutlaka olmalı. Olmayacaksa bu dizinin adı da, değişmeli.

Hemen yeni bir Feriha bulunmalı, biraz tip olarak havası olsun yeter. İzleyici desteği arkalarında olacaktır.

Tersini düşünemiyorum. Çağatay Ulusoy’un parlayan yıldızını söndürmek olur.

Abdurrahman Balcılar