Kategori arşivi: Köpek Bakımı

Köpek psikolojisi / Can ile sabah sporu!

100_5097

Can” isimli Golden Retrıever cinsi bir kepeğim var. Arada bir onunla ilgili yazılar yazdım. Can 9 yaşında, yavruluğundan beri benimle beraberdir. Geçen hafta değerli yazarlarımızdan Kerim Korkut’un “Hayvanlar da bizim gibi sıkılırlar mı acaba?” bir blok yazısını okudum. Evet, hemcinslerinden ayrı tek olarak evde yaşayan köpekler sıkılırlar. Sahibinden ilgi bekler, dolaşmak isterler. Her köpek besleyen köpek psikolojinden anlamak yada öğrenmek zorundadır.

Bu durumu bildiğim için sabah yürüyüşlerini birlikte çıkar, sporu birlikte yapmış oluruz. Köyde emekliliğimi yaşadığım evin balkonunda kalır Can. Sabah uyandığımı hissettiği anda başlar havlamaya… Haydi yürüyüşe çıkalım diyerek. Bazen gidiş-geliş 4 km.lik doğada bir yol yürüyüşüne çıkarız. Bazen de köy okulunun bahçesindeki halı sahaya gideriz. Halı sahada topu ile oynamayı çok sever.

Bu sabah da erken saatte gene okulun bahçesine birlikte gittik. Önce onun plastik topunu atarak getirmesini isterim.

100_5096

Topun peşinden koşar, topu bana getirir. Önce ağzından bırakmak istemez.

100_5100

Küçük ödül mamaları var. Bu sabah yanıma almamışım. Topu tekrar atmam için bana vermek istemez.

100_5101

Önünden çabucak alır, getirmesi için tekrar atarım.

100_5087

Sonra yorulur gelir önüme yatar.

100_5098

Onunla biraz oynaşırız. Onu okşar, mıncıklarım.

100_5099

Ben de halı sahada 8-10 tur atarım. Can da saha kenarında oturup, beni bekler.

100_5103

Daha sonra okulun arka bahçesindeki jimnastik aletleri gider, 15 dakika değişik aletlerde spor yaparım. Can da o sırada kenara otur, beni seyreder. İlk defa bu aletlere bindiğimde çok tedirgin olmuştu. Havlar, üstüme sıçrar, inmemi isterdi. Şimdi alıştı oturur beni bekler.

100_5105

Can fotoğraf çekemediğine göre, aletlerde kendimi görüntüleyemedim. Sabahın 7’sinde kimse olmadığı için resim çektiremedim. İşte böyle sevgili okurlar. Can ile sabah sporumuz. Daha sonra Can da, ben de yorgun bir şekilde köy sokaklarından geçerek, eve döneriz. Can arkamdan yorgun bir şekilde gelir.

100_5106

Eve dönünce Can bol bol su içer, sonra da mamasını veririm, onu afiyetle yer. Daha sonra Can yatar, keyfine bakar. Ben de duşumu alır, kahvaltıya geçerim.

Şayet siz de bir köpeğe sahipseniz, onunla birlikte yaşıyorsanız, onun psikolojisini, gezmelerini, aşılarını her şeyini dikkat etmeniz lazım. Köpeklerle ilgili geniş bilgi için, İ.Ü.Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları ve Psikoloji Uzmanı Prof.Dr.Tamer Dodurka’nın kitaplarını tavsiye ederim.

Golden Retrıver cinsi, çocuklu evlerde beslenen en uysal hayvandır. Asla saldırgan değillerdir. Gösterilen sevgiyi anında karşılık verirler. Golden ırkı için, “Hırsıza terlik veren köpek” denir. Bütün köpeklerde dikkat edilmesi gereken husus, uyurken ani olarak dokunmamak, hele sevdiği bir yemeği yerken önünden almaya çalışmamak. O zam her köpek ısırabilir.

Unutmayalım ki, köpekler insanların en büyük dostudur. Onların da bir canlı ve varlık olduklarını bilelim.

Saygılar ve sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: blog.milliyet.com.tr/cansever

Blog: balcilarblog.com

 

Not: Fotoğraflar amatör makinem ile tarafımdan çekilmiştir.

 

Köpek sevgisi ve Sadakatin sembolü olan köpek hikâyesi,

01 Ekim ’13

Kategori
Köpek Eğitimi
Köpek sevgisi ve Sadakatin sembolü olan köpek hikâyesi,

Benim Golden Retriever cinsi bir köpeğim var. Adı “Can”, erkek, yedi yıldır benimle beraber. “Cansever” lakabını kullanmamdan, benim köpek sever olduğumu anlamışsınızdır. Aramızda tahmin edemeyeceğiniz kadar bir bağ var. Ben onu sevdiğimden daha fazla o beni seviyor. Ne yapmak, ne demek istediğimi bakışlarımdan anlar. Çatıdan düştüğümde yanımdan ayrılmayıp, havlamalarıyla hayatımı kurtarmıştı. 13 Ocak 2013 Tarihli “Dostum Can” adlı blog yazımda anlatmıştım.

Dört ay önce hastalanmıştı. Baygın yatıyordu, hiçbir tepki vermiyordu. Gece saat 04.00 de kalmıştım. Kendini bilmez haldeydi. Seslendim, okşadım, tepki alamadım. Kendimi tutamadım, ağlamaya başladım. Ağlama sesimi duyunca kuyruğunu iki defa yere vurdu. “Üzülme iyiyim” demek istemişti. Sabah da Adnan Menderes Üniversitesi, Hayvan Hastanesine götürdüm. Ölümden döndü. Şimdilerde iyi, sabahları beraber doğa yürüyüşlerimizi devam ediyoruz.

Bugün internette dolaşırken aşağıda nakledeceğim bir köpeğin sadakati ile ilgili yazıyı okudum. Bilmiyorum, içimdeki hayvan sevgisinden mi olacak gözyaşlarımı tutamadım. Herkesin okumasını düşündüğümden naklediyorum.

Sadakatin sembolü olan köpek,

Tokyo Üniversitesi’nin ziraat fakültesinde görevli olan Profesör Hidesaburo Ueno, 1924 yılında Haçiko isimli bir köpeğe bakmaya başladı. Akita cinsi kızıl kahverengi köpek ile sahibi arasında kısa sürede kuvvetli bir bağ oluştu. Haçiko her sabah işe giden sahibine yakınlardaki Şibuya tren istasyonuna kadar eşlik etti ve sonra eve geri döndü. Sonra bir gün Ueno onu evine geri getiren trenden indiğinde karşısında Haçiko’yu gördü. Köpek sahibinin trenden ineceği saati hesaplamış ve onu karşılamak için Şibuya istasyonuna gitmişti. Bu hoş sürpriz daha sonra ikilinin geleneği haline geldi ve her gün iş çıkışı Ueno’yla Haçiko istasyondan evlerine beraber döndüler. Bir gün, 1925’in Mayıs ayında Haçiko her gün yaptığı gibi sahibini beklemeye başladı. Saatlerce istasyonun çıkışında bekledi, ama kimse gelmedi. Ertesi gün de oradan ayrılmadı. Ve onu takip eden gün de… Haçiko’nun bilmediği bir şey vardı, o da en yakın dostu üniversitede geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmişti. Haçiko yine de beklemeye devam etti, belki gelir diye. Takip eden dokuz yıl boyunca Haçiko, Şibuya istasyonundan ayrılmadı. İlk başlarda insanlar, özellikle istasyonun çalışanları yalnız köpeğe çok arkadaşça yaklaşmadılar; ama hakkında Ueno’nun öğrencilerinden biri tarafından yazılan makale gazetede yayımlanınca Haçiko ülke çapında üne kavuştu. Artık insanlar Haçiko’nun bekleyişini kolaylaştırmak için ona yemek getirmeye başlamıştı. Bu gelenek yıllar boyu, tam da Ueno’nun dönüş treninin istasyona yanaştığı saatte devam etti. Haçiko’nun efsanevi bağlılığı ülke çapında sadakatin sembolü haline geldi.

ÖLDÜĞÜNDE SAYGI DURUŞUNA GEÇTİLER

Nisan 1934’de Şibuya istasyonunun girişine Haçiko’nun bronz heykeli konuldu. Henüz hayatını kaybetmemiş olan yaşlı ve yorgun köpek açılışta hazır bulundu. Kısa bir süre sonra 8 Mayıs 1935 günü Haçiko hayatını kaybetti, ölü bedeni Şibuya’da bir sokakta bulundu. Haçiko’nun vücudu korunup Japon Ulusal Bilim Müzesi’nde sergilendi ve anısına Aoyama mezarlığında bir anıt dikildi. Öldüğünde kendisini bulanlar onun için saygı duruşunda bulundu. 2011’in Mart ayında bilim insanları Haçiko’nun ölüm nedeninin kanser ve iç organlarını sarmış kurtlar olduğunu saptadı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, savaşa kaynak sağlamak için geri dönüşüme gönderilen heykel 1948 yılında orijinal heykelin tasarımcısının oğlu tarafından yeniden yapıldı ve halen istasyonun çıkışında tüm heybetiyle durmakta. O kapının ismi ise bugün “Haçiko Çıkışı” olarak anılmakta. Her yıl 8 Nisan’da Şibuya İstasyonu’nda onu anmak için toplanan çok sayıda insan Haçiko’ya saygılarını sunuyor. Sadakat sembolü köpeğin hikayesini anlatan birçok film çekilmiş ve kitap yazılmış. Bunlardan en ünlüsü 2009 yılında çekilen ve başrolünü Amerikalı film yıldızı Richard Gere’in üstlendiği ‘Hachi: Bir Köpeğin Hikayesi’

Lütfen herkesin okumasını tavsiye eder misiniz!

Not: Bu yazı, 27 Şubat 2013’ de Aksam.com.tr. de yayınlanmış, oradan alınmıştır.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Mail : ab.balcilar@hotmail.com

Blog: milliyet.com.tr/cansever

 

Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi’de dostum Can iyileşti.

20 Haziran ’13

Kategori
Köpek Bakımı
Adnan Menderes Üniversitesi, Veterinerlik Fakültesi Hayvan Hastanesi'de dostum Can iyileşti.

Geçtiğimiz 19 mayıs 2013 de köpeğim dostum can hastalanmış Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Hayvan hastanesine götürmüştüm. Pazar olması nedeniyle hastane kapalıydı. Bu konuyla ilgili bir blok yazısı yazmıştım. (Hayvanlar Pazar günleri hastalanamazlar mı?) Serzenişte bulunmuş, niye acilde nöbetçi bir veteriner hekim yok diye.

Bugün Fakülte sekreteri Murat Durmaz’ dan aldığım bilgiye göre ilgili Bakanlıktan hastanesinin ruhsat alma aşamasında olduğu, takribi  1- 1,5 ay içinde açılacağı haberini verdi. Hayvan Hastanesi 24 saat hizmet verecek acilde bir nöbetçi veteriner bulundurulacağını bildirdi. Hayvan severler ve kendi adıma çok sevindim.

Gelelim dostum Can’ın hastalığına. 20 Mayısta hastaneye tekrar getirdim. Gerekli kan tahlilleri ve muayeneler yapıldı. Serum verildi. Köpeğim Kene ısırmasından oluşabilen (Ehrlichiasis) teşhisi kondu.Kan bağışıklık sistemini yok eden bir hastalıkmış. Köpek yemeden içmeden kesildi, kendini kaybetmiş baygın bir haldeydi. Yaşam ihtimali % 50 denildi. Çok üzüldüm.

Sağ olsunlar, başta Prof.Dr.Hüseyin Voyvoda, Araştırma Görevlileri Ceren Diler, Mehmet Gültekin ve Emek Tuna’ ya, ilgi ve alalarından dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ererim. Uygulama ve araştırma hastanesi olması nedeniyle Hoca Sayın Prof. Voyvoda son sınıf 20 stajyer öğrencisine tahlil sonuçları üzerine açıklamalı ders verdi. Bu sırada masada köpeğim Can baygın yatıyor serum veriliyordu.

Edindiğim bilgiye göre bu kene, kan yapan hücrelerin yapını ve üretimini bozarak anemiye yani kansızlığa sebep oluyor. Bunun dışında etkenin en önemli özelliklerinden biri ise kanın pıhtılaşma mekanizmasında rol oynayan trombositerin içine girer ve yapısını bozarmış. Vücudun savunma mekanizması hücrelerinden olan lökositlerin sayısında azalma olur ve anemiye yani kansızlığa neden olurmuş.

Dört hafta götürdüm kan tahlilleri yapıldı. Antibiyotik ve ilaç tedavisiyle iyiye gittiği saptandı.

Şimdi tam bir ay oldu. Köpeğim can iyi.

Üniversitelerin bu gibi uygulama hastanesi olması çok iyi. Hem yeni Veteriner çıkacak, öğrenciler deneyim sahibi oluyorlar. Diğer taraftan hayvanlar geniş tedavi imkanlarından istifade ediyor. Hayvan sahipleri de mutlu oluyorlar.

Tekrar ilgililere teşekkür eder, (İnsanlar için söylenir ama), Allah ne düşürsün ne de doktorların eksikliğini göstersin.

Saygılar, sevgiler.

Abdurrahman Balcılar

Twitter: abdurrahman balcılar@abbalcilar

Face : ab.balcilar@hotmail.com

Blok: milliyet.com.tr/cansever